Kardeş Kıbrıs Halkı ve Çocuklarının Kıbrıs adasında yıllardır Rum ve Yunan ikilisinden çektiği acı ve ızdırapları anlatmak ve Türk askerinin kardeş Kıbrıs halkı ve çocuklarına yaptığı yardımları yeni nesillere açıklamak amacıyla yazılmıştır. Kıbrıs Barış Harekatı öncesi Kıbrıs halkı bir neşe, bir güleryüz alâmeti gösteremiyorlardı. Nasıl gösterebilirlerdi? Aslında fakir kimseler,
üzerlerinden Rum –Yunan ikilisinin baskı ve silindiri geçmiş, maddî, manevî varlıklarını ezmiş elem ve kederin acı pençesinde kıvranıyorlardı. Fakat bu hâl çok devam etmedi. Kıbrıs Barış Harekatı onların yanık yüreklerini serinletiyor, artık gamlı yüz ve gözlerinde sevinç ve şükran ifadeleri okunuyordu. Türk askeri; Kıbrıs Barış Harekatında hiç yenilmeden Atatürk’ün gençleri olarak ardı ardına çok başarılı muharebeler vermiş ve zaferden zafere ulaşmıştır.

Dr. Ali DENİZLİ

 

 

 

KIBRIS BARIŞ HAREKATI

(20 TEMMUZ 1974)

KIBRIS’I ELE GEÇİREN ÜSTÜN BİRLİKLER KIBRIS’TA KAHRAMANLAR KAHRAMANI OLAĞANÜSTÜ ASKERLER

Sayın Cumhurbaşkanı Rauf R. DENKTAŞ Tüm Türkler’e Şöyle Seslenmektedir; Lefkoşa, 19 Aralık 2000

“Haklı Kıbrıs davamızın dünyaya anlatılması ve gelecek nesillere doğru bilgilerin ve gerçeklerin aktarılması çerçevesinde, Kıbrıs konusunda yazılacak her satıra, söylenecek her söze, yayınlanacak her yayına ihtiyacımız vardır.

Kıbrıs gerçeğinin özünde bir insanlık dramı; bir hukuk ve adalet katliamı yatmaktadır. Kıbrıs davasında yapılan her yayın çalıştığımız binaya konan bir tuğladır. Bu önemli bir işçiliktir. Sonuçta görülecektir ki, hep birlikte harcını, tuğlasını koyarak nihayetine ulaştıracağımız bu bina, bir özgürlük abidesi olarak ileriki nesillere aktarılacaktır.”

Türk askeri Kıbrıs Barış Harekatında kahramanlıkla şefkati birlikte kucaklamışlar, her ikisini de birleştirmesini bilmişlerdir.Bu kitapta gerçekleri yazarak, gelecek nesillere olayları, nedenlerini ve sonuçlarını doğru bir şekilde nakletmek en önemli vatan borcudur. Ayrıca; Kıbrıs Barış Harekatını ve Onu yaratan kahramanları gelecek nesillere aktarmak, tarihi gerçekleri yansıtmak için hazırlanan bu kitap , büyük Türk Milletine ve onun Kahraman Ordusunun gelecekteki komutanlarına karşı vicdani bir görev kabul edilmiştir. Bu amaçla, Bolu Komd Tugayı, 1 nci Komando Taburu, 3 ncü Bölük Komutanı olan Şehit Ütğm. Oğuz Yener gibi ağır yaralanıp, karnı parçalanmış olduğu halde, bölüğünün taarruzunu durdurmamak ve taarruz ruhunu aksatmamak için, Senthilerion Kalesi güneyindeki Atak Tepedeki Mücahitleri barbarca katleden 33 ncü Yunan Komando Taburunu imha edinceye kadar sessiz kalarak bekleyen, sabahta kan kaybından kahramanca şehit olan subayımız gibi, kitapta isimleri yazılı subay, astsubay ve erlerimizin aziz anısını yaşatmak ve Türk subay, astsubay ve erlerin birçok kahramanlık örneğinin, gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacını gerçekleştiriyorum.

Bu eserde kahramanlarımıza layık oldukları değeri verebilmek, milli eğitimimize milli kültürümüze kaynak olacak konuları kanıtlamak esası yanında, başkalarının bizi nasıl incelediğini, kahramanlıklarımızı ders konusu yaptığını göstermek amacı esas alınmıştır. Kıbrıs’ta Rumların, adadaki Türkleri ortadan kaldırmak veya en azından bir nevi tutsak bir toplum haline getirmek için giriştikleri barbarca saldırıları Kıbrıs Barış Harekatı ile önleyen Türk Ordusunun kahramanlığı dünya kamuoyuna tam anlatılamamıştır.

K.K.T.C. Devleti tarihi’nin esas belgelerinden biri niteliğinde olan şehit ve gazilerimizin belge ve anıları, her Türk’ün, kuşakdan kuşağa anlatacakları inancı ile Türk tarihine sunmakla, milli bir görev yaptığıma inanıyorum. Ben bu kitabı; Kıbrıs Milli Mücadelesini yaratanların unutulmaz destanlarını, efsane halinde elden ele dilden dile dolaşması ama tarihin karanlıklarında kaybolmaması, gelecek kuşaklara, tarih yapan kahramanların ismen aktarılması ve Türk gençliğinin milli duygularının beslenmesine katkısı olması için yazdım ve yayımlıyorum.

Tümgeneral Bedreddin Demirel Şöyle Demektedir; “Savaş alanında bir günlük ciddi bir çarpışma, barıştaki uzun yılların hizmet ve tecrübesine denk gelmektedir. 22 temmuz 1974 günü Bora
Özel Görev Kuvveti’nin yaptığı savaşta, subaylarımızın bir günde saçlarının apak olmasına şaşmamak gerekir.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)

Zira başarımız bir avuç kahraman subayımızın fedakârlığı sayesinde kazanılmıştır.
“GAYEMİZ BU BİR AVUÇ KAHRAMANI İSİM OLARAK ANLATMAK GELECEK NESİLLERDE KAHRAMAN OLACAKLARIN FEYZ ALACAĞI ÖRNEKLERİ GÖSTERMEKTİR.”

Artık Meçhul Askerler ismen bilinmeli anıtları yapılarak isimleri, okul, cadde, sokak ve önemli tesislere verilmelidir ki sonsuza dek yaşasınlar ve unutulmasınlar.

TMT Teşkilatında Yıllarca Görev Yapan E.Alb. İsmail Tansu Şöyle Anlatmaktadır. “01 Ağustos 1958’de kurulan TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI bu güne değin kitlelere ve özellikle gençlere yeterince anlatılmadı. Yapılmış olan bu onurlu mücadele, Kıbrıs Türk’ünün Ana vatanıyla birlikte yürüttüğü ve başarıya ulaştırdığı bir savaştır.

O nedenle aradan geçen 40 yılda, Türk Mukavemet Teşkilatı yeterince anlatılamayınca meydanı boş bulanlar, kulaktan duyma bilgilerle anlatımlarda bulunuyorlar. Bu tür bilgilerle yapılan anlatımlar sonucu ise yozlaşma kendiliğinden oluşuyor. Türk Mukavemet Teşkilatı ‘nın kamuoyuna doğru bilgilere dayanılarak anlatılması için görev ve sorumluluk alanları da görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Zaman su gibi akıp gidiyor. Yarın geç olabilir.” Demektedir.

Kıbrıs Barış Harekâtında, Kıbrıs Türkünün hürriyeti, Türkiye’nin Uluslararası hak ve menfaatleri için ve büyük Türk Milletinin itibarı uğruna canlarını veren aziz şehitlerimizi rahmet, kahraman gazilerimizi minnet ve şükran duygularımla anıyor, kitabımı aziz hatıralarına ithaf ediyorum.

Yunan ve Rum askerlerinin yıllarca dağları oyarak hazırladığı beton mevzilere ve üzerine yağan yağmur gibi havan top ve uçaksavar mermilerine rağmen , Türk askeri düşmana doğru ilerlemiş ve göğsünü kendinden ilk gün on kat fazla düşmana siper etmiş, ona tarihte unutamayacağı büyük dersi vermiştir.

HAREKATA KATILMIŞ BAZI GAZİLERİMİZ SADECE KENDİ BÖLGESİNDEKİ TOZPEMBE ARAZİYİ GÖRÜP, SAVAŞIN CEHENNEM GİBİ YANAN KISMI İLE YANINA DÜŞEN RUM TOP VE HAVAN MERMİLERİ İLE PARÇALANAN KAHRAMAN ASKERLERİMİZİ GÖRMEDEN, RUM VE YUNAN’IN UÇAĞI YOKTU DİYEREK DÜŞMANI KÜÇÜMSEMEKTE VE BİRLİKLERİMİZİN CANLARI KANLARI PAHASINA ELDE ETTİĞİ ZAFERİ TAM DEĞERLENDİREMEMEKTEDİR.

Oysaki Rum Yunan ikilisi yıllarca beton mevziler yapmış , içerisine tonlarca cephane stoklamıştır. Yunan Alayı dediğimiz Alay, Tümen gücünde olup arkasında 3 topçu taburu 54 namlu ve 106 mmlik ağır havanlar ve 12.7 mm.lik uçaksavarları insanlara kullanarak, adayı cehenneme çevirmiş , ne varsa bombalamakta ve yakmaktadır.

PARAŞÜTÇÜLER İMİZ YANAN BİR CEHENNEME ATLAMIŞLAR. KOMANDOLARIMIZ YANGIN MERMİLERİ İLE YAKILAN BEŞPARMAK DAĞLARINDAKİ ORMANLARDA RUM VE YUNAN TAHKİMLİ BETON MEVZİLERİNİ CANLARINI VEREREK DÜŞÜRMÜŞLERDİR.

Ordumuzun zaferi, yüce milletimizin şan ve şerefini kısa zamanda gerçekleştirilmesi sağlayan kahramanlar kahramanı subay, astsubay, erlerimizi detaylı anlatan bu eser, diğer nesillere kaynak
olacak, Gençlerimizin de, bu anılardan alacakları gıda ile beslenerek gelecekte yeni kahramanlıklar yaratacaklardır. Emekli Kurmay Albay Ali Denizli 25 sene boyunca, Kıbrıs Barış Harekatı Kahramanlarının anılarını da derleyerek, gelecek kuşaklara aktarmak gayretini sürdürürken, askeri tarih hazinemizi derinlikleriyle işlemek, yazılı hâle getirmeği bu eserde göz önünde bulundurmuştur. Konunun bu kadar geniş olmasının sebebi, Kıbrıs Barış Harekatı tüm yönlerinin bir bütün olarak anlaşılması ihtiyacındandır. Zira, bir savaşı etkileyen, coğrafî, jeopolitik, siyasî ve kültürel ortamların ortaya konması konuya açıklık getirecektir.

Ayrıca eklenen krokilerle, dokümanın askerî inceleme konusu olması da sağlanmış, her konudaki araştırmacıya hitap edecek tarzda yerli ve yabancı birçok kaynak taranarak ve o günleri yaşayan, şu anda hayatta olan Kıbrıs Barış Harekatı Gazileri ile görüşülerek hazırlanan bu eser ,Emekli Kurmay Albay Ali Denizli tarafından bilim âleminin yararına sunulmuştur.

Kıbrıs Barış Harekatının Kolordu, Tümen ve Alay Komutanlarından birçoğunu kaçırdım. Nur içinde Yatsınlar. Onlara ait Sözlü bir tarih yapıp video kayda alamadım. Harp Tarimiz ve Akademilerimiz dahi yapmadı. Kore Harbi ile yine de az da olsa ben, yapabildiğim kadar yaptım, şimdi Kıbrıs’ta sıra.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI İLE İLGİLİ SAVAŞI YAPAN SUBAY
ASTSUBAY VE ASKERLERİMİZ VE MÜCAHİTLERİMİZ DEN BİRİNCİ DERECEDE KAHRAMANLARDAN BULA-BİLDİKLERİMLE GÖRÜŞTÜM, SADECE BU KAHRAMANLAR DEĞİL KALANLARININ DA BİLGİ VE BELGELERİNİ ALDIKÇA KİTAPLAŞTIRMAYA ÇALIŞACAĞIM.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)

 

Mücahit Yaman Tabur Komutanı Yzb.Mecit Mehmet (Mehmet Biran) Şöyle Demektedir; “Aradan 40 yıl geçtikten sonra bu anı ve hatıraların istenmesi çok geç kalınmış bir girişim olarak düşünülse de yine de çok önemli bir atılımdır.

BANA KIBRIS BARIŞ HAREKATI İLE İLGİLİ ANI RESİM BELGELERİNİ VEREN VE ANLATAN AŞAĞIDA İSİMLERİ YAZILI KIBRIS KAHRAMANLARINA ŞÜKRANLARIMI ARZ ERDERİM, TARİH ONLARI ASLA UNUTMAYACAKTIR

E.Korg. Muzaffer Sever (6 ncı Kolordu İsth. Ş.Md.)
E. Tümg. Zeki Doğdu (Bolu Komd Tug. 3 ncü Komd Tb. K.)
E. Tümg Hasan Cemil Erdem (Nevşehir Jandarma Komd . Tb. K.)
E. Tümg. Cumhur Evcil (Kayseri Hv.İnd.Tug. İsth. Ş.Md )
E. Tuğg. Cemal Eruç (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.)
E. Kurmay Alb. Şinasi Can (61 nci Piyade Alay Komutanı )
E. Dz.Gv. Alb.İ.Neşet ikiz (Amfibi Alay Komutanı)
E. P. Alb. Gültegin Alpagun (KTBK Alayı Komutan Yrd.)
E. Top. Alb. Mehmet Biran (Yaman Tabur K- Senthilerion Kalesi)
E. P. Alb. Saldıray Hakgüder (TMT Meriç Köyü Tb.K.)
E. P. Alb. Yüksel Ötüş( Kayseri Hv.İnd.Tug. 3 ncü Tb. Kh. Bl.K.)
E. P. Alb. Orhan Ceylan (Kayseri Hv. İnd.Tug. 3 ncü Tb.2 nci Bl.K)
E. P. Alb. Mustafa Başel (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Tb. 3 ncü Bl.K)
E.J. Alb. Veysel Gani (Nevşehir Jandarma Komd . Tb. 2 nci Bl.K.)
E. P. Alb. Cahit Koparır (Bolu Komd Tugayı 1 nci Tb. 3 nci Bl.K.)
E. P. Alb. M.Şükrü Tandoğan (14 ncü A. 1 nci Tb. 2 nci. Bl. K.)
E. P. Alb. Ertan Demirbaş (Kayseri Hv.İnd.Tug. 1 nci Tb.)
E. J.Yb. Halis Deveci (Nevşehir Jan. Komd. Tb. 2 nci Bl.K. V.)
E. P. Bnb. Haluk Üstügen (Bolu Komd Tug. 1 nci Tb. 2 nci Bl.K.)
E.P.Bnb.Mete Ebinç (Kayseri Hv.İnd.Tug. 3 ncü Tb. Hrk İsth.Ş.Md.)
E. P. Alb. Mustafa Kaya (Hv. İnd.Tug. 3 ncü Komd Tb. 2 nci Bl Tk..K).

Görüştüğümüz kahraman subaylarımızdan birkaçının yazdığı aşağıda isimleri yazılı kitapların her satırı dikkatle incenmiş kaynak gösterilerek, resim, belge ve yazıları alınarak Türk tarihine kazandırılmıştır.

GÖNÜL İSTER Kİ HER KAHRAMAN BİR KİTAP YAZIP BIRAKSIN…

Muzaffer Sever, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Bitmeyen Gece, İstanbul 2010. İ. Neşet İkiz, Bir Ada Bir Dava Bir Savaş, İstanbul 2007. Oğuz, Kalelioğlu, Kıbrıs Barış Harekatı ve Gazimagosa Savunması, Ankara, 2011. Kendi şahsi imkanlarımla, hiçbir kurum ve kuruluşun maddi desteği olmadan derlediğim bu kıymetli tarihi eseri; vefakar eşim Nesrin Denizli’ye, kızlarım, Uz. Dr.Alev, Işıl, Şule’ye, oğlum olan Opr. Dr.Engin Eceviz ve Barış Can ile canım torunum Ela Eceviz’e ithaf ediyorum.

Şehitlerimizi şükranla, malûl gazilerimizi minnetle ve savaşı sonuna kadar sürdüren gazilerimizle fedakâr ailelerini saygıyla ne kadar ansak azdır. Kendi şahsi imkanlarımla, az sayıda gaziye ulaşarak derlediğim bu kıymetli tarihi eserin yazılmasında katkılarından dolayı,

TÜM KIBRIS ŞEHİT VE GAZİLERİ İLE AİLELERİNE,

Kitabın yazılmasında tüm desteğini esirgemeyen her gaziye canı gönülden teşekkür ederim.

KAHRAMAN GAZİ VE ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)

SUNUŞ

Kıbrıs Barış Harekatı’’na, 91 yıllık genç Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz aşırı bir savaş ortamında ilk imtihanıdır. Türk Ordusu, bu savaşta; dünyanın gözü önünde kahramanlık, fedakarlık ve cesaret örneği sergileyerek, icra ettiği 1 nci ve 2 nci Kıbrıs Barış Harekatında ki tüm muharebelerden zaferle çıkmayı başarmıştır.

“ANLATILAN SAVAŞ UNUTULMAZ.”

E.Kurmay Albay Ali DENİZLİ, bıkmadan usanmadan, özverili çalışmaları ile Kıbrıs Barış Harekatı hakkında bilgi toplamakta ve derlediği bu bilgileri kitap halinde yayınlamaktadır.

Ali DENİZLİ, Türkiye’yi dolaşıp; Kıbrıs Barış Harekatı’nın kahraman gazileri ile mülakat yaparak elde ettiği savaş anılarını ve muharebelere ilişkin bilgileri günümüze yansıtmaktadır.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)

GİRİŞ

Kıbrıs Barış Harekatı; Türk ordusunun eşsiz kahramanlığını, üstün muharebe gücünü, Türk Subayının ve Astsubayının sevk idare kudretini ve fedakârlığını, Mehmetçiğin eşsiz savaşma azmini yansıttığı gibi, Kıbrıs Türkü’nün Hürriyet aşkını ve bağrından çıkardığı mücahidinin kahramanlığını da bütün dünyaya ispat etmesi yönünden ayrı bir önem taşımaktadır.

Eğer anavatan Türkiye, kendisi için stratejik ve jeopolitik bir önem taşıyan ve bir nevi nefes borusu durumunda olan Kıbrıs’ta Türklere karşı girişilen saldırıları önlemek ve anayasal düzeni yeniden
kurmak için Garanti Antlaşması’nın kendisine verdiği yetkiye dayanarak müdahale etmemiş olsa idi, Kıbrıs adasında Türk kalmayacaktı. Başpiskopos Makarios’un 1964 Ağustos’unda söylediği sözler bu gerçeği ispatlamaktadır; “Eğer Türkiye, Kıbrıslı Türkleri kurtarmak için adaya gelecek olursa, Kıbrıs’ta kurtaracak Türk bulamayacaktır.” demektedir. Kıbrıs davası, bir Türk-Yunan davasıdır. Yunanlıların milli hedeflerinde, “Megali İdea”larında, ilk günlerden beri hiç değişmeyen “Enosis ve yalnız Enosis” hedefleri vardır.

Bu dava, bizim milli güvenliğimizin ve yaşamsal çıkarlarımızın bir parçasıdır. “Kıbrıs Barış Harekatı” adını taşıyan ve Kıbrıs’ta yaşayan Türkleri Girit’te olduğu gibi mutlak bir katliamdan kurtaran bu hareket, birçok ülke harp akademilerinde; “Mükemmel planlanmış ve cesaretle icra edilmiş, Türk Ordusunun önemli bir zaferi” olarak etüt edilmektedir. Dünya ve Avrupa tarihi Türkler siz olmamıştır. Türkler büyük zaferler kazanmışlardır, ancak ders almamışlardır. Asıl alınacak ders, Yunan komşumuzun yıllardır içinde yatan Türk düşmanlığı amacını daima
bilmek ve ona göre hazırlıklı olmaktır. Bugünün ve yarının devlet adamları ve komutanlarına yaşanan muharebelerden dersler çıkarmalarını sağlamak, diğer yandan; kamuoyunu ve bilhassa Yunanistan’la ilişkilerde bulunan ve karar verme yetkisinde olanlara Yunanlının ve Kıbrıs Rum’unun, Türk’ü zayıf gördüğü zaman, neler yapabileceğini yaşarken olaylarla göstermektir.

Kıbrıs Barış Harekatı; Türk Ordusunun, 26 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruzdan yarım asır (52 yıl) sonra, Kore Harbi dışında gerçekleştirdiği ilk milli görevdir ve zaferle sonuçlanmıştır. Türk Ordusu 1950 yılında Kore Muharebeleri’ne de 1 Tugayla katılmış ve başta ABD’nin 8 inci Ordusu olmak üzere bütün Birleşmiş Milletler kuvvetlerini, imhadan kurtaran Kunuri Zaferi dahil üç yıl süren savaşta 14 zafer kazanarak,Kore’nin kurtarılmasını sağlamıştır.

Kıbrıs’a icra edilen harekatın önemi; Çıkarma, Hava İndirme, Uçar birlik, Özel Kuvvet ve Birleşme Harekatının birlikte kullanılmış olması ve TSK. nin bütün kuvvet ve sınıflarının, bilhassa yeni kurulan Jandarma Komando ve Deniz Piyade unsurlarının harekata iştirak etmiş olmalarıdır. Kıbrıs Barış Harekatı, Cumhuriyet Ordu’sunun en büyük harekatıdır. Kıbrıs Barış Harekatı Şehit ve Gazilerinin savaşta görevlerimizi yapmaya çalıştığı ve de yaptığı bir gerçektir. Ancak, bu güç deniz aşırı sınavdan; Cumhuriyet Ordu’sunun ve siyasilerimizin alması gereken pek çok ders vardır. Türkiye, milli hedef ve milli politikalarını mutlaka belirlemelidir.

Amfibi Alay Komutanı Dz.Gv. Yb. İ. Neşet İkiz’in anlattıkları unutulmayacak sözlerdi;
“2. Ordu Komutanımız Orgeneral Suat Aktulga; harekattan birkaç ay önce İskenderun Orduevi’nde, bizleri toplamış ve “Sizler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Cumhuriyet döneminde İstiklal  Savaş’ından sonra vatanı için dövüşecek ilk savaşçılar ısınız. Üç buçuk Palikarya karşısında hüsrana uğrarsanız, İstiklal Harbi Şehitleri, mezarlarından kalkar, yüzünüze tükürür,” diye çok büyük bir coşku ile bizleri uyarmıştı.“ diye anlatmaktadır. Kıbrıs Barış Harekatı ile, Türkiye sınırları dışında bizden çalınmış vatan toprakları üzerinde başarıya ulaşan Ana vatanla birlikte Kıbrıs
Türk’ün İstiklal Mücadelesi, dünyada saygı uyandırmış ve Türkiye dışındaki soydaşlarımızı bize sevdirerek onlarla çabuk kaynaşmamızı ve yüce Türk Ulusunun yüksek menfaatleri birlikte yürümemizi de temin etmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM
KIBRIS ADASI’NIN TARİHÇESİ
KIBRISLI TÜRKLERİN VARLIKLARINI
KORUMAK İÇİN ÖRGÜTLENMESİ

I. Kıbrıs’ın Geçmişi :
Kıbrıs’ın ilk insanlarının Anadolu’dan gelmiş olduğunu biliyoruz. Çünkü adanın jeolojik devirlerde Anadolu’dan koptuğu konusunda bilim adamları görüş birliğindedir.

A. Osmanlı dönemine kadar olan dönem: Milattan Sonraki Tarih (M.S. 46- M.S. 1820 ) M.S. 46 yılında St. Paul adaya gelir ve ada halkı Hıristiyanlığı kabul eder. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Kıbrıs, Bizans İmparatorluğunun payına düşer.

Bizanslılar adada Ortodoks kilisesini kurarlar ve resmi dili Rumca yaparlar. Adanın değişik ve melez halkı bu dil ve dinin etkisi altında kendini Yunanlı saymaya başlar. Bugün Kıbrıs’taki çoğunluğu oluşturan Rumlar, işte bunlardır. M.S. 1191 Haçlı Seferleri sırasında İngiltere kralı aslan Yürekli Rişard adayı Bizanslılardan alır ve Lüsignan’ı kral ilan eder. 1464’te Venediklilerin istilasına kadar 273 yıl Lüsignan krallığı Kıbrıs’ı yönetir.

B. Osmanlı dönemi : 1571-1878 O sıralarda Osmanlılar da tarih sahnesine çıkmışlardır. Kanuni’den sonra tahta çıkan II. Selim Kıbrıs sorununu çözmek kararındadır. Rodos’un Osmanlıların eline geçmesinden sonra, Kıbrıs’taki Venedik yönetimi de her yıl 8 bin Duka altını haraç vererek Osmanlı İmparatorluğu’nu hoş tutmaya çalışmaktadır. Sonunda karar verilir. Türk Sefer
Kuvveti, Vezir Lala Mustafa Paşa komutasında 15 Mayıs 1570’te İstanbul’dan hareket eder. 1 Temmuz 1570’te Limasol’da karaya çıkılır, arkadan Larnaka ve diğer kaleler ele geçirilir. 9 Eylül 1570’te Lefkoşa Kalesi alınır. 1 Ağustos 1571’te de 1 yıla yakın süren muharebelerden sonra Magosa ele geçirilir. Kıbrıs’ın fethi, 13 aylık uzun bir savaşa ve 50 bin şehide mal olmuştur.

O tarihte Kıbrıs’ın nüfusu, 150 bin yerli halk ile 30 bin Türk askerinden oluşuyordu. Adanın savunulması için Kayseri, Konya, İçel, Niğde, Manavgat gibi Anadolu’nun çeşitli yerlerinden zorunlu göç yoluyla 28.600 kişilik bir topluluk gönderildi. Şimdi, Kıbrıs’taki Türkler işte 1570’lerde adaya çıkan bu Türklerin torunlarıdır. Görüldüğü gibi, tarihte Yunanlılar hiçbir zaman Kıbrıs’ta
bir egemenlik kuramamışlardır. Ayrıca, Yunanistan’dan adaya hiçbir devirde toplu bir göç de olmamıştır.

C. İngilizlerin dönemi: 1878-l960 İngiliz’lerin Kıbrıs’ı Siyasi Entrikalarla Ele Geçirmesi (1878 ) 1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi) Kıbrıs Rumluğu’nun tarihinde önemli bir yıldır. Çünkü o tarihte Kıbrıs hukuken değilse bile fiilen el değiştirmiş, Osmanlı egemenliğinden sonra İngiliz yönetimine geçmiştir.

İNGİLİZLERİN TÜRKLERE YAPTIKLARI
Meriç Köyü Mücahit Tabur Komutanı P.Alb Saldıray Hakgüder Şöyle Anlatmaktadır:

“Bölge halkının Anadolu Türklerinin bir parçası olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak 96 yıl ingiliz sömürge idaresinin amansız etkisi altında kalan Kıbrıs ve Bölge Türklerinin Anadolu Türkünden geçmiş olması gereken, yüksek milli şuur ve bu cümleden olan millet ve toplum için birlik, fedakârlık ve feragat arzusu, dini saygı ile yukarıda sayılan ve Anadolu Türküne has üstün meziyetlerin oluşturduğu milli örf, gelenek ve adetleri maalesef büyük ölçüde tahrip olmuştur. Acı ve fakat acı olduğu kadar da gerçektir ki İngiliz idaresi Türklerin bu yüksek meziyetlerini yok etmek, Anadolunun din kadar kuvvetli olan büyük ve ata saygısını ailevi, tarihine ve geçmişine olan milli bağlarını koparmak için elinden geleni yapmış, dünyanın en asil milleti olan Türk milletinden Kıbrıs Türkünün şahsında bu insanları dünkü kölesi Rum’un karşısında hakir görerek, aşağılatarak bir nevi intikam almıştır.

Biz işte bu 96 yıllık amansız tahribatın neticesinde Kıbrıs’ta bu asil Anadolu Türkünü bu haliyle bulabildik. Bu meziyetlerin kendisinden yok olduğunu gördüğümüz toplum burada Türkün hazin kaderi suçludur.” Demektedir.

20 nci Yüzyıl Rumlar’ın Enosis Faaliyetleri (1822-1948) İngiliz yönetimi ile birlikte, Yunanlıların ve Kıbrıslı Rumların bu yöndeki propaganda ve çalışmaları büyük bir hız kazandı. Yunanistan’dan
gönderilen öğretmenlerin de yardımı ile Rum okulları, gençliği Megalo İdea ve Kıbrıs’ın Enosis’i fikri ile yoğruluyorlardı. Rum ilkokul öğrencilerinin söylediği şarkılardan biri şöyleydi:
Türklere karşı savaşta bize öncülük eden davulların ardından, ileri… Kıbrıs’ta ise, Rumların Enosis yolundaki mücadeleleri devam ediyordu. İngiltere hükümetinin 1948 yılında Ada’ya özerklik verme girişimi Rumlar tarafından kabul görmedi. Çünkü onlar bağımsızlığı, hemen arkasından ilan edecekleri Enosis’i istiyorlardı.

1 E. P. Alb. Saldıray Hakgüder (Meriç Köyü Tb.K.) yaşı. 70, 19 Şubat 2012 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.

Makarios Dönemi (1948 )
Tam bu sıralarda, yani 1948’te, Kıbrıs tarihinde daha sonra etkisini gösterecek bir şey oldu: Amerika’da din öğrenimini tamamlayan Makarios adında, 35 yaşlarında genç bir papaz, memleketi olan Kıbrıs’a dönerek Kition Piskoposluğu görevine başladı. Makarios çocukluğundan beri ateşli bir Enosisçiydi ve hemen girişimi eline aldı.

Makarios 20 Ekim 1950’de Kıbrıs Başpiskoposluğu’na seçilmiş ve Rum liderliğine getirilmişti. Makarios, yeni görevine başladığı gün şöyle diyordu: “Kutsal yemini ederim ve derim ki, milli özgürlüğümüzün doğuşuna dek çalışacağım ve Kıbrıs’ı anamız Yunanistan’a bağlamak olan siyasetimizden asla vazgeçmeyeceğim.”

Makarios son bir gayretle Yunan hükümeti ile birlikte BM’ye başvurdu. Kıbrıs için Self-Determination istiyordu. BM’nin 17 Aralık 1954’teki toplantısında Genel Kurul bu öneriyi şimdilik görüşmemeye karar verdi.

2 Muzaffer Sever , 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Bitmeyen Gece, İstanbul 2010, s.12 14

EOKA (Kıbrıs Mücahitleri Helen Ulusal Örgütü) Yer Altı İhtilalci Örgütünün Kurulması; 1955 Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kosmas, Albay Grivas’ı 27.1.1951’de çağırarak görüşmüş ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakının silahlı bir mücadele ile halledileceği konusunda kendisini desteklediğini bildirmişti.

Rum-Yunan ikilisi, barışçı yoldan Enosis’i gerçekleştiremeyeceklerini anlayınca taktik değiştirerek daha önce alt yapısını hazırladıkları tedhiş yoluna başvurdular. Gerilla harekâtında uzman olan
Kıbrıs asıllı Albay George Grivas’ı EOKA (Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Birliği) adıyla tanınan tedhiş teşkilatını kurmakla görevlendirdiler. Albay Grivas, 10 Kasım 1954’te “Digenis” takma adı ile gizlice adaya çıktı.

1955 yılında EOKA yer altı örgütünü kuran Albay Grivas, kısa zamanda adada tam bir tedhiş ve terör estirdi. EOKA örgütünün iki hedefi vardı: 1 ncisi, İngilizleri Adadan çıkarmak, 2 ncisi, Türkleri yok ederek Enosis’i gerçekleştirmek idi.

EOKA örgütü birçok İngiliz askeri personelini ve polislerini hedef almış çeşitli suikastlar ve sabotajlar yapmıştır. Ancak en büyük zararı Türklere vermiş, 1974 Barış harekâtına kadar Kıbrıs Türkünün zayiatı 2000 şehit 3000 yaralı olmuştur. EOKA ayrıca kendi emellerine hizmet etmeyen binlerce Rum’u hain ilan ederek hedef seçmiş, İngilizlerle işbirliği yapıyor diye Grivasın emriyle EOKA üyesi 200 Rum öldürmüştür.

EOKA terör örgütü eylemlerinde her yola baş vuruyordu, Grivas’in en yakın adamı olan Nikos Sampson, okulların dağılma saatinde İngiliz Subaylarını arkadan vuruyor, tabancayı önceden hazırlanan öğrencinin çantasına koyuyordu.

II. KIBRISLI TÜRKLERİN VARLIKLARINI KORUMASI İÇİN ÖRGÜTLENMESİ
1950’ li Yıllar ve Türkiye’nin Kıbrıs’a Bakışı Doğrusu aranırsa, bugüne kadar Türk Hükümetleri de Kıbrıs Türkleri’ne sahip çıkmamışlardı. Kıbrıs politikası bir bilinmezlik, bir şaşkınlık içindeydi. Açıkçası, Türkiye için 1950’lerde bir “Kıbrıs Sorunu” yoktu. Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, 23 Ocak 1950’de TBMM’ne şunları söylemekteydi:

“KIBRIS DİYE BİR SORUNUMUZ YOKTUR.”
Yıl 1955 Fakat Kıbrıs’ta silahlar patladıktan sonra işler de değişmeye başladı. Başbakan Adnan Menderes 24 Ağustos 1955’te verdiği demeçte, Türkiye’nin adadaki soydaşlarının can ve mal güvenliklerinin çiğnenmesine seyirci kalamayacağını bildiriyordu. Şimdi Kıbrıs Türkleri de, Anavatanın ilgisi üzerine daha bir başka cesaretle ümitlenmişlerdi. Artık arkalarında Türkiye vardı.

1955 EOKA terörü Türk toplumunu bu vaziyette bulmuştu ve terör bir türlü durmak bilmiyordu. Bombalama, suikast, yangın ve tedhiş her gün biraz daha tırmanıyordu ve korkulan başa gelmekteydi. 1955’te başlayan ve 1959’da sona eren tedhiş sonunda, EOKA’cılar tarafından 100’ün üzerinde Türk öldürülmüş, 33 köy Türkler tarafından boşaltılmak zorunda kalınmış ve 6.000’den fazla Türk daha güvenli yerlere göç ederek canlarını ancak kurtarmışlardı. İngiltere Hükümeti’nin daveti üzerine Kıbrıs konusunu görüşmek üzere, Türk, Yunan, İngiliz yetkilileri 29 Ağustos 1955’te Londra’da bir araya geldiler. Bu buluşmadan bir sonuç alınamadı. 3 Sever, age., s.16-17.

İKİNCİ BÖLÜM
KIBRIS TÜRKLERİNE YAPILAN KATLİAMLAR VE KIBRIS CUMHURİYETİNİN KURULMASI (1960)

I. 1960 Yılında İngiltere’siz İki Toplumlu Kıbrıs, Bağımsız Cumhuriyetinin Kurulması 1959 yılının 5 Şubatı’nda Zürih şehrinde Başbakan Adnan Menderes ve Yunanistan Başbakanı Karamanlis ile Dışişleri Bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Averof buluştular. Bir hafta süren görüşmeler sonunda, 11 Şubat 1959’da Kıbrıs konusunda anlaştılar. Zürih’teki esaslara göre, İngiltere Başbakanı H. Macmillan’ın da katıldığı yeni toplantılar sonunda, 19 Şubat 1959’da “Londra Antlaşması” adı verilen anlaşma imzalandı. Antlaşma Türk, Yunan ve İngiliz başbakanlarından başka Türk
Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük ve Rum Toplum Lideri Makarios tarafından da imzalanmıştı. Bu antlaşmaya göre İngiltere adadan çekiliyor ve Kıbrıs, iki toplumlu bağımsız bir cumhuriyet oluyordu.

Anlaşmaya uygun anayasa 14 ayda hazırlandı. 6 Nisan 1960’ta taraflarca imzalandı. 15/16 Ağustos gecesi “Kıbrıs Cumhuriyeti” resmen ilan edildi. Bu anayasaya göre, devlet ve hükümet başkanı Rum, yardımcısı ise Türk olacaktı ve bunlar kendi toplumları tarafından seçilecekti. Hükümet, 7’si Rum, 3’ü Türk bakandan oluşacaktı. Dışişleri, savunma ve güvenlik konularında veto hakkı vardı.

Cumhuriyet Meclisi, 35’i Rum (%70), 15’i Türk (%30) olmak üzere 50 kişiden oluşuyordu. Cumhuriyetin resmi dili Yunanca ve Türkçe olacaktı. Devlet memurluklarının %70’i Rum, %30’u Türklere verilecekti. 2.000 kişilik bir ordu ve 2.000 kişilik polis ve jandarma kuvveti kurulacak, oran %60 Rum ve %40 Türk olacaktı. 4 Hepsinden önemli olarak İngiltere, Türkiye, Yunanistan’ın garantör
oldukları bir de ayrı “Garanti Antlaşması” imzalanmıştı. Buna göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve güvenliği, her 3 devletin ortak sorumluluğuna veriliyordu. Ancak “Topluca ve uyum içinde davranmanın imkansız olacağı” durumlarda “Ancak bu antlaşma ile belirtilen esasları tekrar yerine getirmek koşuluyla” herhangi bir garantör devlet yalnız başına harekete geçebilecekti. 4 Sever, age., s.20.

Kıbrıs Cumhuriyetinin, Cumhurbaşkanı Rum, (Başpiskopos Makarios), Yardımcısı Türk (Dr. Fazıl Küçük) olmak üzere seçildiler. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti; % 70 Rum, %30 Türk hâkimiyeti üzerine kurulmuştu.

Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde yeni devletin savunmasını yapmak üzere bir Kıbrıs Ordusunun kurulmasına karar verilmişti. Bunlardan başka Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında bir de “Askeri ittifak Antlaşması” imzalandı. Bu antlaşmaya göre, 950 kişilik Yunan ve 650 kişilik Türk askeri adaya gönderilecek ve Kıbrıs ordusunun eğitimini de üstleneceklerdi.

Türk kontenjan alayı 650 kişilik mevcutla 1960 yılında Kur. Alb. Turgut Sunalp komutasında, Magosa limanından adaya çıkarak Lefkoşa’da Ortaköy bölgesine konuşlandırıldı. Yunan alayı 1093 kişilik mevcutla Lefkoşa’da Yerolokko bölgesine konuşlandı. Ancak kurulan Kıbrıs ordusu kısa sürede Yunanlıların kontrolünde gelişerek Türklere karşı bir tehdit unsuru olmaya başladı.

II. Akritas Türkleri yok etme Planı
Üstelik, Türklerin henüz “Akritas Planı” denen Rum gizli planından da haberleri yoktu. Makarios’un direktifi ile 1961’de Yorgacis, Tassos Papadapoulos ve Glafkos Klerides tarafından hazırlanan bu plan “Şef Akritas” kod adı ile imzalanmıştı.

Akritas Planının özeti şöyleydi:
A. Zürih ve Londra Antlaşmaları tatmin edici ve adil olmadığı gibi, adadaki toplumların hür iradelerini de yansıtmamaktadır. Bu bakımdan antlaşmaların Kıbrıs sorununu çözmediğini yaymak ve dünya kamuoyunu buna inandırmak.

B. Buraya kadar olan dönemde başarı kazanılınca, Türklere anayasa değişiklik önerilerini bildirmek. Türkler bu önerileri kabul etmedikleri takdirde silahlı bir oldu bitti ile anlaşmaları ortadan kaldırmak. Bu oldu bitti süratle yapıldığı takdirde Enosis’i ilan ederek Yunan ordusunu adaya davet etmek.

VIII. Makarios’un Türkleri Eritme Politikası;
Makarios, İngilizlerin 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Yunanistan’a gönderdikleri Albay Grivas’ı tekrar Kıbns’a davet etti ve 1963 yılından itibaren Türklere karşı geniş çaplı eylemleri başlattı.

Bununla da kalmadı Kıbrıs Türklerinin aynen Giritte olduğu gibi topyekun imhasını sağlamak üzere İçişleri Bakam Polikarpos Yorgacis’e AKRİTAS planını hazırlattı. Makarios başlangıçta Grivas
ile aynı düşüncede olup, Kıbrıs’taki Türkleri toptan imha etmeyi planlıyordu. Eğer Kıbrıs Türk’lerinden kendi rızaları ile adadan ayrılmayanlar ve direnenler olursa, onlara karşı eritme politikası uyguluyordu. Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetim kademelerinde, turizm işletmelerinde ve limanlarda türkler daima ikinci planda tutuluyor, az ücret veriliyor ve en kötü işlere sürülüyorlardı.

Ziraat konusunda da durum aynı idi.
Yan yana iki tarladan, Rum’a ait olan tarla sulak ve verimli,
Türk’e ait olan tarla çorak ve verimsiz idi. Araştırıldığında görülür ki;
Kıbns’da yer altı suları az olduğundan su çıkarma, izine bağlıdır.
Rum Ziraat odası, Türk’e kuyu açma izni ve suyu çekecek motopomp’u
ve gübresini vermez, yetiştirdiği cılız ürününü’de değerlendirmezdi.
Amaçları; Kıbrıs Türkünün tarlasını Rum’a satmasını ve adayı terk
etmesini sağlamak, Türk’ü buna mecbur bırakmaktır.

Cumhurbaşkanı Makarios; Türkleri, Kıbrıs’dan, asimile politikası
ile eriterek veya canından bezdirerek kaçırmak suretiyle yok etmek üzere
her yolu deniyor ve Enosis hedefinden asla vazgeçmiyordu.Halbuki
Makarios sabırla, uzun vadede Enosis hedefine ulaşmak istiyordu.
Makarios, Kıbrıs Türk’ünü sinsice eritmek, asimile etmek, dininden
ve Türklüğünden vazgeçmeyenleri canından bezdirerek adayı
terke mecbur etmek suretiyle Kıbrıs’ı önce bir Rum adası yapmayı, sonra
Enosis’i gerçekleştirmeyi planlıyordu.

Bu yüzden, Makarios’la Grivas’ın arası açıldı. Grivas’la daha doğrusu
Yunanistan’la Enosis’in uygulanmasındaki metot konusunda
anlaşamadılar. Rumlarda iki başlı liderlik söz konusu oldu.

IV. Aralık 1963 Katliamları
Akritas planının ilk uygulaması 20/21 Aralık 1963 gecesi oldu. O
gece Lefkoşa Türk kesiminde evlerine gitmekte olan kadınlı erkekli bazı
Türkler arabalarından indirilerek silah aramasına tabi tutuldular.
Türklerin itirazı üzerine Rum polisler kalabalığa rastgele ateş açtılar.
Olay yerinde 2 Türk öldü. Bazıları da yaralandı.Ertesi sabah Rum
polisler Lefkoşa Türk Lisesi’nin önünden geçerken, öğrencilerin protestosu
üzerine açtıkları ateşle 2 öğrenciyi yaraladılar. Gece Atatürk Anıtı
kurşunlandı. 22 Aralık’ta çatışmalar yoğunlaştı. İki taraftan da ölenler
ve yaralananlar oldu. Eski silahları ve sınırlı imkanlarıile Türk Mukavemet
Teşkilatı (TMT) yani mücahitler, ağır silahlarla donatılmış Rum Gizli Ordusu
ve sözde Devlet Güvenlik Kuvvetleri olan Rum polislerine karşı dövüşmekteydi.
Sonraki günler, çarpışmalar diğer şehirlere ve köylere de yayıldı. İlk gün Türklerin kaybı 6 ölü ve 50 kadar yaralıyı buldu. Reuter ajansı dünyaya haberi “Kıbrıs’ta bir harp patlamıştır. Meydan çarpışmaları devam ediyor” diye veriyordu. Köyler daha da feci durumdaydı. Rum çeteleri dağınık Türk
köylerindeki zayıf direnişleri kırarak önüne geleni öldürüyor, yakıyor, yağmalıyordu.

1964 Türk Kayıpları
Olayların yatışır gibi olduğu Nisan 1964 başlarında durum Türk toplumu için çok kötü görünüyordu. 4 aylık süre içinde Türkler 364 kişi kaybetmişlerdi. Rumların kaybı ise 176 idi. Boşaltılan köyler dolayısı ile göçmen duruma düşenlerin sayısının 25.000 kişiyi bulduğu tahmin ediliyordu. Türk köyleri ve kentleri tam bir Rum kuşatması altındaydı. Üstelik bir de ekonomik abluka altındaydılar.

V. Katil Grivas’ın Erenköy Katliamları (8 Ağustos 1964)
Grivas gücünü bir kere de Erenköy’de kanıtlamak istedi. Erenköy’e
taarruz için büyük bir kuvvet topladı bölgede. Hedef Erenköy ve
Türklerin Akdeniz’e dökülmesiydi. Adanın her yerinden Rumlar Türklerin
Akdeniz’e dökülmesini görmek için buldukları her türlü araçla Erenköy bölgesine geldiler.

8 Ağustos’ta Rumlar taarruza başladılar. 1963 Kanlı Noel’inde başlayan ve 8 ay sonra Erenköy savaşıyla sona eren kanlı Rum saldırıları artık durmuştu. Türkler
silahlı çarpışmalarda fazla ezilmemişlerdi. Ancak Londra Antlaşması ile elde ettikleri hakları ellerinden gitmiş, küçücük yerleşik birimlerinde sıkışıp kalmışlardı.

VI. Rumların 1967 Kasım Katliamları
General Grivas, adaya döndükten sonra, Yunan Genelkurmayı’nı
ve adadaki eski EOKA’cıların desteği ile tüm muhafız gücünü elinde
toplamış, Makarios’un Türkler’e ekonomik ambargo uygulayarak
Enosis’e ulaşmak fikrinin karşısında yer almıştı. Ona göre böyle bir
uygulama, işi uzatır ve kangren haline getirirdi. Bu iş ancak kestirmeden
bir baskınla ve silahla çözümlenebilirdi.

Grivas dikkati çekecek derecede ve hızla güçlenmekteydi, 950
kişilik Yunan alayı dışında 20.000 Yunan askeri getirtmiş, 10.000 kişilik
Rum Milli Muhafız Birlikleri’ni de kendi emrine almıştı. Bu kuvvetler,
otomatik silahlar, topçu ve zırhlı araçlarla donatılmıştı. Türkler
de boş durmuyordu. Gizli yollardan, Türkiye’den hafif silah ve cephaneyi
getirmekte, örgütlenme ve eğitimlerini sürdürmekteydiler.

31 Ekim 1967
VIII. Rauf Denktaş’ın Yakalanması
Kıbrıs Türk Toplum lideri Rauf Denktaş Türkiye’den gizlice gelmiş,
adaya çıkarken Rum polisi tarafından yakalanıp tutuklanmış, bu
durum adada tansiyonu iyice yükseltmişti. Makarios 1964’ten beri
Denktaş’ın Kıbrıs’a girmesine izin vermiyordu. Denktaş yanında arkadaşları
Nejat Konuk ve Erol İbrahim olduğu halde 31 Ekim 1967 gecesi
bir motorla gizlice Anadolu güney kıyılarından hareketle Karpas yarımadasına
çıkmış, motorcunun yanlış yere yanaşması sonucu yakalanmışlardı.
Türkiye’nin baskısı sonucu Makarios, 12 Kasım’da Denktaş ve
arkadaşlarını Türkiye’ye iade edecekti.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
15 TEMMUZ 1974 NİKOS SAMPSON DARBESİ VE GELİŞMELER
I. 20 Temmuz 1974 Öncesi Genel Durum
Makarios, Yunan cuntasına Karşı (16 Haziran 1974)
Makarios, Yunan cuntasının pek yakın bir gelecekte adada bir hükümet
darbesi yaparak kendisini uzaklaştıracağını ve adayı Yunanistan’a
bağlayacağını 16 Haziran 1974 günü resmen ilan etti. Sosyalist ve
Komünist Partililerin desteği ile Türk ve Yunan baskısından kurtulmanın
çarelerini aramaya başladı.

Buna paralel olarak Türklere uygulamakta olduğu ekonomik baskıyı
artırmıştı. Türklerle ilgili planlarını ileri tarihlere ve kendisi için
kesin olan asıl tehlikeleri önlemesine yönelmiştir.

• EOKA-B örgütünü kanun dışı ilan etmek.
• Geniş çapta arama ve tutuklamalar yapmak
• EOKA-B’nin kanlı olaylarını halka açıklamak.
• EOKA-B için Atina’ dan her ay 100.000 Kıbrıs Lirası gönderildiğini açıklamak.
• Atina’nın her yıl büyük miktarlarda parayı cunta taraftarı sağcı kuruluşlara
gönderdiğini açıklamak.
• Kanun dışı ilan ettiği EOKA-B’nin cunta tarafından yönetildiğini belgelere dayanarak açıklamak.

Makarios’un, EOKA-B örgütünü kanun dışı ilan ederek örgüt
mensuplarının teslim olmaları için belirli bir süre tanıması, esasen Rumlar
arasında var olan sağ-sol çatışmasını iyice alevlendirmiştir.

Makarios, Haziran ayında yedek polis teşkilatını harekete geçirerek,
EOKA-B’li avına girişmiş ve geniş çapta tutuklamalarla bu örgütü etkisiz hale getirmiştir.

Rum Milli Muhafız Ordusu’nu (YEEF) da tam olarak kontrol altına
almak gayesiyle ordunun Yunanlı subaylardan oluşan Genelkurmayına
savaş açmıştır. Bu maksatla bir seri tedbirler almış ve Yunan
cuntası Cumhurbaşkanı Fedon GİZİKlS’e 2 Temmuz 1974 tarihinde
yazdığı mektupta:

“RMM Ordusu’nun 20.000 kişilik mevcudunun 10.000 kişiye, 24
aylık askerlik süresinin ilk aşamada 18 aya, bilahare 12 aya indirildiğini
bildiriyor ve Yunanlı subaylardan oluşan 650 kişilik komuta heyetinin
geri çekilmesini” talep ediyordu.

Makarios bunlara ilaveten cuntayı tehdit ederek “Ben Yunanistan’ın Kıbrıs’a
atanmış valisi değilim. Şu anda sadece Kıbrıs’ın değil tüm Elen’lerin de yegâne meşru lideriyim. Bana buna göre muamele ediniz” demiştir.

Makarios, bütün bu istekleri için 20 Temmuz’a kadar süre verirken, bir taraftan da güvenilir adamları aracılığı ile, sürgündeki Yunan kralı ve Karamanlis ile temas sağlayarak, “Sürgündeki meşru Yunan Hükümeti’ni Kıbrıs’ta kurma” hazırlığına başlıyordu.

Olaylar bu şekilde gelişirken, Rus elçisi onun baş danışmanı olarak her an yanında bulunuyordu. Rusya Kıbrıs’ın bağımsızlığı ve Makarios’un güvenliği konusunda Yunanistan’ı uyarıyor ve Makarios’a teminat veriyordu.

Amerika ise, Türkiye ve Yunanistan’a karşı Makarios’a teminat vererek Süveyş Kanalı’nı temizleyen özel görev kuvvetinden 1.500 kişilik bir kuvvet ile temizleme çalışmalarında kullanılan bir kısım helikopterleri geçici barınak temini karşılığında adaya sokuyordu. Böylece Türkiye’nin adaya müdahalesi güçleşecekti.

2 Temmuz 1974
2 Temmuz 1974 günü Yunanistan’daki
Cunta’nın en güçlü adamı ve gizli lideri olan Gn. YuanniALİ des, RMMO Kur. Bşk. Gn. Papadakis’i, Kıbrıs Yunan kontenjan A.K Alb. Gerorgitsis’i ve Kom. A.K. Alb. Kombokis’i, Kıbrıs’tan Yunanistan’a çağırdı ve Makarios’un devrilmesini gerçekleştirecek olan “APOLLON” Harekât Planı’nın hazırlanma-sını emretti.

Yunanistan’daki Cunta, Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı, 15
Temmuz 1974 sabahı, Nikos Sampson liderliğinde, RMMO’na bir darbe
yaptırdı. 15 Temmuz 1974 RMM Ordusu’nun Makarios’u yok etmeğe
Çalışması 15 Temmuz darbesi ile, adadaki Makarios yanlısı birliklerle
darbeciler arasında kıyasıya bir iç savaş başlamış ve bu iç savaş bilinçsizce
19 Temmuz gününe kadar sürmüştür.

Nihayet RMM Ordusu 15 Temmuz 1974 sabahı saat 07.30’da operasyona
başlamış, Makarios’un sarayını tank ateşine tutmuş, Yedek Polis
Teşkilatı’nı ezmeye ve solcu avına başlamıştır. Polis merkezleri ve
karargâhlarını, devlet dairelerini ele geçirmiş ve Makarios’un öldürüldüğünü
radyodan ilan etmiştir. Yapılan tebliğde, Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’nin
kurulduğu ve MAHİ gazetesinin sahibi sağcı milletvekili Nikos SAMPSON’un cumhurbaşkanlığına getirildiği bildirilmiştir.

Rum radyosu, yapılan hareketin Rumların bir iç sorunu olduğunu, Türklerin
can ve mal güvenliğinin garanti edildiğini belirtirken Yunan Alayı istikametinden birkaç havan mermisi atılmıştır. Bu olay Barış Gücü kanalı ile şiddetle protesto edildi ve hemen TMT ve K.T.K. Alayı’na “Takviyeli Alarm” verildi.

II. Nikos Sampson Darbesi ve Adadaki Gelişmeler
15 Temmuz 1974
15 Temmuz 1974 günü sabahın erken saatlerinde, Rumlar ve Türkler,
Rum radyolarının çaldığı marşlarla uyandılar. Rum Radyolarından,
“Makarios’a karşı, Nikos Sampson Liderliğinde, Rum Muhafız Ordusu
(RMMO)’nün bir darbe yaptığı, bombalanan Cumhurbaşkanlığı
Sarayında Makarios’un öldüğü ve kurduğu yedek polis kuvvetlerinin tutuklandığı, mukavemet edenlerin ise imha edildiği” haberleri tekrarlanıyordu.

Saat 08.00
15 Temmuz 1974 sabah saat 08.00’dan itibaren, Yunan subaylarının
kontrolündeki, RMMO ve EOKA terör örgütü militanları, Yedek
Polis kuvvetlerini ve Makarios taraftarlarını temizlemeye başladılar.
Sadece adada bulunan Yunan Subayları değil, 14 Temmuz 1974 gecesi
Olimpik Hava yollarına ait özel bir uçakla Yunanistan’dan 100 Subay
Makarios’a karşı darbeyi yürütmek üzere Kıbrıs’a geldi.

Polisler EOKA-B’nin eline geçmişti. Tüm önemli mevkilere EOKA-
B mensupları getirildi… Polis yeniden organize olduktan sonra Makariosçular
sorguya çekilmeye başlandı.

16 Temmuz günü ölü sayısı 150, yaralı sayısı 500’ü geçmiş, 15 Temmuz 1974 darbesinden sonra EOKA-B ve RMM ordusu, Rum kesiminde Makarios yanlılarını sindirmek için zulüm ve yağma ile birlikte pek çok da kan akıtmış ve hatta bir kısım Rum’u diri diri gömmüştür. Barış Harekâtı’ndan sonra bu vahşeti, biri de Akel Partisi genel sekreteri olan pek çok Rum açıklamış ve bu açıklamalar Rum gazetelerinde yayınlanmıştır. 5

Makarios’un Cumhurbaşkanlık Sarayı, Komando Alay K.nı Alb. Kombokis’in, 31 ve 33 ncü Kom. Tb.ları ve RMMO’nun 21 ve 23 ncü Tnk Tb.ları tarafından sarılarak Tank ve roketlerle yoğun bir şekilde ateş altına alındı. Başkanlık sarayını savunan, 40 Özel muhafız ve 150 (5 Cumhur Evcil, Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi, Ankara 1999, s.9-10.) Yedek Polis (Epikouriki) 3 saat kadar direndiler. 50 kadar muhafız öldürüldü. Saray tank ateşi ile tamamen tahrip edildi. Komandolar saraya girdiklerinde Makarios’un cesedini bulamadılar.

Makarios, Papaz cübbesini çıkarmış sivil bir elbise ile sarayın arka kapısından iki muhafızının yardımı ile kaçmıştı.

Makarios İngiltere’ye Kaçıyor
Bir araçla Lefkoşa’yı terk ederek önce Torodos’a oradan Baf’a doğduğu köye Panayia’ya ulaştı. İngiliz üssüne sığındı. Baf da darbecilere karşı mücadeleyi örgütleyerek, 17 Temmuz 1974 günü BAF’ta kurulan bir İngiliz vericisinden Kıbrıs Rumları’na seslenerek mücadeleyi sürdürmelerini ve faşist SAMPSON
yönetimine karşı direnmelerini isteyen Makarios İngilizlerin sağladığı helikopterle Malta Ada’sına oradan Londra’ya geçti.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
(TMT) TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI

I. TMT.’nin Kurulması:
1955 yılında kurulan EOKA terör örgütüne karşı, Kıbrıs Türk toplumu
yalnız ve çaresiz halde idi. İşte bu şartlarda halkın içinden çıkan vatansever kişiler önce, Kara Çete, 9 Eylül, Volkan daha sonra, 1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) isimli örgütü kurdular.

TMT’yi ilk kuranlar; Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Mustafa
Kemal Tanrısevdi isimli vatansever Kıbrıslı Türklerdi.

II. Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)’nin görevi;
A. Kıbrıs Türkünün can ve mal emniyetini sağlamak.
B. Kıbrıs Türkünün ada’dan göç etmesine mani olmak.
C. Kıbrıs’taki Türk varlığının hukuki haklarını korumak.
D. Kıbrıs Türk Halkının Milli şuurunu yükseltmek EOKA terörüne karşı birlik ve bütünlüğünü, moral değerlerini muhafaza etmek.
E. Anavatan Türkiye ile bağları güçlendirmek idi.

Görülüyor ki, Rum EOKA yer altı teşkilatı kurulup Türklere karşı
eylemlere başladıktan 3 yıl sonra TMT bir savunma teşkilatı olarak kurulmuştur.
Yunanistan’dan askeri personelin gelmesi üzerine Türkiye’de
Kur.Alb. rütbesinde Bayraktar ve değişik rütbelerde subaylar
göndererek Kıbrıs Türkünü eğitmeye başlamıştır.

TMT kurulduktan kısa bir süre sonra yukarıda sıralanan görevleri
yerine getirmiş ve Türk toplumunu EOKA’ya karşı gerektiğinde silahlı
eylemelerle koruyarak Kıbrıs Türkü’ne büyük bir moral ve mücadele
azmi kazandırmıştı. Türk Toplumunun ilk günden beri liderliğini yapan
Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk Toplumunun Liderliğini 1973’de Rauf
Denktaş’a devretmişti.

Dr. Fazıl Küçük bir tıp doktoruydu halkın bütün kesimiyle kaynaşmış ve “Kıbrıs davası Türkiyesiz kazanılmaz” fikrini Türk toplumuna benimsetmişti.

Rauf Denktaş hukukçu olup avukatlık yapıyordu. Babası Raif Denktaş da Yüksek Mahkeme Başkanlığı yapmış ve Anavatan Türkiye’deki Atatürk inkılâplarını Kıbrıs’ta uygulamakta önderlik etmişti.

Rauf Denktaş bilhassa hukuk bilgisiyle Türk toplumunun Uluslararası
ilişkilerde haklarını hukuki yönden en iyi şekilde koruyordu. Denktaş
Türk toplumu liderliğini aldıktan sonra bütün gücü ile mücadeleye atılmıştı.6
6 Kalelioğlu ,a.g.e.,s.22-23.

TMT Teşkilatında Yıllarca Görev Yapan E.Alb. İsmail Tansu Şöyle
Anlatmaktadır: 1814 yılında başlayan “Megalo– İdea” hayalleri yeniden
canlanmış, “Enosis” Kıbrıs ‘ı Yunanistan’a ilhak sloganları ile bir kampanya
başlatmışlardı. Bu bağlamda, Yunanistan Hükümeti ‘nin desteği ile, Yunanlı Albay Grivas ve bir kısım Yunanlı Subay ‘ın yönetiminde fanatik Rum gençlerinden oluşturulan “EOKA” adında bir terör örgütü kurdurulmuştur.

“EOKA Karşısında bizimkiler ne yapıyorlar? Uyuyorlar mı?”
Gerçek şu ki; Kıbrıs sorununun barışçı yoldan kolaylıkla çözümlenemeyeceğini
gören T.C. Hükümeti, 1958 yılı başında, Kıbrıs’da EOKA’ya
karşı, Türk Mukavemet Teşkilatı (T.M. T.) ‘nin kurulmasına izin vermişti.
Örgütü Kurmayı üstlenen Genel Kurmay Özel Harp Daire ‘sinin
uzman subayları da Kıbrıs’a giderek T.M.T.’i kurmuşlardı. Örgüt Kıbrıs
Türk Halkı’nın bağrından çıkarılan erkek-kız mücahitlerle oluşturulmuş
ve Türk subayları tarafından yönetilmiştir. Türkiye’den gönderilen
silahlarla da donatılmıştır.

Böylece T.M.T.; Rumlarla çatışmanın kaçınılmaz olacağı güne kadar,
çalışmalarını ve hazırlıklarını, son derece gizlilik ve suskunluk içinde sürdürmüştür. Bu suskunluk 21, Aralık 1963 gününe kadar dikkatle
korunmuştur.
O gün, Rum lideri Papaz Makarios’un, Akritas “Türkleri imha”
planı uyarınca, Albay Grivas Komutasındaki EOKA teröristlerine yaptırdığı
ve “Noel Katliamı” olarak da anılan, “Türkleri yok etme harekatı”
karşısında; T.M.T.’nin kahraman mücahitleri, silahlarına sarılıp yeraltından
açığa çıkmış ve EOKA’nın karşısına dikilmiştir. Bu sürpriz direniş
karşısında şaşkına dönen Makarios’un Akritas planı da suya düşmüştür.
Bu surette, T.M.T.’nin onbir yıl süren tarihi direniş süreci başlatılmış
ve 1974 Temmuz ayında Türk Barış Harekatı ‘na kadar kahramanlık
destanları yaratılarak sürdürülmüştür. İşte görülüyor ki;

“ASLINDA HİÇ KİMSE UYUMUYORDU” yaşadığı toprakları VATAN YAPMAK
için uyumayanlar, Türk Bayrağı ve Kuran’a el basarak, yürekten seslendirdikleri
aşağıdaki andı içerek Mücahitliğe ve mücadeleye ilk adımlarını atıyorlardı.

“Kıbrıs Türk’ünün yaşayış ve Hürriyet’ine, malına, her türlü
ananesine ve mukaddesatına, her nerede ve kimden olursa olsun vaki
olacak tecavüzlere karşı koymak için, kendimi YÜCE TÜRK ULUSU’na
ADADIM. Gördüğüm, duyduğum ve hissettiklerimi ve bana
emanet edilenleri hiç kimseye ifşa etmeyeceğime, ifşaatın ihanet sayılacağına
ve cezasının ölüm olduğuna, verilecek cezayı seve seve kabul
edeceğime namusum ve şerefim üzerine AND İÇERİM.

And içerek başlayan mücadele sonucunda bu gün Kıbrıs Türkü
özgürdür, bağımsızdır ve kendi devleti olan
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’ni
kurmuştur. Bu gün kurdukları bu devlet, uluslararası
arenada tanınmadığı için 1950 ‘li yıllarda başlayan mücadele devam
ediyor. Gençlerimizin de, bu anılardan alacakları gıda ile beslenerek
geleceğe yön vermelerini diliyor ve bekliyoruz.” 7 diye anlatmaktadır.

III. Teşkilatın Yapısı
1963 yılında RMMO, ilçelerde tugay çapında teşkilatlanarak EOKA
ter ör örgütünün katliamlarına destek verince, hatta Erenköy’de
olduğu gibi RMMO, Türk köylerine taarruz ederek sistemli katliamlar
yapınca, TMT’de teşkilatını geliştirerek ilçelerde Sancaktarlıklar şeklinde
örgütlendi.

TMT’nin ana karargâhı Lefkoşa’da olup Bayraktarlık adını aldı.
Bayraktar Kurmay Albay rütbesinde bir Türk subayı idi. Yardımcısı
koordinatör’de Kurmay Albaydı. Her ilkede, Albay veya Yarbay rütbesinde
bir Sancaktar bulunuyordu, Sancaklar Alay teşkilatında birliklerdi.
Her Sancağa büyüklüğüne göre Mücahit taburları ve müstakil bölükler
bağlıydı. Sancaktarlıklar, TMT’nin nizami birlikleri idi.
(7 İsmail Tansu , Aslında Kimse Uyumuyordu , İstanbul 2001,s.12.)

Türk kantonal bölgelerinde personel üniforma giyiyor ve askeri törenlerle halkın mukavemet ve mücadele duygularını kuvvetlendirmeye çalışıyordu.
Ancak üniformalı bir mücahit Rum Polisi veya RMMO tarafından görüldüğü
yerde tutuklanıyordu. BM Barış Gücü’de üniformalı ve silahlı
hiçbir faaliyete izin vermiyordu.
IV. TMT’nin Konuşu
LEFKOŞA’da bulunan BAYRAKTARLIĞA bağlı 10 Sancak halinde
teşkilatlanmıştır. Sancakların yerleri ve birlikleri de şöyledir; LEFKOŞA
Sancaktarlığı, BOĞAZ Sancaktarlığı, MAGOSA Sancaktarlığı , SERDARLI
Sancaktarlığı, LİMASOL Sancaktarlığı, BAF Sancaktarlığı,
LEFKE Sancaktarlığı, LARNAKA Sancaktarlığı, YEŞİLIRMAK Sancaktarlığı,
ERENKÖY Sancaktarlığı.

V. TMT’nin Askeri Gücü
Sancaktarlıklara bağlı Tabur ve Bölüklerin mevcudu çok azdı. Kadrosu 120 olan bir P.Bl.nün mevcudu 15-20 kadardı. Seferde doldurulacak kadrolar için ihtiyat personele tazeleme eğitimleri yaptırılarak personel zafiyeti giderilmeye çalışılırdı. TMT’ye ait Deniz ve Hava Gücü olmadığı gibi, Topçusu ve Zırhlı aracıda yoktu. TMT’nin mevcudu 6000 kadardı.

Kıbrıs’ta bu şartlar yaşanırken, Üsteğmen Oguz Kalelioğlu, 1973 tarihinde Kıbns’ta Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)’nin Magosa Sancağında, Merkez Tabur Komutanı olarak göreve başladı. Mağusa Mücahit Tabur Komutanı Üsteğmen Oğuz Kalelioğlu şöyle anlatmaktadır;

“RMM Ordusu ve Yunan Kuvvetlerine karşı Mücahit Komutanı olarak kilit bir rol oynayan Sadi Bey, kod adlı Üsteğmen Oğuz Kalelioğlu, 1966 yılında Kara Harp Okulundan topçu subayı olarak mezun oldu. Topçu okulunu bitirdikten sonra
Kandıra ve Erciş’te batarya komutanlığı yaptı. 1972 yılında Kara Harp Okulu Öğrenci Alayında görev yapan Kalelioğlu, 1973 yılında Özel Harp Kursunu görerek, Kıbrıs’a gitti.

Mağusa’da Mücahit Tabur Komutanı olarak görev aldı. Mağusa bölgesinde gerek harekât öncesi gerek içinde ve gerekse harekâttan sonra ilginç olaylar yaşayan Kalelioğlu’ndan Mağusa harekâtını ve yaşadığı ilginç olayları dinliyoruz. Eylül 1973 tarihinde Kıbrıs’a geldiğim zaman.

O tarihte Magosa Limanı başta olmak üzere Kıbrıs’ın her yerinde Kıbrıs
Cumhuriyetinin Bayrakları yerine, Yunan Bayrakları dalgalanıyordu.
Devlet dairelerinde, karakollarda, okullarda hatta Kıbrıs Cumhurbaşkanı
Makarios’un sarayının önünde bile Yunan Bayrağı vardı.

Adeta Kıbrıs fiilen Yunanistan’a ilhak edilmiş, ancak; hukuken adı konmamış bir halde idi. 1963’de Rum tarafı, Türkleri devlet dairelerinden uzaklaştırarak, EOKA terör örgütü ve RMMO Türk köylerini ve mahallelerini sararak sistemli katliamlara başlayınca, Türk ve Rum bölgeleri fiilen birbirinden ayrılmıştı.

Türklerle meskun bölgeler tecrit edilmiş bir halde idi. RMMO tarafından
sık sık barikatlar kuruluyor aramalar yapılıyor, Türk Bölgelerinde herkes ve bilhassa lider olacak kişiler sorgulamalara alınıyor ve saf dışı ediliyordu.” 8 diye anlatmaktadır.

VI. TMT’nin Savunma Planları:
Genel Savunma Planı (GESAP)’nın, BOZKURT-70 EK’ine göre
TMT Birlikleri bölgelerini savunacaklar, Kıbrıs Türkünün can ve mal
emniyetini koruyacaklar, TSK.leri gelinceye kadar zaman kazanacaklar
ve mümkün olduğu kadar düşmanı, bölgelerinde tesbit ederek Çıkarma
bölgesine kuvvet kaydırılmasına engel olacaklardı. Bayraktarlığın, verdiği
emre göre her Tb. ve müstakil Bl.bölgesini savunacak ve KTBK.
gelinceye kadar zaman kazanacaktı.
8 Kalelioğlu, age., s.27.

E.Korgeneral Muzaffer Sever‘i evinde ziyaret ettim, rahatsızdı, buna rağmen değerli kitabını imzaladı, teşekürlerimi sunuyorum, kaynak kitap olarak faydalandım.

E. Korgeneral Muzaffer Sever şöyle anlatmaktadır;
“Şimdi MARTI’ dan ve onun bağlı olduğu Bayraktarlık (TMT)’tan söz etmek istiyorum. Aksi takdirde diğer bölgelerdeki durum, uzaktan bakanlara toz pembe görünebilir. Bayraktarlık (TMT) birlikleri Yıldız-70 planına paralel olarak yapılmış Bozkurt-70 planının, Yıldız- 70 Atma-4 planına göre tadil edilmiş şeklini uygulamaktaydı.

TMT birliklerinin en önemli görevi, mümkün olduğu kadar çok RMM birliklerini üzerine çekmek, RMM Komutanlığının çıkarma ve üçgen bölgelerine kuvvet kaydırmasını önlemekti.

İçi boş küçük yuvarlaklarda 10-20 kişilik adı bölük ya da takım olan unsurlar bulunuyor. Tüfekleri çok eski model tek ateşli piyade tüfekleri, bir kısmı av
tüfeği idi makineli tüfekleri yoktu. Tektük makineli tabancaları ise Lefkoşa’da
adını Kırıkkale fabrikası verdiğimiz atölye yapımı idi. Aynı fabrika yapımı makineli tüfeklerde vardı. Ancak bu silahlar uzaktaki köy gruplarına gönderilemiyordu. Zaten bunlarında kapak takımları ele geçen malzemelerden yapılıyordu ve kısa sürede aşındığı için silah elden çıkıyordu.

Bu birlikler aileleri ile birlikte idi. Her türlü silah, araç-gereç sahibi olan Rumlara karşı ölüm-kalım savaşı veriyorlardı. Onların bu korkunç müdahalesini anlatmaya kelimeler yetmez. Bu tam bir Kurtuluş Savaşı görünümü idi. Köy gruplarında 16-60 yaşlarındaki erkekler silahlı çatışma içindeydi.

Kızlar, kadınlar ve çocuklar erkeklerinin ve büyüklerinin yanı başında
bu ölümüne mücadeleye destek oluyorlardı.”9 diye anlatmaktadır.
9 Sever, age., s.129-130.

BEŞİNCİ BÖLÜM
TÜRK VE YUNAN ALAYLARI VE SAVAŞ PLANLARI
I. RMMO’nun( Rum Milli Muhafız Ordusunun ) Planları :
Türkleri imha ederek ENOSİS’i gerçekleştirmeyi amaçlıyan KIBRIS
Rumlarının bu amaca yönelik iki esas planları mevcuttu.

RMMO’nun Planlarının, iki ana hedefi vardı; 1 ncisi; İç düşman
kabul ettiği Mücahit Kuvvetlerini ve Türk halkının Mukavemetini
yok etmek. (FESTİOS-74 Planı) 2 ncisi; Türk Çıkarmasına mani olmak
ve çıkan kuvvetleri imha etmek. (AFRODİT-74 Planı) FESTOS Planı:
Bu plan Türklerle ilgili olup, Ada Türklerini imhayı amaçlıyordu.

AFRODİT Planı: Bu plan Ada’ya yapılacak çıkarma ve indirmelere karşı
koymaya yönelik bir plandı. AFROİD Planı; LEON Planı, AETOS Planı ve VELOS Planı olmak üzere üç alt plandan oluşmaktadır.

A. LEON (ARSLAN) Karşı Taarruz Plânı:
Türk çıkarmasının Magosa kıyılarından olması ve çıkarmanın kıyıda durdurulamaması halinde kıyıda savunan 1 nci YATK birliklerine ilaveten Zh.A. ve Yunan kontenjan alayı ile birlikte 12 nci P. A. 2 P.Tb. ile çıkan kuvvete, karşı taarruzu öngören “LEON” karşı taarruz plânı hazırlanmıştı.

B. AETOS Planı :
GÜZELYURT KÖRFEZİ’ne çıkacak Türk Birliklerine karşı uygulanmak üzere hazırlanmıştır.

C. VELOS Planı :
Bu plan, çıkarmanın GİRNE bölgesinden yapılacağı durumuna göre hazırlanmıştır. Plan ana hatlarıyla şöyleydi; Batıdan doğuya 9 ncu
P.A., Tnk.Birliği ve 12 nci P.A. taarruz kademesinde, YUNAN Kontenjan
Alayı TÜRKELİ bölgesinde ihtiyatta olarak tertiplenecek;
çıkarmanın Girne kıyılarından yapılması halinde, uygulanacak
plân VELOS karşı taarruz plânı idi. Zh. A. ve Yunan Kontenjan Alayına
ilaveten 9 ve 12 nci P.A’ları ile 3 P.Tb. karşı taarruza katılacaktı.10

YUNAN Kontenjan Alayının Görevi :
Hava desteğinden ve her türlü ağır silah ateşlerinden mahrum TÜRK Alayını 20 TEMMUZ gecesi imha etmek. Bilahare Türk çıkarmasının MAGOSA bölgesinden yapılması durumunda (10 Kalelioğlu, age., s.20-21.)

BALIKESİR bölgesinde; GİRNE bölgesinden yapılması durumunda TÜRKELİ
bölgesinde; GÜZELYURT körfezinden yapılması durumunda, YILMAZKÖY bölgesinde RMMO’nun ihtiyatını teşkil etmek. İhtiyat olarak birinci öncelikle BOĞAZ bölgesine inen komando birliğine taarruz etmek; daha sonra RMMO birlikleriyle birlikte inen ve çıkan kuvvetlerimizi denize dökmek. RMMO muhtemel Türk çıkarmasının 1 nci öncelikle MAGOSA’dan, hava indirme ve uçarbirlik harekatının LEFKOŞA kuzeyinden yapılacağını değerlendirerek savunmasını kuvvet çoğunluğu MAGOSA ve LEFKOŞA bölgesinde olacak şekilde tertiplenmiştir.

II. TÜRK tarafının askeri durumu :
K.T.K.A. (KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI) :
KIBRIS TÜRK Kuvvetleri Alayı 19 ŞUBAT 1959 tarihinde onaylanan
ve TÜRKİYE-KIBRIS-YUNANİSTAN arasında ittifak antlaşmasına
göre kurulmuş ve KIBRIS’a gelmiştir.

Bu antlaşmaya göre; KIBRIS’ta bir üçlü Kh. kurulacaktır. Bu karargaha
TÜRKİYE 650, YUNANİSTAN 950 kişilik Subay, Astsubay ve Er birliği ile iştirak edecektir. Bahsi geçen TÜRK ve YUNAN Subayları KIBRIS CUMHURİYETİ Ordusunun talim ve terbiyesini sağlayacaktır.
Antlaşma şartları gereğince, 12 OCAK 1960 Salı günü kafile komutanı Kur.Alb. Turgut SUNALP başkanlığında oluşan öncü kafilesi LEFKOŞA’ya gelmiştir. Bu kafileye KTKA’nın LEFKOŞA’da yerleşme statüsünü tesbit vazifesi verilmiştir.
TÜRK ve YUNAN Alaylarına konuşlanmak üzere eski İNGİLİZ kamp bölgesi
seçilmiştir. Zamanın Savunma Bakanı Osman ÖREK halen TÜRK Alayı kampı olan eski ismiyle “VVAYNE’S KEEP” denilen kampı TÜRK Alayına, “ELİZABETH” denilen kampıda YUNAN Alayına 15 AĞUSTOS 1960 tarihinde tahsis etmiştir. TÜRK ve YUNAN Alaylarının KIBRIS’a gelme tarihi 16 AĞUSTOS 1960 olarak daha önce karara bağlandığı için her iki alay da 16 AĞUSTOS 1960’da MAGOSA’ya gelmiştir.

KTKA aynı gün kendi araçlarıyla MAGOSA-GECİTKALE-GÖNENDERE
yolu ile saat 17.30 da LEFKOŞA’ya gelmiştir.

KIBRIS ordusu ve üçlü Kh. Komutanı Muavinliğine TÜRK Generali Hüsamettin TANYAR atanmış olup, 1963 yılına kadar aynı görevde kalmıştır. Alay 25 ARALIK 1963 tarihine kadar kendisine tahsis edilen kampta hizmet yapmış olup, 21 ARALIK 1963 tarihinde KIBRIS’ta TÜRKLER’e karşı RUMLAR’ın giriştiği olaylar karşısında KTKA kampta kendisini emniyette görmediği için 25 ARALIK 1963 günü kampı terk etmiştir.

Saat 14.00 de TÜRK Jet uçaklarının LEFKOŞA semalarında yaptıkları ikaz uçuşları ile birlikte kamptan iki kol halinde ve muharebe düzeni içerisinde ORTAKÖY ve GÖNYELİ istikametinde yürüyüşe geçerek, halen bulunan kışlalara (Barış Harekatı esnasındaki) intikal etmiştir.

1963 olaylarını müteakiben GÖNYELİ ve ORTAKÖY bölgelerine konuşlanan KTKA bölgede yakın emniyetini sağlayacak tertip ve düzenler almış ve konuşlanmasını bu esaslara göre tanzim etmiştir.

KTKA.Kh.ve Srv.BI. 1 ve 4 ncü P.BI.leri ORTAKÖY’de; 2 ve 3 ncü
P.BI.leri Ağır Silah Bölüğü, Keşif takımı, Sıhhiye Müfrezesi GÖNYELİ’de
bulunmaktaydı. Olaylar başlayınca üçlü karargahtaki Subaylar Alayda görev yapmaya başlamışlardır. 1968-1974 yıllarında Rumlar arasında karışıklıkların devam etmesi ve tedhiş eylemleri yüzünden karışıklıkların TÜRK tarafına sıçratılması ihtimali sebebiyle KTKA daima müteyakkız ve görevlerini ifaya hazır olarak bu devreyi geçirmiştir.

II. TÜRK GENELKURMAY BAŞKANLIĞININ PLANLARI
Gnkur.Bşk.lığının hazardan beri KIBRIS’la ilgili üç ana planı
vardı. Bunlar 24 veya 48 saat içinde müdahale planları ile iki safhalı geniş
müdahale planları olup. 24 ve 48 saatlik müdahale planları sadece hava taarruzunu ihtiva etmekte, herhangi bir çıkarma veya hava indirmesini
ihtiva etmemekteydi. İki safhalı geniş müdahale planları olup;
başlıca şu hususları içermekteydi;

YILDIZ-ATMA Planları :
YILDIZ-70 Harekat Planı :
MAGOSA bölgesine yapılacak çıkarma ile başlıyacak bir harekat planı idi.

YILDIZ-ATMA-1 Harekat Planı :
Sadece Hava İndirme Tugayının LEFKOŞA kuzeyine indirilmesi;
sonradan helikopterlerle Komando Tugayının nakli ve idari nakliyatla
iki Tümenin ADA’ya intikalini öngörmekteydi.

YILDIZ-ATMA-2 Harekat Planı :
YILDIZ-ATMA-3 Harekat Planı :
Bu plan lojistik bir plan olup, zor durumlarda havadan ikmal ve ilgili hususları da kapsamaktaydı.

YILDIZ-ATMA-4 Harekat Planı :
KIBRIS Barış Harekâtının uygulandığı plândı.
Bu plan ana hatlarıyla şu şekildedir: KIBRIS’a yönelik bir harekata
politik ve stratejik bir baskınla başlanacak. Harekat çok kısa sürede icra edilecekti. Türk Kuvvetleri, Mağusa kıyılarında gösteriş hareketleri yapacak düşmanın dikkatini Magosa’ya çekerek, Çıkarmayı Girne kıyılarından yapacak, Amfibi Alay ve Çakmak Özel Görev kuvveti çıktıktan sonra, Kıyı bölgesinin emniyete alınmasından sonra müteakip kademeler çıkarma sahasına intikal ettirilecek, 28 inci ve 39 uncu Piyade Tümenleri çıkarak kıyı başını elde edecekler, Komando ve Hava İndirme Tugayları Boğaz bölgesine inerek çıkan kuvvetlerle birleşecekler, Lefkoşa kontrol altına alındıktan sonra harekât doğuya ve batıya doğru ilerleyecek. Adada bulunan TMT’nin Mücahit birlikleri Sancaklar bölgelerini savunacaklar, bölgelerindeki düşman kuvvetlerini bağlayacaklar, Türk Barış Kuvvetlerinin harekâtını kolaylaştıracaklar ve Türk Barış Kuvvetleri gelene kadar zaman kazanacaklardır.

Bu plan 4 safhada uygulanacaktı:
Birinci Safha : Çıkarma ve indirme safhası.
İkinci Safha : Birleşme safhası.
Üçüncü Safha : Kıyı başını genişletme safhası
Dördüncü Safha : Siklet merkezi doğuda olmak üzere doğu ve batı istikametinde taarruz safhası.11

Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını korumak ve Kıbrıs meselesinin millî politikamıza uygun bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak için hazırlanan plâna göre; 6 nci Kolordu emrine 39 ncü ve 28 nci tümenlerle Hava İndirme ve Komando tugayları ve Amfibi Deniz Piyade Alayı verilmişti. Özet olarak; Üçgen bölgeye, Hava İndirme Tugayı paraşütle atılacak, Komando Tugayı helikopterlerle indirilecek, Çakmak Özel Görev Kuvveti Girne batısına denizden çıkarılacak, bu birlikler önce Üçgen bölgenin ve çıkarma bölgesinin elde bulundurulmasını sağlayacak, ardından denizden çıkan ve havadan inen birlikler, Girne batısına taarruz ederek birleşecek, daha sonra da bölgeyi genişleteceklerdir.

Harekâtın birinci safhası hava ve kıyı başının tesisi ve elde bulundurulması,
ikinci safhası erken birleşme, üçüncü safhası da genişletme safhasıdır.12 Yapılan planlamaya göre hava taarruzları 20 TEMMUZ Saat 05.00’de, indirme ve çıkarma harekatı da 06.30’da başlayacaktı. Harekat 6 ncı Kor. Birliklerince icra edilecekti. 6 ncı Kor. 2 nci Orduya bağlı olmakla beraber Gnkur.Bşk.lığından da emir alacaktı.
Bindirme limanı olarak MERSİN Limanı seçilmişti. Amfibi Görev Kuvvetine tahsis edilen ÇAKMAK Özel G/K. ise şu birliklerden (11 Kalelioğlu, age.,s .36.
12 Evcil, age., s.17.) meydana gelmişti :Tug.Kh.,Amfibi Dz.P.A. (2Tb.) ,50 nci P.A.(3 P.Tb., 1 Tnk.BI.,1 Mknz.P.BI.),Top.Tb.,İs.BI.,Mu, Shh, Lv.Tk. ve ACT Timi (3 adet). Harekatın ilk safhasında 18 km. genişliğinde ve 22 km. derinliğinde
bir kıyı şeridinin ele geçirilmesi öngörülmüştü. Çıkarma Plajı olarak son anda GİRNE batısındaki çok dar olan YAVUZ Plajı seçilmiştir.

Asıl çıkarma buraya yapılacaktı.

19 TEMMUZ 1974 günü 6 şilep ve koruma kuvvetinden teşkil edilen gösteri kuvveti MAGOSA istikametinde hareketle aldatma harekatı icra edecekti. Ön kuvvet harekatı 06.30’da başlayacak ve 08.30’dan itibaren ÇAKMAK Özel G/K YAVUZ Plajına çıkmaya başlayacak ve çıkış 5 dalgada tamamlanacaktı. 08.15’den itibaren 4 Tb.lu Komd.Tugayı BOĞAZ bölgesinde PINARBAŞI havaalanına indirilmeye başlanacak, inmeyi müteakip BEŞPARMAK DAĞLARI istikametinde taarruzla birleşme sağlanacaktı.

Hv.İnd.Tug.’da 07.30’dan itibaren 3 kademede GÖNYELİ-ORTAKÖY-HAMİTKÖY üçgenine indirilerek DİKMEN bölgesinde savunma mevzii işgal edecekti. Türk Mukavemet Teşkilatı da; Ada çapında başlatacağı harekatla Rum birliklerini bölgelerinde tespit edecek ve hava kuvvetlerininde yardımıyla Rumların LEFKOŞA ve GİRNE bölgelerini takviye etmesine mani olacaktı. KTKA ve BOĞAZ Sancağı ise; inme ve atma bölgelerini işaretleyecek ve emniyet altına alacaktı. Harekat baskın tarzında planlandığı ve hava tehdidi mevcut olmadığı için yakın hava destek görevleri dışında ve intikal esnasında ayrıca hava gayreti planlanmıştı. Elde mevcut çıkarma aracı ve helikopter miktarı gibi mevcut imkanlar, harekatın iki safhalı yapılmasını gerektiriyordu.

Kıyıbaşı ele geçirildikten sonra emirle uygulanacak bu iki safhalı harekat planı gereğince 28 ve 39 ncu Tümenler MAGOSA istikametinde taarruz edecek, LEFKOŞA Sancağı ve KTKA.K.lığı bu taarruzun güney yanını aktif bir şekilde koruyacak, Komando Tugayı ise batı kesimi savunacaktı.

Harekatın birinci safhasında ilk hedeflerin ele geçirilmesini müteakip
her iki Tümenin Zırhlı Muharebe Grupları GEÇİTKALEGÖNENDERE
hattına kadar ulaşacak, ikinci safhasında ise MAGOSA ve BOĞAZ deniz üssü ele geçirilecekti. Kolordu ihtiyatı olarak ayrılan Hava indirme Tugayı’ndan birer tabur motorlandırılacak ve 28 nci ve 39 ncu Piyade Tümenlerinin Zırhlı Muharebe Gruplarının takip ve destek kuvvetlerini teşkil edeceklerdi. Planın yürürlüğe girmesi için kod kelimesi ZAFER, girmemesi için ise TEMEL idi.

IV. KTKA Planı (KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI) :
KTKA’nın savunma planı şu ana esaslara dayanmakta idi : Amfibi çıkarma yapan birlikler ile uçarbirlik ve hava indirme icra eden birliklerin birleşmesine kadar bulunulan bölgede zaman kazanmak. Yunan Kontenjan Alayı ile RMMO birliklerinin BOĞAZ bölgesinde birleşmelerine ve inen kuvvetler ile çıkan kuvvetlerin irtibatlarının kesilmesine engel olmak. İnen ve çıkan kuvvetlerin birleşmesi sağlandıktan sonra emrine verilecek takviye kuvvetleriyle Yunan Kontenjan Alayını ve bu bölgedeki RMMO birliklerini imha etmek.
A. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Alay Komutan Yardımcısı Piyade
Albay Gültekin Alpagun Şöyle Anlatmaktadır;

“Kıbrış Barış Harekatında içinde başlangıçtan sonuna kadar çok
büyük önemi olan, teşkilat gücü dikkate alındığında çapı küçük ama
görevi çok büyük olan Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayımızın mevzileri
hep açıkta idi, bir mevzi yapılmağa kalkılsa, Banş Gücü hemen protokol
ister mevzi yapımını engellelerdi. Arazi hakimiyeti Rum tarafında olup , silahlar anlaşmaların tayin ettiği ölçüde, Yunan Alayına menzili yetmeyen , 81mm havan ve hafif GTT. Toplardı. Uluslararası anlaşmalara göre tarafsız olması gereken Birleşmiş Milletler Barış Gücü düşman tarafına istihbarat aktardığı , Rumlar’a
daima hoşgörülü davrandığı harekat esnasında, düşmanın işgal ettiği tahkimli mevzilerin durumu ve ağır destek silahlarına sahip olması, tank ve topçu silahlarının mevcudiyeti bunu açıkça göstermiş ve ispat etmiş, ancak bugüne kadar sorgulanmamıştır.

Alayın harekattaki seyrini ve bugüne kadar yayınlanmış ve savaş ceridesi dahil mevcut belgelere uymayan bir kısmı hayatta dahi bulunmayan üst komutanlıklarca da takdir edilmis olmasına ragmen bilgi eksikliğinden kaynaklanarak insanları, rencide edecek ve üzüntü yaratacak yayınların yapılması, yapılan araştırmalarda ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Ortada büyük bir başarı vardır. Bu başarının büyüklüğü Alaya verilmiş bulunan görevin de dışına taşması suretiyle Kıbrıs Barış Harekatının inme ve atlama harekatından sonraki safhalarda gelişmesini sağlamış ve büyük zaferde önemli paya sahip olmuştu. Bu başarı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay, sancağına takılan Altın Başarı madalyası ile perçinlenmiştir. Bu başarı, birkaç kişinin başarısı gibi nitelendirilerek isimlere yönlendirilmesi çok büyük hata olmaktadır. İstiklal
savaşında da zafer bütün orduya mal edilmişti.

Bu hareketle, Alayın vermiş olduğu 48 adet şehidin , Alayın hareketteki
başarısındaki önemi, bu harekette KTKA ile birlikte hareket eden 50 nci Piyade Alayı 2 nci Taburunun, 4 ncü Paraşüt Taburunun , en kritik gecede Alayın emrine verilmiş olan 2 nci Komd. BI. nün , Alayın açık yan ve kanatlarını , geri bolgesini koruyan Mücahit birliklerinin, her zaman olduğu gibi bu harekatta Alayın lehine faaliyet gösteren TC. Büyükelçiliğinin, Kıbrıs Türk Yönetiminin ve Kahraman Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin faaliyetlerini da göz önüne alınmadan yapılan değerlendirmelerin, çok büyük bir hataya sebep olabileceği ve olduğu çok üzücü olmuştur.” 13 Diye anlatmaktadır.
13 E. P. Alb. Gültegin Alpagun (KTBK Alayı Komutan Yrd.) yaşı 80, 11 Şubat 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.

V. TMT Planları : Ada çapında başlatacağı harekatla Rum birliklerini
bölgelerinde tesbit edecek ve Hava kuvvetlerininde yardımıyla
Rumların LEFKOŞA ve GİRNE bölgelerini takviye etmesine mani olacaktı.

VI. 39 ncu Tümen Komutanı Tümgeneral Bedreddin Demirel Şöyle Anlatmaktadır;

“Sevk ve idareden sorumlu 20 makam, Koordinasyon yapacak olan karargâh birliklerinin mevcudu, harekâta katılan kıtaların mevcudundan fazlaydı. Kıbrıs harekâtının sevk ve idaresi ile koordinasyonundan sorumlu olan birinci planda Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerine ait başlıca 20 makam göze çarpıyordu. Bu karargâhların ortak bir ana fikir ve belirli planlar etrafında birleşmiş olmaları gerekiyordu. En önemlisi, ilk safhada hiç şüphesiz Çakmak Tugay Komutanlığı’ydı. Bu komutanlıklardan başka, harekâtın koordinasyonundan
direkt olarak sorumlu Kıbrıs Türk Mukavemet Teskilatı’nın Bayraktar ve Sancaktar’ları vardı.

Kıbrıs harekâtının sevk ve idaresinden sorumlu olan bu kadar sayıda komutanlık ve karargâhın, bulunması, emir komuta bütünlüğünü sarsıyordu. İrtibat ve muhabere ile işbirliğini olanaksız hale getiriyordu. Koordinasyon yapacak olan karargâh birliklerinin mevcudu, harekâta katılan kıtaların mevcudundan fazlaydı.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın Anafikri;
Kıbrıs Harekâtı’nın ana fikri kısaca, harekâtın baskın şeklinde icrası, çıkan ve atlayan birliklerin süratle birbiri ile birleşmesi ve Kıbrıs’ta ilk safhada emin bir askeri bölgenin ele geçirilmesiydi. Kıbrıs Harekâtı’nın amacı, taktik ve stratejik bakımdan özelliği, ilk safhada bu ana fikre ve bunun süratle uygulanmasına
dayanıyordu. Ordumuzun zaferi, yüce milletimizin şan ve şerefi, bu ana fikrin kısa zamanda gerçekleştirilmesine bağlıydı. Düşmanı hazırlıksız yakalıyorduk. Stratejik ve taktik alanda baskın yapılacağı belliydi. Özellikle Girne bölgesi bizim için elverişli şartlar, olanaklar veriyordu.

Bir kere Girne Boğazı, dar boğaz düşürülünce, çıkarma ve indirme birliklerimizin birleşmesi mümkün olacaktı.Türk mücahitlerinin elinde bulunan Senthilaryon Kalesi ve Zeytinlik Köyü bölgede birleşmeyi kolaylaştıracak ve destekleyecekti.14

VII .HAREKÂTA TAHSİS EDİLEN KUVVETLER:
Gn.kur.Bşk.lığı, Kara, Deniz, Hava Kuvvet komutanlıklarına ve
Jandarma Genel Komutanlığına verdiği Harekât direktifinde şu kuvvet tahsislerini yapmıştır.

A. Kara Kuvvetleri :
Adana ‘da bulunan 6 ncı Kolordu Komutanlığı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanlığı adını alarak Kıbrıs’a çıkarma yapmak üzere görevlendirilmiştir. Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığının emrine aşağıdaki birlikler tahsis edilmiştir;

6 nci Kor. KTBK; (Adana’dan)
K.’nı Korg. Nurettin ERSİN
Kur. Bşk. Kur. Alb. Mahmut BOĞUŞLU
Hrk. Ş.Md. Kur. Alb. Eşref BİTLİS
İsth.Ş. Md. Kur.Alb. Muzaffer SEVER
(14 Evcil, age., s.151.)
28 nci P. Tüm.; (Ankara Mamak’tan)
K.’nı Tümg.Fazıl Osman POLAT
39 ncu P. Tüm.; (İskenderun’dan)
K’nı Tümg.Bedrettin DEMİREL
Hv. İnd. Tuğ.; (Kayseri’den)
K.’nı Tuğg. Sabri EVREN
Kom. Tuğ.; (Bolu’dan)
K’nı Tuğg. Sabri DEMİRBAĞ
Zh. A.; (Etimesgut’dan)
K.’nı TnkKur.Alb.Feridun ÖZTÜRK
K.Yrd.Tnk.Alb. Ahmet DEMİR
Korgeneral Bedrettin DEMİREL
Amf. Dz.P.A.; (Foça’dan)
K’nı Dz.P.Yb. Neşet İKİZ
J.Kom.Tb.; (Nevşehir’den)
K.’nı J. Kom. Bnb. Hasan Cemil ERDEM
Ayrıca mevcut birliklerden oluşturulan Özel Görev Kuvvet (Ö/G.K) Komutanlıkları da vardı.

Bunlar;
ÇAKMAK Ö/G.K………..K.’nı
Tuğg.Süleyman TUNCER BORA
Ö/G.K………………K.’nı Tuğg. Hakkı BORATAŞ idi.

Türk Barış Kuvvetlerinin mevcudu; çıkan 10.000, havadan inen
5.000 civarındaydı. Daha sonra çıkan idari birlikler ile beraber bu
mevcut 25.000 e ulaşmıştır.

B. Deniz Kuvvetleri
Deniz K.K.lığı, Gnkur. Bşklığından aldığı direktifle, Kıbrıs’a yapılacak çıkarma harekâtı için Harp Filosu’nu ve Deniz Piyade Alayını görevlendirdi. Harp Filosu Komutanlığı çıkarma araçlarının emniyetini sağlamak ve deniz topçu ateş desteği için 4 Muhrip, 2 denizaltı ve yeterli sayıda Çıkarma aracı tahsis etti. Bu muhripler; TCG Adatepe, Kocatepe, Tınaztepe ve Çakmak Muhripleri idi. Türk Donanması ana üssünden ayrılarak muhtemel bir Deniz harbi için ,Ege Denizine açıldı. Ayrıca Donanma ve Yunanistan’ın Kıbrıs’a çıkartma yapan kara ve deniz
birlik ve vasıtalarımıza veya Türkiye’ye yapacağı herhangi bir taarruza karşı, Ege ‘de savaş konumuna geçti. Ayrıca; Dz. K. K.lığı çıkartma yeri hakkında düşmanı yanıltmak maksadıyla çok başarılı bir taktik örtü ve aldatma planı yapmış ve uygulamıştır.

Dz.K.K.lığı Harekât Başkanı Tüma. Nejat SERİM Mersin’e gelmiş Çıkarma Birlikleri Karargahında bizzat çalışarak “Yalancı bir konvoy” hazırlamış ve 19 Temmuz 1974 akşamı Magosa önlerine bu sahte konvoyu göndererek, Türk çıkarmasının Magosa kıyılarından yapılacağına düşmanı inandırmıştır.

Mersin’deki bütün ticari gemi kaptanları karargaha getirilmiş, Tüma. Serim kendilerine tek tek görevlerini anlatarak ellerine birer kroki vermiştir. Yalancı konvoyun Komutanı Mersin Merkez Komutanı Güverte Albay Ergun Dinçel oldu ve konvoyun komodorluk gemisi de Truva Feribotu tayin edildi.

Düşmanı yanıltmak için yapılan bu sahte konvoydan Magosa Sancaktarlığı da haberdar edilmişti. Magosa Sancaktarlığı Merkez Mücahit Tb. 19 Temmuz 1974 gecesi, Sur üzerinden Magosa açıklarına gelen askeri ve ticaret gemileriyle ışık işaretleri yaparak düşmanın dikkatini tamamen Magosa kıyılarına çekmiş ve çıkartmanın Magosa kıyılarından olacağını göstermişti. Bu aldatma planı çok başarılı olmuş, KTBK. Girne’den çıkartmaya başlayıncaya kadar, YEEF. Komutanlığı, ihtiyatlarını harekete geçirememiştir. Bu durum harekâta katılan Yunanlı subayların hatıralarında da açıklanmış, çıkarmanın Girne kıyılarından
yapılmasına rağmen, kuvvetlerini Magosa kıyılarında tutan, çıkan ve inen kuvvetlere vaktinde müdahale edemeyen RMMO. Başkomutanlığını tenkit etmişlerdir.

C. Hava kuvvetleri
Gnkur. Bşk.lığı tarafından, Hv.K.K.lığına verilen direktifte özetle;
“Müstakil Hava Harekâtı ve Silahlı keşif yapılmayacak, çıkarma ve indirme
bölgelerindeki hedeflere İleri Hava Kontrolü (İHK.) yönetiminde
yakın hava desteği sağlanacaktı.”- Hv.K.K.lığı istenen görevlere aşağıdaki
filoları ve karşılarındaki görevleri tahsis etmişti.

– 131 nci Filo ( Konya); 30 Görev tahsisi
– 132 nci Filo (Konya); 26 Görev tahsisi
– 171 nci Filo (İncirlik); 26 Görev tahsisi
– 172 nci Filo (İncirlik); 25 Görev tahsisi
– 181 nci Filo (Antalya); 28 Görev tahsisi

Tahsis edilen Filolar miktar itibarı ile yeterli idi. Ancak ilk gün icra edilen Hava Harekâtına konan tahditler, Harekâtın etkinliğini olumsuz yönde etkiledi. Bu nedenle, ikinci ve üçüncü günler . konulan tahditler kaldırıldı. Sadece meskûn mahallere ve sivil halka taarruz edilmeyeceği emri verildi. Kıbrıs Harekâtı dost ve düşmanın iç içe bulunduğu dar bir bölgede yapıldığından, Hava Harekâtı yönünden son derece olumsuz şartlar altında cereyan etti. Özellikle, birinci safhada Ada ile Anavatan arasındaki muhabere irtibatlarının yetersiz olması Hava / Yer muharebesinin istenilen seviyeden uzak olması, Harekâta katılan
Kara ve Deniz birliklerinde Muhabere araçlarının güçsüzlüğü nedeniyle
birliklerden zamanında bilgi alınamadı ve buna bağlı olarak da icra edilen
Hava Harekâtı eksik bilgilere istinat etti. Bütün bunlara ve özellikle; düşmanın yoğun uçaksavar ateşine rağmen, hava taarruzlarının isabet derecelerinin, tahminlerin çok üstünde olduğu, harekâtın akabinde yerinde yapılan incelemelerden anlaşıldı. Üstün pilot eğitimi ile Türk Hv. Kuvvetleri harekâtın başından sonuna kadar hava hakimiyetini sağladı ve kara birliklerinin harekâtını destekledi. Yunanistan Hava Kuvvetleri Gn.Yuannides’in emrine rağmen Kıbrıs’a gelmeyi göze alamadı.15(15 Kalelioğlu, age, s.34-38.)

ALTINCI BÖLÜM
KIBRIS BARIŞ HAREKATI ÖNCESİ ASKERİ HAZIRLIKLAR
28 MAYISTAN 19 TEMMUZ 1974’E KADAR OLAN SÜRE İÇERİSİNDEKİ FAALİYETLER

10 Temmuz 1974
I. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI BÖLGESİ ( KTKA)
A. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Alay Komutan Yardımcısı Piyade Albay Gültekin Alpugan şöyle anlatmaktadır :

“10 Temmuz 1974 tarihinden itibaren siyasi havada bazı değişikliklere neden olan Rum’ların, antlaşmalara aykırı olarak bazı takviyeler aldıkları tespit edilmiştir. Nitekim, 15 Temmuz sabahı aniden silah ve top sesleri duyulmaya başladı. Alarm durumuna geçip mevziler tam mevcutla işgal edildi.

15 Temmuz 1974’den itibaren mevzilerini işgal ve imkanlar ölçüsünde
tahkim etmiş olan Alayımıza, 19 Temmuz 1974 günü saat: 23.00’da Alay Karagahında; TMT Bayraktar’ınında hazır bulunduğu toplantıda hareket emri tebliğ edilmiştir.“ 16 diye anlatmaktadır.
(16 M. Gültekin Alpugan, Kilit Üçgen Kıbrıs Barış Harekatı, Ankara 2011, s.12-13.)

II. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
15 Temmuz 1974
YILDIZ-70 ATMA-4 Harekat Planında görev alacak birlikler 12 saatlik hazırlık durumuna geçirilmiştir. İzinler derhal kaldırılmış ve izinde bulunanlar 4 saat içerisinde görevleri başına çağırılmıştır.(17) 39’uncu P. Tümen’i 50’nci P. Alayının emirle MERSİN (ALATA) bölgesine 24 saat içerisinde intikal ettirilmesi için hazırlıkların artırılması emredilmiştir. 50’nci P. Alayı ile 2’nci Deniz Piyade Taburunun bu bölgede birlikte eğitim yapmaları emredilmiştir.

K.K. Komutanlığı’nın 62 adet UH-1 H helikopterlerinin 2’nci ordu takviyeli Hava Alayını teşkil etmek için KONYA’da toplanacağı emri alınmıştır. Komando Tugayının iki kademe halinde OVACIK (SİLİFKE) bölgesine intikali emredilmiştir. Hava İndirme Tugayının, 12’nci Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı (KAYSERİ) ile koordine ederek yükleme-bindirme faaliyetlerini arttırması emredilmiştir. (17 Sever, age., 42.)

6’ncı Kolordunun bütün muhabere sistemleri 24 saat çalışacak duruma
getirilmiştir.

15 Temmuz 1974 darbesinden sonra Türkiye; Kıbrıs’ta anayasal düzenin yıkıldığını, mevcut antlaşmaların çiğnendiğini, darbe ile iş başına gelen idarenin gayrimeşru olduğunu belirterek, yeni idareyi tanımadığını bildirmiş ve birlikte müdahale hakkını kullanmak üzere İngiltere ile temasa geçmişti.18

III. TMT BİRLİKLERİ HAREKATI
Mücahit Yaman Tabur Komutanı (Şahinler Bölüğü, Doğru Yol Bölügü, Türk Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesindeki Tabur karargahı Komutanı) Yüzbaşı Mehmet Biran (Mecit Mehmet) Şöyle Anlatmaktadır;

15 Temmuz 1974
“15 Temmuz 1974 sabahın erken saatlerinde Zeytinlik (Templos) köyü ve Girne alarm ve siren sesleriyle bir hareketlilik içinde kaynaşmaya başladı. Adayı ilhak için Nikos Sampson darbesi sonrasında, sıranın Türkler’e geldiği idi. Bu haberler Girne ve Zeytinlik’ten gelen Mücahitler tarafından Rumların şaia , fakat sonunda gerçekleştirecekleri haberler olup kulaktan kulağa yayılıyordu. Girne’de ambulansların yaralı taşıdığı açıktan açığa görülüyordu. Yaman taburu olarak bölgemizde gerekli tertibatları ve savunma önlemlerini alıp , gündüz ve gece 24 saat devamlı mevzilerde uyanık ve tedbirli olmayı azami çaba gösteriyorduk. 19 Temmuz akşamına kadar durum ve şekilde devam etti.”19
Demektedir.

B. Meriç Köyü Mücahit Tabur Komutanı P.Yzb Saldıray Hakgüder
Şöyle Anlatmaktadır:

“15 Temmuz günü, tahminen saat 06.00 sularında,Tabur Komutanı olarak kalkma saatimizdir. Temizlik vs. ihtiyacımızı müteakip saat 07.30’da Taburun tekmili Bölük Komutanlarından alınarak, günlük faaliyet programı uygulanır.
Bu rutin bir görevdir. (18 Cumhur Evcil, Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi, Ankara 1999, Evcil, s.12.) (19 E. Top. Alb. Mehmet Biran (Yaman Tabur K. Senthilerion Kalesi) yaşı. 72, 16 Aralık 2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.)

Daha sonra tekmil alarak birliklere görev taksimi yapıp,görev yerlerine göndereceğim sırada tahminen Saat 07.45 ile 07.50 arası Lefkoşe tarafında ve Lefkoşe’nin içinden infilâk sesleri, (top, havan gibi silahların patlama sesleri gelmeye başladı ve Lefkoşe içinden dumanların kesif bir şekilde gökyüzünü kapladığını gördük.

16 Temmuz 1974 günü,yani Meriç Taburunun mevzilerini işgal edip alarm durumuna geçişimizin ertesi günü Serdarlı Sancağından Tabura alarm verilmişti. Aynı gün,Sancaktar , taburda mevcut bir adet 81’lik havana ilaveten çok daha önce gönderilmesi gereken bir 81 mm.Iik havan daha göndereceğini bildirmiş.Bu havanı o gün akşam belli bir saatte belli bir noktadan aldırılmasını emretmiştir.Emredilen saat de emredilen noktaya gidilmiş ve Sancaktarlıkça söz konusu silah, çeşitli mülahazalarla gönderilmekten vazgeçilmiştir.

20 Temmuz gününe kadar Meriç Taburunca harbe hazırlık faaliyetleri
artırılarak noksanlıklar tamamlanıp çalışmalara devam edilmiştir.”
20 Demektedir.

C. Mağusa Mücahit Tabur Komutanı Üsteğmen Oğuz Kalelioğlu şöyle anlatmaktadır;

“Kıbrıs Megali îdeasının içinde gören Yunanistan, 15 Temuz 1974 tarihinde EOKA’cı Nikos SAMPSON’a Kıbrıs’ta bir darbe yaptırdı. Makarios’un yedek polis kuvvetlerini kısa sürede tasfiye eden RMMO ve adaya sokulmuş Yunan birlikleri bir oldu bitti ile Türkleri de saf dışı etmek üzere Türk bölgelerine yığınak yapmaya başladılar.

Mağusa Sancaktarı Top. Alb. Servet MÖREK (Kemal Bey) ve Sancak Harekât
Eğitim Subayı Top. Bnb. Aydemir ERDOĞAN (Bedirhan Bey) ile birlikte (
20 E. P. Alb. Saldıray Hakgüder (Meriç Köyü Tb.K.) yaşı 70, 19 Şubat 2012 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.)

karar vererek bölgesel seferberlik ilan ettik. Bütün erkekleri silah altına aldık.
Zaten herkes gönüllü çarpışmak istiyordu. Ancak elde yeterli silah ve mühimmat yoktu. Silahsız personele kola şişelerine benzin koyduruyor, fitil takarak tanklara karşı molotof kokteyli yaptırıyor ve mevziler kazdırarak sığınaklar hazırlatıyorduk.

Bizim Mağusa Mücahit Taburunun görevi ise, mümkün olduğu kadar düşmanı üzerimize çekerek angaje etmek, çıkartma bölgesini serbest bırakmaktı. Biz bu görevi yapmaya çalıştık ve düşman kuvvetler çıkartma bölgesine gidemeden tamamen bize angaje oldu. Hepsi bize taarruz etti. Mağusa’da geçen çetin muharebeler, adanın bir başka yerinde bir başka mücahit kuvvetine yönetilmeyen bir taarruz vardı ve çıkartma başladıktan sonra 29’ncu gün ancak bize kavuştular.”21
Diye anlatmaktadır.

16 Temmuz 1974
IV. 39 NCU PİYADE TÜMENİ HAREKATI
A. 39 ncu Tümen Komutanı Tümgeneral Bedreddin Demirel
Şöyle Anlatmaktadır;

39. Tümene bu olayla ilgili olarak 15/16 Temmuz gecesi alarm emri geldi. On bir yıldan beri tasarlanan çıkarma planı artık gerçek olabilecekti. Fakat 39. Tümen’in Kıbrıs’a çıkarma yapacağına kesin gözle (21 Mehmet Gökhan, Kıbrıs Barış Harekâtında İlginç Olaylar, İstanbul 2006, s.239-240.)
bakılmıyordu. Esasen 39, Tümen deniz aşırı bir savaşa tam anlamıyla hazır
sayılmazdı.

Tümenin personel, araç gereç ve silah bakımından bazı noksanlıkları vardı. Tümenin kışlalarında terk etmeye mecbur kaldıkları müfrezeler, tümenin asıl gücünü azaltıyordu. Barış kadrosunu uygulayan 39. Tümen için bu durum bir boşluk yaratıyordu.

Çakmak Tugayı 19 Temmuz öğle üzeri Mersin’den denize açıldı. Komutanlar birliklerini kıyıdan uğurladılar. Herkes düşünceliydi. Heyecan yerini kuşkuya bırakmıştı. O sırada Sayın Orgeneral Suat Aktulga ile Beraber dalgakıranın ucuna kadar yürüdük. kafileyi uzaktan izledik ve uğurladık. O sırada bazı gazeteciler küçük sandallarla gidenleri uzaktan gözetliyorlardı.

Hareketimizden önce Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı ve 2. Ordu Komutanı ile telefonla konuştum, son bir emirleri olup olmadığını sordum.

Sayın Ordu Komutanı sadece ‘sağlığın’ dedi. Bu kelimeyle biraz sarsılmıştım. Öyle ya gidip gelmemek de vardı.”22
(22 Erbil Tuşalp, “Orgeneral Bedreddin Demirel’in Anıları, Kıbrıs’a Nasıl Çıktık?” Cumhuriyet Gazetesi , 17 Temmuz 1989, s.13.)

V. BOLU KOMANDO TUGAYI
A. Komando Tugayı 1 nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç
Şöyle Anlatmaktadır;

15 Temmuz 1974 Saat 14.00
“Komando Tugayı taburlarına, 15 Temmuz saat 14.00’da ön emrini vermiştir. O günkü sağlanan standartlarla 6 saatlik hazırlık süresinden sonra sefer durumuna geçen 1nci Komando taburu, 16 Temmuz 02.00’de tüm hazırlıklarını tamamlamış ve saat 12.00’de Tugayın ilk kademe birliği olarak, Bolu-Ankara-Konya-Mut-Taşucu ana yolundan yararlanarak, helikopter yükleme bindirme bölgesine 19 Temmuz 1974 günü intikal etmiştir.” 23 Ovacık’ta çadırda, yalnız kalmanın veya kendi kaderine terk edilmenin yarattığı ruhi sıkıntılarla ayrıldım. Tereddütlerimde haklıydım, ancak çare;
(23 Gökhan, age., s.132.)
Gene VAZİFENİN HERŞEYE RAĞMEN BAŞARILMASINA BAĞLANIYORDU ve Bende geçmişte olduğu gibi GENE KENDİ HAL TARZLARIMA GÜVENECEKTİM çünkü başardığım zaman Benim hal tarzlarımın haklılığı ispatlanmış olacaktı.

Tabura geldim, dinleniyorlar. Başımı yıkama ihtiyacını duydum. Helikopter Alayı önünde bir çeşmede Bşçvş Kasım ve Ütgm. Ünal ile birlikte kafaları soğuk su ile yıkadık. İyi geldi, ferahladım. Tb.a dönerken PTT’ e uğradım ve Eşim Özgen’e kararlaştırdığımız şekilde bir Tlg. Çektim.”
Bileciğe git, Beni meraketme, Allahaısmarladık”.
Cefakar Hayat Arkadaşımın buna ihtiyacı vardı “ve Bende” artık geriye bakmak istemiyordum. Senelerdir kendimi hazırladığım ve Bir ASKER, Bir Muvazzaf
SUBAY olarak , kendimi her bakımdan denemem ve geçmem gereken
SAVAŞ ÇARKINDAN geçme zamanının geldiğini düşünüyordum..”24
Demektedir.

B. 3 ncü Komando Tabur Komutanı Yarbay Zeki DOĞDU Şöyle Anlatmaktadır;
Saat 15.00
“15 Temmuz saat 15.00’te 4’üncü Kolordu Komutanlığı’ndan gelen telefon emri ile hazırlıklara başlandı. Daha sonra intikal için hazır (24 E. Tuğgeneral Cemal Eruç (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı .80, 10 Mart 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.)

olunması emri verildi. 16 Temmuz günü saat 12.30’da tabur ANKARA’ya
hareket etti, aynı gün saat 23.30’da 28’inci Tümen bölgesinde
(ANKARA) ordugâha geçildi.

19 Temmuz günü saat 14.00 civarında, OVACIK (Hacı Ishaklı) köyüne
varıldı .” 25 demektedir.
VI. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
16 Temmuz 1974 Salı
Genelkurmay’da dört saate yakın süren çalışma sonunda planlar
değiştirilerek hem amfibi harekat, hem de havadan indirme harekatı
kararlaştırıldı.
Harekatı icra edecek olan 39 ve 28 nci Tümenlere ve planda mevcut
diğer birliklere emirler ulaştırıldı. Bugün birliklerin hareket ve intikalleri
şu şekildeydi; 39 ncu P.Tüm.: Saat 12.00’da 50 nci P.A.
Muh.Gr.nun KIBRIS harekat bölgesine intikali 6 nci Kor. tarafından mesajla
emredildi.
Emir, 12.30-16.00 arasında 50 nci P.A.K.lığına ve diğer birliklere
ulaştırıldı. 50 nci P.A. saat 17.00’dan itibaren 15-20 araçlık gruplar halinde
sızma yürüyüşü ile intikale başlayarak 16/17 TEMMUZ gecesi
ALATA bölgesine intikale devam etti. 28 nci Mot.P.Tüm. Saat 17.50’de 4
ncü Kor.K.lığından Tümenin 1. saatlik hazırlık durumuna getirilmesi ve
diğer hususlar hakkında emir aldı
Bolu Komando Tugayı: Komando Tugayı (-) saat 12.00’da BOLU’daki
kışlasından kendi organik kuruluşundaki araçlarla intikale
başlayarak, saat 23.00’da ANKARA/MAMAK’a intikalini tamamladı.
Kayseri Hv.İnd.Tugayı: Emri alarak harekat için hazırlığa başlandı.
Bugün 1 ve 2 nci Deniz P.Tb.ları ALATA’ya intikallerini tamamladılar.
17 Temmuz 1974
Kıbrıs’taki hükümet darbesinden sonra ilk 24 saat içerisindeki gelişmelere
paralel olarak K.K. Komutanlığı’ndan 16 Temmuz 1974 tari-
25 E. Tümgeneral Zeki Doğdu (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. K.) yaşı . 81, 12
Haziran 2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
79
hinde yeni bir emir daha alınmış ve bu emir doğrultusunda aşağıda
sıralanan faaliyetlere girişilmiştir. Komando Tugayı 17-18 Temmuz
1974’te OVACIK (SİLİFKE) bölgesine intikal ettirilmiştir.
Nevşehir Jandarma Komando Taburu 18 Temmuz 1974 sabahı hareketle,
19 Temmuz günü OVACIK’ta Komando Tugayının emrine girmiştir.
VII. NEVŞEHİR JANDARMA KOMANDO TABURU
A. Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hasan
Cemil Erdem Şöyle Anlatmaktadır
18 Temmuz 1974/Saat 04.30
“18.04.30 Temmuz 1974’de bizi 6 sb. (Dişçi, doktor, Lv subayı) dahil
28 astsubay ve 375 erbaş ve erle aynı gün saat 1900 da Erdemliye
vardık. Geceyi orada geçirdik 191400 Temmuz 1974 günü 09.00 Ovacığa
geldik. Kıbrıs’a Muharebeye gidiyorduk. Emirdir uyacağız. Ovacıkta
Ütğm Turna, Ütğm Veysel Gani, Yzb. Bağcı, Güven Tuncel, Tğm Halis
Deveci tabura ilhak ettiler. Burada emrine verildiğimiz Tugay komutanını
görmek istedim kabil olmadı zaten orası ana baba günü bir Kur.
Yzb. taburun yerini gösterdi.
Muhabere için bilgi ve kitap dışı maddi bir sürü eksiklik MG3 fişekleri
yok. Durum ziyarete gelen Bölge komutanımız Tuğgeneral KadALİ
DENİZLİ
80
ri Dönmez’e bildirdim. mesajla mermi geldi. Fakat ilerisi meçhul olduğu
için yetip yetmeyeceği belli değil.
Kadroya göre yemek pişirecek mutfaklar Krh.BI. kadrosunda
mevcut değil diğerleri ise ancak bir takımlık onu da yakamadık. Emrine
girdiğimiz Tugay K.lığı Lv. Md. İle irtibat kurduk ellerindeki mutfakların
yalnız kendilerine kâfi geldiğini ve bize sıcak yemek veremeyeceklerini
söylediler. Sağdan soldan eratı doyurduk su yok , Ovacık Belediyesi
ile irtibat kurup bir tanker su buldurduk. Kendi tankerimizi ve mataralarımızı
doldurduk. Sabah bir sefer daha getirmesini rica ettim sabah
erken bir tanker su daha geldi.
Bolu Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Sabri Demirbağ’ı görüştüm
emirler verdi. Personele tebliğ ettim. Sonra Kolordu Komutanlığının
emri geldi. Emirde kolordunun ihtiyatı olarak kullanacağımız yazılıydı.
Aynı akşam Kolordu komutanı genel durum ve Kıbrıs’a müdahale
edeceğimizi dair emirler verildi.”26 diye anlatmaktadır.
B. Nevşehir Jandarma Komado Taburu Tk K. bilahare 2 nci Jandarma
Komando Bölük K. Vekili Jandarma Teğmen Halis Deveci Şöyle
Anlatmaktadır ;
“19 Temmuz 1974 akşamı Okul komutanımız Tuğgeneral Adnan
Doğu kurstaki iki Jandarma subayı olan; J. üsteğmen Veysel Gani ve
26 E. Tümgeneral Hasan Cemil Erdem (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
81
beni yanına çağırdı. Yanına gittiğimizde bizi bir baba sevgisi ile karşıladı.
Bu gece Mersin Taşucunda bulunan Nevşehir J. Komd. Tb’na katılmamız
gerektiğini söyledi, sonra paraşüt atlamasını yapıp brovelerimizi
alabileceğimizi ve hemen toparlanmamızı söyledi. O günlerde
birkaç kurs hocasının birliklerine gitmek üzere ayrılmışlardı. Üsteğmen
Veysel Gani’nin birliği orasıydı.
Benimde tayinim çıkmış haberim olmamıştı ya da kursta olduğum
için seçilmiştim.
Her nasılsa yıllardır gördüğünüz eğitimlerin amacına uygun ve
her Türk subayına nasip olmayacak bir görev bize nasip olacaktı.
Hemen eşyalarımızı aldık, taşırland. Saat 18.00 de komutanımız bizi
öperek başarı dilekleriyle uğurladı. Isparta İl jandarma Alay Komutanlığından
gelen bir araçla sevinç ve gurur içinde , kursiyer arkadaşlarımızın
gıpta ile bakışları altında yola çıktık.“27 diye anlatmaktadır.
VIII. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Helikopter Birlikleri 18 Temmuz akşamına
kadar OVACIK’ta toplanmalarını tamamlamışlardır. (Toplam 74
helikopter) Ordu Uçaksavar Taburu 18 Temmuzda KONYA’dan hareketle
OVACIK’a ulaşmıştır.
Ordu Muhabere Alayı’nın 18 Temmuz akşamına kadar ADANA’ya
ulaşıp, YILDIZATMA-4 Planına göre irtibatlarını kurması emredilmiştir.
En son olanaklara göre 15 adet C-47 – 5 adet C-130, 10 adet C-160
nakliye uçağı esas alınarak Hava İndirme Tugayı ve 12 nci Hava Ulaştırma
Üskomutanlığı’nın birlikte Yükleme-Bindirme Planlarını değiştirmeleri
emredilmiş ve bu değişiklik ancak 19 Temmuz akşamı sonuçlandırılabilmiştir.
YILDIZ-70 ATMA-4 Planında belirtilen çıkarma kuvvetinin şu birliklerden
ibaret olunacağı emredilmiştir:
27 E. J.Yb. Halis Deveci ( Nevşehir Jandarma Komd . Tb. Tk.K. bilahare 2 nci Bl.K. V.)
yaşı. 65, 15 Mart 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
82
IX. İLK ÇIKARMA (AMFİBİ) ÖZEL GÖREV KUVVETİ
KOMUTANI: 50’nci Piyade Alay Komutanı Piyade Albay İbrahim
KARAOĞLANOĞLU BİRLİKLERİ
50’nci Piyade Alayı
Deniz Piyade Alayı (Deniz Piyade Komutanı DzP.Yb. Neşet ikiz)
Bir Topçu Taburu
Bir Tank Bölüğü
Bir İstihkâm Bölüğü
Muhabere Müfrezesi
Sıhhiye Müfrezesi
İkmal Bakım Ekibi
39’ncu P. Tümeninin bütün birlikleri 18/19 Temmuz 1974 gecesi
MERSİN bölgesine yürüyüşlerini tamamlamışlardır. Deniz Kuvvetleri’ne
ait çıkarma araçları dışındaki Harp Filosunun, plan gereğince görev
alacak olan su üstü ve su altı gemileri, 18 Temmuz 1974 akşamına
kadar bölgede toplanarak hazır duruma gelmişlerdir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
83
X. DENİZ BİRLİK VE GEMİLERİ ŞUNLARDIR:
Çıkarma Birlikleri:
LCM, LCT ve LCU’lar
TCG ERTUĞRUL
İki Deniz Piyade Taburu (Amfibi Alay)
Muhripler:
TCG TINAZTEPE,
TCG KOCATEPE,
TCG M.F.ÇAKMAK,
TCG ADATEPE
TCG, İZMİT
(ANA GEMİ),
TCG DONATAN
4 adet Denizaltı
Karakol Gemileri:
TCG BERK
2 adet Hisar Avcı Botu
3 adet Jandarma Botu
2 S AT Timi
ALİ DENİZLİ
84
18 Temmuz 1974
İngiltere’nin Türk teklifini reddetmesi üzerine, 18 Temmuz 1974
Salı günü, Londra’dan dönen Başbakan Ecevit, ayağının tozu ile gece
yarısına doğru Genelkurmay Başkanlığında bir brifinge katıldı. Brifinge
Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar, Başbakan
Yardımcısı Necmettin Erbakan, Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Millî
Savunma Bakanı Hasan Esat Işık, Kuvvet komutanları, Genelkurmay II
nci başkanı, Genelkurmay Harekât başkanı, daire başkanı ve diğer ilgililer
katıldı.
Brifingde, 15 Temmuz 1974 darbesinin gizli bir Enosis olarak
değerlendirildiği, yapılacak harekâtın bir fırsat olduğu, bu fırsatın
kaçırılmaması gerektiği vurgulanarak Girne bölgesine çıkarma ve
hava indirme harekâtı icrası ile üç gün içinde, Girne’de Türk toplumuna,
denizle iltisaklı (iltisak: Kavuşma, birleşme, bitişme, yapışma.)
bir bölgenin işgal edileceği teklif olarak arz edildi.
Orgeneral Semih Sancar, Sayın Ecevit’e dönerek, onay için, yavaş
yavaş kararı tekrar etti. Başbakan, heyecan içinde aynen kabul ettiğini,
ancak yasalar gereği Millî Güvenlik Kurulunu toplayarak karar alacağını
ifade etti. Kıbrıs’ta baskın temin etmek için; 19 Temmuz 1974 gecesi
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
85
Genelkurmay Karargâhında harekât , çok sınırlı karargâh subayları dışında
bütün personelden gizlenmiş, 20 Temmuz günü de istenen baskın
tesiri elde edilmiştir.
Kıbrıs Barış Harekâtı emrinin onayı, 20 Temmuz 1974 tarihinde
Hürriyet gazetesinde aşağıdaki gibi yayınlanmıştır:
Başbakanlık Makamına / 19 Temmuz 1974
1. Harekât için bütün hazırlıklar tamamdır.
2. Adaya müdahale için hazırlanan plânın uygulanabilmesi için
saat 11 .00’e kadar hükümetin direktifi gerekmektedir.
Semih SANCAR (Orgeneral Genelkurmay Başkanı)
Uygundur
Bülent ECEVİT (Başbakan28)
XI. 39 NCU PİYADE TÜMENİ HAREKATI
18 Temmuz 1974
A. 39 ncu Tümen Komutanı Tümgeneral Bedreddin Demirel
Şöyle Anlatmaktadır;
“Bedrettin Paşa çıkarma plajının hâlâ seçilememiş olmasını anlayamıyordu.
Emir yok,
28 Evcil, s.13-15.
ALİ DENİZLİ
86
“18 temmuz 1974 akşamına kadar üst makamlardan hangi kıyıya,
nasıl çıkılacağına dair yazılı veya sözlü emir alınmamıştı. Telefonla aranıldığı
zaman sayın ordu komutanı çıkarmanın Girne’nin doğusuna
yapılacağını kaba olarak söylemişti. O gün ileri karargâh olarak Kurmay
Binbaşı Dündar Gürlüoğlu ile birlikteydim.
Deniz Yarbay İkiz elde mevcut istihbaratı okuyor,, bizler de hep
beraber haritada plajları inceliyorduk.
Okunanlar harita mütalaasından pek farklı değildi. Haritalarda
görülenlere bir şey eklemiyordu. İster istemez plajı seçmek ve karar
vermek gerekiyordu. Toplantıya katılanların en kıdemlisi ve çıkarılan
birliğin komutanı olarak bu sorumluluğu şahsen üzerime almaya mecburdum.
Toplantıda çıkarmadan sorumlu kimse görünmüyordu.
Çıkarma Birlikleri Komutanlığı ise birliklerimi adaya götürmeye
memurdu.
Çıkarma Yeri Seçiliyor
Tartışmaların sonunda en akla yakın gelen bir plajı noktalayarak
adını okumasını Deniz Yarbay Neşet Ikiz’den rica ettim. O, haritaya
dikkatle eğilerek ‘Platini’ dedi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
87
Bu plajın doğru adı, sonradan öğrendiğimize göre ‘Pladani veya 5.
Mil Plajı’ imiş. Girne’ye 8 kilometre uzaklıkta bulunuyormuş. Harekât
sonrası Girne kıyılarında yapılan incelemelerde, bu plajın çıkarma için
taktik ve teknik yönden en elverişli olduğunu görmüş ve kararlarımızdaki
isabetten dolayı hayret etmiştik. Eldeki çok az bilgiye karşın elverişli
bir çıkarma plajı seçilebilmişti.“ 29 demektedir.
XII. HAVA BİRLİK
VE UÇAKLARI ŞUNLARDIR:
2’nci Taktik Hava Kuvveti
Komutanlığı ve bu kuvvetin
emrine giren filolar da 19
Temmuz 1974 akşamına kadar
toplanmalarını tamamlamışlardır.
RF-84F, 8 uçak, F-5, 8
uçak, F-100, 99 uçak, Çeşitli
tipte toplam 115 uçak her türlü
hazırlıklarını tamam-lamış
29 Tuşalp, Cumhuriyet Gazetesi, 18 Temmuz 1989, s.13.
ALİ DENİZLİ
88
olarak 19 Temmuz 1974-‘te göreve hazır hale getiril-mişlerdir.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI İLERİ KO-MUTA KARARGAHI
(ADA-NA)’nda, yapılan toplantı ve YILDIZ-70 ATMA-4 harekat
planına yapılan ilaveler.30
XIII. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
A. 6 ncı Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever( E. Korgeneral) Şöyle Anlatmaktadır;
18/ 19 Temmuz 1974 Gecesi
Kara Kuvvetleri Komutanının
Orgeneral Eşref
Akıncı’nın Toplantısı
18/19 Temmuz 1974
gecesi, Kolordu Komutanının
odasında YILDIZ-70
ATMA-4 Harekat Planı son
defa gözden geçirilerek
bazı değişikliklerin yapılması
ve Ast Birlik Komutanlarına
en son emirlerin
verilmesi amacı ile yapılan
toplantı yapılmıştır. Kara
Kuvvetleri Komutanı, toplantının
açış konuşmasında,
Genelkurmay Başkanı
tarafından tam yetkiyle görevlendirildiklerini, harekatın 20 Temmuz
1974 sabahı başlayacağını, 18/19 Temmuz gecesi yükleme ve bindirmenin
sonuçlandırılarak 19 Temmuz günü seyre geçileceğini emretti.
19 Temmuz 1974
Harekât emrine göre 19 Temmuz 1974 günü Kara, Deniz ve Hava
birliklerinin faaliyetleri özetle şöyle cereyan etmiştir.
30 Sever, age., s.42-46.
Orgeneral Eşref Akıncı
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
89
2 Taburlu Deniz Piyade Alayı ve 50’nci P. Alayı Muharebe Grubundan
oluşan ÇAKMAK ÖZEL GÖREV KUVVETİ 1’nci Kademede,
49’uncu P. Alayı 2’nci Kademede, 14’üncü P. Alayı 3’üncü Kademede
intikal edecekti. 19 Temmuz saat 08.45’te hareket edecek iken, yükleme
bindirme yerinin planlar ve emirler aksine değiştirilmesi nedeniyle ancak
saat 12.40’ta yani 3 saat 5 dakikalık bir gecikmeyle hareket edebilmiştir.
Saat 06.00
Çakmak Özel G/K saat 06.00 da yükleme ve bindirme faaliyetlerine
başladı. İlk dalgada çıkacak Muh.Gr. 12 LCT ve 9 LCU’ya yüklendi.
Saat 13.30 da yükleme ve bindirmeler tamamlanarak Çakmak
Özel G/K’nin deniz seyir safhası başladı. 39 ncu P.Tüm. 14 ve 49 ncu
P.A. Muh.Gr.ları ve diğer birlikleri toplanma bölgelerinden MERSİN
yükleme ve bindirme bölgesine intikali emredildi.
Saat 12.30
Bolu Komando Tuğ. 12.30 da OVACIK bölgesine intikalini tamamladı
ve Nevşehir J.Komd.Tb.u ile 1/230 ncu P.A.nı emrine alarak Tugay
beş taburlu olarak yeniden teşkilatlandırıldı. Ertesi gün yani 20 TemALİ
DENİZLİ
90
muz günü emredilen saatte GİRNE plajlarına ulaşmak için tehlikeli bir
yarış başlayacaktı.
Saat 16.00
6’ncı Kolordu Taktik Karargahı 19 Temmuz günü saat 16’da
OVACIK’taki komuta yerine varmış, Kolordu Komutanının başkanlığında
helikopter indirme harekatını yapacak bütün birlik komutanlarının
katıldığı bir brifing tertiplenmiştir.
19 Temmuz 1974; harekat planına dahil tüm birliklerin son hazırlıkları
ve ÇAKMAK ÖZEL KUVVETİ’nin deniz seyir bölümü gecikmeli
olarak devam ediyor.
SUALTI TAARRUZ TİMLERİ HAZIRLIKLARI
19 Temmuz/Cuma
Mersin’e varıldığı zaman, komandoların emrine tahsis edilen Jbotlar
hazır bekliyordu. Harp filosu ve çıkarma birliklerinden alman
teferruatlı emirler okunarak görev bölümü yapıldı.
Komandoların görevlerinden biri de çıkarmanın yapılacağı kıyıya
gizlice yaklaşıp, suyun altında engellerin, mayınların bulunup bulunmadığını
kontrol etmek; varsa gerekeni yapmaya çalışmaktır. Bütün
birliklerin kaderi, bu bir avuç isimsiz kahramanın elindedir dense, doğrudur.”
31
31 Barış Harekatının 24 İsimsiz Kahramanı, agm.,s.6.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
91
XIV. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
A. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı
Cumhur Evcil (E. Tümgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
19 Temmuz 1974/Saat 16.00’da
Plâna göre birinci kademede görev alan birlikler, saat 16.00’da
Kayseri Erkilet Hava Alanı’na intikale başladılar. Gelişmeleri izleyen
halk; kışladan çıkan konvoyları coşku dolu, heyecanlı, duygulu bir şekilde
alkışlıyor, uğurluyor. Bu intikalin gizli ve hiç kimseye sezdirilmeden
yapılması planlanmadığından artık yapacak bir şey yok.
Saat 20.00
Birinci kademede görev alan birlikler, akşama doğru hava alanına
intikal etti. Saat 20.00’de Kayseri müftüsü hava alanında birliklerin moralini
yükselten heyecanlı bir konuşma yaptı. Akşam Erkilet Hava Alanı’nda
pilotlarla birlikte uçuş brifingi yapılacak. Kurmay başkanı ile bazı
ikmal işlerini takip ettiğimizden, brifinge yetişemedik.
Bu gece Tugay Komutan Yardımcısı Piyade Albay Sami Konukoğlu,
Harekât Eğitim Şube Müdürü Kurmay Yüzbaşı Ahmet Aydoğdu
ve Serbest Paraşüt Müfreze Komutanı Piyade Yüzbaşı Sami Akbulut,
Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait küçük bir uçakla Kırnı’ya sızarak
atlayış bölgesinin işaretlenmesine ve bölgenin emniyete alınmasına neALİ
DENİZLİ
92
zaret edecekler. 19 Temmuz 1974 günü gece yarısına kadar hava alanında
kaldık. Hava şartlarını ve atlayışla ilgili detayları inceledik. Yarın
Kıbrıs’ta hava güzel olacak, rüzgâr normal…
Kıbrıs’ta atlayış yapacağımız bölge çok dar. Atlayış anında uçağın
pasaja girerken pilotun yapacağı küçük bir hata veya aniden çıkacak bir
rüzgâr, Rum kesimine inmemize neden olabilir. Bu ihtimali düşünerek
apoletlerimi ve subay işaretlerini söktüm, künye levhamı ve evlilik yüzüğümü
çıkardım. Rum kesimine düşmem hâlinde ancak sivil kıyafetle
Türk bölgesine sızmamın mümkün olabileceğini düşünerek yanıma bir
sivil gömlek ve pantolon aldım. ” 32 Demektedir.
B. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem (E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır
20 Temmuz 1974/Saat 04.00
Araçlarla tugaya geldiğimde saat 04.00’ü gösteriyordu. Saat
05.00’te Tb. Erkilet’e doğru intikale başladı. Biz Ali dağı eteklerinden
Kayseri’ye doğru giderken 1 ve 2 nci taburları götüren uçaklar da Kıb-
32 Evcil, age. ,s.22-26.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
93
rıs’a doğru uçuyorlardı. Sanki göreceklermiş gibi el salladık; başarıları
için içimizden dualar ettik.33“ diye anlatmaktadır .
XV. TMT BİRLİKLERİ VE KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ
ALAYI
19 Temmuz 1974/Saat 00.30
Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ile Türk Mukavemet Teşkilatı
(T.M.T)’nin durumu:
Genelkurmay Başkanlığının harekâtla ilgili ilk emri, 19 Temmuz
1974 saat 00: 30’da alındı. Bu emirde, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın,
LEFKOŞA ve BOĞAZ Sancaklarını harekât kontrolüne alması, atılacak
ve inecek birlikleri karşılamaya hazır olması isteniyordu. Emrin gereğini
yerine getirmek için saat 07.30’da LEFKOŞA ve BOĞAZ Sancaklarının
da katılımıyla bir toplantı yapılarak ön emir yayınlandı.
Saat 20.00- 24.00
Saat 20.00’de yapılan toplantıda, bütün Birlik Komutanlarına saat
24.00’e kadar işlerin bitirilmesi emredildi. Aynı saatte Genelkurmay
Başkanlığının 2’nci mesaj emrinin alınmasının ardından Alay, barış zamanında
kullandığı ve gerek B.M. Barış Gücü gerekse Rum Milli Muhafız
(R.M.M.) birliklerince Asıl Muharebe Hattı (A.M.H.) olarak bilinen
eski mevzilerinin ortalama 500-1000 metre ilerisindeki gerçek mevzilerini
işgal etti.
Ast Birliklerin Komutanları atma ve indirme bölgelerini gece işaretlemeye
başladılar. ORTAKÖY ve GÖNYELİ’de İlk Yardım İstasyonu
açıldı. Kızılay Hastanesi ile Genel Hastanedeki hazırlıklar tamamlandı.
YUNAN Alayı bitişiğindeki SUNALP Kampında görevli takım 20
Temmuz 1974 gece saat 01.30’da geri çekildi.
BEŞPARMAK Dağları üzerinde GİRNE Boğazı batısındaki ATAK
tepeye AN/TRC cihazı yerleştirilerek Türkiye ile irtibat sağlandı. Genelkurmay
Başkanlığının son mesajında harekâtın 20 Temmuz 1974 05.00’te
başlaması emrediliyordu.
33 Turan Erdem, Kıbrıs Barış Harekatında 3 ncü Paraşüt Taburu, Ankara, 1999, s.7-8.
ALİ DENİZLİ
94
XVI. TÜRK HAVA KUVVETLERİ
Seçkin bir havacı asker, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında görevi “2.
Taktik Hava Kuvveti Komutanı-Diyarbakır” olan Hava Korgeneral
Hulusi Kaymaklı, o günleri şöyle yansıtır: Türk Hava Kuvvetleri Birlik
Komutanları Ankara’daki karargâha çağrıldı. Toplu Brifing yapıldı. Uygulanacak
plan hakkında bilgi verildi.
Çıkarma-Atma-İndirme
Atma bölgesinin havadan fotoğrafları çekildi. Rumların herhangi
bir önlem alıp almadığı kontrol edildi. Yunanistan’ın muhtemel bir harekâtına
karşı, bazı mobil radarların yerleri değiştirildi. Uçakların bakımlarına
ve pilotların bilgilendirilmesine devam edildi.
19 Temmuz 1974
19 Temmuz Cuma. Takviyeli alarm verildi. Türk Hava Yolları
“THY” personeli, uçakları ve kabiliyetleri ile birlikte, Türk Hava Kuvvetleri
“THK” emrine girdi. THK’de Bababurnu ve Dalaman gibi yerlere
mobil hava radarları yerleştirildi. Nike Hercules bataryası Karadeniz
atış sahasından İstanbul’a intikal etti.
Hava Harekâtı
Çıkarma, atma ve indirme faaliyetlerinden önce başlayacak; hava
desteği sağlanacak ve istenilen noktalara havadan müdahale edilecek
şekilde hazırlandı. Çıkarma harekâtına 08:30-12:30 arasında Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı tarafından, deniz topçu ateşi desteği verilecek ve
gerekirse 12:00’dan sonra hava harekâtı devam edecekti.
2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrine;
• Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü
• Malatya-Erhaç 7. Ana Jet Üssü
• Merzifon 5. Ana Jet Üssü, girdi.
Bu komutanlıklara bağlı filolar, intikal planlarına göre meydanlara
konuşlandırılarak harekâta katıldı.” 34
34 İ. Neşet İkiz , Bir Ada Bir Dava Bir Savaş, İstanbul 2007,s.142-145.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
95
XVII. AMFİBİ DENİZ PİYADE ALAYI
18 Temmuz 1974
Çıkarma Birlikleri Komutanlığı Brifing Salonu, 18 Temmuz 1974
Perşembe gecesi,
Ankara’dan Mersin’e gelmiş bulunan Deniz Kuvvetleri Harekât
Dairesi Başkanı Tümamiral Nejat Serim de aramızda bulunuyor. Tümamiral
Nejat Serim herhalde konu ile ilgili, dışarıda bulunduğum okul
ve kurslar nedeniyle olacak; beni, “Neş’et Yarbay bu işlerin kompetanıdır,”
diye takdim ediyor. Brifing odasının bir köşesindeki Kıbrıs haritası
üzerinde çalışıyoruz. Denizaşırı harekât, Silahlı Kuvvetlerin uygulamada
daima, büyük güçlüklerle karşılaştığı; hassas ve zor askeri uygulamalar
olarak tanımlanır.
Çıkarma Plajının Değişmesi
Kıbrıs için hazırlanmış çıkarma planı, çıkarma plajı olarak Boğazköy
ve Magosa arasındaki çıkarma plajları içindi. Ancak 2. Ordu Komutanımız
Orgeneral Suat Aktulga’nın Genel Kurmay Başkanlığı’na sunduğu
yeni bir öneri, Kıbrıs Barış Harekâtının kaderinde benim kanımca
hayli etkili oldu. Boğazköy-Magosa çıkarma plajı Lefkoşa’ya 70 km,
Girne bölgesinde seçilecek bir çıkarma plajı ise yaklaşık 15 km uzaklıkta
idi. Teklifin onay görmesi üzerine, bizden Girne’nin “Batısında” bir
çıkarma plajı seçmemiz istenmişti.
ALİ DENİZLİ
96
Kıbrıs’ın Kuzey kıyılarından, Beşparmaklara doğru haritaya baktığımızda
Saint Hilarion kalesinde “600” metreye kadar yükselen kritik
arazi insanı adeta ürkütüyordu.
Ancak, bu kritik bölgede; önemli bir nokta olan Saint Hilarion kalesinin,
Kıbrıslı Türk mücahitlerin elinde olduğu söyleniyordu. Çıkarma
öncesinde, çıkarma plajlarının mayın, sığ su mayınları ve çeşitli sualtı ve
suüstü maniaları ile kirletilmiş olabileceğinden kuşku duyuyorduk.
Dz. Binbaşı Yılmaz Cengiz, 31 kişilik timiyle, çıkarmadan önce, çıkarma
plajımızı kontrol edecek ve kirletilmiş olması halinde gerekli temizleme
işlemlerini yapacaklardı. Çıkarma plajındaki temizlik işlemini,
gizliliği sağlamak yönünden karanlıkta uygulamak gerekiyordu. Ancak,
yine de bir çıkarma harekâtı bekleyen düşman, çıkılacak plaj veya plajları
kolayca belirleyerek ve buraya kuvvet kaydırıp, etkili savunma düzenlerini
derhal alabilirdi.
SAT (Su Altı Taarruz) ve SAS (Su Altı Savunma) Timleri.
Eski muhrip komutanım, şimdi ise Çıkarma Gemileri Komodoru
müstesna bir insan ve asker olan
Dz. Kur. Alb. Ahmet Ozön’a; varış
hattını geçişte ve hiç beklemediğimiz
de olsa; muhtemel bir hava
saldırısında çıkarma araçlarımızın
silahlarına duyulabilecek hayati
önem ve ihtiyacı hatırlatıyorum.
Alayımızı çıkarma sırası çizelgesine
göre, ilk dalgada LCM-8
ve LCVP tipi çıkarma araçlarına
yükleyecektik.
Komodor Ozon sakin ve
güven veren, inançlı bir şekilde;
“Müsterih ve emin,” olmamızı
öneriyor.Komodorumuzla Girne’-
nin batısında seçimi istenen çıkarma
plajında birleşiyoruz.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
97
Bu “PLADANİ ÇIKARMA
PLAJIDIR.”
Onun hayırlı olsun dileğine,
ben de aynı içtenlikle
katılıyorum. İki
askerin avuçları bir harekâtın
belki de kaderinde
kenetleniyor.
Avuçlarımızı uzun süre ayıramıyoruz. Sonucu komutanlarımızın görüş
ve onaylarına arz ediyoruz. Onay ve direktifleri üzerine de, detaylı çalışmalarımıza
geçiyoruz.
Sahte Konvoy “Diversion Şaşırtma/Aldatma”
Denizaşırı harekât doktrininde, “Sahte Konvoy, Aldatma-Şaşırtma
Diversion,” uygulaması vardır.
ALİ DENİZLİ
98
Bundan amaç, düşmanın
kuvvet ve olanakları ile
dikkatini, çıkacağımız Pladani
Çıkarma Plajı dışında ki
plaj veya plajlara çekebilmektir.
Sonraları Kıbrıs’ı gezenler,
mükemmel yol şebekesi
ile; güzel kıyı şeridini adeta
bir dantel gibi ören, bilinçle
ve itina ile yapılmış mükemmel
savunma tesislerini ve
koruganları hayret ve merakla
izlemişlerdir.
Beşparmak dağlarındaki
tahkimat, helikopter pistleri,
telefon bağlantılı koruganlar,
mağaralar ve buralardaki
silah, cephane dolu depolar, izleyenleri şaşırtmıştır. Hücum
safhası sırasında, varış hattını geçiş ve çıkarma plajına kapak atış harekâtın
en kritik anıdır. Savaş tarihindeki uygulamaların ışığı altında,
çıkarma kuvvetinin özellikle ilk dalgalarda; kıyı başı tutulana kadar
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
99
personel, çıkarma araç ve kontrol gemilerinin büyük kayıplara uğraması
beklenilen bir sonuçtu.
“Ateş açılmadıkça, kesinlikle ateş açılmayacaktır!” Emirleri tüm
harekât emirlerinde yer almıştı. Çünkü Başbakan Ecevit, Genelkurmay’dan
bunu istemiş ve “Günahsız insanların ölmesine karşıyım.
1963 yılından beri çeşitli nedenlerle ertelenen pek çok çıkarma girişimlerimiz
olmuştu. Bu ertelemeler o denli boldur ki, Rum radyosu
yayınlarında “Bekledim de gelmedin!” şarkısını alaylı bir şekilde ve bol
bol yayınlayarak, özellikle adadaki Kıbrıslı Türkleri ve bizleri çok üzüyordu.
Tümümüzde yine, hep beklenen bir erteleme kuşkusu içinde;
ailemle dahi vedalaşmadan İskenderun’dan ayrılmıştım.
Bindirme ve İlk Dalgada Görev
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Sorumluluk yükü her şeyden,
ölümden de ağırdır. Ben derim ki, asıl mihenk taşı savaş alanıdır.
Bunlar hakikat olduğu gün, beni hatırlayınız,” der.
19 Temmuz 1974 Cuma
ALİ DENİZLİ
100
2. Ordu Komutanımız Orgeneral Suat Aktulga Çıkarma Birliklerine
geliyor. Çıkarmanın Girne Bölgesi’ne kaydırılmasını sağlayan, bu
komutanımızı yine aramızda görünce seviniyorum. Kendileri harekâttan
birkaç ay önce İskenderun Orduevi’nde, bizleri toplamış ve “Sizler,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Cumhuriyet döneminde İstiklal Savaşı’ndan
sonra vatanı için dövüşecek ilk savaşçılarısınız. Üç buçuk Palikaryanın
karşısında hüsrana uğrarsanız, İstiklal Harbi Şehitleri,
mezarlarından kalkar, yüzünüze tükürür,” diye çok büyük bir coşku
ile bizleri uyarmıştı.
Ordu kumandanımızı tekrar aramızda görünce, rahat bir nefes
aldığımı hatırlıyorum. Yine, yeni bir erteleme kuşkusunu artık tamamen
terk ediyoruz.
“Kıbrıs Barış Harekâtı, asil milletimizin gururunun dünya kamuoyu
önünde savunulmasının bir gereğidir,” diyen Dz. K.
K.Oramiral Kemal Kayacan’ın Başbakan Ecevit’e de, “Eğer yine bir erteleme
ile karşılaşırsak, ne siz Başbakan ve ne de bizler Kuvvet Komutanı
olarak kalabiliriz!” diye görüşünü çok açık ve net bir şekilde
ifade ettiğini duyuyoruz.
Mahşeri Bir Radar Ekranı
Dz. Gv. Albay Ergun Çakırer’in komuta ettiği, Çıkarma Birlikleri
Sancak gemisi T.C.G. Ertuğrul’da bütün gece seyir süresince, tüm ilgililer
ayakta ve görevleri başında idiler. Komutanımız Tuğamiral Emin
Göksan, bir ara köprü üstünde bana, “Radar ekranı çok dolu. Dur bakalım,
nelerle karşılaşacağız? Bunlar, galiba bizi bırakmayacaklar!..”
diye, o andaki çok haklı kuşkularını belirttiler.
Amerikan Akdeniz 6. Filosu ile Sovyet Rusya’nın Akdeniz’deki Filosu
ve İngiliz gemileri o gece rotalarını Kıbrıs’a doğru çevirmişlerdi.
Moskova, Karadeniz kıyısındaki tüm Hava İndirme Tümenlerini
tam alarma geçirmişti. Bulgaristan ve Yugoslavya, Yunan sınırına
kuvvet kaydırıyordu. Amerikan Dışişleri Bakanı Kissinger ısrarla, “İki
filonun bir çatışmaya gitmediğini ve normal uygulamalarda bulunduğunu,”
belirtiyordu.
O günlerde Kıbrıs adası Amerikalılar ve Ruslar için tam bir istihbarat
merkeziydi. Her iki süper gücün Lefkoşe’deki büyükelçilikleri;
Tahran, Kahire ve Tel Aviv ile Beyrut’tan daha geniş bir kadroya sahipti.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
101
Sahte Konvoy “Diversion” Uygulanışı
19 Temmuz 1974 günü ll:30c. ile 12:00c. (yaz saati) Truva ile harekât
eden altı boş Ticaret gemisi, “Şaşırtma-Aldatma,” amacı ile sahte
konvoyu teşkil etmek üzere; rotalarını Magosa plajlarına doğru çizmişlerdi.
Planlama sırasında, şu anda elimizdeki olanaklar buna elvermiyor
diyen Dz. K. K. Harekât Daire Başkanı Tümamiral Nejat Serim;
daha sonra bu hayati isteğimi, elde bulunan olanaklarla uygulayarak
benim kanımca, Kıbrıs Banş Harekâtı’nın kaderinde etkili olmuştur.
Buna, ileride çok açık ve net bir şekilde yine tanık olacağız. Gece
intikal seyrinde tüm konvoyda karartma uygulanmıştı. Bu seyir sırasında,
sakınma için zigzaglar da çizilmiş ve aldatıcı amaca uygun, başarılı
bir intikal sağlanmıştı. Çıkarma Görev Kuvveti Kıbrıs’a doğru seyrediyordu.
Görev kuvvetinde, bir savaş öncesinin hazırlığı vardı. Dağıtılan
harekât emirleri üzerinde, ilgililer son çalışmalarını yapıyorlardı.
Cumhuriyet Ordusu’nun öncü bir birliği olarak katılacağımız bu güç
denizaşırı harekâtın, sorumluluk ve heyecanı tümümüzde adeta tütüyordu.”
35 Diye anlatmaktadır.
35 İkiz, age., s.112-122.
ALİ DENİZLİ
102
YANAN KIBRIS CEHENNEMİNE PARAŞÜTLE ATLAYAN
KAYSERİ KOMANDO TUGAYI VE DENİZDEN ÇIKAN DENİZ
PİYADELERİ, HELİKOPTERLE İNEN BOLU VE NEVŞEHİR
KOMANDO BİRLİKLERİ.
20 TEMMUZ 1974 SABAHI
ŞANLI GÜN
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
103
YEDİNCİ BÖLÜM
KIBRIS BARIŞ HAREKATININ BAŞLAMASI
BİRİNCİ GÜN
20 TEMMUZ 1974 CUMARTESİ
I. TMT BİRLİKLERİ HAREKATI
A. Mücahit Yaman Tabur Komutanı (Şahinler Bölüğü, Doğru
Yol Bölügü, Türk Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesideki Tabur
karargahı Komutanı) Yüzbaşı Mehmet Biran (Mecit Mehmet) Şöyle
Anlatmaktadır
“19 Temmuz 1974 gecesi de bizleri Bayraktarlıktan çağırdılar ve
çıkartma ile ilgili harekat emrini tebliğ ettiler. Ancak taburlarımızın başına
gidişimiz oldukça geçti.
20 Temmuz 1974 / Saat 02.30
Saat 02.30 gibi harekat emrinde saat 04.30 da Deniz Kuvvetleri sahile
yanaşacak ve kıyı bombardımanına başlayacak ve Hava İndirme
ALİ DENİZLİ
104
Tugayı ve Bolu Komando Tugayı birlikleri Şahinler bölügünün Beyaz
ev istikametinde üzerinden geçerek Boğaz bölgesine ineceği, bu maksatla
inen ve hava taarruzlarında uçaklara nirengi sağlamak maksadıyla
Hava yer ve işaret bezlerinin serilmesi emredildi.
Saat 03.30- 04.00
Bu harekat emrini taburun bölük komutanlarına Şahinler bölügünün
Beyaz ev bölgesinde saat 03.30- 04.00 arası duyurdum.Bölük komutanlarını
bölgelerine görevlerinin başına gönderdim. Ancak bölük komutanları
, bu emre son derece sevinmelerine ve şaşkınlıklarına rağmen
birazda tereddüt içinde, “komutanım, 1963 yılında gemiler geldi, Biz
numaralarını bile okuduk, fakat birşey olmadan geri döndüler dediler.”
Kendilerine inanmalarını ve görev bölgelerinde son derece hazırlıklı
olmalarını söyledim. Gözümüzde dürbünümüz, Akdeniz’i Girne
sahillerini taramaya başladık.
Saat 04.30
Saat 04.30’da Donanmaya ait gemiler görünmeye ve numaraları
dahil okunmaya, başladı. Etraf sakin ve çıt çıkmıyordu .Girne derin
uykudaydı. Donanma gemileri sahile yan dönerek atış vaziyeti aldı.
Saat 04.40
Ancak saat 04.40 olmasıa rağmen, Donanma bir türlü atışa başlamıyordu.
Saat 04.50 sularında birden Akdeniz semalarında Jetlerimiz
göründü ve hedeflere bomba yağdırmağa başladı.
Donanmanın ateşi uçaklarımızın ateşinden sonra başladı. Bir
taraftan donanma sahili dövüyor bir taraftan da , Jetlerimiz hedeflerine
sortiler yapıyordu.
Girne kalesi yakınındaki küçük limanda bulunan 3 adet Rum hücumbotu
limanı terk edip Akdeniz’e açılmaya; biri Çatalköy istikametinde
doğuya, biri Lapta istikametinde batıya, biri de kuzey istikametinde
uzaklaşmaya çalıştıkları anda herbirinin tepesinde birer Jet gördüm,
yara ve alev almışlardı. jetlerimiz kısa zamanda hücumbotları hiç
bir varlık gösteremeden etkisiz hale getirdiler.”36 Demektedir.
36 E. Top. Alb. Mehmet Biran (Yaman Tabur K- Senthilerion Kalesi) yaşı. 72, 16 Aralık
2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
105
II. TÜRK HAVA KUVVETLERİ
Saat 05.20
20 Temmuz 1974 sabah saat 05.20 de Türk Hava Kuvvetlerinin
düşman mevzilerine karşı yumuşatma harekâtı başladı.Saat 06.20’de
Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar BEŞPARMAK dağları üzerinde
önceden belirlenen Rum hedeflerini ateş altına aldılar.
III. SUALTI TAARRUZ TİMLERİ HAREKATI
Saat 05.22
30 Astsubay’dan oluşan Su Altı Taarruz Timleri (SAT) kıyıdaki su
altı engellerini temizlemeye başladılar.
ALİ DENİZLİ
106
Jandarma botunun küçük Bofors topu, sahil bataryaları üzerinde
etkinlik sağlamak amacıyla ateş etti. Ama yetersiz olduğu görülünce,
“Mareşal Fevzi Çakmak” muhribinden ateş desteği isteğinde bulunuldu.
Genç muhribimizin usta topçuları, sivil binalara zarar vermeden kısa
zamanda sahil bataryalarını susturmayı başardılar.
Haritada belirlenen noktaya gelindiği zaman deniz komando timleri,
grup komutanının emriyle denize atlamaya başladılar.Birinci botta
bulunan ikinci timin atlayışı sırasında, sahilden açılan 40 mm.’lik top
ateşi birden tüm gövdeyi taradı.Kısa bir vukuat araştırmasında, ölen ve
yaralanan yok!
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
107
İki Yunan hücumbotunun acele olarak Girne Limanından harekete
geçtiğinin görülmesi üzerine, durum hemen yakın destek muhriplerine
iletildi.Çok geçmeden, muhriplerin baş ve kıçlarında başlayan ateşle,
önce öndeki hücumbot yaralandı, ikinci salvoda ise ikinci hücumbot
havaya uçtu ! Bu arada bir başka hücumbot, sahile dümen kırarak baştankara
etmeye çalışıyordu. Bu bot daha sonra yüzdürülerek istanbul’a
getirilmiş, o günün anısı olarak Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’nin bahçesine
konmuştur.
Çıkarma birlikleri,
komutanına, plajın temiz
olduğu, iki şamandıra ile
markalandığı, SAT birliğinde
ölen ve yaralanan
olmadığı, bu durumda
artık çıkarma birliklerine
rehberlik edileceği bildirildiği
zaman saat tam
06.40’ı gösteriyordu. Görev
başarıyla sonuçlandırılmıştı.
Bundan sonrası,
artık çıkarma birliklerine
kalıyordu.
ALİ DENİZLİ
108
IV. AMFİBİ HAREKAT
Çıkarma harekatının 5 dalga halinde ve dalgalar arası 15’er dakikalık
zaman fasılası olacak şekilde GİRNE’nin 15 km. kadar batısında 5
Mil Plajları olarak (Şimdi YAVUZ Plajı) isimlendirilen PLADİNİ bölgesine
yapılması planlanmıştı.Ancak harekat planlandığı zamandan daha
geç icra edilebilmiştir. Dalgalar arasındaki 15’er dakikalık zaman fasılası
yeterli olmamıştı.
Kıbrıs’a çıkacak ilk birliği taşıyan LCM-8 adlı küçük botlar tam
yol kıyıya dümen kırdığında saat sekizi geçiyordu. Kıyı-başını tutmakla
görevli, iki taburluk Deniz Anfibi Alayı, dünyanın en zor askeri
harekâtlarından birini gerçekleştirmek amacıyla, bellerine kadar
suyun içinde, silahları başlarının üzerinde, “Allah, Allah!” avazeleriyle
yavru vatana doğru koşmaya başladılar.
Kolay değildi,
suların içinde düşe
kalka koşmak… Kurşunlar
yağmur gibi
üstlerine yağıyor,
ama hiçkimse durmuyor,
koşuyor, bir
an önce karaya varmak
için acele ediyordu.
Hepsi de ölene
kadar vuruşmak
için and içmişti. Esir
olmayacaklardı.
Savaşın kaderinin
kendi ellerinde
olduğunu bilmenin
bilincindeydiler..İki
saat kadar sonra,
amiral gemisinin
harekât odasında,
Amfibi Alay Komutanı’nın
tok sesi telsiz
hoparlöründen
şöyle yankılanıyordu:
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
109
“Kıyıbaşı tutulmuş ve emniyete alınmıştır. Kara birliklerimize
devredilmeye hazırdır. Allahım, sana şükür bizi utandırmadın” 37
Saat 06.40’ta donanma topçusu GİRNE açıklarından BEŞPARMAK
dağları yamaçlarındaki hedefleri ateş altına alarak harekâtı desteklemeye
başladı.
Saat 05.45
Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı( KTKA); Savunmanın doğu yanında
meydana gelen boşluğu bertaraf etmek için ORTAKÖY Gr.nun KIVILCIM
ve MARMARA Tk.ları saat 05.45’te müştereken yaptıkları taarruzlar
ile STRATEJİK T.yi ele geçirmişlerdir.
37 Barış Harekatının 24 İsimsiz Kahramanı, agm., s.7-8.
ALİ DENİZLİ
110
V. BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT’İN, TÜRKİYE
RADYOLARINDAN “KIBRIS BARIŞ HAREKATINI
AÇIKLAMASI
20 Temmuz 1974 / Saat 06.15
20 Temmuz 1974 saat 06.15’te Başbakan Bülent ECEVİT, TÜRKİYE
radyolarından “KIBRIS BARIŞ HAREKATI’nın başlamış olduğunu
dünya kamuoyuna açıkladı.38
VI. KAYSERİ HAVA İNDİRME
TUGAYININ HAVA İNDİRME
HAREKATI
Hava İndirme Tugayı’nın iki
paraşüt taburu saat 07.00-07.15 arasında
diğer iki paraşüt taburu ise
saat 11.15-11.30 arasında paraşütle
indirildikten sonra hemen planlandığı
şekilde muharebeye girmiştir.
Saat 07.00
Birinci kademede 1 nci Prş.Tb.
PINARBAŞI, 2 nci Prş.Tb. GÖNYELİ
bölgesine indiler.
38 Sever, age., s.43-51.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
111
Derhal bölgelerinde tertiplenmeye başladılar. Tabur KIRNI havaalanı
bölgesinde toplandı. Paraşüt Taburlarının atılması sırasında
RMM’nin LEFKOŞA bölgesindeki mevzilerinden hafif silahlarla ateş
açıldı.
Saat 07.20 Sabah
Tugayın komuta Gr. olarak Tug.K.Yrd., G3, 2 Serbest Müfreze K.
19/20 TEMMUZ gecesi 03.30’da bir DORNİER uçağı ile bölgeye sızmalarına
rağmen kabul ekibi ile anlaşma olmaması yüzünden geriye döndüler.
Bu grup daha sonra ancak saat 07.20’de PINARBAŞI alanına inebildi.
İnen birliklere ilk ateş K.KAYMAKLI bölgesinden gelmiştir. Ancak
hava kuvvetlerinin anında müdahalesi ile tehlike bertaraf edilmiştir.
Atma sırasında, 35 nolu (C-47) yerden açılan ateşle isabet aldı.
Uçak geriye dönerek mecburi iniş yaptı. Ayrıca 1 (C-130) ve 1 (C-160)
isabet aldılar, fakat önemli hasarları yoktu. Birinci kol atım faaliyeti böylece
son buldu. Uçaklar geri döndüler.
ALİ DENİZLİ
112
Saat 10.15
10.15 Nakliye uçakları ikinci atma sortisi için havalandılar, 1 adet
(C-47), 12 adet (C-160), 6 adet (C-130) katıldı.
Saat 12.15
İkinci kademe atma harekâtı zaiyatsız tamamlandı. Sonra, üçüncü
kademe atma sortisi için, 3 adet (C-160), 3 adet (C-130) kayıpsız tamamlandı.
Saat 21:15 Hava Harekâtı son buldu.
A. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay
Binbaşı Cumhur Evcil (E. Tümgeneral) Şöyle Anlatmaktadır :
Saat 04.58
Herkesin yüzünde tarihî sorumluluğun asil ve soğukkanlı izleri
okunuyor. Pilot kısaca her zamanki brifingi yaptı ve uçak havalandı.
Saat tam 4.58. Pilotlar ve uçuş personeli bizimle yakından ilgili, her konuda
yardımcı oluyorlar.
Allah’ım ne büyük mutluluk, sür’atle Kıbrıs sahillerine yaklaşıyoruz.
Birazdan yıllarca beklediğimiz an gelecek. Daha 8 yıl önce, mücahitlerime,
birgün havadan gelip paraşütle atlayacağıma, onlara özgürlük
ve barış getireceğimize söz vermiştim. İşte o mutlu an hemen Beşparmak
dağlarının arkasında saklı. Hızla ona doğru uçuyoruz.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
113
.
Saat 07.05
İşte Hamitköy’le Kaymaklı arasındaki Salhane Köprüsü’nü ve
Kanlı Dere’yi gördüm. Artık ayağa kalktım. Saat tam 7.05. Hayatımın en
duygulu ve en içten “Allah” narasını tekrarlayarak uçaktan atladım.
Uçaktan taş gibi atlayan kahraman Mehmetçikleri hayranlıkla izliyorum.
Hiç ateş edilmiyor. Tam bir baskın sağlamış olmanın sarhoşluğu
içindeyken iniş hazırlıkları yapmanın gerektiğini hatırladım.
ALİ DENİZLİ
114
Diğer arkadaşlar da toplanıyor. Ben tugay komutanına Hamitköy’e
çıkarak atlayış bölgesini ve birlikleri görmeyi teklif ettim. Saffet’in
getirdiği landroverle 3-4 km kadar uzaktaki Hamitköy’e 22 nci Grup
Komutanlığına gittik. Yolda ve köyde kimsecikler yok. Hamitköy’den 2
nci Paraşüt Taburunun toparlanmasını gururla seyrediyoruz. Malzeme
ve paraşütler hızla toplanıyor.”39 Demektedir.
B. Hava İndirme Tugay Komutan Yardımcısı Piyade Albay Sami
Konukoğlu Şöyle Anlatmaktadır
Tugayın tüm personeli 20 Temmuz 1974 saat 07:30’da yerde idi.
Rum MM kuvvetleri, tugay aşağıda indikten 15 dakika sonra
alarm çanları çalmaya ve Rum kızılbaş mahallesinden ateş edilmeye
başlandı.
39 Evcil, age., s.26-32.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
115
Bu sıkıntılı zor anda
ilerlerken atlayış bölgesinin
seçilmesi ve panoların serilmesi
görevi ile görevlendirilen
kıymetli serbest
paraşütçü Yzb. Sami AKBULUT
Rum kızılbaş mahallesinden
12,7 mm Uçs.
mk. tüfek ateşi ile vurularak
şehit oldu, anısını yaşatmak için deniz yolları vapurunun birisine
“AKBULUT” ismi verilmiştir. Allah’tan rahmet dilerim.” Diye anlatmaktadır.
Saat 08.00
20 Temmuz saat
08.00’den itibaren Yunan
alayı ile bölgedeki diğer
Rum birlikleri, KTKA mevzilerine
ve inen kuvvetlere
ateşle taarruza başladılar.
C.1 nci Komando Taburu
3 ncü Bölük Takım
Komutanı Üsteğmen Ertan
Demirbaş Şöyle Anlatmaktadır:
20 Temmuz 1974 Saat
04.30
“20 TEMMUZ 1974
günü saat 0430’da uçak başı
yaptık. 6 ncı uçakta sol kapı
japmastırı, aynı zamanda
uçak sorumlusu idim.
Saat 06.30
Sağ kapıda ütğm. Hakkı ALGIN vardı. (Serbest paraşütçü olmam
hasebiyle) Saat 06.30 civarında OMORFO’dan -LEFKOŞE istikametinde
uçuyorduk. Kapılar açılmış araziyi inceliyorduk. Artık dönüşümüz yoktu.
Ütğm.Hakkı ALGIN 1973 yılında KIBRIS değiştirme birliğinden
ALİ DENİZLİ
116
gelmişti, araziyi çok iyi biliyordu. Foto köyünde, KIBRIS değiştirme
birliği atlayışı sağlamak için, yer bezi serecek, sis yakacaktı.
Malesef hiç bir işaret yoktu. Atlamamız gereken bölgeyi geçmiştik.
Ütğm. Hakkı’nın “Ahh yanlış iş yaptık ne zaman atlamaya başlayacağız”
dediğini duymuştum ki; uçaklar GİRNE üzerinden dönüş yaparak,
ikinci Stik (tur) için tekrar OMORFO üzerinden geçerek FOTO Köyünün
Minaresini işaretleyip atmaya başladık.
Kapımda 31 paraşütçü
vardı, ben 32
nci idim. Japmastır en
son atlar, Brifingde
verilen emre göre
“GONYELİ-GİRNE
asvaltını geçerseniz
atmayı kesin” demişlerdi.
Oysa ben uçağı
terk ederken verilen
işareti gerilerde bırakmıştık.
Son paraşütçü
de attıktan sonra
uçakta kalamadım.
Görev aşkım vazife
anlayışım, her şeyin
üstünde idi. Kendimi
aşağıya bırakırken
hem dua ediyor, hem
de bir an evvel takımımın
başına geçmeyi
şiddetle arzuluyordum.
İşin ciddiyetini
ayağım yere değip üzerimde uçan Jetleri görünce, havan topları yanımızda
patlayınca idrak edebildim. Paraşütçüler paraşütlerini topluyorlardı.
Havanlar, toplar sağımızda solumuzda patlıyordu. Onlara “Paraşütten
sıyrılıp yüzünüzü sağa dönün istikâmetinizde yürüyün” dedim.
Daha önceki tatbikatlarda da öğrenmişlerdi. Tıkama mevzii istikâmetinde
hava başını işgalde ilk görevlerini yerine getiren benim taKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
117
burumdu. KARA tepedeki mevziye de ilk önce ben takımla girdim işgal
ettim.”40 Diye anlatmaktadır.
D. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı
Cumhur Evcil (E. Tümgeneral) Şöyle Anlatmaktadır
Saat 08.00
“Lefkoşa Rum kesiminden alarm sirenlerinin acı sesleri duyuluyor.
Anlaşılan Rumlar daha uykudan yeni uyanıyor.Saat 08.00 civarında
Gönyeli’ye Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Karargâhına hareket
ettik. Osman Efe’nin rüyasında olduğu gibi Hamitköy’den Ortaköy’e.
Alay karargâhına geldik. Saat 08.30. Alay Komutanı Kurmay Albay
Mustafa Katırcıoğlu’nu aradık.
40 E. P. Alb. Ertan Demirbaş (Kayseri Hv.İnd.Tug. 1 nci Tb.) yaşı. .67, 20 Ocak 2012
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
118
Biraz sonra geldi. Karargâhta Alay Harekât Eğitim Subayı Kurmay
Binbaşı Sedat Metin ve Tabur Komutanı Kurmay Binbaşı Cengiz
Varol’u gördüm. Hepsi ile coşku içinde kucaklaştık.
Hemen haritaları açıp durumu görüşmeye başladık, mevcut bilgileri
teati ediyorduk ki sağımıza solumuza havan mermileri düşmeye
başladı. Artan ateş yorgunluğundan, Rumların yerini çok iyi
bildikleri alay karargâhında bize göz açtırmayacakları anlaşılıyor. 1 nci
Paraşüt Taburu da atladı, henüz irtibat kuramadık. Ben Binbaşı Cengiz
Varol’dan bir araç aldım ve Kırnı’ya hareket ettim.
Bir taraftan yağmur gibi mermi yağıyor, mermiler patlıyor, diğer
taraftan Komando Tugayını taşıyan helikopterler toz duman içinde
Kırnı Hava Alanı’na iniyor, komandoları indirir indirmez hemen havalanıyor.
Bu nedenle karargâhın Boğaz’da tesis edilmesini teklif ettim.
Teklifimi uygun bulan tugay komutanı, benim Boğaz’da gerekli
temas ve hazırlıkları yapmamı ve kendilerini çağırmamı emretti.
Tugay karargâhı, Boğaz Sancağı mahkeme salonunda oluşturulan
komuta yerine geldikten sonra ikinci sorti paraşüt indirmesi başladı.
Her iki indirme bölgesi de yoğun düşman ateşi altında. Her yer
alev alev yanıyor. Bu arada helikopterler de Komando Tugayını taşımaya
devam ediyor.”41 Diye anlatmaktadır.
41 Evcil, age., s.33-34.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
119
VII. BOLU KOMANDO TUGAYININ UÇARBİRLİK
HAREKATI
Saat 07.07 -Saat 08:00 arası
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Helikopter Alayı’ndan 72 adet UH-
1H katıldı. Taşucu’nun yakınında Ovacık mevkiinde 2. Ordu emrinde
konuşlandılar. 07.07’de havalanarak komandoları Kırnı-Gönyeli bölgesine
indirdiler. Uçuşları yaklaşık 45 dakika sürdü. Saat 08:00’dan itibaren
helikopter indirme harekâtı başladı.
Yerden açılan ateşten 10 helikopter yara aldı. Fakat helikopter
kaybı olmadı. 09:50’de helikopterler ilk kademeyi indirerek geri döndüler.
İkinci seferde 2 helikopter isabet aldı. İlk gün dört sorti indirme
görevi başarıyla tamamlandı.
ALİ DENİZLİ
120
Saat 08.20
Plan gereğince 07.40’da
OVACIK’tan helikopterler ile
hareket eden Komando Tugay
Komutanı Tuğgeneral Sabri
DEMİRBAĞ ve Karargahı ile,
1’nci Komando Taburu (ilk sorti)
saat 08.20′ de KIRNI havaalanı
bölgesine indi.
Taburu görev bölgesi olan
Saint Hilarion ve DOĞRUYOL
bölgesine götürmesi planlanan
otobüs ve kamyonlar gelmediği
için bu tabur yaya olarak zorlu,
eziyetli, yorucu ve uzun bir yürüyüşe
başladı.
A. Komando Tugayı 1 nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç
Şöyle Anlatmaktadır
20 Temmuz 1974 Cumartesi
OVACIK- KALE
Saat 03.45
Jeepte ikibuçuk saat kadar uyumuşum.0345 te DODGE geldi ve
çocuklar gibi sevinerek hemen çamaşır değiştirdim, Kamuflaj elbisemi
giydim, ve tam teçhizat kuşandım.TAHRİP Çantasından bozma,
Sırt Çantamı aldım, yanımda 243 adet 11,43 lük, Tomson ve Colt mermisi,
2 günlük Kumanya, 6 Mini el bombası, bir kat çamaşır , traş takımım
ve ilaçlarım vardı , saat 05.00’ de Helikopter bindirme Bölgelerine gidilecek,
Bölükler uyanmış ve hazırlar, yürüyüş tertiplerini aldıklarını gördüm,
0430 da Hlk.Bin.Böl. ne gittim ve Helikopterler çok dağınık olduğundan
S-3 Ütgm Işık KOŞANER’le birlikte Bl.leri yerlerine sevkettim.
Saat 06.30
Saat 06.30 da 2nci Komd Bl K. Ütgm.Haluk Üstügen Helikopterlerin
yerinde olmadığını bildirdi, Bu sırada Hlk.Filo K. devre arkadaşım
Bnb.Y.Cengizönce’nin filosuna yer değiştirtdiği için, bu bölüğümün
helikopterlere ulaşamama sıkıntısı doğdu, bunun üzerine Tug. K. yaKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
121
nında Helikopter A.K. na durumu anlattım ve saat 07.15 yerine 15 dakika
daha geç kalkılma imkanı ile bu sorunu çözdüm.
Bu arada asıl sorun Tb.Payı Mühimmatın ( 2 Ton ) Pilotlarca KABİN
DIŞI taşınması gereğinin tartışıldığını, Yzb. PEKER bildirdi, Gene
aynı metodla A.K. vasıtasıyla ve emirle Mühimmat iki UH1-H Helikopterine
KABİN İÇİNDE TAŞINACAK şekilde yüklendi.
Sinirlerim çok gergin, SAVAŞA HERHALDE CEPHANEM VE
BİR BÖLÜĞÜMÜ ALMADAN GİTMEYECEKTİM. Bu aksaklıkların
hiçbirisi olmaz ama bir gün önceki, bizlerle yapılması gereken koordinasyonun
noksanlığı böyle ortaya çıkıyordu.
Bu arada çok üzüldüğüm bir olay daha cereyan etti, 2nci Ordu
Komutanı Org.SUAT AKTULGA geldi , o kargaşa içinde, karşıladım,
tekmil verdim, beni sabit bakışlarla izledi ve yanındaki heyetle “BİR
BAŞAR DİLEĞİNİ DAHİ İFADE ETMEDEN ” Yanımızdan ayrıldı ve
beni hayretler içinde bıraktı. Ne kadar yazık, GENÇLERE çok kötü
örnek olduğunun farkındamıydı bilmiyorum.
Benim tepkimi 6 ncı kolordu G-3’ü Kur. Alb.Yavuz OKTAYKAN
farkına vardığı için yanımdan geçerken omuzumu tutarak bana sarıldı
ve tabi o’da gitti… (Kendisini 1960 – 63 arasında Kıbrıs Cumhuriyetinin
kurulduğu zaman görevli olduğum için tanıyorum.)
Geride 6ncı Sortide gelecek, Tb. Per.Dağ Arka çantaları, Yzb.
BUZLUK, Yzb. PEKER ve Bşçvş DALBUDAK kaldı. Araçlar Deniz Yoluyla
gelecek. Erat, harekata 120 G- 3 fişeği, sırtına çapraz şekilde taktığımız
PANÇOSU ve Onun içinde paketlenmiş iki günlük KUMANYASI
( 500 gr Peksimet, Konserve, Barbunya ve Yaprak Sarma ) ve bir Matra
Su ile gidiyordu…
Saat 07.35
Saat 07.35 te 1 nci Komd.Tb. 64 Helikopterle ve 6 Helikopterle
Tugay Taktik Komuta Gurupları ADAYA HAREKET ETTİ. Uçuş güzel
ve Filolar düzenliydi, Yüce Tanrı bugünleride gösterdi. Çok yorucu
ve sinir yıpratıcı 5 gün ve olaylardan sonra Helikopterlerimizin havalanabilmesi
, bende bir boşalma etkisi yaptı ve gururla gözlerim doldu
ve Taburumun başarısı için bildiğim tüm duaları, her zaman olduğu
gibi kalp bütünlüğü ile birbiri peşine sıraladım.50 Senedir döğüşmeyen
bir Ordunun ilk kademe birliği olmak benim için son derece
ulvi bir aşamaydı askerlik hayatımda, ve Yüce Tanrıma bana bu
onuru nasibettiği için tekrar tekrar şükrettim.
ALİ DENİZLİ
122
Deniz hafif çırpıntılı idi. ADA hayal meyal göründüğünde heyecanlandığımı
hissettim. Ufukta KALE’ yi (St.HİLARİONUN ) Siluetini
aradım. Ara ara Uçaksavar atış izlerini gördüm. İzli fişekler daha ziyade
BELLAPAİS ve RUM BOZDAĞI bölgesinden. Aşağıda Çıkartma Birliklerimizi
götüren LCM ve LCT’lerle onları koruyan MUHRİPLERİ-
MİZİN oluşturduğu manzara gerçekten muhteşem ama o nisbette
de düşündürücüydü.
Saat 08.25
St.HİLARİON’un üzerinden 08.25 te geçtik ve KIRNI’ya yöneldik.
Filolar, GİRNE Yolunun batısındaki düz ve açıklık bölgeye indi. Saat
08.35 te ADAYA ayaklarımız değdi. İnilen Bölge, ÜÇGEN BÖLGE (Türk
Mücahitlerince emniyeti sağlanmış) olmasına rağmen ortalıkta kimseyi
göremedik. Erat otomatikman inmedeki tertibini aldı ve helikopterler
Havalandı, Tertiplenme, açılma ve yayılma 17 dakikada tamamlandı.
Tb. , 1 ve 3 ncü Komd.BI. leri önde ve 2nci Komd Bl. arka ortada
GENİŞ KAMA düzeninde ve Bl. ler açık yanlara doğru kademeli olarak
ilerlemeye hazırlar. (Çok İyi) Artık kendi başımızaydık, Haluk, Oğuz,
Yılmaz tekmil verdiler, telsizler iyi çalışıyor, çevrim sağlıklı boşa konuşan
yok, Mühimmat toplama noktası Haluk’un bölgesinde, Bl paylarını
oldukları yerde bırakacaklar, Kasım Tb.payı ile birlikte hepsini Toplayıp
KALE’ye (Senthilerion) getirecek.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
123
Bölükler ileri harekata , daha önce tavsiye ettiğim şekilde kolayca
başladılar. Hatta 3 ncü Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Oğuz’a
KÖMÜRCÜ Köyünde çok belirgin olarak görünen kırmızı kiremitli,
beyaz badanalı evi hedef olarak tarif ettim ve derhal anladığını göstererek
daha doğuya kayarak yaya ilerlemeye başladılar. Zira KESKİN SIRT
VE BATISI HATTI Düşmanın elinde, Oradan ateş yiyebilirdik.
Saat 08.20 civarında inen tabur 17 dakikada tertibini tamamladı.
Sadece tabur komutanının bildiği bir arazide o günün imkânları
ile 1/50.000 ölçeğinden kopyalanarak yetiştirilen harita imkânı ile Kırnı
(Ağırdağ) Hacı Solomou (Oğuztepe), St. Hilarion Kalesi ateş alanı bölgesine
yaya ve 40 derece sentigrata varan sıcaklıkta 900 m tırmanarak
intikalini tamamlamıştır. İnişte ve tırmanışta düşmanın hiçbir müdahalesi
olmamıştır. .”42 Demektedir.
42 E. Tuğgeneral Cemal Eruç ( Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı .80, 10 Mart
2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
124
B. Komando Tugayı 1 nci Tabur, 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen
Haluk Üstügen Şöyle Anlatmaktadır;
“20 Temmuz 1974 sabahı adaya icra edilen uçarbirlik harekâtının
öncüsü olarak görev alan 2’nci komando bölüğü saat 08.20 de
KALPUZAN ÇİFTLİĞİ güneyine inerek bölgeyi emniyete aldı.” demektedir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
125
C. Komando Tugayı 2 nci Tabur, 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen
Engin ÜNAL Şöyle Anlatmaktadır ;
20/21 Temmuz 1974 günü olanlar; KIBRIS göründüğünde manzara
şöyle idi: Uçaklarımız ve Donanmamız, BEŞPARMAK’lara bomba
yağdırıyordu. Solumuzda Hava İndirme Tugayını taşıyan uçaklar geliyor,
altımızda çıkarma gemileri plaja yanaşıyordu.
Biraz sonra da biz
de bölgemiz olan KIRNI’
ya inmeye başlamıştık.
İniş bölgesindeki tarlalarda
biçilmiş alanlar ve
yığınlar yanıyordu, bu
helikopterler havada 1-
1,5 m. yüksekten kızaklarını
yere koymadan,
cephane sandıklarını
sırtlayarak atlamak zorunda
kaldık.43
43 Sever, age., s.88-90.
ALİ DENİZLİ
126
D. Bolu Komando Tugayı 3 ncü Tabur 3 ncü Bölük Komutanı
Üsteğmen Mustafa Başel Şöyle Anlatmaktadır
20 TEMMUZ 1974 CUMARTESİ
“Mutlu saatler sıkıntılı dakikalardan daha hızlı akar” derler ya
20 Temmuz 1974 sabahı, şafakla birlikte denizden ve havadan
koordineli olarak harekat başlayacaktı. Ben de; Üsteğmen rütbesiyle
gencecik bir “Komando Bölük Komutanı” olarak katılacaktım bu savaşa…
Saat 07.30
Ovacık’tan ilk sortide Yarbay Cemal Eruç’un 1 nci Komando Taburunu
götüren helikopterler havalanacaktı. Tugay Komutanı Tuğgeneral
Sabri Demirbağ ve taktik karargahı da bu taburla birlikteydi. Ordu
Komutanı Suat Aktulga ve Kolordu Komutanı Nurettin Ersin helikopterleri
selamlayarak geri çekildiler.
Dünyada bu kadar çok helikopterin katıldığı ilk harekattı bu.
Türk ordusu bazı önemli ilklere imzasını atıyordu…Ardından sanki bir
asır kadar uzun gelen üç saatlik bekleyiş… Ufukta beliren helikopterleri
tek tek sayış, gidenlerle gelenleri endişeyle hesaplayış…
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
127
Saat 10.30
Saat;10.30…Bu kez Binbaşı Vural Çetin’in 2 nci Komando Taburunu
götürecek helikopterler havalanıyordu. Kolordu Komutanı
Nurettin Ersin ve taktik karargahı da bu taburla birlikte gidecekti.
Gidenlerde öncelikli olmanın ayrı bir gururu,sırasını bekleyen bizlerde
ise tarifsiz bir heyecan.. Evet heyecan!… Heyecan vardı ama, kimsede
korkudan ve endişeden en ufak bir eser yoktu sanırım!”44 Diye anlatmaktadır.
44 E. P. Alb. Mustafa Başel (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. 3 ncü Bl.K) yaşı. .70, 18
Eylül 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
128
E. Mücahit Yaman Tabur Komutanı (Şahinler Bölüğü , Doğru Yol
Bölügü, Türk Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesideki Tabur karargahı
Komutanı) Yüzbaşı Mehmet Biran (Mecit Mehmet) Şöyle Anlatmaktadır
“Hava ve Deniz bom-bardımanı devam ederken birden Hava İndirme
ve Komando Birliklerinin Beyaz Ev istikametinden geçişleri yerde
bir bulut bırakır gibi helikopter dalgasının, Boğaz bölgesine doğru
hareketinde fevkalade bir hava desteği sağlanıyordu.
İlk helikopter dalgasının geçişinde düşman mevzilerinden çok az
da, olsa silah sesleri duyuluyordu. sonradan adedinin 72 olduğunu öğrendiğim
helikopterlerimizin tek bir zayiat vermeden indirme bölgesine
personeli bırakarak geri döndüklerinde Rumların yoğun ateşi başlamıştı.
Ama hiçbir helikopter düşmedi ve zayiat vermedi. Şurası muhakkak
ki çıkarma ve indirme tam bir baskın şeklinde başlamıştı.
Rumların bu süre içinde şaşkınlık yaşadığı geç harekete geçişlerinden
ve düzensiz gelişigüzel atışlarından belli oluyordu. Helikopterlerimiz
geriye dönmüş ve 2 nci dalgayı alıp Boğaz bölgesine indirme
harekatına devam ediyordu.Bu geçişte yoğun ateşe rağmen hiçbir helikopterimiz
düşürülmedi.
Rumların Girne’de ki mevzilerinden Rum Bozdağ’ı , Keskin sırt –
Yanıkçam mevzilerinden yapılan havan ve makineli tüfek atışları yoğun,
fakat isebetsiz bir şekilde devam ediyordu.
Yaman Taburunun Şahinler Bölüğü , Doğru Yol Bölügü , Türk
Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesideki Tabur karargahı , Rumların
yoğun havan ve uçuksavar (12.7 mm.lik) silahlarıyla baskı altında
tutuluyordu.
Kısıtlı silah ve mühimmatmızla, önceden tesbit edebildiğimiz
Rum mevzilerine biz de ateş ediyorduk . Keskin Sırt, Yanıkçam ve Rum
Bozdağ’ı bolgesinden, yapılan düşman ateşleri tabur bölgesinde çeşitli
yerlere isabet ediyor ancak ölümle sonuçlanmıyordu. Ancak taburun
telefon irtibatları, kabloların isabet alması , kopması ve yanması neticesinde
irtibat tamamen kesilip imkansız hale geliyordu. İrtibatı yaya veya
araçla giderek sağlamaya çalışıyorduk. Telsiz irtibatımızda düşen bir
havan mermisi sonucu işlemez hale gelmişti.
Çıkarma birliklerinin donanma ateşi altında Lapta’ya yanaştıklarını
ve kapak attıklarını dürbünle gözetliyorduk. Ancak çıkarma yapılan
koyun çok dar olması, çıkarmayı zorlaştırıyor yanaşan gemilerin ateş
altına alınmasına sebep oluyordu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
129
Bir gemi geri çıkmadan diğeri yanaşamıyor. Zefiros oteli’nden
Rumlar çıkarma birliklerine oldukça yan ateşi altında tutuyor ve hırpalıyordu.
Müteakiben Jetlerimiz bu oteli oldukça etkili ateş altına alarak
ve bombalayarak etkisiz hale getirdiler.”45 Demektedir.
VII. ÇAKMAK ÖZEL GÖREV KUVVETİ KIYIYA ÇIKIYOR
Saat 08.45
Amfibi Deniz Piyade Alayı, Dz. Yb. İ.Neşet İkiz komutasında Girne’nin
7,5 km Batısında Platini (Yavuz Çıkarma) plajına çıkmaya başladı.
Bu plaj en fazla 400 m. uzunluğunda ve 9-10 m. genişliğinde
idi.Yavuz çıkarma plajı büyük birliklerin çıkmasına müsait bir plaj değildi,
ancak; baskın sağlanmıştı. Çünkü; RMMO Genel Kh.ı dikkatini
Magosa kıyılarına çevirdiği için bu plaj bölgesine yeterli engel ve ateş
planlaması yapmamıştı.
45 E. Top. Alb. Mehmet Biran ( Yaman Tabur K- Senthilerion Kalesi ) yaşı. 72, 16 Aralık
2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
130
RMMO Komutanlığı asıl çıkarmanın Magosa kıyılarından olacağını
bekliyor, bu bölgeye bağladığı kıyıdaki 7 P.Tb.’nu ve uzun menzilli
topların önceden hazırladığı mevzilerde tutuyordu.
Kıyıda 17 km. menzilli 173 ncü Tanksavar topçu taburu bulunuyordu.
Ayrıca bir Yunanlı Yüzbaşının cebinden çıkan Magosa kıyısındaki
savunma plânına göre; İki Topçu Tb.’nun ve 100’den fazla Havan’ın
baraj ateşleri ve makineli tüfek yalayıcı ateşleri bütün Magosa-Boğaz
kıyılarını kaplayacak şekilde plânlanmıştı.
Emredilen değil de arzu edilen yerde yükleme ve bindirmesi yapılan
ÇAKMAK Özel Görev Kuvveti (19 Temmuz 1974 hareket saati
12.40) 20 Temmuz saat 08.45’te PLADİNİ plajına çıkmaya başladı. Bu
çıkışın Hava indirme Tugayının inmeye başladığı 07.00’de olması gerekiyordu.
Yani uçakların yumuşatma harekâtının etkisinin bitişinden
1 saatten fazla bir süre sonra çıkarma başlamıştı.
Saat 09.15
Çıkan birlikler 09.15’ten itibaren, Komando Tugayı ile birleşme
hattı olarak tespit edilen ELYA-TRİMİTİ-TEMPLOS hattına doğru ilerlemeye
başladılar.İlk gemi saat 08 30’da sahile kapak attı. Saat 12 OO’da
Çakmak Özel Görev Kuvveti hemen hiçbir zayiat vermeden tamamen
kıyıya çıktılar ve Beşparmak dağlarının kuzey yamaçlarındaki ilk tepeleri
ele geçirerek kıyı başını tuttular.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
131
ALİ DENİZLİ
132
A. Amfibi Deniz Piyade
Alay Komutanı Dz. Yarbay
İ.Neşet İkiz Şöyle Anlatmaktadır
“20 Temmuz 1974 Safak
Göreve Hazır Raporu
20 Temmuz Cumartesi,
Akdeniz’de şafağın söküşünü
hep birlikte izledik. İlk dalga ile
çıkarmaya katılmak üzere taburda
bulunan alayımı denetledikten
sonra, onlara “Evlatlarım
Amfibi Hücum Varış Hattını
geçişimiz sırasında ve çıkarma
plajımız Pladani’ye kapak atışımızda,
düşmanın son derece
ağır karşı koyması, direnmesi ile karşılaşabiliriz.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
133
Kıdemli erlerimiz dahi çevrelerinde, komutayı ele almak zorunda
kalabilirler. Ancak, Yüce Allah’ın bir lütfü olarak; belki bir baskın
şeklinde çıkışımız da mümkün olabilir.” Bu konuşmadaki amacım;
karşılaşmayı umduğum durumlara karşı tüm personelimizi önceden
hazırlamak ve onları uyarmaktı.
Sonra da, çok sevdiğim ve güvendiğim silah arkadaşlarımı son bir
kez daha; hep bir arada görmeye çalıştım. Onlarla helalleştim, isteklerimi
yerine getirmeyenlere de hakkımı helal etmeyeceğimi belirttim.
Önce, Amfibi Tugay Komutanımıza ve sonra da Çıkarma Birlikleri
Komutanımız Tuğamiral Emin Göksan’a, “Amfibi Deniz Piyade
Alayı her şart altında görevini yapmaya hazırdır,” raporu verdim. Sağol
sesleri Akdeniz’de yankılar yaratırken, her iki komutanımızda bizlere
olan güvenlerini belirtip, başarı ve en iyi dileklerini ilettiler.
Bismillah, İndirme Noktalarını Tahsisli Çıkarma Botlarına Boşaltınız!
Personelimiz indirme planına göre, tahsisli indirme noktalarında
son hazırlıklarını kontrol ediyordu. Köprüüstüne çıktım. Gemi
ALİ DENİZLİ
134
ana muhabere devresinden anons yapmadan önce, “Yüce Allah’ın, bizleri
mahcup etmemesini ve korumasını,” diledim.
Sonrada ana devreden, “Bismillah, indirme noktalarını tahsisli çıkarma
botlarına boşaltınız!” komutunu verdim. Türk Deniz Piyadeleri
ok gibi fırladılar. İndirme ağları onlarla doldu. Bu vatan evlatlarını yine,
son bir kez daha toplu olarak izlemeye çalıştım. Gurur, inanç ve
güvenle doluydum. Ertuğrul gemisi harekât subayı Dz. Yzb. Yüksel
Özgeldi’ye annem ile eşime gönderilmek üzere birer mektup bıraktım.
Tüm silah arkadaşlarımız ve komutanlarımızla vedalaştık. Komodorum
Ahmet Özön’le de helalleşerek, uzun uzun kucaklaştık, indirme
noktasından tahsisli çıkarma botumuza indim. Alay Harekât subayım
Dz. P. Kıdemli Üsteğmen Ahmet Aksu, Alay Muhabere Subayım
Dz. P. Üsteğmen Şahap Karaosmanoğlu ve Hava İrtibat Subaylarımız
Hv. Pilot Bnb. Fehmi Ercan ile Hv. Pilot Yüzbaşı Akın Giray,
aynı çıkarma botunda idik.
Çıkarma araçları bot toplama bölgesinden, randevu bölgesine ve
oradan da varış hattına doğru intikale geçtiler. Harekât üç dalga olarak
planlanmıştı. Bir çıkarma harekâtının beşinci ve son safhası olan bu safha,
harekâtın sınavı, “Kalbidir.”
Türk Deniz Piyadeleri/Saat 08:47
Pladani Çıkarma Plajı’nın Beli Aşan Sularında…
20 Temmuz 1974 Cumartesi, yaz saati ile 08:47 c. çıkarma botlarımız
Pladani çıkarma plajına yaşa kapak atıyorlar.Yer yer beli aşan suKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
135
lardan Türk Deniz Piyadeleri bölgede yankılar yaratan, “Allah, Allah,”
sesleri arasında bir rüzgâr gibi çıkarma plajına çıkıyorlar… Amfibi
Dz.Piyade Alayı, “Plaj bölgesinin yakın emniyetini sağlamak Kıyı başını
tutmak,” için çok büyük bir çaba harcıyor.
Saat 09:50
09:50 sıralarında alay taktik çevriminden, Sancak gemisi T.C.G. Ertuğrul’da
bulunan Amfibi Tugay ve Çıkarma Birlikleri Komutanlarımıza,
“Alayımızın emredilen çıkarma plajı sahasının yakın emniyeti aldığını
“Kıyı başını tuttuğumuzu,” rapor ediyorum.
İkinci Dalga/Saat 10:00
İkinci dalga ile dört tank ve üç zırhlı araç da çıkıyor. 50. Piyade
Alayı Muharebe Grubu Komutanı P. Kd. Albay İbrahim Karaoğlanoğlu
alay sancağı, sancaktarları ve jipi ile görülüyor. Bu dağ gibi heybetli
silah arkadaşımıza, kendimi rapor edip; kısa bir durum raporu veriyorum.
“Albayım, düşman her an bölgemize kuvvet kaydırabilir ve yoğun
bir karşı saldırı başlatabilir. Çıkan birlikler biraz dağınık görülüyor. Bu
nedenle en kısa zamanda toparlanmakta büyük yarar var,” diye durumu
kısaca arza çalışıyorum.
Karaoğlanoğlu albayım büyük bir içtenlikle, “Merak etme kardeşim,
şimdi her şey dilediğimiz gibi olur,” diyerek süratle plaj bölgesinden
ayrılıyor.” 46demektedir.
46 İkiz ,age., s.131-138.
ALİ DENİZLİ
136
IX. TMT (TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI
MUHAREBELERİ)
Bugün TMT, ada sathında bulundukları yerleşim yerlerini, elverişsiz
tüm koşullara rağmen kahramanca savundular. Bu mukavemet
yuvaları önemli miktarda Rum kuvvetlerini tespit ederek Rumların kat’î
netice yerinde, yani çıkarma bölgesi ve Üçgen bölgede sıklet merkezi
teşkilini önlediler.
Rum liderlerinin, kat’î neticenin alınacağı yerleri tahminde gösterdikleri
beceriksizlik ve affedilmez hata analiz edildiğinde,
TMT’nin çok önemli bir rolü olduğu görülecektir.TMT ve bu mukavemet
yuvaları, 11 yıl Rumların korkulu rüyası olmuş ve kendinden
beklenen görevi tam anlamı ile yerine getirmiştir.
.
20 Temmuz 1974 günü Üçgen bölgede, Lefkoşa ve Boğaz sancakları
bulundukları bölgeleri savunarak, Hava İndirme ve Komando
tugaylarının toplanma ve intikal hareketlerini başarı ile korudular ve
atlayış bölgelerinin işaretlenmesi ve emniyete alınması, sıhhî ilk yardım,
ulaştırma gibi faaliyetlerle, Türk birliklerinin hareketlerini kolaylaşırdılar.
Diğer sancaklar da seferberliklerini yapıp, savunma mevzilerini
işgal ederek Rum birliklerini tespit etmişlerdir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
137
A. MAGOSA SANCAĞI
Saat 08.30
Magosa’da, düşmanın Türk kesimi içinden kuvvet kaydırma teşebbüsü,
Magosa Sancağı tarafından engellenince; 20 Temmuz 1974 sabah
saat 8.30’da taarruza başlayan
Rumlar, Namık Kemal Lisesini
tanklarla kuşattılar. Bu kuşatmayı
yarıp, Magosa Kalesi’ne ulaşmayı
başaran mücahitler, kale dışında,
bütün gün Rumların üstün taarruzlarına
karşı, yer yer göğüs göğüse
muharebe ederek savunmaya
devam ettiler.
Açık arazide mevzileri yerle
bir olan mücahitlerle sivil halk,
gece karanlığından yararlanılarak
kale içine alındı. Savunma kalede
devam etti.
1. Mağusa Mücahit Tabur Komutanı Üsteğmen Oğuz Kalelioğlu
şöyle anlatmaktadır
“Harekâtın başladığı 20 Temmuz 1974 günü komutam altındaki
Mağusa Mücahit Taburunun mevcudu 252 kişi idi. Ben gerek birliğimi
ALİ DENİZLİ
138
gerekse bölge halkını süratle savaşa hazırladım. Başlangıçta 15 Temmuz’da
darbe olur olmaz düşman kuvvetleri bütün güçleri ile bizim
bölgemize yığmak yapmaya başladı. Halbuki Makarios kuvvetleri tasfiye
edilmiş, ihtilâf onlar yönünden sona ermişti.
Bölgemizdeki düşman kuvvetleri: 8 piyade taburu, ki bunlar Dimitriou
(Gülseren) Eğitim Kampında konuşlanmışlardı. 1. YATK. lığının
201. Piyade Taburu tamamen Yunanlı personelden müteşekkildi.Diğer
taburların içerisinde de kilit personel teğmen, üsteğmen rütbesindeki
subaylar dahi Yunanlıydı, 1 tank bölüğü (10 tank), 1 zırhlı keşif bölüğü
(10 zırhlı araç), 1 tanksavar bölüğü (4 top 17 km menzilli – 100 mm’lik
tanksavar topları), 1 uçaksavar bölüğü (12 top, 12 taret), 1 topçu taburu
Trikomo’dan (Yeni Iskele’den) buraya kaydırıldı. 12 adet 8.76’lık toplar
ve 96 adet 81 mm’lik ve 106 mm’lik havanlar.Bizim kuvvetlerimiz: 1
piyade taburu 252 kişi. Bu aslında bir piyade bölüğü kadar.
Bölgesel seferberliği ilan ettikten sonra, inzibat takımını harekete
geçirdim. Zaten fedakâr mücahitler gerginliği duyar duymaz geldiler.
Silah istediler ve katıldılar.
15 yaşındaki ortaokul öğrencilerinden 75-80 yaşındaki dedelere
kadar silah altına alarak ancak taburun mevcudu 800 kişiye yükselebildi.
İngilizlerden kalma 300 kadar 7.7’lik piyade tüfeğimiz vardı. Ana ateş
gücümüz olan 3 adet 81 mm’lik havanlar, adaya bin bir güçlüklerle sokulmuştu
ve henüz nişan tertibatları tamamlanmamıştır.
Onikişer mermisi olan toplam 36 mermiden ibaret bir ateş gücümüz
vardı. 3 tane de geri tepmesiz topumuz vardı ki bunun ikisi çalışıyordu.
Başlangıçta düşman birini imha etmişti.Mağusa bölgesindeki muharebelerin
en önemli özelliği bizim sur içinde tertiplenen bir tabur kadar
kuvvetimiz vardı. Taburun dışarıda 3 piyade bölüğü vardı. Bunlardan
biri Baykal bölgesinde, diğer Sakarya bölgesinde, bir tanesi de Karakol
bölgesinde idi. Bu bölüklerin mevcudu da 18 ile 20 kişi idi. ihtiyatlarla
bu sayı 140-150 civarında olabiliyordu.
Ancak araları birbirinden 1.5-2 km açık olan bu bölgeler ne ateşle
kapatılabiliyor ne de işgal edilebiliyordu. Birbirinden müstakildiler.
Sadece o bölgedeki Türklerin hayatlarını korumak üzere yapılan bir
çevre savunması idi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
139
Düşman bize başlangıçta 20 Temmuz sabahı, daha Girne’den çıkartma
başlarken, hemen taarruz etti. Bizi kuvvetli bir taburla güneyden
Akkule bölgesinden tespit etmeye çalıştı ve buradaki Namık Kemal lisemizi
düşürdü. Liseli gençler büyük bir fedakârlıkla; “Biz Lisemizi savunacağız”,
diye direndiler ve Takım Komutanı Mustafa KURTULUŞ
dahil ilk 6 şehidimizi burada verdik.Burada bir karşı taarruz yaparak
Evkaf apartmanlarında kalan, kadın ve çocuk 100 kişiye yakın bir topluluğu
kale içine aldık, Bu karşı taarruzda Mücahit Takım Komutanı Enver
Ali büyük bir cesaret ve kahramanlık gösterdi.
Rum askerlerinin annesinin kucağındaki, bebeklere nişan aldıklarını
bizzat gözlerimle gördüm. O bebekleri bile katletmekten çekinmediler.
Başka bir problem de Baykal bölgesindeki düşman çemberi içinde
kalan insanlann sur içerisine taşınması idi. Eski bir geçit açıldı ve oradan
Baykal’daki bütün Türk halkı, Bölük komutanı Teğmen Ahmet HASAN
komutasında çocukların ağzı kapatılarak birer kolda gece karanlığında
düşmanın makineli tüfek ateşleri ve mevzilerin arasından geçirilerek sur
içine sokuldu. Bu harekâtın başarısı bir tek cani dahi feda etmeden, halkı
sur içine toplayabilmekti.
Sakarya Bölgesi Mücahitleri, bölgelerini kahramanca savundular.
Bölük komutanı Üsteğmen Kadir BAYRAKTAR ve yardımcısı Kelami
Beylerin tüm cesaret ve kahramanlığının Mağusa savunmasındaki payı
büyüktür. Sakarya’daki birliklerimiz de aynı şekilde Karakol bölgesinden
surlar içine geldiler.Daha sonraki günlerde düşman buraya yüklenerek
bizim boşalttığımız mevzileri saatlerce dövdü. Ancak Barış Gücünün
Rumlara:
“Türkler buradan çekildi neden ateş ediyorsunuz?” demesi üzerine
ateşi kestiler, içeriye çekildikten sonra savunmayı sur üstünde başarıyla
sürdürdük. Burada Akkule Bölgesinin Komutanı olarak görevlendirdiğim,
Taburun Harekât Eğitim Kısım Amiri Üsteğmen Oğuz Hasan
düşmanın buralara yaptığı müteaddit çok güçlü taarruzları başarıyla
püskürttü.
Dışardan aldığımız 5000 kişi ile içerde 10.000’e yakın bir nüfus
olmuştu ve bu nüfus açlık ve susuzlukla karşı karşıya idi. Askerler,
Ağustos sıcağında, 45-50 derece sıcakta yarım fincan su ile muharebe
ALİ DENİZLİ
140
etmek mecburiyetinde idi. Birkaç arkadaşla geceleyin limana sızdım.
Burada Pilot kulesi ve kulenin içinde düşman askerleri vardı. Kenardaki
su borusundan tırmanarak yukarıdaki Yunan bayrağını indirdik. Yerine
bayrağımızı çektik. Rumlar sabahleyin şok oldular.
Mevzilerinden çıkan Rum ve Yunan askerlerini tamamen vurduk,
iki taraftan keserek limanı ele geçirdik. Limanı teslim almak için 12 zırhlı
araçla (kariyerle) gelen ingiliz General Hangi, “liman ihtilaf konusudur.
Ateşkes görüşmelerinde liman hangi tarafta kalırsa ona vereceğiz”
dedi. Ancak karşımıza dikilen BM Barış Gücünün arkasından Rum Millî
Muhafız Ordusu da adım adım limana ilerliyordu. Bir oldu bitti ile liman
elimizden alınacaktı.Ankara’dan gelen “BM kuvvetleriyle hiçbir
ihtilafa ve çatışmaya girmeyin”, talimatına rağmen çatışma pahasına
limana BM askerlerini de sokmadık. Ancak silah da kullanmadık. Mücahitlerin
üstlerini çıkarttım, bir güreşçi gibi kariyerlerin altına yatırdım
ve kariyerlerin şoförü ile adeta güreş ederek boğuşarak, onları oyalayarak
zaman kazandım.
Bu bir saat kadar sürdü. O sürede vinçler ve kaldırıcılar ile limandaki
bütün büyük makine aksamını, motor ve traktör sandıklarını, demet
şeklindeki boruları getirip burada bir set gibi yüksek bir duvar gibi
yığdırdım. BM zırhlı araçları geldi. Sonra bir düdük Çaldım. Mücahitler
koştu önceden hazırlanan bu malzeme üzerine mevzi aldı.
Zırhlı araçları dağ gibi yığdığımız malzeme duvarlarını bütün zorlamalarına
rağmen geçemediler. BM Barış Gücü komutanı İngiliz Generali
Hang “Limanı teslim edin. Yoksa, ateş açtıracağım”, diye ihtar etti.
Megafonla tehdidini tekrarladı. Ben de limanda birliğimin başında
olarak; “Ateş açarsanız, ateşle mukabele edeceğiz” diye karşılık verdim.
Çok kritik anlar yaşandı sonuçta liman elimizde kaldı. Burada gayet
büyük miktarda erzak vardı, çıkardık halka dağıttık. Defalarca kapılardan
zırhlı taarruzlar oldu asfalt kazıp ve parçalayarak düşman zırhlı
araçlarının girmelerini önledik ve burada savunmayı sonuna kadar sürdürdük.
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı başlamadan önce, 1 tank
taburu ve 1 top taburu ile takviyeli 8 piyade taburluk (8500 kişilik) kuvKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
141
vete sahip Mağusa’da bulunan Rum Millî Muhafız Ordusu 1. Yüksek
Askeri Taktik Komutanı Tuğgeneral Konstantin CORCAKlS, barış gücü
kanalı ile bize “Teslim olmamızı, aksi taktirde Mağusa’daki bütün Türklerin
katledileceğini” resmen bildirdi.
Gerçekten Girne kıyılarına henüz çıkmaya başlayan Türk Barış
Kuvvetlerinin ve Türk uçaklarının kısa sürede Mağusa’ya gelmesi
mümkün değildi. Nitekim adanın diğer şehirleri olan Baf, Limasol ve
Larnaka ilk saatlerde teslim oldu.
Bölgedeki BM temsilcisi isveçli Yarbay, düşmanın bizden en az 30
kat güçlü olduğunu ve ağır silahlarla donanmış bulunduğunu ve Mağusa’yi
savunmamızın mümkün olamayacağını ifade ederek “silahlarınızı
ve kaleyi teslim edin. Boşuna kan dökülmesin” dedi ve bekleyen helikopterini
göstererek beni Türkiye’ye götürmeyi garanti ettiğini bildirdi.
Teslim olmam için ısrar eden ve aksi halde nasıl olsa Mağusa’nın
direnemeyeceğini anlatan BM Barış Gücü irtibat Subayına;
“Bizi buraya gönderen Türk Devleti düşmanı çok görünce, teslim
ol demedi. Gerekirse çarpışarak ölmemizi emretti. Ben de asker olarak
aldığım emri uygulayacağım.” dedim ve teslim teklifini reddettim.
Bunun üzerine Rum kuvvetleri, Mağusa’ya yoğun bir topçu ve
havan ateşi açarak taarruza başladılar. 8.500 kişilik, Yunan subay ve
erleriyle takviye edilmiş RMMO kuvvetleri Mağusa’daki Türk kuvvetlerini
3.000 kişilik 3 taburla etkisizleştirerek taburluk (5.000 kişilik)
kuvveti adaya çıkan Türk kuvvetlerini denize dökmek üzere karşı
taarruza geçmek için çıkarma bölgesine sevk etmek istedi.
Saat 08.00
İlk ateş komutunu bu konvoya 20 Temmuz 1974 günü saat
08.00’de verdim. Komutam altındaki Mağusa Mücahit Taburu, Girne’ye
intikal eden konvoya ellerindeki eski bir roketatar ve 250 adet 7.7
mm’lik piyade tüfekleri ile ateş açarak 5000 kişilik düşman konvoyunun
en öndeki aracını tahrip ettiler ve araçlardan inen düşmana önemli zayiat
verdirdiler. Düşman Girne’yi takviye edemedi
20 Temmuz 1974 günü saat 11.00’de Akkule bölgesinde (Maraş kesimine
bakan taraf) mücahitlerin geri çekildiği anda tahrip kalıplarını
ALİ DENİZLİ
142
kucağıma alarak Yunan tanklarının Mağusa’ya girişlerini bizzat önlemem,
Mağusa’nın elde kalmasını sağlamıştır.”47
B. SERDARLI SANCAĞI
Serdarlı Sancağı, bugün sabah Magosa boğazından Lefkoşa’ya
giden bir Rum konvoyunu durdurmak için yola barikat kurmuş ve bu
konvoyu 6 saat geciktirmiştir. Daha sonra üstün Rum taarruzları üzerine,
mücahitler Serdarlı’nın bir kısım mevzilerinden geri çekilmek zorunda
kaldılar. Sivil halk Gönendere’ye nakledilerek, Serdarlı’da ikinci
hattaki mevzilerde savunmaya devam edildi.
1. Meriç Köyü Mücahit Tabur Komutanı P.Yzb Saldıray Hakgüder
Şöyle Anlatmaktadır
“ Eski Meriç Taburunda karma köyler hariç Nisan 1974’te beton
mevzi ve halk için beton sığınak inşasına Tabur imkânlarıyla hiçbir makamdan
destek ve teşvik görmekslzin başlanılmış ve Temmuz 1974 ayının
ilk hartası içinde çepeçevre savunmaya elverişli üstü örtülü beton
mevzi inşası tamamlanmıştır.
Eğitim mevzilerde savunma esaslarına uygun olarak yürütülmüş,
savaş öncesi uygulanan seferberlik deneme tatbikatlarında fiilen denenmiş,
gerek mücahit ve gerekse tüm bölge halkı muhtemel bir savaşın
şartlarına hazırlanmış ve bu durumda harbin ağır şartları, harp süresince
metanetle, soğukkanlılık, azim ve kararlılıkla karşılanmış, bölgenin
bir karışına Türk Ordusu 14 Ağustos, 1974 günü bölgeye ulaşıncaya
kadar düşman sokulmamış ve girmek isteyen düşmana topyekün mukavemetle
karşı konulmuştur. Hatta insiyatifi elde bulundurmak ne
düşmana kaptırmamak maksadıyla mahdut hedefli mevzii taarruzlar
yapılarak düşmanın zayiatına sebebiyet verdirilmiştir.
Saat 05.15
20 Temmuz Saat 05.15’de Tabur ileri hatlarını belirten “yer bezleri”
serilmiş ve müteakiben gökyüzünde helikopterler bunun üzerinde
uçaklar belirmiş ve Türkiye’nin adaya müdahale ettiği, artık kesinleşmiştir.
Uçaklardan “Hava İndirme Birliklerinin personel indirmeye baş-
47 Gökhan , age, s.241-245.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
143
ladığı bulunduğumuz mevzilerden görünmeye başlanmıştır.Bu faaliyetlerden
bir süre sonra Rum mevzilerinden indirme yapan birliklerimize
düzensiz ve etkisiz ,telaşlı uçaksavar silahları ve diğer silahlarla atışlar
yapılmıştır.
Saat 09.30
AynI gün tahminen saat 09.30 sularında,daha önce hazırladığımız
plan geregi,Tabur sorumluluk sahası içindeki Rum tesislerine köprü,
elektrik ve telefon hatları ve diğer hassas noktalara tahripler tarafımızdan
yapılmaya başlanmıştır.Bu tahriplerden maksat,Rum birliklerinin
çıkarma ve indirme yapan Türk Silahlı Kuvvetleri Birlikleri’nin üzerine
yönelmesini engellemek veya geciktirmek idi.
Saat 10.00
Bu tahripleri müteakip saat 10.00 sularında Mağosa’dan hareket
edip Serdarlı Sancağı’nın hazırıksız yakalanması sebebiyle mukavemet
edememiş,Tabur personeli Mücahit Üstğm.Mehmet Tunay’ın birkaç
mücahitle karşı koyması düşmanı durduramamış,adı geçen subay,ve
yanındaki mücahitler düşman tarafından etkisiz hale getirilmek üzereyken
Taburda mevcut bizzat Tabur Komutanı olarak tarafımdan kullanılan
tek 81’lik Havanla Yenice Köy Tabura taarruz eden düşmana ateş
edilerek düşmana önemli ölçüde zayiat verdirilmiş ve araç tahribatına
uğratılmıştır.
Bizzat adı geçen Üstğm 14 Kasım 2001 tarihli Kıbrıs’ta yayınlanan
BİRLİK adındaki gazete de yayınlanan hatırasında da anlatıldığı üzere
bu atışlarımız kendisini ölümden kurtarmış ve ayrıca Cihangir,Yenice
Köy, Çukurova ve Serdarlı Köyleri’nin bu düşman kuvvetleri tarafından
katliama uğraması tehlikesi ortadan kaldırılmış ve bu birliklerin Türk
birlikleri üzerine yönelmesi,üç güne yakın süre ile engellenmiştir.Bu
köylerdeki Türklerin imha edilmesini engelleyen bir başka faktörde daha
sonra bölgeye Tuğg. Hakkı Borataş emrindeki kuvvetlerin bilâhare
vuku bulan müdahalesi olmuştur.
Bu tarihler arasında bütün ada sathında Rumlar Türk köylerine
taarruza başlamışlar, Türkler ile Rumlar arası çatışmalar yoğunlaşmış
bir çok yerde hazırlıksız yakalanan ve komutanları ile irtibatları kaybolan
Türk köyleri baskına uğramış, katliamlara maruz kalmış ve yağmaALİ
DENİZLİ
144
latılmışlardır.Rum Propagandası da televizyon ve basın yoluyla bütün
propoğanda usullerini mükemmel şekilde uygulayarak çıkarma ve indirme
yapan Türk birliklerinin imha edildiğini yayarak,Türklerin zaman
zaman paniğe uğramalarına sebep olmuş ve propagandaların B.M.
güçleri tarafından da desteklenmesi sonucunda bir çok Türk köyü teslim
olmaya başlamıştır.
Bu cümleden olarak, 22 Temmuz 1974 günü Sancaktarlıkdan Meriç
Tabur Komutanlığına gönderilen mesajla düşmana teslim olması
emredilmiştir.Bunun üzerine Meriç Tabur Komutanı .doğrudan Bayraktarlığa
emrin uygulanmayacağı savunmaya sonuna kadar devam edileceği,
Sancak tarafından bu emrin tabura Sancağın teslim olması dolayısıyla
düşman tarafından Sancaktarlıga tehditle verildiginin tahmin edildiği
şeklinde mesaj çekilmiştir.”48 Demektedir.
Erenköy, Yeşilırmak, Lefke ve Poli mücahitleri üstün Rum taarruzlarına
karşı başarı ile savunmaya devam ettiler. Çok kısıtlı imkânlar-
48 E. P. Alb. Saldıray Hakgüder (Meriç Köyü Tb.K.) yaşı 70, 19 Şubat 2012 tarihinde
Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
145
la bölgelerini savunmaya çalışan Larnaka, Limasol ve Baf mücahitleri,
üstün düşman kuvvetleri karşısında daha fazla dayanamadılar. Öğleden
sonra Larnaka, Limasol ve Baf Rumların eline geçti. Bu acı haberler,
o gün, diğer olumsuz haberler arasına karışarak çıkan ve inen birlikleri
derinden yaraladı.”49
X. KTBK KOLORDUSU HAREKATI
Saat 10.30
Saat 10.30’da 6 ncı Kolordu Komutanı Korgeneral Nurettin ERSİN
ve Taktik Karargah Personeli ile 2’nci Komando Taburu 2’nci
sorti olarak KIRNI Havaalanı bölgesine helikopterlerle inmeye başladılar.
İlk sortide baskına uğrayan Rumlar 2’nci sortide helikopterleri
uçaksavarlarla şiddetli bir ateşle karşıladı. KIRNI meydanına inildiğinde
her yer yangın yerine dönmüştü.
Meydan, Rum topçusu, havanı ve tanksavarlarının yoğun ateşi altındaydı.
Mucize olarak helikopterler önemli isabetler almadan 3’ncü
sorti için OVACIK’a dönmeye başladılar, inme, helikopterler kızaklarını
yere koymadan gerçekleşti. 2’nci Komando Taburunun BOĞAZ bölgesine
yaya olarak yürüyüşe başlamasından sonra, Kolordu Komutanı ve
49 Evcil, age., s.55-56.
ALİ DENİZLİ
146
Taktik Karargah BOĞAZ bölgesine gitmek üzere toparlanırken meydana
bir Landrover aracı geldi. İçinden iki kişi indi.
Saat 11.35
Biri BBC’nin muhabiri, bir İngiliz gazeteci, diğeri Kıbrıslı bir
Türk’tü. Komutan ve Karargâhı bu araçla BOĞAZSANCAĞI’nın Karargahına
gitmek için hareket etti ve saat 11.00’de BOĞAZ’a vardı. 6’ncı
Kolordu Komutanı, saat 11.35’te; Ada’ya indiğini ve adadaki tüm birliklerin
emir ve komutasını üzerine aldığını başta haberciler olmak
üzere her türlü muhabere vasıtalarından yararlanarak tüm birliklerin
komuta yeriyle irtibat sağlamalarını belirten ilk yazılı emri yayınladı.
50
Birliklerin 21 Temmuz 1974 günü erken saatlerde koordineli planlanmış
hedeflerine taarruzlarına devam edecekleri,Bu gece Amfibi Tugay
ile birleşme imkânı aranacağını bildirmekteydi. Aynı emir Tugay
Komutanlıklarınca da ast birliklere iletilerek uygulanmaya konulmuştur.
51
XI. HAVA İNDİRME TUGAYI HAREKATI
A. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay
Binbaşı Cumhur Evcil (E. Tümgeneral) Şöyle Anlatmaktadır
“6 ncı Kolordu Komutanı Korgeneral Ersin, adadaki mücahit birlikleri
dâhil paraşütle atlayan, helikopterle inen ve denizden çıkan birlikleri
emrine alarak, Hava İndirme Tugayının Boğaz’ın doğusuna, Komando
Tugayının da Boğaz’ın batısına yapmaları plânlanan taarruzlarının
saat 18.00’e kadar başlatılmasını, birliklerin bu gece (20-21 Temmuz
gecesi) ulaştıkları hatta, muhtemel düşman baskınlarına karşı tedbir
almalarını ve bulundukları hattı sonuna kadar savunmalarını, denizden
çıkan birliklerle bu gece birleşme imkânlarının aranmasını emretti.
Kolordu ve Hava İndirme Tugay karargâhları Boğaz’da birlikte çalışacak.
Kolordu komutanının gelişinden biraz önce de, Komando Tu-
50 Sever,age.,s.62-63.
51 Tarakçı ,s.317., Belge No: 1 HRK. 1223-1-74, Hv. İnd. Tuğ. Arşivi, Kayseri, 20
Temmuz 1974.Belge No: HRK. 1223-2-74, Hv. İnd. Tuğ. Arşivi, Kayseri, 20 Temmuz
1974.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
147
gay Komutanı Tuğgeneral Sabri Demirbağ ile Kurmay Başkanı Yarbay
Yılmaz Akseki de karargâha gelmişlerdi.” 52Diye anlatmaktadır.
2 nci sortide gelen 2 nci Komd.Tb.da saat 11.45’de aynı bölgeye
inmeye başladı. Tabura yeterli miktarda sivil araç (kamyon, otobüs)
temin edilerek sürat sağlandı ve motorlu olarak ŞATO bölgesine intikal
etti.
Saat 11.15
Bu sabah 1 nci ve 2 nci paraşüt taburlarını atan uçaklar 3 ncü ve 4
ncü paraşüt taburlarını almak üzere tekrar Kayseri’ye Erkilet Hava Alanı’na
döndüler.
Ancak, özellikle C-47 uçaklarından bazıları arıza nedeni ile başka
hava alanlarına indiğinden, uçak tahsis plânlamasında değişiklik yapılarak
ağır malzeme atacak uçaklar 4 ncü Paraşüt Taburuna tahsis edilmiş,
atlayış öğretmeni sıkıntısı da Türk Kuşunda yetişmiş ve silâh altında
olan yardımcı öğretmenlerle giderilmiştir.Bu değişiklik, hem 3 ve 4
ncü paraşüt taburlarının hem de tugayın ağır malzemelerinin atılmasında
gecikmeye neden olmuştur.
Bu nedenle 3 ve 4 ncü paraşüt taburlarının paraşüt hücumu bir
saat gecikme ile saat 11.15’te başladı. Tugayın ağır malzemeleri ise ancak
akşama doğru Kıbrıs’a atılabildi.
Saat 11.55
2 nci kademeyi oluşturan 3 ncü Prş.Tb. PINARBAŞI, 4 ncü Prş.Tb.
GÖNYELİ doğusuna saat 11.55’de atıldılar. Her iki taburun ağır malzemeleri
19.55’de PINARBAŞI alanına atıldıysa da, hava karardığından bu
malzemeler ancak 21 TEMMUZ günü toplanabildi.
52 Evcil, age.,s.35.
ALİ DENİZLİ
148
20 Temmuz günü öğleye kadar tugayın bütün birlikleri, adaya
paraşüt hücumunu başarı ile tamamlamıştır. Toplam zayiat, biri subay
iki şehit, 18 yaralıdır. 1 nci Paraşüt Taburunun Göçerli-Dağyolu
bölgesindeki savunma mevziini mücahitlerden teslim alıp almadığına
dair karargâha hiçbir haber veya tekmil gelmedi. 22 Temmuz gününe
kadar bu tabur tugaya hiç bilgi vermedi, tugay da tabura hiçbir emir
veremedi. (İlk üç gün bu taburun ne kadar görev yaptığı karargâh
tarafından belirlenememiştir.) ”53 Diye anlatmaktadır.
B. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem (E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır
20 Temmuz 1974 Saat 08.00
53 Evcil, age., s.35-36.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
149
“Emre göre 3 ncü Prş. Taburu 20 Temmuz 1974 günü saat 08.00’de
uçak başı yapacak, 09.00’da Kıbrıs’a havadan intikale başlayacaktı .
Saat 09.00
20 Temmuz 1974 saat 09.00’da 3 ncü Prş. Taburu ve Tugay karargâhının
bir uçaklık ünitesi, toplam 9 adet C-130 ve C-160 uçaklarına
binerek uçuşa hazırlandık, ancak uçaklar saat 10.00’da havalanabildi.1
ve 2 nci taburların ilk sortide atlayamayan bir kısım personeli dâhil
uçaklara binmiştik. Uçakların içi ana baba günü idi, kapı yükleri konteynerler
(Paraşütçünün atlayışta beraberinde olan 30 kg’lık bir torba)
vs. 3 ncü Prş. Taburu Kıbrıs’a 24 subay, 20 astsubay, 475 erbaş ve er
olarak intikal ediyordu.
ATLAYIŞ SAATİ
Saat 11.15
Taburumun mevcudu kadroya göre eksik olmakla beraber subayları
birbirine bağlı, eğitimi çok üstün, inançlı ve yenilip yutulması
zor bir çetin cevizdi. İlk 20 dakikalık ikaz, son 10 dakikalık ikaz, hazırlıklar,
hazırlıklar… Sonra bir dakikalık ikaz, saatime bakıyorum 11.15’i
gösteriyor. Kapıda dur! komutu ve atla!… Havadaydım paraşütüm
açılmıştı.
Taburum Kırnı-Fota-Gönyeli arasında gökyüzünde kara bulut gibiydi.
“Tanrım yardım et” diye yakardım, yukarıdan 1 dakikalık iniş
ALİ DENİZLİ
150
içinde bölgede gördüklerimi şöyle özetleyebilirim: Uçaksavar ve makineli
tüfek ateşleri alıyorduk. Rüzgâr 18-20 knot civarında yani çok fazla
idi. (40 km kadar) 3 ncü Bölüğün düşeceği bölge yanıyordu. Ayrıca bütün
tabur atlayış bölgesine yer yer düşmanın havan ve topçu ateşleri ve
ateş toplamaları oluyordu.
Yere yaklaşınca düşeceğim arazi kesiminin bir yamaç olduğunu
gördüm. Toprak sanki altımdan kaçıyor gibi oldu. Ama ayaklarım bitişik,
kendim hazırdım. Yere çarptım, toparlanmaya vakit kalmadan paraşüt
beni sürüklemeye başladı. Rüzgârın şiddetinden klipsleri (paraşütten
kurtulma kilitleri) açamıyordum. Dizimle bir kaya parçasına tütündüm.
Bütün gücümle tek kolon çektim.
Boğaz’da Toplanma
Saat 12.00
Saat 12.00 civarında 3 ncü Paraşüt Taburuna toplanma bölgesi
olarak verilen Kalpuzan Çiftliği’ne doğru, hem yürüyor hem düşünüyordum.
Ne yapmalıydım? Atlayış yapalı 30 dakika olmuştu.
Plâna göre Bora ismindeki bir mücahit taburu ile buluşmam gerekliydi.
O taburu da emrime alacak G+1 günü yani 21 Temmuz
1974’te Türk Bozdağ’ından Rum Bozdağı-Deliktepe istikametinde
taarruz edecektim. Kıbrıs’taki Bora Tabur komutanının bunu bilmesi
gerekirdi. Gözlerim etrafta bir kılavuz arıyordu. Fakat görünürde kimKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
151
seler yoktu. Bora Taburu bir tarafa, tugay karargâhının da bizimle temas
sağlamaya pek istekli olmadığı anlaşılıyordu.
Tugay karargâhının da burada olması gerekirdi, ama yoktu. Düşman
ateşlerini hassas Kalpuzan çiftliğinde oturup beklemek derde çare
değildi. Karar verdim. “Boğaz sancağına gideceksin.
Orada mücahit subaylarla temas sağlayacak, başının çaresine
bakacaksın”. Sancakta araç bulma ihtimali de vardı. Eğer araç bulmam
gerçekleşirse taburu Boğaz’da toplamak görevime de kolaylık sağlayacaktı.
Önceden araziyi tanımanın
verdiği güvenle Boğaz’a
yöneldim. (1966-1967
yıllarında Kıbrıs’ta görev
yapmıştım ) .54” Demektedir.
C. Hava İndirme Tugayı
3 ncü Paraşüt Taburu 2
nci Bölük Komutanı Üsteğ-
54 Erdem, age., s.8-9.
ALİ DENİZLİ
152
men Orhan Ceylan Şöyle An-latmaktadır
“19 Temmuz günü, Kıb-rıs’a indirme harekâtı yapıla-cağı emrini
tugay komutanı Tuğgeneral Sabri EVREN Paşa’dan aldık. Buna göre de
Kıbrıs’a yönelik bütün hazırlıklarımız tamamlandı. Aynı gün tecrit yapıldı,
yani tugayın dışla ilişkisi kesildi. Akşam saat 20.00 sularında ailemizle
vedalaşmak İçin evlerimize bırakıldık. Saat 24.00’de de tekrar
evlerimizden alındık.
Tugaya geldiğimiz zaman istirahatte bulunan erleri kaldırarak
bindirme ve yükleme plânına göre araçlara yerleştirdik ve Kayseri ERKİLET
Havaalanı’na hareket ettik. Ali Dağı eteklerinden Kayseri’ye
inerken uçaklarımızın havalanmış ve Kıbrıs’a doğru yol almakta olduklarını
gördüm. Uçaklar gökte, ovaya doğmamış güneşin etkisi ile pırıl
pırıl parlarken, ovada da sabah ezanının sesleri çınlıyordu.
O anda ilk defa Kıbrıs’a artık çıkarma ve indirme yapılacağına
inandım. Gözlerim dolu dolu, yanımdaki er şoförü sevincimden öptüm
ve ona “Artık bu iş tamam oğlum” dedim. Havaalanına gittik ve
dualarla uçakların dönüşünü beklemeye başladık. Bir uçağın geri
gelmemesi, bütün plânları alt üst edebilirdi.
Ancak korktuğumuz başımıza gelmedi. Uçakların dönmesinden
yarım saat önce, bize gelen haberde, tüm uçakların yara almadan salimen
döndüklerini öğrendik.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
153
Uçaklar alana indikten sonra, plâna göre bindirme ve yükleme
yaptık ve Kıbrıs’a yöneldik.Atlayış bölgesi üzerine geldiğimizde uçakların
kapıları açılmıştı. Uçaklar ani bir dönüşle yeni bir istikamete
doğru yöneldiler ve atlama başladı. Sonradan anladık ki uçuş istikameti
yanlış imiş.
Rahmetli Yzb. Sami AKBULUT’un
atlama bölgesi işaret sistemi
görülmüş ve tekrar istikamet düzeltilmişti.
Düzeltilmese idi, Rum bölgesine
atlamış olacaktık.
Bölgeye atladığımızda her taraftan
dumanlar yükseliyordu. Yer
yer alevler vardı. Dağlardan atış sesleri
yükseliyordu. Rüzgâr vardı ve bizim
için en kötüsü de bu idi. Atlayışta
bölük dağılmıştı.
İşaret sisleri arazinin parçalı ve
rüzgârlı olmasından dolayı görülemiyordu.
Bundan dolayı da toplanmamız
ve hedefe yönelmemiz gecikti. Kalpuzan Çiftliği’nde toplanma
bölgesini işgal ettik.55
55 Gökhan, age.,s.139.
Şehit Yüzbaşı
Sami AKBULUT
ALİ DENİZLİ
154
D. 3 ncü Paraşüt Taburu Tabur Tanksavar Takım Komutanı
Teğmen Mustafa Kaya Şöyle Anlatmaktadır ;
Saat 06.00
“ 20 Temmuz 1974 günü Tugayın yeterli atlatıcı personeli olmadığı
için bana 2 kez atlatılıcık görevi verilmişti, 1’nci sortide; l ve 2’nci
prş. Tb. ları, 2’nci sortide; 3 ve 4’ncü prş. Tb. ları muharebe atlayışlarını
icra edecekti. Sabaha karşı Kayseri Erkilet hava alanına intikal ederek
2’nci prş. Tb. nun bir uçaklık personelini jetlerimizin eşliğinde Kıbrıs’a
saat 06.00 sıralarında üçgen bölge olan Kırnı-Fota-Gönyeli bölgesine
gerçekleştirerek tekrar Erkilet hava alanına döndüm.
Aynı gün sabah 2’nci sortide görev alan 3’üncü Prş. Tb .nün saat
11.00 sıralarındaki görevlendirildiğim uçakta atlayışını yaptırarak
paraşütle adaya atladım, 1’nci sortide hava daha sakin olduğu için
daha uygun şartlarda atma gerçekleşmişti, İkinci sortide rüzgar şiddeti
hem fazla idi hemde atlayış bölgemiz olan kırnı bölgesi (kanlı gölün
doğusu) Rumlar tarafından sürekli ateş altına alınmıştı. Havada
vurularak şehit olan ve yaralananlar olmuştu.
Atılan yangın bombalan ile ekin tarlalarının tutuşması taburumuzun
personelini çok dağıtmıştı. Ben yangına 10 m kadar yakın düşmüştüm.
Yangın taburumuz personelinin dağılmasına sebebiyet vermişti.
Atma bölgesinde erbaş ve erler nerelere gideceklerini bilmeden şaşkın
bir vaziyette sağa sola koşuşuyarlardı.Bu koşuşturma içerisinde kendimi
toparlayarak çevremdeki erbaş ve erleri yangının olmadığı kanlı
göl bölgesine sevk ettim. Bu esnada sağımıza solumaza düşmanın havan
mermileri düşüyordu. Bu sırada Lefkoşa’dan Girne istikametine
doğru giden biri otobüs biri kamyon olan iki araba yaklaşıyordu bunları
yolda durdurarak kim olduklarını sordum.
Bunlar Kıbrıslı Tüklerdi otobüs boş idi Kamyon yarıya kadar kadın
ve çocuklarla dolu idi. Bizi görünce bağırmaya ve ağlamaya başlamışlardı.
Bizi Rum askeri sandıklarından çok korkmuşlardı. Ben bunlara
yaklaşarak bizlerin Türk askeri olduğumuzu kendilerini kurtarmaya
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
155
geldiğimizi söyliyerek onları yatıştırmıştım. Kamyon şoförünün ifadesine
göre Rumlar köylerine saldırmışlar onlarda yola çıkmışlar şoförde
bunları alarak emniyetli bölge olan boğaz bölgesine götürüyormuş.
Bu iki arabanın gelmesi bizim için büyük bir şanstı. Çünkü bulunduğumuz
yer ile Tugay Kh.nın bulunduğu yer oldukça uzaktı bu iki
takımlı birliği otobüs ve kamyona bindirerek boğaz bölgesine intikal
etmiştim. Tb. Kh. nı ararken Tb.K.nı Bnb. Turan ERDEM’i gördüm ve
Tb.K.nına getirdiğim iki takımlı birliğin tekmilini verdim. O da bana
Tğm. Mustafa emir aldık derhal Türk Bozdağına hareket ediyoruz dedi.
Türk Bozdağı ; Lefkoşe-Girne boğazının hemen doğusundan başlayan
Beşparmak dağlarının ilk yükseltisidir. Bu arada taburumuzun
Bl.leri boğaz bölgesinde toparlanma hazrlıkları içerisindeydi. Bu sırada
2 Yunan uçağı gelerek boğaz bölgesindeki su deposunu bombalamıştı.
Artık karanlık bastırmıştı. Saat 21.00’de Tb. Bozdağ’a tırmanarak yaya
olarak taktik intikale başladı. Etraf zifiri karanlıktı arazi dik ve engebeli
idi. Yürüyüş tamamen bir dağ yürüyüşü şeklinde idi. “56 diye anlatmaktadır.
56 E. P. Alb. Mustafa Kaya (Hava İnd.Tug. 3 ncü Komd Tb. 2 nci Bl Tk..K ) yaşı. 63, 1
Eylül 2012 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
156
XII. AMFİBİ DENİZ PİYADE ALAYI HAREKATI
A. Amfibi Deniz Piyade Alay Komutanı Dz. Yarbay İ.Neşet İkiz
Şöyle Anlatmaktadır
Pladani Çıkarma Plajı
Saat 12:00
Saat 12:00 sıralarında Amfibi Tugay Komutanımız Tuğgeneral
Süleyman Tuncer ile karargâhı, Sancak gemisi T.C.G.Ertuğrul’dan
çıkarma plajına çıkıyorlar.
DÜŞMANIN TANK TAARUZU
Saat 14:00
Düşmanın çıkarma plajı bölgesine bilinçli ve koordineli ilk harekâtı
14:00c. sıralarında gelişiyor. Başpiskopos Makarios’un 1964 yılın
da, Rusya’dan yardım antlaşmasıyla aldığı T-34 tankları; doğudan
Girne yolundan (üç) ve batıdan Lapta-Karava yolundan (dört) tankla
saldırıya geçiyorlar.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
157
Batıdaki olayları en ileri hatta yakınen ve ilgi ile izliyorum.
Tanklara karşı Kobra Bölüğü’nden atılan kobraların, çoğunlukla elektrik
tellerine takılışı nedeniyle; hedefe isabet etmediğini üzülerek görüyoruz.
Amfibi Tugay komutanımız yol kenarındaki bir narenciye bahçesinde
ağaca dayanmış durumu izliyor.
ALİ DENİZLİ
158
Tam bu sırada isabet alan bir 106 mm’lik geri tepmesiz topun tüm
karacı personeli şehit oluyor. Yolun kenarına mevzilenmiş bir diğer geri
tepmesiz topun nişancısını __________da göremeyen tugay komutanımız adeta
kükrüyor. Emirler verdiği karargâhının mensupları süratle bölgeye dağılıyorlar.
Bana dönerek, “Öleceğiz, ama burayı asla terk etmeyeceğiz,”
diye bağırıyor.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
159
Bu sırada doğudaki 1. Amfibi Dz. P. Taburumuzun 57mm’lik bir
geri tepmesiz topu, düşman tanklarından birine tam isabet kaydetmesine
rağmen; paletleri dağılan tankın açtığı ateş sonucu tüm top
personelimiz şehit oluyor. Dz. P. Er Hüseyin Ersoy, nişancı Dz. P. Er
Hasan Dutlu ve yardımcısı Dz. P. Er Hüseyin Kapıcı’yı maalesef kaybediyoruz.
Anlayamadığımız nedenlerle bir an için, batıda toplu halde
duran düşman tanklarına amansız bir tanksavar ateşi açılıyor. Tanklar
bu ateş altında adeta kavruluyorlar.
Doğudaki düşman tanklarından biri
tanksavar silahlarımız, diğer ikisi de
bölgedeki tanklarımız tarafından imha
ediliyor.
Plaj bölgesindeki ilk şehidimiz ise,
L.C.T.114 Tank Çıkarma Gemisi – 114’te
görevli elektrik ustası Mersinli Ahmet
Ersoy oluyor. Ersoy’un gönüllü olarak bu
göreve katıldığını öğreniyoruz.”57 Demektedir.
57 İkiz, a.g.e., 139-140.
ALİ DENİZLİ
160
XIII. ÇAKMAK ÖZEL GÖREV KUVVETİ HAREKATI
A. 39 ncu Piyade Tümeni 50 nci Piyade Alayı 2 nci Piyade Taburu
Havan Takım Komutanı Piyade Teğmen Mehmet Tıbıkoğlu
Şöyle Anlatmaktadır
20 Temmuz 1974
Saat 12.30
“Biz 20 Temmuz 1974 saat 12.30 sıralarında karaya ayak bastık.
Çıkartma gemimiz bir türlü manevra yapamıyordu. Çünkü karaya saplanmıştı.
Ben beşinci dalgada idim. Karaya çıkmadan önce denizde iken
Rumlar bize epeyce havan mermisi attılar. Mermiler bizim LCU’nun
sağına soluna düştü. Rumların attığı bu mermiler denizde kumları
hareket ettirince çıkarma gemisi kendisini kurtararak Rumların atış
menzili dışına çıktı. Daha sona bölük beline kadar suya girerek karaya
ayak bastı. Çıktığımızda sahilde her taraf yanıyor sağdan soldan
hafif silah mermileri geliyordu. Diğer taraftan topçumuz Beşparmak
Dağları ‘nı dövüyordu. Biz hemen çıkarma bölgesinde bulunan bir yamaca
mevzilendik. İlk gördüğümüz şehit uzanmış boylu boyunca yatan
bir deniz piyade eri idi. Onu görünce çok duygulandım, çok üzüldüm.
Kıbrıs’a ayak bastığımızda herkes Kıbrıs’a ayak basmanın sevinci
ve sarhoşluğu içindeydi. Herkes birbirini öpüyor ve birbirine
sarılıyordu. Bu anda her taraf yanıyor, uçaklarımız Beşparmak Dağlarındaki
düşman mevzilerini bombalıyordu. Aniden çıkarma plajını
(Paladini) Rumlar havan atışlarına tuttular. Plajda herkes serbestçe
dolaşıyordu. (Alay komutanımız bayrağımızı oradaki bir evin damına
diktirmişti.) Beşparmak Dağları’ndan Rumların ateşi başlayınca herkes
canını zor kurtardı. Tabur komutanı ayağından vurulmuştu ve acı
içinde kıvranıyordu. Burada da ateş başladı. Bütün bölük, başını kaldıramıyordu.
Sabah alaca karanlık olduğunda ateş ancak durdu.
Bu sırada 50’nci Piyade Alay Komutanlığı Bölük Komutanı Yüzbaşı
Seyithan ile Alay S-3’ü Yüzbaşı bizim oraya geldiler ve gece saat iki
sularında Alay Komutanı Piyade Albay H. İbrahim Karaoğlanoğlu’nun
şehit olduğunu bildirdiler. Alayın komutasını Binbaşı Hasan Tek’in
almasını istediler. Alay komutanının yanında birkaç subay daha şehit
olmuştu. Sonra harekete geçerek karşımızdakiler! temizledik. Hepsi beş
kişi imiş.” 58diye anlatmaktadır.
58 Tarakçı, age., s.302-303.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
161
XIV. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
Saat 13:00
Tugay komuta grubunun 6 nci Kor. komuta yerine gelmesinden
sonra, burada yapılan durum muhakemesi neticesinde; Gecikmeksizin,
Komd.Tug.nın; GİRNE BOĞAZI batısından KARMİ ORMANLARI
istikametinde taarruzuna, Hava İndirme Tugayının; 1 nci
Tb.u ile DAĞYOLU-KARA TEPE arasında savunmasına, 2 nci Tb.u ile
GİRNE BOĞAZI-OZANKÖY istikametinde, 3 nci Tb.u ile BOZDAĞ-
DELİK TEPE istikametinde taarruzuna, 4 ncü Prş.Tb.nün GÖNYELİ
bölgesinde ihtiyatta tutulmasına karar verildi.
Saat 13.30
Saat 13.30’da Kolordu Komutanı, Komando Tugay Komutanı ile
Hava indirme Tugay Komutanına planı uygulamak üzere taarruz emri
verdi. Bu emre göre 1’nci Komando Taburu DOĞRUYOL’a intikal
ederek KESKİNSIRT ve ESKİYANIKTEPE bölgelerini, 3’ncü Paraşüt
Taburu BOĞAZ doğusundaki Türk Bozdağı’na intikal ederek, taarruzla
RMM elinde bulunan Rum Bozdağı’nı ele geçirecekti. Her iki
taburda görev bölgelerine varmak için yaya yürüyüşlerine devam ediyorlardı.
.
ALİ DENİZLİ
162
XV. ÇAKMAK ÖZEL GÖREV KUVVETİ HAREKATI
50 nci P.A. birlikleri de plan gereği harekatlarını icra ettiler.
1 nci P.Tb.u batıya İNCESU istikametine, 2 nci P.Tb.u güneye ILGAZ-
BEŞ PARMAK DAĞLARI istikametine, 3 ncü P.Tb.u da doğuya
doğru harekete geçtiler. Düşman etkili reaksiyonunu Saat 1330 ‘dan
itibaren topçu ateşleri ile gösterdi. Hedef olarak çıkarma plajı alınmıştı.
Atışlar oldukça şiddetli idi. Ayrıca düşmanın piyade birlikleri
de bu andan itibaren yer yer mukavemete başladı, düşmanın bilhassa
havan ateşleri oldukça isabetli ve tesirli oluyordu.
Birliklerimiz emir-komutanın tam olarak tesis edilememesi ve koordine
noksanlığı nedeniyle henüz hedeflerini ele geçirememişti.
Özellikle batı istikametinde pek az ilerleme kaydedilmişti. Çıkarma
birlikleri çok dar bir bölgede sıkışıp kalmıştı. Düşman topçu ateşleriyle
özellikle tesirli oluyordu.Buna mukabil 50 nci P.A. Muh.Gr.nun
topçusu mahkum bir bölgede olduğu, hedef tespit imkanı hiç olmadığı
halde muhtemel hedef bölgelerine görerek yaptığı bölge ateşleri ile
düşman topçusuyla muharebe faaliyetini başarıyla yapmıştır.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
163
Saat 14.00
Saat 14.00’te ÇAKMAK Özel Görev Kuvveti PLADİNİ plajına
çıkmaya devam etti. Başlangıçta Rumların etkili bir karşı koyması ile
karşılaşılmadı. Yaklaşık 4 saat sonra bölgeye gelen bir kısım RMM birlikleri,
çıkarma bölgesini çeşitli silahlarla etki altına almaya başlamıştı.
Çıkarma, özellikle düşman havanlarının yoğun ateşleri altında
yapıldığından planlandığı gibi uygulanamadı. Buna rağmen, çıkarma
araçları isabet almadı ve biri hariç diğerleri karaya oturmadan görevlerini
tamamlayıp geri döndüler.
Akşam saatlerinden itibaren ÇAKMAK Özel Görev Kuvveti’nin
ileri harekâtı çok yavaşladı ve kısa bir süre sonrada ele geçirilmesi
gereken KIYIBAŞI hattına ulaşılamadan durdu. Birlikler oldukça dar
bir kıyı şeridinde savaşmak durumunda kaldılar.59
XVI. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
A. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı
Cumhur Evcil ( E. Tümgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
“Kıbrıs’a Hava İndirme Tugayının tamamı inmiş. Birlikler bir
yandan hâlâ atma bölgelerinde yangın içinde malzeme ve cephane kur-
59 Sever, age., s.63.
ALİ DENİZLİ
164
tarmaya çalışıyor, bir yandan da aç, susuz, uykusuz ve yorgun plân gereği
intikal etmeye çalışıyor. Birlikler âdeta iskelet gibi, cansız ve etkisiz.
Boğaz bölgesi karmakarışık. Gönyeli’den Kıbrıs Türk Kuvvetleri
Alayının subay ve astsubaylarının eşleri ve çocukları da Boğaz’a geldi. 3
ncü Paraşüt Taburun bir an önce Bozdağ’a intikali ve müteakip harekâta
hazırlanması son derece önemli. Tabur Komutanı Binbaşı Turan Erdem
bu hususları tugay komutanı ile görüştü. Taburun, bulunabilen araçlarla
motorlu, kalanı yaya olarak intikali kararlaştırıldı. Emirler verildi. Ben
de 3 ncü Paraşüt Taburunun taarruz plânının hazırlanmasına yardım etmek
üzere tabur komutanı ile birlikte Bozdağ’a hareket ettim.Tabur,
henüz intikal hâlinde. Saat 18.00’e kadar intikalin tamamlanması ve saat
18.00’de de taarruzun icrası imkânsız gibi. Taarruzun gece yarısından
sonraya bırakılıp, ertesi gündüz de devam edilmesinin uygun olabileceğini
düşünüyoruz. Ben bu durumları da görüşmek üzere Boğaz’a döndüm
ve karargâha bilgi verdim. Helikopterlerle yeni gelmiş olan Nevşehir
Jandarma Komando Taburunun da Bozdağ’da kullanılmak üzere
tugay emrine verildiğini karargâha geldiğimde öğrendim. Ancak
bu tabur da hâlen toplanmakta.Komando Tugayı 2 nci Komando Tabur
komutanı sınıf arkadaşım Binbaşı Vural Çetin’i gördüm. Kucaklaştık,
kısaca görüşüp bilgi alıp verdik.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
165
Binbaşı Vural Çetin’in taburu, Sent Hilarion’dan taarruzla denizden
çıkan birliklerle birleşecek. Başarı dileklerimle Binbaşı Çetin’i
yolcu ettim.” 60Diye anlatmaktadır
B. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem (E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır
20 Temmuz 1974 Saat 15.00
“Kalpuzan çiftliğinden Boğaz’a yürürken bir wolksvagen taksi
gördüm. Hemen çağırttım. Gelen kişiye acele Boğaz’a gitmek istediğimi
söyledim. Etrafta 8-10 adet sivil otobüs gördüm. Otobüslerde hiçbir
hareket yoktu. Şu hâlde görev bekliyorlardı.Nihayet araçların konvoy
hâline getirilmesi tamamlandı. Araçları peşime takarak tekrar atlayış
bölgesine hareket ettim.
Saat 15.30
Boğaz’da saat 15.30 sularında bölük komutanlarını toplayarak
ilk emrimi verdim. “Bölükler, personel, silâh ve teçhizat tekmili hazırlayacaklar.
Yemek olarak demirbaş erzaktan bir öğünü yenecek. Tabur
emir almak üzere hazır bekleyecek.” Türk Bozdağ’ına İntikal,
Düşmanın Baskın Tarzındaki Taarruzu
Tugay karargâhında arkadaşlarla bir gün sonraki taarruzun üzerine
bazen ciddî bazen de nükteyle karışık olasılıklar, varsayımlar üretirken
yanımıza Tugay Kurmay Bşk. Atilla Erdem geldi.Bana G+1 günü
yani 21 Temmuz 1974 tarihinde yapılacak taarruzun G günü yani 20
Temmuz 1974 saat 18.00’de yapılmasını isteyen tugay komutanının
emrini bildirdi.Emrin gereği için Türk Bozdağ’ına hemen yaya taktik
intikal yapmaya kalksam 3 saatte ancak ulaşabilirdim. Hâlbuki Rum
Bozdağ’ına 784 rakımlı tepeden taarruz gerekirdi ki, bu tepe Mücahit Bl.
Kh.ının bulunduğu yerden 150 m kadar daha yüksek ve sarp bir yerdi.
Bölgeyi iyi bilirdim. 1966 yılında Gönyeli’de Kıbrıs Türk Kuvvetleri
Alayında 3 ncü Bölük Komutanı iken takım komutanlarımla
784 rakımlı tepeye çıkmış Rum Bozdağ’ı kesimini incelemiştim.
Arkadaşlarıma “Allah bu platodan taarruz edecek birliğe yardım
etsin.” dediğimi çok iyi hatırlarım. Yıllar sonra Hava İndirme
Tugay Komutanlığınca 1972’nin sonlarında taburumun taarruzunun
aynı yere plânlanmasındaki tesadüfe biraz şaşırmadım dersem yalan
60 Evcil, age., s.37-38.
ALİ DENİZLİ
166
olur. Ama gülüp geçmiştim. Kıbrıs karışacak, devlet müdahale zorunluğu
duyacak, tugay Kıbrıs’a muharebe atlayışı yapacak. Bu güzel hizmet
tugaya nasip olsa bile bana olmazdı. İşte bu olanaksız görünen olay
gerçekleşti.
Ben taburumla Kıbrıs’a muharebe atlayışı yapmış ve 784 rakımlı
tepeden Rum Bozdağ’ı-Delik Tepe istikametinde taarruz emri almıştım.
Saat 16.00
Taarruz hedefi olan Rum Bozdağı’nı keşfe giderken yanımda Tugay
G-2’si Kurmay Binbaşı Cumhur Evcil de vardı. Cip aracıyla Türk
Bozdağ’ına Mücahit Bölüğünün olduğu yere yarım saatte çıktık. Oradan
150 m kadar yükseklikteki 784 rakımlı tepeye tırmandık. Sözde taarruz
edeceğimiz araziyi keşfettik ve döndük. Hakikatte ise bir şey keşfedemeden
döndük. Zira bölge 1963’ten bu yana, yani 1974’e kadar
Rumlarla Türkler arasında parsellenmiş, her hâkim arazi kesiminde
taraf birlikler nöbet bekliyor. Ne Rumlar Türk kesimine, ne de Türkler
Rum kesimine girebiliyor. Beşparmak dağları ormanlık, eldeki
haritalar eski, son durumu belirten haritalar yok. Ayrıca en büyük
pafta 1/50.000 ölçekli… Dolayısıyla yaptığımız (784 rakımlı tepedeki
mevzilerden) göz keşfinden ibaret, tutarsız ve hiçbir fayda sağlamayan
bir şey oldu. Orman 50 m’den sonrasını görmemize mani oluyordu. Aslında
ormandan ziyade taarruz bölgesinin keşfini, arazi engebeleri de
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
167
çok kısa mesafeler içinde kısıtlıyordu. Bozdağ’daki Mücahit Bl. Komutanı
Yusuf Akıncı da kat’î bir şey söylemekten acizdi. Çünkü o da
senelerce sadece gözetleme yapmış. Bildikleri bizden bir tırnak boyu
fazla değildi.
Saat 17.30
Geçirilen zamanın faydasız olduğuna inandım. Geri dönmeye karar
verdim. Esasen saat 17.30’a gelmişti. Saat 19.30’a kadar bir şeyler
yedim ve bütün harekât boyunca tabura verdiğim tek yazılı emrimi
yazdım. Emirde de görüleceği üzere, bilinmeyen bir arazi kesimine
taarruz ettiğimden Tb.un bir bölüğüyle taarruz ediyor, diğer iki bölüğünü
çıkacak durumlara göre hareket etmek maksadıyla elde tutuyordum.
Taburun intikali için başlangıçta da belirttiğim gibi, tugay araç
bulup veremedi. Dolayısıyla tabura yaya olarak intikal edeceğimizi ve
saat 21.00’de yürüyüşe başlayacağımızı emrettim.
İntikal saatini 21.00’e alışım intikali karanlıkta icra etmek içindi.
Burada bir hususu açıklamak isterim. Sonradan bizzat Kurmay Başkanı
Atillâ Erdem’den öğrendiğime göre Kor.Komutanlığı tugaya emirdeki
değişikliği saat 11.00’de vermişti. Emri bana, Boğaz’da buluşmamızdan
1,5 saat sonra ulaştırdılar. Yanlış anlaşılmasından korkarım. Suçlu
aramıyorum. Yaptığımız hataları belirtmeye çalışıyorum.” 61Demektedir.
XVI. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
61 Erdem, age., s.10-15.
ALİ DENİZLİ
168
Saat 15.00
Saat 15.00’te 3’ncü Komando Taburu 3’ncü sorti olarak, GÖNYELİ
bölgesine helikopterlerle indirilmeye başlandı.
A. 3 ncü Komando Tabur Komutanı Yarbay Zeki Doğdu Şöyle
Anlatmaktadır;
“Benim taburum, 20 Temmuz 1974 saat 12.00’de yükleme ve binme
yerine hareket etti. Bu arada Ordu Komutanı beni çağırdı, gittim.
Tek katlı, damı düz olan bir evin üzerinde, bir sandalyede oturuyordu.
Tatbikatlarda gördüğümüz ne süslü durum haritaları, ne sağa
sola koşuşan karargâh subayları yoktu. Bana iyi şanslar diledi, hiçbir
helikopter boş gitmesin dedi. Ben de yükleme planı diyecektim, “Bırak
yükleme planını filan, mümkün olduğu kadar çok askerin Ada’ya
girmesini söyledi” Zaten helikopter yükleme bölgesi tam bir panayır
yeri gibi idi.
Helikopter tabur komutanı bana kim gelirse gelsin, hatta Rum askeri
bile gelse, bindirir götürürdüm dedi. Saat 14.30’da 54 helikopterle
hareket edildi. Ada üzerine gelince aşağıdan makineli tüfek ateşleri
geliyordu ama zayiat vermeden saat 15.00’te, daha önce Grup Komutanlığı
yaptığım GÖNYELl’nin kuzeyine indik. İndiğimiz yer bir tarla
idi, 54 helikopterin çıkardığı gürültü ve toz dumandan hiçbir yeri görmek
mümkün değildi. Toz toprak biraz yatışınca, helikopterlerde uzaklaşınca,
telsizle, bölük komutanları ile irtibat kurmaya çalıştım.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
169
2’nci ve 3’ncü Bölük Komutanlarıyla irtibat kuruldu. 1’inci Bölük
ORTAKÖY’e yakın bir yere indirildiği ve telsiz menzili dışında olduğu
için irtibat kurulamadı. Bu bölüğün 1 nci takım bizim bölgeye inmişti.
Kendimizi biraz toparladıktan sonra, indiğimiz bölgeye havan
mermileri düşmeye başladı. Ama merminin düştüğü yerden biraz toz
kalkıyor ama patlamıyordu. Sonradan anladım ki tapadaki emniyet
pimini çıkarmadan mermileri atıyorlar. Bu havan atışları bizi Düşkünler
Yurduna kadar bizi takip etti ancak hiçbir zayiat olmadı.
ALİ DENİZLİ
170
Bir Mücahit geldi, taburun KIRNI Bölgesine gideceğini söyledi.
Tabur KIRNI istikametine giderken ağırlıkları bu bölgede bıraktık. Bize
yağmurlukları simit şeklinde boynumuza astırmışlardı, onları ve çalışmayan
telsizleri attık. KIRNI’ya giderken GÖNYELİ Mezbahasının ayağından
akan sudan içtik.Düşkünler Yurdunda, hemşireler erata su verdiler,
çok makbule geçti. KIRNI bölgesine gelindi ve burada çepeçevre
emniyet tedbiri alındı. Tugayla irtibat sağlandı.
Burada yediğimiz, demirbaş erzaktaki bisküviler susuzluğumuzu
arttırdı. Gece, Yunan Alayının tank taarruzu yapacağı bildirildi.
Taburu sırt hattına çekip, tanksavar silahlarını yol boyunca mevzilendirdim
ama böyle bir taarruz olmadı.”62 demektedir.
B. Bolu Komando Tugayı 3 ncü Tabur 3 ncü Bölük Komutanı
Üsteğmen Mustafa Başel Şöyle Anlatmaktadır
20 TEMMUZ 1974 CUMARTESİ
Nihayet, sıra Yarbay Zeki Doğdu’nun 3ncü Komando Taburuna
geldi…Günün, hatta mevsimin en sıcak olduğu zamanda, saat 12.00’de
Bölük Toplanma Bölgelerinden yaya hareket ederek “Helikopter yükleme
bindirme yerlerine” ulaştık. Bölüğümün son kontrollerini yaptım.
Ben de bindim, emniyet kemerimi bağladım.
62 Sever, age., s.100-102.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
171
Saat 14.30
Pilotla göz göze geldik, “Tamam!” işaretini verdim. Saat; 14.30…
Diğer bölüklerden de hazır işareti gelince taburu taşıyan UH-1/H ve
UH-1/B modeli tam 54 adet helikopter üçüncü sorti olarak havalandı
Ovacık’tan.”
Saat 15.30
Bizden önce inen taburlardan bu yana geçen zaman içinde Rumlar
son hazırlıklarını tamamladığından olsa gerek; bölüğümün ineceği
yer yoğun bir havan,top ve uçaksavar atışları altında…. Kolumdaki
saatime ilişiyor gözüm, saat 15.30’a geliyor…Bindiğimiz helikopterler
kızaklarını yere koyamıyor, yerden 2-2,5 metre yükseklikte, ”hover”
da duruyordu.
İniş ve kalkışlarda kritik hedef teşkil ettiği için helikopterlerin bir
an önce boşaltılması ve bölgeden uzaklaşması gerekirdi. Bunun için
askerlerim hiç vakit kaybetmeden, neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri
bir ortama en ufak bir duraksama bile göstermeden, hem de cephane
sandıklarıyla beraber atlıyorlardı. Bu esnada kuzeyde, Beşparmaklar,
Siskilip, St.Hilarion ve Bozdağlar’da, güneyde Türk Kuvvetleri Alayı
bölgesinde çatışmalar bütün şiddetiyle sürüyor,zaman zaman artan
silah sesleri arasında duyulan şiddetli patlamalarla birlikte alevler ve
dumanlar adeta göğe yükseliyordu. Arkadaşlarımız çatışmanın tam
içindeydi demek ki. Biz de oralara gitmek ve onlara yardım etmek
için sabırsızlıkla emir bekliyorduk…
Hava artık iyice kararmıştı.Bölgedeki çatışmalar oldukça şiddetlenmiş,
yükselen alevler daha belirgin hale gelmişti. Büyük bir merak
ve heyecanla o birlikleri düşünüyor, kendimi onların yerine koyuyor,
bildiğim bütün duaları tüm içtenliğimle onlar için okuyordum… Telsizden,
“Göksel, Göksel…Burası Şahin…” diye bir çağrı aldım.
Şahin,Tabur Komutanın kod adıydı. “ Bu gece Yunan alayının
bölgemize tank taarruzunda bulunacağına dair istihbarat alındığı..”
bildiriliyordu. Bölüğü daha güvenli yer olan sırtlar hattına çekerek
emniyet tedbirlerini artırdıktan sonra ikaz ve alarm sistemini işler hale
getirdim,kontrolünü yaptım. Rum tanklarına karşı bölükte mevcut roketatar
timlerini yol boyunca mevzilendirdim.
ALİ DENİZLİ
172
Nişancıları da; paniğe kapılarak erken ateş edipte yerlerini belli
etmesinler diye uyardım, savunmanın daha etkili olması için komşu
bölüklerle koordine ettim. Ancak gece boyunca beklenen ve bizi endişelendiren
tank taarruzu olmadı.
Daha doğrusu taarruz bize değil de, Türk Kuvvetleri Alayı’na yapılmıştı.
Yani ; “tank taarruzu istihbaratı” doğruydu ama, “hedefi” yanlış
çıkmıştı.”63 Diye anlatmaktadır.
C. Komando Tugayı 1 nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç
Şöyle Anlatmaktadır
“Boğaz Bölgesine geldiğimizde , Tuğ K nın benimle görüşmek istediğini
mücahitlerden öğrendim. KALPUZAN ÇİFTLİĞİNE gelmemi
istiyordu. Ama uzaktı ve aracım olmadığı gibi Taburumun başından bu
aşamada ayrılamazdım ve gitmedim de…Evlerden Kıbrıs Türkleri yavaş
yavaş çıkmaya başladılar, bu esnada Ütgm Mahmut ve Yzb Selçuk
GÖZEK ile karşılaştım. Selçuk, Mücahitleri eğitmek için gelmiş. Ne güzel
raslantı, Komando Kursunda yetiştir ve şimdide birlikte çalış.
63 E. P. Alb. Mustafa Başel (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. 3 ncü Bl.K) yaşı. 70, 18
Eylül 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
173
Kendisine Tb’un durumunu anlattım ve bana DARBOĞAZDA olduğunu
bildiğim Kolordu Kh. na gitmek üzere yardım etmesini rica
ettim. Belki Tuğ. K.nı orada görebilirim diye düşünmüştüm.
Bunlar olurken Tabur, 1nci Komd. Bl ile Kömürcü-Ağırdaki Köyü
arasına yanaşmıştı. Bl.lerin tertiplenmelerini gördüm, Yılmaz’a diğer
Bölüklerin yanaşmasını takiben, kısa bir moladan sonra ATAK Mevzii
(HACI SOLOMU)- DOGRUYOL istikametinde güney yamaçtan tırmanmaları
emrini verdim. Daha sonra Kolordu Kh. na Selçukla gittik.
Tuğ K. yok beklemeye karar verdim , O anda herkes bir koşuşturma
içindeyken Kayseri Erkilet üssünde arkadaşım Pilot Bnb Ayhan
SOHTA ile karşılaştım. Ne güzeldi Dostları, güvenilir arkadaşları muharebe
ortamında görmek.
Saat 13.00
Saat 13.00 civarında Kor. K.Korgn. Nurettin ERSİN ve Tuğgn.
Sabri EVREN geldiler. Kor.K. na durumu anlattım. Tuğgn.Sabri EVRENin
beni ilgiyle izlediğini görüyor fakat bu konuda ilgisiz davranıyordum.
Geçmiş dün gibi gözümde canlanıyordu. 1972-1973 yıllarında
Tuğ K.ım olan bu şahıs, ben eğitime yöneldikçe, boyaya-duvarların yapımına
, süse ve amirlerin hoşuna gidecek konulara yönelir ve beni devamlı
TACİZ EDERDİ.Tanrı çok büyük, savaş alanında neyin daha
önemli olduğu , bir tokat gibi çarpıyordu insanın suratına…
Saat 13.15
Saat 13.15 civarında iki Yunan FANTOM UÇAĞI Tb’mu taradı ve
Boğazdaki Su Deposuna top atışı yaptı ancak isabet ettiremedi. Pilot
Binbaşı Ayhan SOHTA Yunan Hv.Kuvvetlerine bu uçakların yeni gediğini
ve pilotların nisbeten acemi olduklarını söyledi. Yalnız üzüldüğüm
ve yadırgadığım bir husus, Hava Hakimiyeti bizde diyoruz , ancak iki
Yunan uçağı geldi diye herkes sıraları altında duvar diplerinde. Silahına
sarılanı görmedim.Hemen Tabura hareket ettik. St Hilarion yolu virajlı
ve çok dik, ancak dar İngiliz asfaltı. Beyaz Evin yanından ŞATO ve ATIŞ
YOLU’na ulaştık.
12 sene önce 1962 de eşim Özgen ve bir yaşındaki oğlum Erden
ile bir süre gezindiğimiz ve piknik yağtığımız yerleri tekrar görünce ”
BARIŞ İÇİN SAVAŞ GEREĞİNİ ” birkere daha hafızama nakşettim.
KALE‘ye( Senthilerion ) KESKİN SIRT’ın gözetleme ateş tehdidi
altındaki dar yoldan çıktık ve YAMAN TB. K.ile buluştum. Kendisi,
maske adı MECİT MEHMET olan bir Türk Mücahit Yzb. İdi Hrk.Emri
ALİ DENİZLİ
174
gereği emrime gireceğini söyledim, Derhal “emre girdi ” ve birlikte plan
gereklerini konuştuk ve DOGRUYOL’a çıkmak ve araziyi nihai olarak
oradan görmek istediğimi söyleyince, Mevcut Land Roverlerden biriyle
Kaburga üzerindeki orman yolundan Doğruyol Bölgesine gittik.
Orada Kıbrıslı Mücahit Ütgm. Vural ERALP ile karşılaştım.
1960’lardan benim Kıbrıs Ordusundan öğrencim. Kendisine gece
24.00de yapacağımız harekatı anlattım ve kılavuzluk yapacak mücahitleri
ayırmasını ve KESKİN SIRT ile ESKİYANIK bölgesine giden patikaları
öğretmesini istedim.
Bu arada ADA T. ye bir uçak taarruzu oldu ve napalm yangın çıkardı
ADA T, KALE ile ESKİYANIK sırtları arasında İleri Karakol özelliğine
sahip bir tepecik, ancak bize çok yakın. Anladığım kadarıyla dün
akşamki Hv. Yakın desteği isteğim doğru anlaşılmış ancak yanlış uygulanmış
,çünkü bu tepecik bizim elimizde. Böylesine karmaşık bir
arazide İleri Hava Kontrolörü olmadan uçaklar sağlıklı olarak yönlendirilemez
ki. Bu da bir koordinasyon hatası…
Saat 16.30
Bl.ler 16.30 dan itibaren DOGRUYOL HÖRGÜCÜNE ulaşmaya
başladılar. Çok yorgun ve susuzlar. Bitkin olduklarını görebiliyorum.
Hepsini dinlenme, su ikmali ve gerekli hazırlıklar için ATIŞ YOLU’ na
sevk ettim.
Saat 18.00
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
175
Saat 18.00 de bende aşağı indim, 2 nci Komd Tb.nunda yanlışlıkla
tebliğ edildiğine inandığım sebeplerle Şahin T.- Beyaz Ev bölgesinde
kalmaları gerekirken, ADA T. ye geldiklerini Öğrenince , Tb. K. nı bulamadığım
için Atış Yolundaki (300m x 600m ) kesafeti azaltmak maksadıyla
Ütgm Kenan KORKMAZ’a (Tb S- 3 ü), BI lerini ŞATO bölgesine
kaydırmasını söyledim.Bu suretle hem bölgedeki kesafeti önlemek
hem de KARMİ ORMANLARI – RUM BOZDAĞI arasında kalan bölgenin
her iki taraftan da ateş altına alınma ihtimalini düşünerek,
muhtemel kayıpları önlemeye çalıştım.
Tugayın hatalarını yerinde düzeltmek gene bana düşmüştü. 2nci
Komd. Tb. nün görevi gece 2400 dan itibaren ŞAHİNLER – BEYAZ EV
– GİRNE istikametinde taarruzla çıkan birliklerle birleşmek idi.
Tabi burada diğer 2 nci Komando Tb.K.nın plandaki bu hatayı
göremeyişine de bir anlam veremediğimi vurgulamalıyım. BOLU’dan
OVACIK’a otobüslerle çok daha rahat şartlarda gelerek, ADA’ya ikinci
sortide intikal eden 2 nci Komd. Tb. personelinin yorgunluk veya uykusuzluk
gibi mazeretleri olamazdı…
Bu arada Cennetlik bir Kıbrıslı mücahitten övgüyle bahsetmem
gerek. Tb. mun susuzluğunu ATIŞ yoluna devamlı tankeriyle su taşıyan
şoför Hasan DAYI’ yı burada saygıyla ve şükranla anmalıyım.
Bölük Komutanlarımı topladım ve harekatı nasıl uygulamayı
düşündüğümü anlattım. Arazi yapısı ve Doğruyol uzanımı hattında
Keskin sırt kaburgası açılmayı ve yayılmayı sınırlayıcı bir karakter
arzettiği için harekata ” ÜÇ AKIN MÜFREZESİ ” ile başlamayı düşündüğümü,
her Bölüğümden bir Akın Müfrezesinin Tgm Zeki
AÇIKBAŞ, Tgm. Atilla TURHAN ve ÜTGM.Ömer ÇAKIR komutasında
hazırlıklarını tamamlamalarını, nihai emrimi Saat 19.00 da Doğruyolda
vereceğimi söyledim.
Saat 18.45
Herkes bilinen hazırlıklarla meşgul iken ben 1845 de Yılmaz,
Haluk ve Zekiyi yanıma alarak tekrar Doğruyola çıktım. Hücum Kademesindeki
BI.K.Iarıma ve en Kritik yer olan KESKİNSIRT’ı elegeçirecek
olan Tk.K.nıma emrimi yerinde ve göstererek vermek istemiştim.
Bu esnada DOĞRUYOL bölgesi, gerek KARMİ ve KESKİNSIRT
gerekse RUMBOZDAĞI’ndan düzensiz atışlar altında idi..
Biz Doğruyol hörgüçünden ileriye yanaşırken bir 60 mm. lik
havan mermisi gerideki mücahit koğuşu olan binanın çatısına düştü
ALİ DENİZLİ
176
ve bina yanmaya başladı. Bu atışların hem Taciz hemde Tanzim Atışları
olduğunu değerlendiriyordum. Bu şartlar altında Tğm. Zeki ile
birlikte Keskinsırtı görecek şekilde ileri yanaştık ve kendisine Yaklaşma
İstikametlerini Hedefini gösterdim.
Saat 19.45
Yılmaz ve Haluk Ateş fasılalarından yararlanarak geldiklerinde
onlara da araziyi ve harekatı nasıl uygulayacağımızı anlattım; hemen
geriye döndük Saat 19.45 sularında güneş batmış hava kararmaya başlamıştı.
Bl K.ları nihai emirlerini vermeye gittiklerinde, Ben KALE’ye
çıktım ve durumu yeniden gözden geçirdim. Görünen Durum şöyle
gelişiyordu : Ben Doğruyoldan aşağı inerken, “Düşman, gizliliği ve
geceden faydalanma imkanımızı engellemek için, Doğruyol ve hemen
doğusundaki ATAK Mevzileri çevresindeki ormanlık bölgeyi, yangın
mermileriyle yakmaya başlamıştı. Rüzgar Kuzey Batı – Güney Doğu
yönünde bizim aleyhimizde esiyor ve yangını genişletiyordu.” Bu durumu
KALE den izlerken Tug.K.ım geldi kendisine ” bu şartlar altında
yapılacak ve aydınlatılmamış bir GECE TAARRUZUNUN veya SIZMANIN
başarılı olamayacağını, bu hareketin, durumu daha da tehlikeli
hale getireceğini izah etmeye çalıştım, ayrıca Saat 23.00’den itibaren
emre girecek bir İLK YARDIM GURUBU ihtiyacını arzettim. Saat
24.00’e kadar olumlu – olumsuz bir cevap vereceğini ifade ederek yanımızdan
ayrıldı.
Saat 20.30 itibariyle gelişen durum şöyle: Tugayla irtibatımız
yok, sadece KALE deki KASA Snt. dan Darboğazdaki Kolordu Snt. ile
görüşebiliyorum. Yani Yalnızım ve Kendi başımayım. Bl.ler hazırlıklarını
bitirmiş dinleniyorlar. Kasım’ı çağırdım ve “Tabura bir şey olursa
mühimmatın geriye tahliyesi veya İMHASI için emir verdim” ve Tb
Kh. ile birlikte Kireç Ocağının dibideki Ardıcın dibine oturduğumu ve
bir ara kendimden geçtiğimi hatırlıyorum.
Saat 22.00
Bütün yorgunluğuma ve bitkinliğime rağmen uyuyamadım ve
saat 2200 ‘de ayaklandım. Durum daha da ciddi, yangın dahada yayılmış,
Doğruyol ve Atak Mevzilerinden karşılıklı atışların olduğunu gösteren
otomatik silah sesleri duyuluyordu. ”64 Demektedir.
64 E. Tuğgeneral Cemal Eruç ( Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı 80, 10 Mart
2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
177
D. Bolu Komando Tugayı 1 nci Tabur , 2 nci Komando Bölük
Komutanı Üsteğmen Haluk Üstügen Şöyle Anlatmaktadır
Saat 18.00
“1 nci Komando Taburu (tabur karargâhı, 3 komando bölüğü ve
karargâh bölüğü) ve komando tugay karargahı tertiplenmesini tamamlayarak,
tabur AĞIRDAG’dan kuzeye tırmanmak suretiyle saat 18.00 de
DOĞRUYOL’a çıktı.
Burada mücahit bölük komutanı Üsteğmen Vural ve personeli
ile kucaklaşarak arazi, dost ve düşman kuvvetler hakkında kısa bilgiler
alındıktan sonra ŞATO batısındaki ATIŞALANI mevkiine gelerek
ALİ DENİZLİ
178
çepeçevre emniyetimizi alıp istirahata çekildiğimizde saat 19.00 idi.
Bu arada hazırlıklar gözden geçirildi, su ikmali yapıldı. Bölgenin Mücahit
Tabur Komutanı Yüzbaşı Mecit Mehmet ‘ten düşman ve arazi
hakkında teferruatlı bilgiler alındı.
Saat 19.30
Saat 19.30 sularında tabur komutanımız Binbaşı Cemal ERUÇ’un
verdiği harekat emri özetle; “Çıkarma bölgesini ateş altına alan düşman
ağır silah mevzilerini susturmak ve düşmanı imha etmek” maksadı
ile, saat 24.00’den itibaren bu bölgeye sızmaya başlanacak.
2’nci bölük YANIKÇAMLIK, 3’ncü bölük KESKİNSIRT’da bulunan
düşman kuvvetlerine baskın yaparak kendilerine tahsis edilen
hedefleri ele geçireceklerdi, 1’nci bölük DOGRU YOL’da ihtiyatı teşkil
edecek ve vereceğim emirlere göre hareket edecekti.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
179
Saat 20.00
Harita üzerinden bu emir verildikten
sonra, teferruatlı emir almak ve
göz keşfi yapmak üzere hep beraber
saat 20.00 sıralarında DOGRU YOL’a
gittiğimizde bulunduğumuz bölgeye
tektük düşman havan atışları gelmeye,
kuzey yamaçlarda yer yer yangınlar
çıkmaya başladı. Ancak bu durum
pek önemsenmedi. Zira DOĞRU YOL
Yedek personelle takvi-yeli bir mücahit
bölüğü tarafından tutuluyordu.
Aynca ATAK’da TÜRKİ-YE ile irtibat
kuran bir muhabere müfrezesi vardı.
Doğu tarafı emniyette idi. Arazi
yapısı itibarı ile buranın düşman tarafından ele geçirilmesi imkansız
gibi idi. Fakat sanıldığı gibi olmadı “65 diye anlatmaktadır.
65 Gökhan, age., s. 419-425.
ALİ DENİZLİ
180
E. BOLU Komando Tugayı 1 nci Komando Taburu, 3’üncü Komando
Bölüğü, 2’nci Komando Takım Komutanı olarak Teğmen Vecdi
Bingül Şöyle anlatmaktadır
“15 Temmuz 1974 Nikos SAMPSON darbesinden sonra 16 Temmuz
– 19 Temmuz 1974’de 4 gün tabur araçlanmızla Bolu-Ankara – Konya
– Mut ve Silifke – Ovacık yolculuğundan sonra Ovacık’taki üs bölgesine
ulaştık. Bu intikal esnasında hiç uyumadık. Çünkü Kıbrıs’taki
soydaşlarımızla kucaklaşmak ve onların can ve mal güvenliğini sağlamak
ve Rum – Yunan ikilisinin katliamlarını durdurmak için oraya
yüce bir görev için gittiğimizi biliyorduk. Aynca bizler komando olarak
zor şartlar için eğitilmiş olduğumuzun bilincindeydik.20 Temmuz
1974 sabahı erken saatlerde, üs bölgesinde mevcut helikopterler ile Kıbrıs’a
Kırnı (Pınarbaşı) bölgesine Uçarbirlik harekatı icra ettik. İniş anında
düşman ateşi olmamasına rağmen bir müddet sonra kesif bir düşman
topçu ateşine maruz kaldık.
Saat 13.00
Bölük komutanım Üsteğmen Oğuz Yener’in emirleri ile yanımda
80 komando askeri ile Kırnı -Ağırdağ istikametinde ilerledik. Ağırdağ
köyüne (Boğazda Beşparmak dağının eteğinde) geldiğimizde saat
13.00’dü. Dağa tırmanma esnasında bölük komutanımız Oğuz Yener
ile karşılaştım. Bana “Vecdi, sen kilit personelsin, bırak erler yukarıya
çıksın. Senin önden gitmene gerek yok. Yanıma otur dinlen” dedi.
Ben de onun emrini yaptım. Aramızda kısa bir konuşmadan sonra
birlikte Doğruyol mücahit bölüğünün bulunduğu Beşparmak’ın zirvesine
çıktık. Bölük komutanım bana “Vecdi buradaki mücahitlerle
görüş, su bulalım ve çıkmakta olan erlerimize su içirelim” dedi. Ben de
emrini yaptım ve 3-4 matara kadar çok temiz olmayan suyu mendilden
süzerek temizledikten sonra erlerimize vermek üzere Bölük komutanımıza
verdim.
Bizzat kendisi bu suyu çıkan erlere birer yudum içirdi ve onları
biraz olsun serinletti. Kendisi ise bir yudum içmedi. Bu fedakar ve
astını, erini çok seven, vicdanlı ve merhametli Türk subayı, sanki aynı
gece şehit olacağını biliyordu. Aynı gece bölüğümüzün yaptığı gece
taarruzunda kahpe düşman ateşi ile yaralandı ve sabaha kadar yaralandığını
kimseye söylemeden Bölüğünü sevk ve idare etti.
21 Temmuz 1974 saat 09.00’da hakkın rahmetine kavuştu. Allah
Rahmet eylesin, ruhu şad olsun.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
181
Saat 17.00
20 Temmuz saat 17.00’de St. Hilarion atış alanı bölgesine geldik.
Yol boyunca düşmanın yüksek kesimlerden attığı havan ve makineli
tüfek atışlarına maruz kaldık. Atış alanına vardıktan sonra, plana göre
2 tepeye (Keskin sırt ve Yanık çam Tepeler) yapacağımız Taktik Akın
için hazırlıklara başladık. Bu arada birliğimizi hem dinlendiriyor ve
hem de 21 Temmuz saat 04.00’de icra edeceğimiz Taktik Akın harekatının
plânlarını gözden geçiriyor ve silâhların atış muayenelerini yapıyorduk.”
66Diye anlatmaktadır.
F. Mücahit Yaman Tabur Komutanı (Şahinler Bölüğü, Doğru Yol
Bölügü , Türk Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesideki Tabur karargahı
Komutanı) Yüzbaşı Mehmet Biran (Mecit Mehmet) Şöyle Anlatmaktadır
Akşam
“Ancak şurası gerçek ki, 20 Temmuz 1974 günü hava kararmadan
biraz önce , komando Tugayı 1 nci ve 2 nci Komando Taburları bir kısım
askerinin Boğaz bölgesindeki sırtları aşarak indirme bölgesinden Yaman
66 Gökhan, age., s.306-313.
ALİ DENİZLİ
182
Taburunun atış eğitimi ve atış yaptırdığı düz alanda toplanmaya başladığı
görüldü. 1 nci Komando Tabur komutanı Yb. Cemal Eruç ile tanıştım
ve Yaman Taburu bölgesindeki kendi durumumuz ve düşman durumu
hakkındaki tüm istediği bilgileri verdim.
Yapılacak üzerinden aşma harekatında herhangi bir kaza ve yanlışlığa
sebebiyet verilmemesi için bir kısım Mücahit rehberlik yapacaktı.
Mücahit subay üsteğmen Vural’a aşmanın nasıl yapılacağı ve mücahitlerin
ateşi ne zaman kesecekleri teferruatlı olarak anlatıldı. Atış poligonu
bölgesinde büyük çoğunlukla toplanan komando birlikleri susuz kalmış
bir damla su bulunmuyordu.
Asker susuzluktan bitkindi. seferberlikle Sancağa katılan mücahitin
su tankeri ile Boğaz bölgesinden su temin edip poligon bölgesine
getirdim. Bu bölgede yoğun bir birikim vardı. Hava kararmış ve
Rumların ateşi de yoğunlaşmıştı. Gerek Rum Bozdağ’ı, gerekse, Keskin
sırt Yanık Çam bölgesindeki Rum mevzilerinden yoğun ateş Tabur
bölgesine gelişi güzel devam ediyordu.”67 Demektedir.
67 Hatıraları Elden E. Kurmay Albay Ali Denizli’ye verilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
183
YUNAN VE RUM 31. KOMANDO TABURU,
32. KOMANDO TABURU, 33. KOMANDO
TABURUNUN TÜRK KAYSERİ 3. PARAŞÜT
TABURU, BOLU 1. KOMANDO TABURU,
2. KOMANDO TABURU
TARAFINDAN İMHASI

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
185
SEKİZİNCİ BÖLÜM
KIBRIS BARIŞ HAREKATININ İKİNCİ GÜNÜ
21 TEMMUZ 1974
PAZAR / Saat 24.00
I. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
Kom.Tug. Plana göre engeç saat 24.00’de Girne Boğazına taarruz
edecek ve bu bölgeyi ele geçirecekti. 1 nci Komd.Tb. DOĞRUYOLKESKİNSIRT-
KARAMAN ORMANLARI istikametinde taarruzla
KARAMAN ORMANLARI bölgesini ele geçirecek, 2 nci Komd.Tb.
BEYAZ EV-ZEYTİNLİK istikametinde taarruzla çıkan kuvvetlerle
erken birleşmeyi sağlayacaktı. Harekatın başlama zamanı olarak saat
24.00 verilmişti. Taarruz saatine kadar YAMAN mücahit Tb.nun düşmanla
temasta olan unsurları Komd.Tb.larının emniyetini sağlayacaklardı.
Lefkoşe, Girne arasındaki kritik bölgenin, en önemli arazisi
olan Boğaz’da; karanlık çökerken, Rum Milli Muhafız Ordusu birlikleri;
Girne-Lefkoşe boğazını tutan Boğaz Sancağı Mücahitlerine
ALİ DENİZLİ
186
karşı, her taraftan hücuma geçmişlerdi. Kıbrıslı Türk Mücahitler burada
da ölüyorlar, ama mevziilerini terk etmiyorlardı. Bu çok önemli
bölgede, Boğazı doğu ve batıdan kontrol eden, tutan iki diğer kritik
arazi parçası, “Doğru Yol Tepesi,” ile “Türk Bozdağı,” idi. Bölgedeki
harekâtın kaderi, burada düğümlenmişti. Her iki arazideki mücahitler,
bunun bilinci içinde bütün saldırılara karşı koyuyorlardı.68
Ancak 2. Prş Tb.’nun Dar Boğaz’a vaktinde intikal edememesi
sonucu, 4 Yunan komando taburları açık kalan boğazdan geçerek
Atak ve Doğruyol bölgelerine ve St. Hilarion Kalesinin güneyine sızdılar.
Girne Boğazı’nı ele geçirerek Doğruyol Mücahit Bl.’nü tamamen
imha edip , 1. ve 2. Türk Kom. Tb. larını kuşatmışlardı.
Saat 22.30, DOGRUYOL’da bulunan Mücahit Bl.nün tamamen
imha edildiği, saat 22.30’da bu Bl.den kaçabilen tek mücahit tarafından,
ST.HİLARİON KALESİ’nde bulunan mücahit tabur K.na bildirildi.
Bu durum karşısında 1 nci Komd.Tb.K.ı planlanmış harekatın icrasına
imkan kalmadığını görerek, Komd.Tugayı veya Kor.Kh.ı ile emir
almak üzere temas imkanı aradı. Ancak, telsizlerin görüşememesi ve
telli irtibatında düşman tarafından kesilmiş olması yüzünden irtibat
kurulamadı.
68 İkiz, age., s.164.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
187
Çok tehlikeli bir durumda kalan 1 nci Kom.Tb.K.nı P.Yb. Cemal
Erüç, Kom.Tug. K., KTBK.K. veya Kh.’ı ile bütün gayretlere rağmen
temas sağlanamayınca kendi inisiyatifiyle, Doğruyol ve Atak bölgelerine
Taarruz etti.69
Bu saatlerde Darboğaz açılmıştı. Akşam saatlerinde Rum 31’nci
Komando Taburu batıdan ATAKTEPE doğru yola doğru geliyordu.
BELLAPAİS’teki 33’ncü Rum Komando Taburu da Darboğaz’ı geçerek
doğuya SAİNT HİLARİON’a doğru gidiyordu.
O esnada 3’ncü Paraşüt Taburu Darboğaz’dan doğuya Türk Bozdağına
doğru ilerliyordu. Rumlar dağın kuzey yamacından batıya, 3’ncü
Paraşüt Taburu Bozdağ’ın balık sırtından, karşılaşmadan ve birbirlerinden
habersiz ilerliyorlardı, isteseler de o arazi yapısından ve silahların
çıkardığı gürültüden bir şey duymaları mümkün değildi.
GİRNE BOĞAZI kaybedildi ve Komd.Tug.nın ST.HİLARİON
bölgesinde bulunan unsurları kuşatılmış oldu. Bazı düşman unsurları
da Hv.İnd.Tug. komuta yerinin de bulunduğu 6 nci Kor. komuta yerine
kadar yaklaşmaya muvaffak oldular. Bu durum karşısında komuta
yeri terk edildi ve planlar yakıldı.
1’nci ve 2’nci Komando Taburları, gecenin karanlığında Rumların
31 ve 33’ncü Komando Taburlarıyla göğüs göğüse muharebeye
girmişlerdi.
1’nci Komando Taburunun karşısında batıdan gelen 31’nci Komando
Taburu, 2’nci Komando Taburunun karşısında ise doğudan
(BELLAPAİS) geleden 33’ncü Komando Taburu vardı. Rum Komando
Taburlarının subay ve astsubaylarının tamamı Yunanlı idi.
Bu boğuşma sırasında Dağ cayır cayır yanıyordu. Boğuşma 21
Temmuz saat 09.40’a kadar devam etti.
1’nci Komando Taburundan 3 subay 1 astsubay 7 er şehit oldu.
Ayrıca 20 yaralı vardı .
69 Kalelioğlu, age., s.41.
ALİ DENİZLİ
188
A. Mücahit Yaman Tabur Komutanı (Şahinler Bölüğü, Doğru
Yol Bölügü, Türk Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesideki Tabur
karargahı Komutanı) Yüzbaşı Mehmet Biran (Mecit Mehmet) Şöyle
Anlatmaktadır
“Bu arada ben Boğaz bölgesinde Sancak’a çağrıldım. Bu arada su
tankeri de Boğaz bölgesinden su almak için Senthilerion bölgesinden
Boğaz’a inen yolu kullanarak araçla indik ve geri döndük.
Sonradan alınan esirlerden öğrendiğimize gore , bizim bu inişimiz
esnasında Türk komando Taburlarının Atış poligonu bölgesinde toplandığı
sıralarda 31 nci ve 33 ncü Rum Komando taburlarının Ciklos
Barış Gücünün ve Şahinler bölüğü Aslan takımının hemen altındaki
Boğaz niteliğindeki dere yatağı ve civarındaki arazi kesiminden gece
karanlığından istifade ederek asfaltan geçip Doğruyol sırtlarına ve Aslan
Tepeye ulaşarak hakim arazi kesimini ele geçirmeye ve inen birlikleri
imhaya çalışacakları bizim araçla geçişimizde sessiz kaldıkları öğrenilmiştir.
Ancak Doğruyol ve Aslantepe bölgesine sızan Rum komando
birlikleri Atış poligonu bölgesindeki birliklerimizi görmedi ve burada
olduklarını tesbit edemedi. Bizi de geçiş esnasında neden öldürmediklerini
sonradan anlamış oluyorum. Sızma esnasında Rumların,
havan ve 12.7 mm.lik uçaksavar makineli tüfek atışlarının daha
yoğunlaştığının sebebini sonradan anlayabiliyoruz.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
189
Saat 23.15
Saat gecenin 23.15 sularında Doğruyol semalarında bir işaret fişeğinin
atıldığını ve yandığını gördüm. Bu işaret fişeği ile Rum atışlarının
hemen hemen kesildiğini fark ettim. Arazinin sarp ve ağaçlık
olması, karanlık ve Rumların ateş yoğunluğu ve bizim bizim böyle bir
sızma harekatnın beklenmemesi belki de Kıbrıs Barış Harekatı, çok büyük
ölçüde zorlaştıracaktı.
İşte tam bu sıralarda Senthilerion kalesi kapısının önünde Doğruyol
bölüğünde ahçılık yapan yaşlı bir mücahidi bir kaç dakika sonar
da Doğruyol Bölük komutanı Mücahit üsteğmen Vural’ı gördüm.
Ellerinde silahları yoktu, şaşkın derbeder bir şekilde dilleri tutulmuşcasına
Doğru Yol tepesini Rumların işgal ettiğini Mücahitleri öldürdüklerini,
canlarını kurtarmak için Doğruyol sırtlarından Senthilerion tarafına
bakan yamaçlardan kendilerini aşağıya attıklarını söylüyor ve ağlıyordu.
İnanmak ve inanmamam imkansızdı.
Üsteğmen Vural’ın kendisine gelip ve daha açık bilgi vermesini
sağlamak amacıyla, konuşturmaya, yöneldiğimde , derhal bölüğünün
başına dönmesini ve orada ölmesini emrettiğinde, yukarısının tamamen
işgal edildiğini ve Rumların Türkçe konuşarak ve şarkı söylerek
ALİ DENİZLİ
190
bölgeye geldiklerini ve mevzilerdeki Mücahitleri öldürdüklerini,
kendilerini saat 24.00’de üzerinden aşarak taarruz edecek Türk Komando
birlikleri zannettiklerini aynı saate rastlaması ve Türkçe konuşmaların
duyulması aldanmasıyla bu duruma düştüklerini birşey
hatırlamadığını net ve açık bir şekilde ağlyarak söyledi.
Bu sırada Doğruyol Bölüğünün, Ada, Tepe Takımının bulunduğu
bölgede tamamen yangın çıktığından mevzilerde batırınmak imkansız
hale geldiğinden bu takımı da canlı canlı yanmaktansa biraz daha gerideki
mevzilere çektim. Durum kötü ve tehlikeli idi, hiç zaman kaybetmeden,
Yarbay Cemal Eruç’un yanına koştum ve her şeyi anlattım.
ÜSTEĞMEN
VURAL ÇETİN
DOĞRUYOL MÜCAHİT
BÖLÜK KOMUTANI
Komutanım, Doğruyol gitti, düştü ada tehlikeye girdi. Ne olur
Doğru yolu geri alalım diye haykırdırdım. Yb. Eruç , kesin tavırla , “
ben saat 24.00 ‘de Keskin Sırt -Yanık çam bölgesinde bulunan Rum
mevzilerine taarruz edeceğim ve taburumu bu taarruz harekatına uygun
olarak tertiplediğini başka bir harekata yönelmesinin imkansız olduğunu
kesin bir şekilde söyledi. Ben de kendisine, komutanım, Doğru
Yolun düştüğünü Rumların bu bölgeyi de geçirdiğini ve Doğruyol üzerinden
ateşin başladığını tekrar tekrar söyledim. Yarbay Cemal Eruç
askerlik hayatımda gördüğüm çok cesur aynı zamanda emirlere katı
şekilde bağlı ve uygulayıcı örnek bir komutandı.
Bana bu taarruzun istikametini ancak kolordudan alacağı emirle
değiştirebileceğini söyledi. Başka çarem kalmamıştı derhal arabaya
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
191
atlayıp , şimdi rahmetli olan mümtaz ve ölümüne cesur insan mücahit
Alpay Alirıza Hasan ile kolordu karargahına gittik.Durumu anlattım.
Aldığım emri yarbay Eruç’a şifahi olarak ilettim. Eruç yarbayımın yüzünde
ve gözlerinde cesaretin ve kararlılığın ve yapılacak taarruzun
şekillendiğini net aydınlık şekilde görülüyordu. Bana dönerek Mecit
Mehmet sen üzülme, Doğruyol her ne pahasına olursa olsun geri alınacaktır
dedi .
Soğukkanlı ve otoriter bir bağrışla Bölük komutanlarını yanına
çağırdı ve Doğruyolun düşmanın eline geçtiğini durumun vahim bir
safhaya girdiğini Girne – Lefkoşa yolunun düşman kontrolüne geçtiğini
böylece Amfibi harekatın ve Adadaki Türklerin hayatlarının tehlikeye
girdiğini Mücahitlerin şehit edildiğini söyledi .
Saat 24.00
Namusumuz ve şerefimiz Doğruyoldadır. Analarımız bizleri
bugün işin için doğurdu, hiçbir şekilde Kolordu ve Tugayla irtibat
sağlayamadığımdan Mücahit komutan Mecit Mehmet’in Kolordudan
getirdiği şifahi bildirisiyle ve kendi insiyatifimle bu emri veriyorum.
Emrin bütün günahı benim, sevabı sizindir. Zaman çok kısa hatta
yok Taarruzumuz Doğru Yol ve Atak T. istikametine çevrilmiştir.
Oraları ne pahasına olursa olsun geri alınacaktır. Bunun için kanımızın
son damlasını kadar çarpışacağız Gazanız Muberek olsun. Saat şu
anda 24.00’dür. diyerek taarruz emrini bana ve bölük komutanlarına
verdi.
Taarruzda Mücahitler rehber olarak kullanılacak ve ellerindeki silahlarla
ateş desteğinde bulunacaklardır. 22 Temmuz 1974 günü Şahinler
Bölüğü, Aslan Takımı bölgesinde Yb.Eruç şu ilerdeki taş mevzilerin
dibinde (harnup) keçiboynuzu ağaç sallanıyor bak dedi. Mücahit
teğmen Ahmet Çavuşoğlu koşarak, bakatığında ağacın dibinde
bir Rum Askeri var dedi.
Silahını çekerek askeri kıyafetli 18-19 yaşlarında, genç bir Rum askerini
elleri başının üstünde dışarı çıkardı. Genç Rum askerinin rengi
bembeyaz olmuş ve korkudan titriyordu. Saklandığı yer taş mevzilerin
ve harnup ağacının dibi idi. Ayaklarının dibinde birçok mermi vardı.
Fakat elinde silahı yoktu.
Kayaların dibinde ayaklarının bastığı yeri tavuk gibi eşelemişti.
Kendisine Mücahit Teğmen vasıtası ile Rumca bazı sorular sorduk.
ALİ DENİZLİ
192
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
193
Buraya nasıl geldiğini, neden burada kaldığını silahının neden
olmadığını ve birçok soru sorduk. Çok korkmuş ve konuşurken de
titriyordu. Gece 500 -600 kişilik bir birlikle Doğruyol ve Şahinler bölüğü
sırtlarını göstererek 20 Temmuz 1974 gece tırmanmağa başladık.
Rum Bozdağı bölgesi’nden Çiklos tepesi yanındaki dereyi kullanarak,
Barış Gücü’nün, hemen altından boğaz yatağından buraya kadar geldik.
Arkadaşlarım ve diğer askerler gittiler. Ben çok korktum ve burada
saklandım, silahımı gece kaybettim, mermiler çantamdaydı buraya
boşalttım. Gece saat 24.00 den beri buradayım. dedi. Bu Rum gencinin
söyledikleri ile diğer Rum esirlerinin söyledikleri birbirini teyit ediyordu.
Daha önce bahsetmiş olduğım sızma hareketinin de doğruluğu
açık bir şekilde ortaya çıkmış oluyordu. Bu genç bir kısım, Rumların
Türkçe konuştuklarını da ayrıca belirtti.”70 Demektedir.
70 E. Top. Alb. Mehmet Biran (Yaman Tabur K- Senthilerion Kalesi ) yaşı. 72, 16 Aralık
2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
194
B. Komando Tugayı 1 nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç
Şöyle Anlatmaktadır
“1 nci Komando Taburu Harekat Eğitim Subayı ( S-3) Ütgm Işık
KOŞANER’i ve Ütgm Kemal ADALIER’i, KASA Snt. aracılığıyla bulabilirlerse
Tuğ. K. dan nihai emirlerini almak üzere KALE ye gönderdim.
Saat 23.15
Saat 23.15’te geldiler. HABER: “Tug.K.nı bulamamışlar, ancak
Kor.K. nın emri aynen şöyle (Tugay K. nın emrinin uygulanması), yani
saat 2400 dan itibaren DOĞRUYOL – KESKİNSIRT – ESKİYANIK istikametinde
sızma ve bölgenin ele geçirilmesi , devamında KARMİ Ormanları
bölgesine taarruza devam. Durumu görmeyen, yaşamayan
bilemez. Bl.lerin son hazırlıklarını yapmaları için emir verdim . Zaten
hazır idiler.
BU ESNADA, HAREKATIN TÜMÜNÜN ÇEHRESİNİ DEĞİŞ-
TİRECEK BİR OLAY CEREYAN ETTİ VE YAMAN TB.K.YZB. MECİT
ve YZB SELÇUK geldiler.
MECİT moralce tamamen çökmüş ve adeta ağlayarak ” Komutanım,
Rumlar Doğruyol ve Atak Mevzilerine güneyden sızmışlar ve
buraları ele gecirmişler. Mücahitler ya şehit ya da dağılarak bölgeyi
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
195
terk etmiş durumdalar. Ne yaparsan yap ama bir çare bul ! “dedi. O
anda, 4 saattir Beni tereddüte düşüren belirtilerin hepsi açıklığa kavuşmuştu;
ama Ben ve Taburum, Mücahitlere ve Emir Komuta Kademelerinin
yardımlarına fazlaca güvenmenin cezasını çok acı şekilde
çekebilirdik.
Süratle karar vermem gereken bir durumla karşı karşıya idim.
Personelim yorgun, şartlar çok kötü, arazi yabancı, gece yanan orman ,
gücü bilinmeyen düşman ve hakim arazinin onlarda olmasıyla birlikte
St HİLARİON KALESİNİN kuzey yamaçları gündüz bile çekilmeye
veya düşmandan sıyrılmaya müsait bir yapıya sahip olmaması
gibi en olumsuz koşullarla ÇEVRİLMİŞTİK ve her geçen dakika BİZİ
İMHA OLMAYA yaklaştırıyordu. Söylediklerim daha dün gibi hatırımdadır
:
ARKADAŞLARIM, TUĞ.K. İLE İRTİBAT KURAMADIM, KARAGAHTA
SADECE KOLORDU KOMUTANIMIZIN KARARINI
VE EMİRLERİNİ ALABİLDİK. BU EMİR İSE “KARMİ ORMANLARI
BÖLGESİNE, SAAT 24.00’DEN İTİBAREN YAPMAMIZ İSTENEN
TAARRUZUN UYGULANMASININ TEKRARIDIR .”
DURUMU SİZDE GÖRÜYORSUNUZ Kİ, BU EMRİN UYGULANMASI
MÜMKÜN DEĞİLDİR, ÇÜNKÜ DÜŞMAN VE ARAZİ
TARAFINDAN ÇEVRİLMİŞ DURUMDAYIZ. BU SEBEPLE DEĞİŞEN
DURUM MUVACEHESİNDE KENDİ İNİSİYATİFİMLE VERDİĞİM
KARARIMI AÇIKLIYORUM, BU KARARIMIN GÜNAHI BENİM,
SEVABI SİZLERİNDİR. VE DERHAL UYGULANMASINI İSTİYORUM.
ALİ DENİZLİ
196
ÜTGM HALUK BÖLÜĞÜNLE DOĞRUYOL İSTİKAMETİNDE
TAARRUZLA BU BÖLGEYİ ELE GEÇİRECEK, DÜŞMANDAN TEMİZLEYECEK
VE BATIYA KARŞI SAVUNACAKSIN. ÜTGM OĞUZ
BÖLÜĞÜNLE ATAK MEVZİİ İSTİKAMETİNDE TAARRUZLA BU
BÖLGEYİ ELE GEÇİRECEK, DÜŞMANDAN TEMİZLEYECEK VE
DOĞUYA KARŞI SAVUNACAKSIN.
ARA HATTINIZ VE İRTİBAT NOKTANIZ TELSİZ ROLE İSTASYONUDUR.
ÜTGM YILMAZ, TGM AÇIKBAŞ EMRİNDEKİ MÜFREZENİ
KALE BATISINA-BENEK MEVZİİNE YERLEŞTİR DÜŞMANLA
TEMASI KORUSUN, BÖLÜKLERİN GERİ KALANIYLA ŞATO BATISI
VE BOYUN NOKTASINI TUT VE TB.UN GERİ EMNİYETİNİ SAĞ-
LA, ÜTGM ÜNAL BÖLÜĞÜNNÜN BÜTÜN PERSONELİYLE KALEDE
TERTİPLEN, ORANIN SON MUKAVEMET NOKTASI OLDUĞUNU
UNUTMA.
KASIM, MÜHİMMATI DERHAL KALEYE GÖTÜR VE SUR İÇİ-
NE TAŞIT. BİR TEK MERMİNİN BİLE ZAYİ OLMASINI İSTEMİYORUM.
BEN KALEDE OLACAĞIM, ŞANSINIZ AÇIK OLSUN !Küçük
rütbeli BÜYÜK ASKERLER, KAHRAMAN EVLATLARIM, MEHMETLERİM
BENİM… Bir tek kelime söylemeden, derhal hareket ettiler.
EN İYİ SAVUNMA TAARRUZDUR, Ben Taburumu böyle bir
ruhla yetiştirmiştim, inisiyatifle, tereddüt etmeden , yanan ormanın
derinliklerine, verdiğim görevlerine koştular.
BİR GÜL BAHÇESİNE GİRER GİBİ, pikniğe gider gibi rahatlıkla.
ONLARA HER ZAMAN İNANDIM VE GÜVENDİM, BÖYLE
BİR KARARI DA ANCAK ONLARA OLAN GÜVENİMDEN DOLAYI
VEREBİLİRDİM.
KIBRIS BARIŞ HAREKATININ KADERİ DEMEK OLAN GİRNE
BOĞAZI, İNEN VE ÇIKAN BİRLİKLERİN AYRILMASI VEYA BİRLEŞMESİ,
ÖZETLE GİRNE BOĞAZININ BATI OMUZLARINDA BAŞARI
, 1nci KOMANDO TABURUNUN BU KARARIMI UYGULAYABİLMESİNE
BAĞLIYDI.
Gayri ihtiyari, helikopterler havalandıktan sonra yaptığım gibi,
ONLARI KORUMASI İÇİN ULU TANRIMA yalvardığımı hatırlıyorum.
Tektek her biriyle beraber olmak istiyordum ancak bu maddeten
mümkün değildi. Bu güne kadar hep onların önünde yürüdüm ve
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
197
yol gösterdim, şimdi ise ben sabit kalıyor ve şimdiye kadar verdiklerimin
sonuçlarını , gene ONLARLA birlikte yaşamaya hazırlanıyordum.
KALEYE hareket etmeden önce, o kargaşada safda duran ve bekleyen
bir Bölük gördüm, Benimkiler gittiğine göre bunlar kimdir diye
koştum, 2nci Komd.Tb. 3ncü Bl. imiş. Başındaki Atgm., Bl.K.Yzb.
O.BAYKURT’u bekliyor emir almak için.
Ne gaflet, bir tarafta savaş ve diğer tarafta saf düzeni ??? Atgm. E ”
Al bölüğünü ve hemen tepenin kuzeyine ŞATO bölgesine geç, biraz
daha gecikirsen Ateşle İMHA olabilirsin dedim ve yanlarından ayrıldım,
Mühimmat aracına bindim ve KALEYE geldim. Tek irtibat vasıtam
Telefon. KASA Snt aracılığı ile Tuğ K.nı aradım , bulamadım. KOLORDU
HAREKAT MERKEZİNİ BAĞLATTIM, Karşıma bir Ulaştırma
Binbaşım çıktı, Ona yeni durumumu ve karar değişikliğini şöyle izah
ettim.
“YENİ GELİŞEN DURUM ÖNÜNDE, KOLORDU K.NIN EMRİNİ
UYGULAMAYARAK, DÜŞMAN SIZMASI İLE DÜŞMÜŞ OLAN DOĞ-
RUYOL VE ATAK BÖLGELERİNİ , DÜŞMANDAN TEMİZLEME HAREKATINA
BAŞLADIM, KOMUTA KADEMESİNE BİLGİ VERİNİZ ”
daha sonra Kolordu ile mevcut irtibatımda kesildi ve tamamen yalnız
kaldım.
Saat 01.30 civarında, BEYAZ EVİN ve ŞAHİNLER Bölgelerinin
de Düşman eline geçtiğini tahmin ettim; Düşman ve Arazi ile tamamiyle
Çevrilmiş, ÇEMBER İÇİNE ALINMIŞTIK. Mühimmat Kalenin
içine taşındı, Emniyet tamam; Ütgm. lşık KOŞANER ile BENEK mevziine
gittim.
Tgm.Z. AÇIKBAŞ çok iyi, KESKİN SIRT ve ESKİYANIK ile Ateşle
teması muhafaza ediyor.
Bşçvş. Ali ZEVİT Onlarla kalmak istedi fedakar çocuklarım, Bana
yardımcı olmak için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar, Ütgm. lşık KOŞANER
de bir süre Zeki ile birlikte kalmayı teklif etti, müsaade ettim. Yanımda
sadece Ütgm Kemal ve tgm Ünal ve telsiz Ks K.ı A. İNAN ve
Telsizciler kaldı.
Bu süreç devam ederken 1 ve 2 nci Bl lerle irtibatım yok. OĞUZ’la
Hrk. Çevrimi çalışıyor, bilgi alıyorum ATAK Bölgesinden, DOĞRUYOL
Bölgesi büyük bir karışıklık içinde; harekatın hızla geliştiği , kuş uçuşu
ALİ DENİZLİ
198
800 m mesafeden Takım ve Manga K. larımın ( Sb. ve Astsb) KOMUT ve
NARALARINI bile duyabiliyordum. Her şey o kadar istikrarsız ve
dengeler o kadar değişken idi ki, ümitsiz olmak için tüm faktörler toplanmış
ve beni adeta dövüyorlardı. Ancak Ben ümitsiz değildim ve üç
senedir verdiğim emeğin boşa gitmeyeceğine inanıyordum.
Yalnız karşımdakilerin Sayısal ve silah gücü hakkında bir bilgim
olmadığı için, ÇEMBERİ YARARKEN AŞIRI ZAYİATTAN ÇEKİNİYORDUM.
Saat 02.00
Bir ara zannederim Saat 02.00 civarında Oğuzun Bl’ü 2 nci Komd.
Tb.dan ateş yedi, onu da OĞUZ bağırarak kestirdi. Şaşkınlar ne diyeyeyim!
Saat 05.00’e kadar YANAN ORMAN İÇiNDE OTOMATİK Sİ-
LAH SESLERİ ve LAW Roket , M-79 Bomba atar mermilerinin infilak
sesleri DOGRUYOL’a kayarak devam etti. Yakın Muharebe, Göze
Göz – Dişe Diş – KANA KAN.
Saat 05.00 civarında Ütgm.
Oğuz YENER’in yaralandığını öğrendim.
Bir havan mermisinin çok
yakınında paralanmasından dolayı
sağ böbrek bölgesinden yaralanmış
olduğunu habercisi iletti, İlk yardımı
hemen yapmışlar ancak mutlaka
tahliyesi gerekiyordu. Elimde
Bl. K.lığını devralabilecek durumda
Ütgm Kemal ADALIER vardı. Onu
ve Cerrahi Teknisyen Bşçvş Ali
YILMAZ’ı hemen bir TESKERE Timiyle
ATAK mevziine gönderdim.
05.45 de Bl. K.lığını devraldığını ve
OĞUZ’u tahliye ettiğini telsizle bildirdi.
Ortalık aydınlanıyordu, bir
Bölük Komutanım ağır yaralı, bakalım
ne kadar zayiatım vardı? Haluk’la
hala irtibatım yok, ya telsizi
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
199
arızalandı veya açmamıştı… Çatışmalar ATAK’ta dindi ancak giderek
DOĞRUYOL’da yoğunlaştı.
Hörgüç üzerinde ve çevresinde Düşman mukavemetini izleyebiliyorum
dürbünle. Bu esnada 1nci BI.K.Yzb. Yılmaz DOĞAN PRC-6
ile çevrime girerek, durumunun iyi olduğunu, ŞATO Bölgesini takviye
için bir Tk.nı görevlendirdiğini, Düşmanın doğudan ŞAHİNLER
Bölgesinden taarruz ettiğini, durdurulduğunu ve 2.nci Komd Tb.
K.nın yanında olduğunu ve benimle görüşmek istediğini iletti.
Dünden beri ilk defa temas kuruyorduk. “2 nci Komd. Tb. nun
ŞATO kuzeyi ve Batısı bölgesinde olduğunu, hiçbir şeye müdahale
edemediğini ifade etti. Ben ise orada bulunmasının benim geri emniyetim
bakımından faydalı olduğunu ve bunun için görevlendirdiğim 1nci
Komd. Bölüğümü bana hemen göndermesinin hayati önem taşıdığını
söyledim. Derhal kabul etti” Bu defa 1nci BI.K. Yzb.Y.DOĞAN kale ile
aralarında nisbeten sarp bir dere yatağının bulunduğunu ve oradan
gelemeyeceklerini ifade ettiyse de, Ben araziyi bildiğimi, o dere yatağını
en emin yaklaşma istikameti olduğunu ısrarla belirterek aradan gelmeleri
emrimi tekrarladım ve bir saate kalmadan Bl. ateş yemeden KALE’ye
geldi.
Saat 06.20 ,Bu suretle İhtiyatım güçlenmiş oldu. Saat 06.20 civarında
Halukla PRC- 10 irtibatı sağlandı , kendi telsizinin arızalandığını ,
OĞUZ’un telsiziyle çevrime girebildiğini, DOĞRUYOL HÖRGÜÇÜNDE
mevzilenmiş bir gurup düşman ve Ağ. Makinalı tüfeğiyle ateş
altına alındığını ve dar kaburgada ileleyemediklerini ifade etti. Bunun
üzerine Ben, Barakaları batısına geçmemelerini, HÖRGÜÇ ve Çevresini
hemen mevcut 60 mm Havanlarımızla ateş altına alacağımızı, beklemelerini
söyledim. Bşçvş İsmet EZ’e hemen Bl ün havanlarını mevzilendirmesini
ve tanzime başlamasını söyledim.
Üç atım sonra 1125 m ile baraka ve hörgüçe ÇATAL oturdu .
Dürbünle, başında siyah bere, beyaz gömlekli ve çapraz manevra kayışlı
Yunan subayının Bizim TANZİM den endişelendiğini ve telaşlandığını
görüyordum. Aynı esalarla üç gurup TESİR Atışı ve üç gurup
daha on sekiz mermi ile bölgede tutunamayacaklarını anladıkları
gözle takip edilirken 2 nci Bl. ün ileriye yanaştığını ve son bir hamle
ile DOĞRUYOL HÖRGÜÇ VE ÇEVRESİNDEKİ Mevzileri elegeçirdiklerini
gördüm.
ALİ DENİZLİ
200
Saat 08.45 de Bölgenin tamamen temizlendiği tekmil geldi.
Düşmanın ateşle takibini, Ütgm H.Üstügen’in bölgedeki 3 ncü Bl.ün
kalanını emrine almasının emrini verdim ve hemen DOĞRUYOL’a
çıktım.MANZARA ŞÖYLE : DOĞRUYOL bir harabe, ATAK Mevzii ve
oraya dün çıkartıldığını gördüğüm başındaki Mu. Binbaşısını ikaz etmeme
rağmen Türkiye ile irtibat kurmakla görevlendirilen Mu.aracı
tahrib edilmiş ve Mu.Bşçvş Gümüş ve Mu. Çvş elleri arkadan bağlı oldukları
halde ŞEHİT EDİLMİŞLER.
Bu, Onların önce Esir alındığını ve sonra öldürüldüğünü gösteren
en belirgin işaret idi.Yunanlıya ve Rum’a göre EN İYİ TÜRK, ÖLÜ
TÜRK olduğu prensibi esas alındığı için ,bundan sonra “Onlara ESİR
OLMAMANIN EN İYİ HAL TARZI OLDUĞU tüm MEHMETÇİKLERİMİN
hafızasında yer etmiş oldu.”
Dün akşamdan bu yana, yani ” sayıca ve silahça gücünü bilmediğim
ve toplam 280 mevcutlu iki Komd. Bölüğümle mahkum araziden
hakim araziye, Yanan bir ormanın içinden, gece şartlarında ve çok
yorgun, uykusuz olan Mehmetçiklerimle ortaya koyduğumuz göze
göz-dişe diş-kana kan mücadelede merak ettiğim ZAYİATIM olduğu
sorusu Bl. lerimden tekmil aldıkça açıklığa kavuştu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
201
Keşke bir tekini dahi kaybetmemiş olsaydım diye değerlendirdiğim
bu mücadelenin bedeli bir BI.K. Ütgm. Oğuz YENER, Tk. K.
Atgm. Sıtkı TOKSOY, Üçvş. Cemal YURDUMGUZEL ve dört ERİM
ŞEHİT, ve Yirmi yaralım var. Atgm Hüseyin ALGÜL, Kd. Bşçvş M.Ali
HAS, Üçvş Osman PİR, yaralılar arasında. İki Bölüğümün tüm Mehmetçikleri
AÇ, SUSUZ ve KÜLHANDAN ÇIKMIŞ gibi PERİŞAN. Saç, sakal,
Yüz,göz simsiyah. Orman Yangını ve sabaha kadar devam eden üçlü –
beşli guruplar halinde, tam bir komando tipi Küçük Birlik Harekatı.
ALİ DENİZLİ
202
Manga bile değil TİMLERLE Mücadele. İNANMAYANLAR , artık
yalnız Komandoların değil, HER SINIFIN, BAŞI DARA GELDİĞİNDE
KÜÇÜK UNSURLAR HALİNDE DÖĞÜŞECEK KADAR
EĞİTİMLİ OLMAK MECBURİYETİNİ KABUL ETMEK ZORUNDADIRLAR.
Davamıza ve söylediklerimize inanmaları için, ne yazık ki bir
savaş gerekliymiş ve bazı kurbanlar verilmeliymiş! Ne kadar acı bir gerçek.
Keşke bununla kalsa diye düşünüyorum. Tankerle su ve yiyecek
gönderilecek DOĞRUYOL’a. Yanlarında azda olsa kumanya var, su
bitmiş ve inanılmaz ancak bazı Mehmetlerim araç Radyatörlerinin sularını
bile içmişler. Savaş şartları insanı nelere zorluyordu. ”71 Demektedir.
B. Bolu Komando Tugayı 1 nci Tabur, 2 nci Komando Bölük
Komutanı Üsteğmen Haluk Üstügen Şöyle Anlatmaktadır
Saat 23.30 “Biz bölük-lerimize ATIŞALANI Mev-kii’nde harekat
emirlerimizi verirken, hemen güneyimiz de ve birkaç saat önce
göz keşfi yaptığımız bölgede havan atışları yoğunlaşıp, hafif silah
atışları başladığında saat 23.30′ a geliyordu ki yukarıdan koşa-rak gelen
SENTHILARION Tabur Komutanı Yüzbaşı Mecit Mehmet’in tabur
komutanımı-za yalvaran bağırışları ile irkil-dik.
“KOMUTANIM, DOĞRUYOL GİTTİ-ADA GİTTİ-TÜM TÜRKLER
GİTTİ. NE OLUR DOĞRUYOLU GERİ AL” diye haykırıyordu.
Yarbay ERUÇ çok bilgili, her hususta iyi yetişmiş, otoriter ve soğukkanlı
bir komutandı. Daha önceleri SENT-HILARION’daki mücahit
komando eğitim merkezinde hocalık yaptığından, DOĞRUYOL’un
önemini iyi biliyordu.
Kısacası durum birden çok vahim bir safhaya girmiş, GİRNELEFKOŞA
yolu düşman kontrolüne geçmiş, böylece amfibi harekâtın ilk
hedefi olan havadan inen birliklerle denizden çıkan birliklerin birleşmeleri
önlenmiş ve de en vahimi adadaki Türklerle inen ve çıkan birliklerin
hayatları tehlikeye girmişti.Daha birkaç saat önce kucaklaştığımız
DOGRUYOL mücahit bölüğünden 26 mücahit ve Türkiye ile telsiz
irtibatı kuran muhabere başçavuş Bayram ve müfrezesi şehit edilmişlerdi.
Türkiye ile telsiz irtibatı da kesilmişti.
71 E. Tuğgeneral Cemal Eruç (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı .80, 10 Mart
2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
203
Yarbay ERUÇ muhtemel yeni görev için kısa bir ön emir verdikten
sonra durumu tugay komutanımız Tuğgeneral Sabri DEMİRBAĞ’a
bildirmek ve yetki istemek üzere yakınımızda bulunan kale santralına
gitti. Biz de takım komutanlarımıza yeni çıkan görevin emirlerini vermeye
başladık.Tabur komutanımız 10-15 dakika sonra geri döndüğünde
bize verdiği görev tipi emri bugün gibi hatırlıyorum. “Arkadaşlar bütün
çabalarıma rağmen tugay komutanımız ve hatta kolordu komutanımızla
irtibat kuramadım. Bütün irtibatlar kesilmiş durumda.
Bu emri tamamen kendi insiyatifimle veriyorum. Emrin günahı
benim, sevabı sizindir. Fazla zamanımız yok. DOGRUYOL ve ATAK
ne pahasına olursa olsun ele geçirilecektir. Bunun için kanımızın son
damlası dahi feda edilecektir.
Haluk sen sağdan taarruzla DOGRUYOL, Oğuz sen soldan taarruzla
ATAK mevziini ele geçireceksiniz, buluşma noktanız ATAK
telsiz rolesidir. Role 3 ncü bölüğe aittir. İrtibat sağdan olacaktır. İsteğiniz
üzerine ilave ateş desteği kaledeki mücahitlere ait 1 adet 106
mm.lik ve 1 nci bölüğün 60 mm.lik havanları ile yapılacaktır. Yılmaz
sen bir takımını ŞATO bölgesinde bırakıp, geri kalan unsurlarınla
BENEK mevziinde ihtiyatı teşkil edeceksin. Sana ve ŞATO takımına
müteakip emirleri ben vereceğim. Saat şu anda 24.00 dür. Gazanız
mübarek olsun…”
ALİ DENİZLİ
204
Oğuz’la birlikte çok kısa bir koordineyi müteakip bölüğümün yanına
gittim. Takım komutanlarıma daha önce ön emrimi vermiş olduğumdan,
zaman kaybını önlemek maksadıyla çepeçevre düzende ve dar
bir alanda bulunan bölüğümün tamamına bağırarak şu emri verdim.
“Arkadaşlar DOGRUYOL düşman eline geçmiş, mücahitlerimiz
şehit edilmişlerdir. Ada Türklerinin, birliklerimizin hayatları,
şerefimiz ve namusumuz DOGRUYOL’ dadır. Analarımız bizleri bugün
için doğurdu. Soldan-sağa l, 2
ve 3 ncü takımlar taarruz kademesinde
olarak hücumla DOGRUYOL
ele geçirilecektir. 3 ncü bölük ile
buluşma noktamız role istasyonudur.
Ben 2 nci takımla birlikte hareket
edeceğim. Gazanız mübarek
olsun…” Emri alan takımlarım gecenin
karanlığına, arazinin sarplığına
ve hemen tepemizde yoğunlaşan”
düşman ateşine rağmen süratle taarruz
düzenine geçti, emirler yağmaya
başladı.
3 ncü bölük ile ve takımlar arası
irtibatlar kurularak tekmiller geldi,
taarruz başladı. Saat 00.30’da düşKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
205
manla yakın temas tüm cephede sağlandı. Tabur komutanımız Yarbay
ERUÇ’un tecrübesi ve cesurane kararı sayesinde düşman baskınından
ve hatta imha olmaktan kurtularak inisiyatifi ele geçirmiş bulunuyorduk.
Düşman çok kalabalıktı. Rumca bağrışıyorlar ve Cenevre anlaşmalarına
göre yasak olduğu halde üzerimize çok sayıda 12,7 mm.lik
uçaksavarlarla ateş ediyorlardı. Biz de yer yer yanan ağaçların ışığında
seçebildiğimiz hedeflere ve düşman silahlarının namlu ağzı alevlerine
göre ateş ediyorduk. Bir süre sonra bağırışların çoğaldığını,
yaralanan düşman personelinin abartılı biçimde çığlıklar attıklarını
tespitle zayiat vermeye başladıkları ve morallerinin bozularak emir
komutadan çıkmak üzere oldukları kanaatine vararak, havan ateşlerimizi
gerilerine ve çekilme istikametlerine doğru kaydırdım.
Tabur komutanımdan ateş desteği istemeye cesaret edemiyordum.
Çünkü düşmanla bomba mesafesinde olduğumuzdan bu ateşler kendimize
zarar verebilirdi. Cephede M-79 bomba atar, Iaw, roketatar ve makineli
tüfek ateşlerini yoğunlaştırmak suretiyle muharebe düzenlerini
iyice bozmaya çalışıyordum.
ALİ DENİZLİ
206
Yavaş yavaş muharebeye ısınıyor ve dengeyi sağlıyorduk. Bu
safhada 2 şehit, 8-10 kadar yaralı vermiş olmama rağmen barışta ektiğimi
şimdi biçmekte olmanın keyfini yaşıyordum. Bu bölük daha üç
ay evvel eğitim birincisi seçilmiş ve ben bunun mükafatı olarak Brüksel’deki
Nato karargahına bir oryantasyon gezisine gönderilmiştim.
İşler böyle gelişmekte iken tabur komutanım telsizle 3ncü bölük
komutanı ve devre arkadaşım Üsteğmen Oğuz Yener’in şehit olduğunu,
3ncü bölüğün de emir komutasını bana verdiğini bildiriyordu.
Telsizle 3’ncü bölük komutan yardımcısı teğmen Vecdi BİNGÜL’ü
bulup, emrime girdiğini bildirerek manevrası hakkında bilgi
istedim. 3’ncü bölük biraz oyalanmış ve geride kalmıştı. Daha kötüsü
1 nci takım komutanım teğmen Atilla TURAN birkaç dakika sonra bana
telsizle, 3 ncü bölük ile irtibatın koptuğunu ve tahminine göre 3 ncü
bölükten yan ateşi yediğini bildiriyordu.
Hemen telsizle teğmen Vecdi’ye ilerlemesini durdurup doğuya
doğru kanat kırarak mevzilenmesini, bizim yan emniyetimizi almasını,
düşmanı kesin tanımlamadıkça ateş etmemesini, zira aşağısında 2 nci
komando taburunun bulunduğu 60 mm. havan, timlerini yanıma göndermesini
emrettim. Bu genç ve yetenekli teğmen harekât süresince
görevlerim en iyi biçimde yapmış, gümüş harekat madalyası ile takdir
edilmiştir.
Yaptığım kısa durum muhakemesine göre DOĞRU-YOL, ATAK’a
nazaran daha hakim olduğundan, ele geçirilmesi halinde 3 ncü bölük
cephesindeki düşmanın bulunduğu mevzide direnebilmesi mümkün
değildi. Çünkü çekilme yolları tıkanacak, gerileri kesilmiş olacaktı. Zaten
bir saate kadar hava ağarmaya başlayacak, jetlerimiz geleceklerdi.
Bu arada düşmanda seri ateşli silah olarak A4 ve A-6 makineli tüfek
olduğunu teşhis etmiştik. Bizde ise MG-3 makineli tüfek vardı. MG-3
ler diğerlerine nazaran daha seri ateşli olduklarından, düşmanın hareketini
makineli tüfek seslerinden takibe başlamıştık.
DOĞRUYOL batısına doğru hareket vardı. O halde var gücümüzle
DOĞRUYOL’a yüklenmemiz gerekiyordu. Bunu da subay, astsubaylarımın
cansiparane hamleleri ve personeli hamasi emirlerle galeyana
getirmeleri ile başarıyorduk. Yer-gök emirlerle gürlüyordu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
207
Saat 05.30 olmuştu. Yakında siluetler gözüküyor ye ilk düşman
silahları elimize geçmeye başlıyordu. Ölü ve yaralılarını batıya, KESKİNSIRT’a
doğru taşıyorlar taşınanlar da, taşıyanlar da silahlarını,
telsizlerini, ağırlıklarını atıyorlardı.
Adeta AFYON’dan İZMİR’e doğru 1922’deki büyük hezimetlerinin
bir filmi çekiliyordu. Son direnişlerini DOĞRUYOL batısındaki
hakim kayalıkta 3 adet uçaksavar ile yaparak batıdan gelecek
takviyelerini beklemek istediler ve bizi bir süre oyaladılar. Fakat Astsubay
Erkan ÇOKTEL’e takviyeli bir manga ile yan-gerilerine doğru
yaptırdığım manevrayı görünce uçaksavarlar kayalardan aşağıya atarak
kaçtılar. Böylece son direnişleri de bitti. Zaman zaman el bombası
mesafesinde cereyan eden DOĞRUYOL muharebesi 10 saat sürmüş
ve 21 Temmuz Pazar günü saat 10.30 da bu şanlı tepenin ele geçirilmesi
ile neticelenmiştir.
1 ‘nci Komando Taburu’nun 2 bölüğü toplam 280 kişi, 700 kişilik
Rum Birliği’ne mahkum araziden hakim araziye, yanan ormanın içerisinden
taarruz ederek çemberi kırdı ve SENTHİLARION-OĞUZ
TEPE bölgesine yeniden hakim olarak, BOGAZ’ın emniyeti sağlanmış
oldu. 2 nci komando bölüğü, yanmakta olan arazide, ayakkabı ve
ALİ DENİZLİ
208
elbiselerinin yanması pahasına, kendinden 3 misli üstün bir düşman
kuvvetine sarp kayalıklardan tam 10 saat süreyle taarruz ederek tahammülün
bittiği yerde direnç göstermiş, eşine nadir rastlanabilir bir
destan yazmıştır.
DOĞRUYOL’da 7 şehit, 20 yaralı verirken, düşmana 100 kadar
ölü birçok yaralı verdirip bir bölüğü donatacak kadar silah, mühimmat
ve donatımını muharebe meydanında bıraktırarak tard etmiştir.
Bunlardan 1 adet 81 mm. havan, 1 adet 57 mm. geri tepmesiz top
ve 3 adet 12,7 mm. uçaksavar makineli tüfek, harekâtın sonuna kadar
kendilerine karşı kullanılmıştır. Bir tek kaçak ve esirin verilmemesi
en büyük gurur kaynağımızdır. DOĞRUYOL muharebesi DOĞ-
RUYOL bölüğünün gönderinde çekili TÜRK BAYRAĞI’nın direnişi
ile sanırım tarihte eşi görülmemiş bir kahramanlık menkıbesi olarak
anılacaktır. Aşağı inmemek için var gücüyle direnmiş olacak ki; ipi makarasına
dolanmış, bu defa yangın kancası takılmak suretiyle çekilmiş,
kanla boyanmış al bezinden bir miktar feda etmiş ise de ayyıldızını
vermemiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
209
Türk’ün karakterini bayrağına yansıtan bu nişanesi ile 22 Temmuz
gecesi YANIKÇAMLIK’dan bütünüyle, yırtmadan indirmiş olduğum
Yunan bayrağı evimin en müstesna köşesinde, madalyamın
yanında tam 26 yıldır durmakta olup, DOGRUYOL’a verilen ismimle
birlikte evlatlarıma kalan yegâne mirasım olacaklardır.” 72Demektedir.
C. BOLU Komando Tugayı 1 nci Komando Taburu, 3’üncü
Komando Bölüğü, 2’nci Komando Takım Komutanı olarak Teğmen
Vecdi Bingül Şöyle anlatmaktadır
“Biz taarruz hazırlıkları ile meşgul iken tabii ki düşman da bazı
faaliyetlere girişiyordu. Düşmanın 2 komando Taburu biri Bellapais
(Beylerbeyi), diğeri ise Kutsovendi (Güngör) köylerinden gece intikalle
Rum Bozdağı – Türk Bozdağı istikametinden sızma harekatı icra ederek
Girne Boğazını aşıp Beyaz Ev atak Mevkii ve Doğruyol bölgesine ulaşmış
ve burada bulunan mücahitleri şehit ederek Doğruyol bölgesini ele
geçirmiş olduğunu öğrenmiştik.
Yani düşman iyi bir sızma harekatı icra ederek 2 komando Taburu
ile üzerimizdeki tepeleri ele geçirmişti. Bu durum, Doğruyol
72 Gökhan, age., s. 419-425.
ALİ DENİZLİ
210
mücahit bölüğünden sağ kalan mücahitler tarafından tabur komutanımız
Yb. Cemal Eruç’a (E. Tuğgeneral) bildirilmişti.
Düşmanın bu harekattan amacı, Girne boğazının kontrolünü
ele geçirmek ve havadan inen birliklerle (Komando ve paraşütçü birlikler),
denizden çıkarma yapan birliklerin arasındaki irtibatı kopararak,
onların parça parça imhasını sağlamaktı.
Tabii bu oluşumda Tabur Komutanımız derhal taarruz emri verdi.
Taburumuzun 2’nci Komando Bölüğü ile benim mensubu olduğum
3’üncü Komando Bölüğü taarruz kademesinde, 1 nci Komando Bölüğü
ise ihtiyatta olmak üzere, düşman tarafından ele geçirilen Doğruyol ve
Atak mevkii bölgesine gece taarruzu yaparak, bölgedeki düşmanı imha
edecek ve bölgeyi onlardan geri almak üzere, Bölük Komutanı Ütğm.
Oğuz Yener’den gece taarruz emri aldım.
Gece saat 01.00’de taarruz başladı. Ortalık zifiri karanlıktı. Ayrıca
bölge çengel tipi arazi arızası şeklinde olduğu için (yani kayalık,
ağaçlık ve taşlık) ses vermeden ilerlemek mümkün değildi. Düşman
hakim yerde biz ise atış alanı bölgesinde mahkum yerdeydik. Ayrıca
karşımıza 2 Rum – Yunan Komando Taburu vardı. Yani onlar sayıca
üstündü. Yalnız bizde, onlarda olmayan çok önemli bir şey vardı. Savaşma
azmi ve kararlılığı ile iman gücü idi.
Gece 01,00’de başlayan taarruzlarımız ertesi gün sabah saat
09:00’a kadar sürdü. Çok şehit ve yaralı verilmesine rağmen hedefi ele
geçirdik. Böylece Girne boğazının açık bulundurulması, karadan inen
birlikle de, amfibi birliklerin (Denizden çıkanlar) birleşmesi sağlanmış
olacaktı. Bu açıdan bu harekat belki de Kıbrıs Barış Harekâtının dönüm
noktasıydı. Yalnız bu geceki muharebede unutamadığım ve herkese
örnek olması gereken Birlik Komutanım ile ilgili anımı anlatmayı
görev biliyorum. Gece taarruza başladığımızda Bölük Komutanım
Ütğm. Oğuz Yener düşmanın açtığı havan ateşi nedeniyle bir şarapnel
parçasıyla ağır yaralanmış.
Sabaha karşı hücum mevziinden taarruza geçmeden önce benim
yanıma gelen Bölük Komutanı Habercisi Onb. Gurur Kılıç’tan bunu
öğrenmiştim. O an bölüğün sevk ve idaresini alacağımı ve bu düşmanın
mutlaka yenilmesi gerektiğini daha da iyi anlamıştım.
Haberciye ne yaptığını sordum. Onbaşı Gurur Kılıç bana “Komutanım,
Bölük Komutanım siz taarruza başladıktan yarım saat sonra haKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
211
van ateşi ile ağır yaralandı. Böbrekleri dışarı çıkmıştı. Harp paketini
kullanarak yarasını sardım.
Yüzü kireç gibi olmuştu. Ancak sizin taarruzunuzu sanki hiç yaralı
değil gibi tabur komutanımıza elindeki telsiz ile (AN-PRC6 transistorlu)
bildirdi. Her an nerede olduğunuzu rapor etti. Ancak yaralandığını
Tb. Komutanına hiç söylemedi ve yardım istemedi. Sabah
gün ağarmaya başlayınca güneşin sıcağı yaktığı için “üzerime Panço’yu
(yağmurluk) ser!” dedi. Ben de pançoyu sererek sıcağın etkisini
azalttım ve mataramda kalan suyu da kendisine verdim.
O arada kan kaybediyor ve halsiz kalmıştı. Telsizi aldım ve Tb.
Komutanını arayarak kendisinin yaralı olduğunu bildirdim. Kaleden
çıkan yardım aracı bir sıhhiye Astsb. ile teskereci er geldiğinde, kendisini
yola çıkararak araca koyacakları sırada, artık çok geç kalmıştı.
Çünkü bu kahraman Bölük Komutanı hakkın rahmetine kavuşmuş
idi.” diyerek anlattı.
İşte Kıbrıs harekatı bu kahramanlar sayesinde kazanıldı. Bölük
Komutanımızın rahmetli olması bizi galeyana getirmişti. Emirle hücum
mevziinden sanki bir başka güçle çıktık ve hedef olarak verilen
bölgeyi ele geçirdik. Bölük Komutanım, o kahraman insan büyük bir
ALİ DENİZLİ
212
sevk ve idare Komutanlık, Liderlik cesaret ve fedakarlık örneği göstermişti.
O hedef nasıl ele geçirilmezdi ! .” 73 Diye anlatmaktadır.
A. Mücahit Yaman Tabur Komutanı (Şahinler Bölüğü, Doğru
Yol Bölügü, Türk Bozdağ Bölüğü ve Senthilerion kalesideki Tabur
karargahı Komutanı) Yüzbaşı Mehmet Biran (Mecit Mehmet) Şöyle
Anlatmaktadır
“Taarruza 2 nci komd. Bölük komutanı üsteğmen Haluk Üstügen
ve 3 ncü Bölük komutanı Oğuz Yener bölükleri ile fiilen katıldılar.
Taarruz başlamış etraf cehennem gibiydi. Rumlar havan ve 12.7
mm.lik uçaksavar makineli tüfeklerle aralıksız olarak ateş ediyorlardı .
Bir müddet sonra üsteğmen Oğuz Yener’in şehit olduğu haberi. Yarbay
Eruç’un gözleri dolmuş ancak hırs, bir kat daha artmıştı.
Emirler yağdırıyor, birliklerimiz adım adım Doğruyol’a yaklaşıyordu.
Rumlar taarruzun ölümüne devam etmesi sonucu sonucunda,
inanç ve dirençlerini yitirmeğe ve acaip çığlıklar atmaya ve zayiat
vermeğe başladıkları ateş yoğunluklarının azalmasından belli oluyordu.
Yarbay Eruç bizzat 60 mm’lık havan kullanıyordu. Gün ağarırken
Rumlar dirençlerini iyice kaybetmiş takviye bekler duruma gelmişlerdi.
Uçaksavar makineli tüfekleri ile oyalayıcı atışlar yapıyorlardı. son direnişlerini
Doğruyol batısındaki hakim kayalıklarda sürdürüyorlardı. Yan
gerilerine yapılan manevrayı hissedince tamamen bir kısım silahlarını
atarak kaçtılar .
Tepe 21 Temmuz 1974 Pazar günü saat 10.00 ‘da tamamen ele
geçirildi. Bu harekat Kıbrıs Barış Harekatının bence dönüm noktası
olarak tarihte yerini alacaktır. Yaman Taburumdan Doğruyolun işgalinde
ve 18 şehit verdim. Burada 18 şehidimin durumu ile ilgili bir
açıklamaya gerek duyuyorum. Bu şehitlerimi ancak 3-4 gün sonra
bulabildim . Her birini çok iyi tanımama rağmen kayaların arasından
yamaçlardan çıkardığımızda tanıma şansım olmadı.
Sadece Arap selim dediğimiz mücahidin derisinin renginden
tanıdım. Zira , Rumlar Mücahitlerimizi öldürürken intikam, kin, nefret
insanlık dışı eylemlerle öldürdükleri belli oluyordu.Başları ezilmiş
vücutları parçalanmış ve vücutlarında sayılamayacak kadar mermi
73 Gökhan , age., s.306-313.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
213
deliği bulunuyordu. Rumların sızmaları iyi planlanmış ama korkaklıkları
ve inançsızlıkları şaşırtıcıdır. ”74 Demektedir.
D. Komando Tugayı 1 nci Tabur, 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen
Engin Ünal Şöyle Anlatmaktadır
20/21 Temmuz 1974 günü,“ Hava İndirme Tugayının 2’nci sortisi
atlamaya başladı. O bölgeye Yarbay Turan ERDEM’in Taburu inmişti.
Bölgeyi onlara terk ederek Tugay Karargâhının bulunduğu yere gittim.
Bana taburumla birleşmem emredildi. Bulduğum 2 otobüs ile ve 2
kamyona bindirdiğim bölüğümle SAİNT HİLARİON’a çıkmaya başladım.
Çıkış esnasında TÜRK BOZDAĞI’ndan ateş yedik.
Aldığımız emir gereği, saat 24.00’te her iki tabur, avcı zincirine
geçecek ve GİRNE’ye doğru inecek ve çıkan birliklerle birleşecektik.
Bu arada Tabur Komutanı Binbaşı Vural ÇETİN, Kale Komutanından
aldığı aracı bana vererek, DOGRUYOL’a çıkmamı, K.T.K. alayında
beraber çalıştığım bazı personelin orada olduğunu ve onlarla görüşmemi
istedi. Orada Muhabere Başçavuş Bayram, 2 çavuş ve 18 mücahit
ile görüştüm, helalleşerek (20’si o gece şehit oldu). Atış Alanındaki
bölüğümün başına döndüm.
74 E. Top. Alb. Mehmet Biran (Yaman Tabur K- Senthilerion Kalesi) yaşı. 72, 16 Aralık
2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
214
Orada ben, Üsteğmen Oğuz YENER, Üsteğmen Haluk ÜSTÜ-
GEN, Üsteğmen Kenan KORKMAZ, Üsteğmen Mustafa BAŞEL ve
Yüzbaşı Osman BAYKURT oturmuş, bir saat sonra yapılacak GİRNE’ye
inme harekâtını konuşurken, 3’ncü Komando Taburunun toparlanıp,
buraya doğru hareket ettiğini, yalnız Üsteğmen Sinan İNAN
ve bir takım kadar askerin kayıp olduğunu öğrendik.
Saat 23.40 ,Helalleşerek ayrıldık. Kenan’la bölüklerimize giderken
(Tahminen 23,40) her taraftan ateş, yemeğe başladık. 2’nci Bölük ŞATO
Gazinosu ile BOGAZ’a giden yol arasındaki boş alanda kalmıştık. Tabur
Karargâhı ve 3’üncü Bölük ile irtibat kuramıyorduk. DOĞRUYOL, ADA
Tepe ve GİRNE yolunu kontrol eden ASLAN Tepe ve ŞAHİN Tepeden
ateş yiyorduk.
Üç tarafımız sarılmış, bir tarafımız uçurumdu. Ateşin en çok
geldiği DOĞRUYOL tarafına ateş açtık, fakat, Oğuz ve Haluk’un lakaplarımızla
bağırarak orada kendilerinin bulunduğunu söylemeleri
üzerine ateş kestirdik. Her taraftan ateş yiyorduk. Burada kalmamız
imha olmak , demekti. Birliklerimizin subay, astsubay mevcudu fazla
olduğundan, her birinin emrine 9-10 er vererek münavebeli olarak ve
karanlıktan istifade ile sızarak, Kaleye çıkan yolun BOĞAZ yolu ile birleştiği
kavşağa çekildik.
Yeniden düzenlenmeye karar verdik. FAKAT BU DÜZENLENME
KENDİLİĞİNDEN TAARRUZA DÖNÜŞTÜ. Rumlar kaçmaya
başlayınca toparlandık. Ateş muharebesi bütün şiddetiyle devam ediyor,
Rumlar bulunduğumuz bölgeyi havan ateşine tutuyorlardı. Yer
değiştirdiğimiz halde, havanlar sanki bizi görüyormuş gibi isabetli atıyorlardı.
FİNLİ’lerin Kampının sağ ve solundan geliyorlardı. Bu sırada atışlar
yoğunlaştı, bir havan mermisi tam ortamıza düştü, ben göğsümden
vuruldum. Elimdeki Thomson makinalı tabanca parçalandı. Astsubay
GÖKDEMİR ve ÖZDEMİR ile Onbaşı Turhan KARADANA yaralandılar.
Astsubay Çavuş Ramazan ERGİN şehit oldu.
Sesim çıkmıyordu. Adamlar 50-60 m. yanaşmışlardı. ALLAH’A
yalvardım ‘Canımı alacaksan, emri vereyim öyle al’ diye. Çok şükür
ateş emrini verebildim. Açılan ateş karşısında çekilmeye başladılar.
Fırsat kaçmamalıydı.
1 subay, 1 astsubay ve 15 er erbaşa tepeyi tutmalarını emredip
3’üncü Takımla da (3 subay, 5 astsubay, 36 er erbaş) süngü taktırıp aşağı
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
215
doğru saldırdım. Aynı şey diğer bölük komutanının da aklına gelmiş,
bir havanla ateş açtırarak o da bir takımı ile saldırdı.
Yolun kenarına kadar (BOĞAZ yolu) saldırdık, vurduk, vurulduk,
ve sonra da YUNAN olduğunu ve Rumların YENİLMEZLER
adını verdiği Komando Taburunu toparlanamayacakları şekilde muharebe
alanından sildik. (33’üncü Komando Taburu) ASLAN Tepe
ile ŞAHİN Tepe ve KALE yolunun kontrolünü ele geçirip duruma hakim
olduk. ASLAN Tepeye giderek Üsteğmen POYRAZ, Üsteğmen
Nazmi SAATÇİ ile buluştuk. Sabah olduğunda, baskına uğradığımız
yerler geri alınmıştı. Bizim 1 nci Bölükten bir astsubay ve bir çavuş şehit
olmuş, benden de iki astsubay ile 5 er yaralanmıştı.
Tabur ile irtibat kurulmuş, ŞAHİN Tepe 2’nci Bölük, ARSLAN
Tepe 1’inci Bölük tarafından tutularak, 3’üncü Bölük de GlRNE’nin
dış mahallelerine inerek birleşmeyi gerçekleştirecekti.”Bu geceki muharebelerde,
özellikle Komando Taburları’nın ve 3’üncü Paraşüt Taburu’nun
boğuşması Kıbrıs Barış Harekâtı’nın kırılma noktası oldu.
O gece neler olduğunu özellikle yaşayanlardan dinlemek gerek.
Onlar MEÇHUL ASKER ABİDESİ’nin fertleriydiler.
21 Temmuz sabahı DARBOGAZ’da şaşkın bir şekilde dolaşan,
33’ncü Yunan Komando Taburundan olduğunu söyleyen bir havan eri
esir alındı.
Sorgulandığında söyleyebildiği tek cümle, Tabur Komutanı Yunanlı
Yarbay dahil bütün tabur personelinin öldüğü idi. Rumların
bütün çabaları, Komando Tugayı ile çıkan birliklerin birleşmelerini
engellemek idi. Başaramadılar, özellikle 33’ncü Yunan Komando Taburu
mevcudunun yarısı kadarı öldüler. Bu 2 Rum Komando Taburu
bütün harekât boyunca sahnede görünmediler. Bu gece savaşın bizim
lehimize dönüm noktası oldu.”75 diye anlatmaktadır.
E. 1 nci Komando Taburu İstihbarat Subayı Üsteğmen Kemal
Adalıer Şöyle Anlatmaktadır ;
“Şehitlerimizi ve Rum ölülerini toplarken, Rumların Atak
mevziindeki mücahitleri vahşice katlettiklerini, mevzideki mücahitlerin
tümünü yaktıklarını, bir kısmını da canlı olarak kayalardan attıklarını
gördük.” 76Demektedir.
75 Sever, age., s.88-92.
76 Evcil, age., s. 49.
ALİ DENİZLİ
216
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
217
E. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem (E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır
TÜRK BOZDAĞ’INA İNTİKAL
21 Temmuz 1974, Saat 00.15, “Nihayet Türk Bozdağ’ına vardık.
Saat 00.15’i gösteriyordu. Oralarda görev yapanlar Bozdağ’ın yolunun
1974’teki durumunu bilirler. Yol bizi fazla oyaladı. Gecenin karanlığı,
havan, uçaksavar ve Mk.Tf. mürettebatının fazla yüklü oluşuna, yapılan
yürüyüşün bir dağ yürüyüşü olduğunu ilâve etmek isterim.
Türk Bozdağ’ında Mücahit Bl.komutanını aradım. Geldi. Gündüz
keşiften dönerken kendisine her bölük emrine verilmek üzere üçer adet
kılavuz teminini emretmiştim. Hazır olup olmadığını sordum. Hazır
cevabını aldım. Fakat onların da Rum Bozdağ’ı ve Delik T. bölgesini
tam bilmediklerini zira 1963’ten bu tarafa oralara gidilemediğini tekrar
arz etti.
Evet Bozdağ’a gelmiştim. Ama daha taarruzun başlatılacağı 784
rakımlı tepeye çıkamamıştık. Saat 18.00’deki taarruz? Harekât, emredilen
saatte yapılamamıştı. Yapılması için gerekli imkân da verilmemişti.
Bu ağır yorgunluk içinde bilmediğimiz bir araziye faraza saat
01.00 veya 01.30’a taarruzla ne kazanacaktım? Öncelikle 2 nci Bl. komutanına
784 rakımlı tepeye çıkarak taarruz için hazırlıklarını yapmasını
ve bölüğünü istirahate geçirmesini; taarruz saatini ayrıca bizzat
bölük gözetleme yerine gelerek vereceğimi emrettim.
ALİ DENİZLİ
218
Bölük komutanı bölüğün çok yorgun olduğunu, bazı mürettebatla
kullanılan Slh. personelinin hâlen gelemediğini; mümkünse biraz istirahat
ettikten sonra tepeye tırmanmayı ve taarruz için tertiplenmeyi arz
ve teklif etti. Bölükler, kılavuzlarını da yanlarına alarak şuralarda olmak
üzere (Yerlerini gösterdim.) saat 03.00’e kadar istirahat edecekler.
Ben de Bozdağ’daki BI.Kh. binasının önündeki arazi üzerinde bir yere
uzanarak istirahate çekildim. Bir ara 3 ncü BI.Komutanı Ütğm. Erol
Dereli tarafından uyandırıldım. Telefondan arandığımı arz etti. Telefonda
Tugay Kur.başkanı vardı.
– Binbaşım Bozdağ’a ulaşabildiniz mi?
– Evet sizinle Bozdağ’dan konuşuyorum.
– Taarruza ne zaman başlayacaksınız?
Saat 01.50:
-Tabur taarruz hazırlıklarıyla meşgul, biter bitmez başlayacağız.
Karşılıklı birkaç nezaket sözünden sonra telefonu kapattık. Kafam
keçe gibiydi. Kendimi toplamam lâzımdı. Önce saate baktım. 01.50’yi
gösteriyordu. Ayak yoluna gittim. O arada Türk Bozdağ’ında bir kırmızı
işaret fişeği gördüm. Mücahit mevzileri üzerine atılmıştı. Bu ne
demeye fırsat ve zaman kalmadan 2 adet 81 mm’lik havan mermisi
bulunduğum yerin 10-15 m kadar uzağına düştü. Kendimi yokladım,
yaralı değildim, hayret ettim. Ayaktaydım, oysa bu mermiler 10 m içinKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
219
de öldürücü idi… İki havan mermisi bütün taburu ayağa kaldırmaya
kâfi geldi.
Bağırdım: Bütün tabur barakalar gerisindeki sırta marş marş. Tabur
sanki zemberek gibi gerildi. Emri anında yerine getirdi. Ateş gelen
istikamet 784 rakımlı tepe idi.
– İstikamet karşınızdaki tepe, ateş serbest.
Bir anda ateş başladı. Ateş şoku denen şeyi bilirdim. Ancak 20
Temmuz gecesi çok daha iyi anladım. Sanki yer gök ateş kusuyordu.
Bu arada subaylar ağır ağır etrafımda toplanmaya başladılar. 3
ncü Bl. Komutanı Ütğm. Erol Dereli, Ütğm. Recep Şen ilk gördüğüm
subaylardır. Kulağım karşı taraftan gelen seslerde idi. Tekrar tekrar
dinliyordum. 3-5 dakika sonra düşman ateşleri hafiflemişti. 1 nci Bl.
Komutanı Ütğm. Recep Şen’e emir verdim:
– Recep bölüğünden bulabildiklerinle hemen 784 rakımlı tepeye
fırla ve oranın emniyetini sağla.
Ütğm. Recep Şen “Emredersiniz komutanım” dedi ve ayrıldı. Bu
arada düşman ateşi hafiflemişti. Ben de “ateşkes” emri verdim. Bu emri
etrafımda toplanmış olan subay ve astsubaylar tabura ilettiler. Ateş kesildi.
Bozdağ bir ölü sessizliğine bürünmüştü. Sanki biraz evvel cehennem?
ateşe sahne olan yer burası değildi. 10-15 dakika sonra 784 rakımlı
tepeden tekrar ateş sesleri gelmeye başladı. Ütğm. Recep’in tepeye
ulaştığını anladım. Zamanı kesin bilemiyorum.
Ayrıca tabura şu emri verdim: “Bozdağ’a kimse sokulmayacak.
Türkçe konuşmalara itibar edilmeyecek, parolayı bilmeyene ateş edilecek.”
Sonraları parolaya da çok az itibar ettik. Saat 03.00 sularında
kendime yardımcı olarak görevlendirdiğim rahmetli Yzb. Tuncer Güngör,
S-1 (personel sb.) Yzb. Ahmet Çelebi, S-3 (hrk. ve eğt. sb.) Ütğm.
Mete Ebinç yanımdaydılar. Bozdağ’a gidenler bilirler. Orada 1974’lü
yıllarda bir voleybol sahası vardı. Onun iki direğinden birinin dibine
oturduk; durumu kurtardığımı, baskını atlattığımı hissediyordum.Artık
Bozdağ bölgesine haberim olmadan sinek sızmazdı. Bir şey kafamı
kurcalıyordu. Girne tarafından da ateşler gelmişti. Dar Boğaz’ın ilerisinde
Türk Bozdağ’ının ucundaki burunda (Bozburun) bir mücahit
takımımız olacaktı.
Bu takım ne olmuştu acaba? Üzerinde fazla düşünmedim. Tepeden
hâlâ ateş sesleri geliyordu. Oraya çıkıp durumu yakından görmek
ALİ DENİZLİ
220
en iyi hareket olacaktı. Yzb. Çelebi ve Ütğm. Mete Ebinç’e Yzb. Tuncer
Güngör’le beraber 784 rakımlı tepeye çıkacağımı, dönünceye kadar orada
kalmalarını emrederek ayrıldım.
Tepeye tam sırt kesiminden tırmanıyorduk. Tepeden atılan
mermiler devamlı ıslıklar çalarak üzerimizden geçiyor ve havan ve
makineli tüfek ateşleri ile bir ses armonisi yaratıyordu. Doruğa yaklaştıkça
ateşleri fazla yakınımızda hissetmeye başladım. En iyisi bulunduğumuz
yerde kalarak günün ışımasını beklemekti. Ben de öyle
yaptım. Bahri Fecirle birlikte tepeye tırmandım. Gördüğüm ilk şahıs
personel barakası dibindeki bir mevzide Ütğm. Recep Şen’di. Yanında
iki de er vardı. Ütğm. erlere taarruz etmelerini,emrediyordu.
Erlere “Hadi çocuklar bölük komutanınızın emrini yapın. Arkadaşlarınıza
katılın.” diye bağırdım. Erler ileri fırladılar. Bir ara tepenin
güneyinde Yzb. Tuncer Güngör’ü gördüğümü hatırlıyorum. Tepeye
tırmanıştan sonra birbirimizden ayrılmıştık.
Etrafta mermiler uçuşuyordu. Sanki atış alanında hedeflere atış
yapılıyormuş gibi bir durum vardı. Tepe kimin elinde ilk anda anlayamadım.
Yalnız gözetleme kulübesi yanındaki bayrak direğinde
Türk bayrağı yoktu. Ama Yunan bayrağı da yoktu. Anladığım kadarıyla
düşman direkten Türk bayrağını indirmişti.
Ama kendi bayrağını çekecek fırsatı bulamamıştı. Ben tepenin
batı kesimindeydim. Doğu ucu ile aramda aşağı yukarı 75-100 m vardı.
Ama bu kesim kayalık ve engebeliydi.
Saat 03.00, Yakınımdaki erleri ilerideki gözetleme kulübesi istikametinde
taarruza teşvik ile meşgulken tepeye kuzeyden takımıyla
Ütğm. İsmet Akpınar’ın çıktığını gördüm. Pek sevinmiştim.Çünkü tepede
saat 03.00’ten bu yana dövüşen 1 nci Bl.ten bir takım kadar er ve
2 manga kadar mücahit idi. Gelen takviye ile tepe sür’atle temizlenecekti.
Ayrıca da Ütğm. İsmet Akpınar sağdı. Geceki baskından sonra
akıbeti hakkında bilgi edinememiştim.
– İsmet seni gördüğüme sevindim. Ben seni şehit oldu zannediyordum.
– İyiyim komutanım döğüşüyoruz. Korkmayınız acı patlıcanı
kırağı çalmaz.
– Sağ ol hadi şu tepeyi temizleyin artık.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
221
– Emredersiniz komutanım. Onları biraz seyrettim. Sonra bu iş burada
biter. Ben artık kh.a döneyim, diye düşündüm.
Geriye dönerken Bozburun tarafında düşman subayı olduğunu
tahmin ettiğim bir kişinin sıçrayarak geldiğini gördüm. Düşman da
beni görmüştü. Önümde kocaman bir kaya duruyordu. Mevzi aldım.
Fakat mesafenin tabancanın ateş menzili dışında olduğunu fark edince
atıştan vazgeçtim. Neden lüzumsuz mermi harcamalıydı. Geride birkaç
mücahit vardı. Düşmanı görmüyorlardı. Ateş etmek için durumları müsaitti.
Onlara sıçrayarak yamacı tırmanan düşmanı gösterdim. Ateş
ettiler. Ateş sonucu Rum oğlu doğuya doğru kaydı. Fakat biraz sonra
da öldü… Bir ara erlerin uzaklardan “Komutanım ayakta dolaşmayın
vurulacaksınız.” diye bağırdıklarını duydum. Peki öyleyse aslında benim
tepede durmamın manası kalmamıştı. Yanıma aldığım gencecik bir
mücahitle Bozdağ’a döndüm. Tb.karargâhına geldiğimde Yzb. Tuncer
Göngör’ün 784 rakımlı tepede başından yaralandığını ve bir araçla
Boğaz’a hastahaneye sevk edildiğini öğrendim.
O gece sabaha kadar Bozdağ’da yaralılar hariç, 1 subay, 1 astsubay
ve 20 civarında er şehit verdik.Bunlar Kıbrıs Barış Harekâtı’nın
altın isimleridir. Onlar sadece Türk Bozdağ’ını değil bence Kıbrıs’ı
Türklere yeniden armağan etmişlerdir. Ruhları şad olsun. Mücahit Bl.
Komutanı Akıncı’nın verdiği bilgiye göre kuzeyde Bozburun’da Akıncı’nın
bölüğünden bir mücahit takımı vardı. Bu takım ne olmuştu? Bayrak
Tepe’den karargâha döndüğümde bu hususta bölük komutanından
bilgi istedim. Aldığım cevap bölüğün takımla irtibatının kesildiği ve
haberleşme imkânı bulunmadığı şeklinde oldu. O zaman daha önce arz
ettiğim veçhile o bölgenin, emniyetini 3 ncü Bölüğe vermekle isabetli
hareket ettiğimi anladım.
21 Temmuz günü takımın akıbetini tekrar soruşturdum. Netice
açıklığa kavuştu. 20 Temmuz gecesi baskın başlayınca bu Tk.Bl.üyle
irtibat kuramamış fakat bir haberci de göndermeden Tk. komutanı
takımını kendi inisiyatifi ile Dar Boğaz’a çekmiş.. Tabiî Bozburun
istikameti bu suretle açık kalınca düşman taarruzları baskın şeklinde
gerek Bayrak Tepe’ye gerek Türk Bozdağ’ındaki tabur bölgesine o istikametten
yöneltilmiş…
Aynı gece yani 20/21 Temmuz 1974 gecesi Bayrak Tepe’ye tırmanırken
gece karanlığında bütün Türk kesminin en hâkim yeri olan Türk
ALİ DENİZLİ
222
Bozdağ’ından zaman zaman Üçgen bölgeyi de izlemiştim. Bilhassa havanın
ağırmasını beklemek için oturduğum sırada gördüğüm manzara
şuydu: Lefkoşa-Gönyeli-Bilelli-Doğruyol (Hacı Solomu Mvk.)
(1/50.000 ölçekli Kıbrıs haritasında çatışmalar vardı. Türk Bozdağ’ı Bayrak
Tepe’deki atışlar dışında sakindi.
Durum Türkler için pek iç açıcı görünmüyordu. Düşman Gönyeli’de
ne arıyordu? Türk alayı ne yapıyordu? Gönyeli o gece gündüz
gibiydi, yanıyordu. Ben artık Gönyeli bitti demiştim. Harekâttan sonra
bir iki mermi yarası hariç bir binanın bile yıkılmamış olduğunu
görünce hayret etmişimdir. O kadar ateş o kadar yangın, sonra her şey
yerli yerinde. Bu olay benim için geceleyin yapılan meskûn yer muharebelerine
ait enteresan bir tecrübedir. Ayın 24’ünde artık her şey düzeldikten
sonra bir ara 20/21 Temmuz gecesi Türk Bozdağ’ı ve St. Hilarion
Kalesi hariç Doğruyol ve Bilelli’nin düştüğünü öğrendik.
Eğer Türk Bozdağ’ı da düşseydi, durum çok kritik olabilirdi.
Çünkü St. Hilarion, Doğruyol’un gerisinde kalıyordu. Dolayısıyla o
gece taarruz için Türk Bozdağ’ına çıkmamızı emredenlere 3 ncü Prş.
Tb.unun şükran borcu vardır. Doğal olarak Bayrak Tepe’de boğaz
boğaza döğüşen Mehmetçiklere ve Bozdağ’ın böğründe yatan şehitlerimize
de… Daha önce arz ettiğim
gibi Bayrak Tepe’de bir
ara bayrağımız indirilmişti.
Ama Yunan bayrağı çekilemedi.
Düşman birçok ölü ve
yaralı bırakarak geri çekildi.
Şanlı bayrağımız 21 Temmuz
1974 saat 05.30 civarında tepede
gene nazlı nazlı dalgalanıyordu.
Türk bayrağının indirilip
yeni-den çekildiğini tabur komuta-
nından ve Ütğm. Recep
ve Ütğm. ismet’ten başka kimse
bilmez. Bilenler bizden duymuşlardır.
Doğruyol saat 24.00
ile 03.00 arasında sessizdi.
Düştüğünü ve 26 mücahidimizi
işkence ile öldürdüklerini
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
223
âdeta kestiklerini sonradan öğrendim. Sonradan öğrendiğime göre
Doğruyol’u düşüren Rumların bir kısmı Yb. Cemal Eruç komutasındaki
1 nci Komd.Tb.unun Doğruyol’u geri almak için yaptığı taarruz
neticesinde dağılarak Boğaz istikametinde kaçmışlar.
Anladığım kadarıyla Türk Bozdağ’ının Rumlar eline geçtiğini
zannederek Doğru-yol’dan Türk Bozdağ’ına yönelmişlerdi. Tabiî ilk
anlarda biz bu değerlendirmeyi yapamadık. Ayrıca Tug.Kh.ı ile haberleşmemiz
de kesildiği için Bozdağ’da çepeçevre emniyet tertibi
aldık.
Aklıma gelmişken şunu da arz edeyim. İnsanların hayatlarında
öyle günler veya geceler var ki onlar insanın bütün hayatını etkiliyor.
Bir türlü bitmiyor o gün veya geceler, işte 20/21 Temmuz geceleri ve
20-21-22 Temmuz gündüzleri toplam 60 saat bende öyle bir iz bıraktı.
Bitmediler bir türlü” 77demektedir.
III. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
A. 6 ncı Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever( E. Korgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
DİKMENTEPE BÖLGESİ
Saat 02.00 ,“ Mücahit Levent Tabur Komutanı (TMT) ihtiyat Bölüğünü
bölgeye sevk etti.
Ancak bölüğün gücü Rumları durdurmaya yetmedi, Rumlar mevzilere
girerek DİKMENTEPE’yi saat 02.00’de ele geçirdi. Rumlar LEFKOŞA-
GİRNE yoluna ulaştılar ve kestiler.
DİKMEN-TEPE’nin düştüğü haberi Kolordu Komuta Yerine ulaştığında,
Kolordu Komutanı o esnada komuta yerine gelmiş olan Nevşehir
Jandarma Komando Tabur Komutanı Jandarma Binbaşı Hasan
Cemil ERDEM’e derhal bölgeye intikal ederek, taarruzla DİKMENTEPE’yi
geri almasını emrediyordu.
77 Erdem, age., s.17-24.
ALİ DENİZLİ
224
Tabur Komutanı Ada’ya akşam saatlerinde indiği için bölgeyi hiç
tanımıyordu. Kurmay Albay Muzaffer Sever’e baktı, kendisine kılavuz
verileceğini söyledim.
Saat 03.00, Tabur Komutanı gitti, taarruz etti ve düşmanı imha
ederek DİKMENTEPE’yi geri aldı. 21 Temmuz saat 03.00 olmuştu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
225
ALİ DENİZLİ
226
B. Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hasan
Cemil Erdem Şöyle Anlatmaktadır
21 Temmuz 1974, “Saat 24:00 veya 01:00 sıralarında bir jeepin
geldiğini gördüm durdurdum içinde ismini sonradan öğrendiğim
Kurmay Bnb. YILMAZ tertibi alıp almadığımızı soruyordu. Bende
yukarda arz ettiğim tertip şeklini aldığımı söyledim. Kendiri bana öyle
olmaz karargâh bölüğünü ne silahı var ki ön cepheye koydun dedi, ben
de kolordu komutanımızın emrinin böyle olduğunu izah ettim gerçi
kolordu komutanımız bana bu emri verince karargâh bölüğünün ön
cepheye koymamı emretti. Acaba 2 nci bölüğü karargâh bölüğü yerine
koyayım diye teklif etmeyi düşünse de. Zaman, imkân ve emir
anlayışım buna mani olduğundan teklif edememiştim
Binbaşım öyle şey olmaz kolordu komutanı öyle emir vermez
bunda bir yanlışlık var sen 2 nci. bölüğü, Karargâh bölüğünün yerine
ileri hatta al mesuliyeti ben üzerime alıyorum dedi. Halbuki bilmiyor ki,
2 nci bölükte hemen hemen karargâh bölüğünün 10 m. sol gerisinde ve
mecburen birinci hatta gelmişti. Ben de bana verilen emir budur böyle
yaptım. Emir değişip gelse bile bin bir güçlükle yerleştirdiğim birlikleri
bilinmeyen arazide tekrar arayıp bulmak ve birlikleri değiştirmek zor.
Kendisi ayrılıp kolordu karargâhına doğru gitti.
Şimdi bütün tabur kendimize göre hazırlanmış Kıbrıs Türk Alayını
imha edip bizim mevzilendiğimiz istikamete doğru gelen tank taarruzunu
bekliyor. Elimizde dört adet roketar var. Kıtanın komutanı olarak
silahların gücü hakkında bilgilerim olmasına rağmen ha gayret arkadaşlar
diyerek moral vermeye ve tankları durdurmaları veya imhaları
için yine tabur içerisindeki rastladığım herkese söylüyorum .
Zaten tabur aşağı yukarı 500 m. uzunluğunda ve hiç derinliği olmadan
tertiplenmişti. Aynı gün 20 Temmuz 1974 günü tank taarruzu
olmadı. Fakat mücahitlerin aynı gece söylediği istikametten ve fakat
tahminen bulunduğum yere 200 m mesafeden karşılıklı atışlar yapılıyor.
Kimin kime ve ne kadar kuvvete atış yapıldığı belli değil. Saatler hayli
ilerliyor. Atışlar yavaşladı. Ben imkân dahilinde dolaşıp duruyorum.
Ortalık aydınlanınca yanıma 3 ncü Bölükten Astsubay Bahattin
AKDEMİR geldi. Elinde 5-6 adet hüviyet yunan subay ve erlerine ait
olduğu resimlerinden belliydi. Kendisinden onları aldım, kolordu
komutanlığına götürmek üzere hadiseyi dinledim. Atışlar yapılırken
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
227
mücahitler gelip sabahleyin gördüğümüz hemen yakınımızda bulunan
ve mücahitlerle savunulan yere düşmanın girme yaptığını ve imha
edileceklerini bu nedenle yardım edilmesini ısrarla istemişler.
Kendisi de silah takım komutanı olduğu halde personeli ile
gitmeye karar vermiş ve yapılan havan atışları ile tesadüfen 5-6 kişi
öldürmüş. Diğer taraftan yapılan atışlarla gelen düşman herhalde
baskına uğradık korkusu geri çekilmiş olacak öyle tahmin yapıyorum.
21 Temmuz sabahı ortalık ağarınca birde bakıyoruz ki düşmanın
kuvvetli dendiği yerin halen bulunduğumuz yere mesafesi 500-600 m.
Mücahitleri imhadan bilerek kurtardık, fakat diğer çarpışmayı (karşılıklı)
bilmeden yaptık. 21 Temmuz
1974 saat 05:00-06:00 sıralarında
ortalık aydınlanmamış,
Dr.Tbp. Serdaroğlu yoldan geçen
bir vasıtayı durduruyor. Bunun
üzerine karanlıkta belkide iyice
teşhis edemediğinden rütbesi olmayan
birisi vasıtadan inerek ,
herhalde generaldi diyor, komutanın
nerede diye beni soruyor.
Biraz ilerde diye onların gidiş
istikametine ters olan yönü ve
yerini gösteriyor. Aynı komutan
vasıtada daha iki kişi varmış, Dr.
Serdaroğlu’nun omzunu okşayarak
“Dikmen’de düşmanı siz durdurdunuz
Aslanlar dediğini” ve
vasıtaya binip gittiklerini bana söyledi.
Bende bayrağı oraya diktirdim dedim Tebrik edip gittiler. Zaten
güveniyoruz deyip elimi sıktılar. 21 Temmuz 1974 günü saat 07:00-
08:00 sıralarında etrafı tanıma imkânı hasıl oluyordu. Bölük komutanlarını
yanıma alarak gece mevzilendiğimiz verin ilerisine doğru keşif
yapmak ve birliklere yer göstermek maksadı ile ileri çıktık. Tahminen
yüz metre (100 m) ilerimiz savunma için çok elverişliydi. Ve fakat bir
gün evvelinden beri değişen durumlar ve gece karanlığı, çevreyi tanımamamız
bu arazi parçasından istifade imkânını vermemişti. Birlik
ALİ DENİZLİ
228
komutanlarına bölüklerin yerleşimi ve derhal buralara intikal için savunma
tertibi almalarını emrederek emir almak ve ele geçen hüviyetleri
(ortalık ağardıktan sonra görülen “.”78diye anlatmaktadır.Bu saatlere
kadar birliklerin tüm personeli, Kolordu Komutanı başta olmak üzere
sadece nefes alabiliyordu. Bombardıman nedeniyle su depoları tahrip
olmuş, borularda kalan hamam suyu kadar sıcak su ile yetiniyorlardı.
Dağda boğuşanlar ise onu bile bulamıyorlardı. Bu savaş canını dişine
takmış askerlerin ölüm kalım savaşıydı. Bu geceyi kazanan, savaşın
tümünü kazanmış olacaktı.
Gece bitmek bilmiyordu. Durum hakkında bilgi almak mümkün
değildi. Dağ baştan başa yanıyordu. Arada LEFKOŞA’ya baktığımda
onun da yandığını görüyordum. O gece ay yoktu her yer zifiri
karanlıktı, sürekli mermi patlamaları yüzünden görüş sıfırdı.
Saat 03.00’te Rumlar bütün bölgelerde Kolordu Komuta yerine
200-700 metre kadar yaklaştılar. Havan ve topçu mermilerinin dışında
makineli tüfek ve hatta piyade tüfeklerinin ateşleri bölgede etkili olmaya
başladı. Bir ara bir makineli tüfeğin bir süre etkisi altında kaldık.
78 E. Tümgeneral Hasan Cemile Erdem (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
229
1’nci ve 2’nci Komando Taburlarının 21 Temmuz saat 01.15’te
başlayan taarruzları göğüs göğüse muharebeler şeklinde bütün şiddetiyle
devam ediyordu. Ancak durum hakkında derde deva hiçbir bilgi
alınamıyordu. Dağda bu durum devam ederken, irtibat kurulamadığı
için çıkarma bölgesindeki Çakmak Özel Görev Kuvvetinin durumu
hakkında da hiçbir bilgi alınamıyordu.
Saat 03.05
Daha sonra elde edilen
bilgilere göre saat 03.05’te
50’nci Piyade Alay Komutanı
Albay İbrahim KARAOĞ-
LANOĞLU, ACT Subayı Hava
Pilot Binbaşı Fehmi ERCAN
ile bir er, Rumların komuta
yerini ateş altına aldığında,
bir geri tepmesiz top
mermisinin isabeti sonucu
şehit olmuşlar ve Alay Komutan
Yardımcısı da yaralanmıştı.
Bu dakikalarda komuta yeri yakınlarına hatta üstüne düşen havan
ve top mermilerinin sayısı giderek artmaya başladı. Komuta yerinin
tavanından üzerimize toprak dökülmeye ve etraf sarsılmaya, komuta
yeri tehlikeli bir hal almaya başladı. Komutanı komuta yeri ile
üstümüzdeki bina arasında dar bir merdivene
çıkardık. Bulunduğumuz yer çökse
bile dar olan merdiven başı onu korur diye
düşünmüştüm.
Sonunda, komutan karargâhı başka
yere taşımamızı emretti. Komuta yerinde
bizim dışımızda Komando ve Hava İndirme
Tugay Karargâhları da bulunuyordu.
Hep birlikte komuta yerini terk
ettik. Komutan herkes tamam mı diye
saymamı istedi. Saydım. Her seferinde bir
kişi eksik çıkıyordu.
ALİ DENİZLİ
230
Karanlık ve patlamalar nedeniyle kimin eksik olduğunu anlayamıyordum.
Sonuçta Binbaşı Altan ATEŞ “Komutanım, saat 22.30 sıralarında
Yarbay Refik CESUR’u KIRNI’yı geri almak için 2’nci Paraşüt Taburuna
göndermiştiniz, o yok” dedi. Benim yerime giden yarbay şehit
olmuş ve o esnada Boğazsancağı’na ait revirde cesedi duru-yormuş.
Tabi bunu hava ağarıp biraz soluk almaya başladığımızda öğrendik.
Saat 04.00 Gece, 2 nci Komd. Tb. da batıdaki harekatın gelişmesi üzerine
21.04.00 TEMMUZ’da ileri harekata geçerek GİRNE BOĞAZI’nın
tekrar ele geçirilmesini sağladı. 21 TEMMUZ 1974’de 1 nci Komd.Tb.
ulaştığı hatlarda yeniden tertiplenme ile meşgul olurken, 3 ncü
Komd.Tb. (-) PINARBAŞI havaalanı bölgesinden otobüslerle BEYAZ EV
bölgesine getirildi.
Saat 04.45, 21 Temmuz saat 04.45’te uçaklarımızın KTK Alayı bölgesindeki
özellikle Yunan Alayına yaptığı hava taarruzlarının arkasından,
GÖNYELİ grubu karşı taarruzla Rumları geri atmayı başardı.
Uçaklarımızın taarruzlarıyla ciğerlerimiz çalışmaya başladı. Artık
biraz daha nefes alabiliyorduk. 4 ncü Prş.Tb. 20.23.00 TEMMUZ’da
KTKA.nın emrine girmiş ve 21.05.30 TEMMUZ’da GÖNYELİ mevzilerine
ulaşmıştır. Bu arada KTK Alayı emrine verilen 4’ncü Paraşüt Taburunun
2’nci ve 3’ncü Paraşüt Bölükleri GÖNYELİ grubunun, 1’nci Paraşüt
Bölüğü ORTAKÖY grubunun emrine verildi.
Alayın 4’ncü Piyade Bölüğü GÖNYELİ grubunun gerisinde alay
ihtiyatını teşkil etti. Alay karargâh bölüğü ise bulunduğu mevzilerden
geri çekilerek eski mevzilere yerleştirildi. 1. Kom. Tb. 21 Temmuz 1974
gecesi saat 01:15’de düşmanla temas sağlayarak, sarp ve ormanlık arazide
, yanan orman içerisinde tesadüf muharebe esaslarına göre düşmanla
aralıksız 8,5 saat çarpışarak sabah saat 09:40’da 2 düşman Kom.
Tb. ‘nü imha ederek hem kaybedilen DOĞRUYOL bölgesini ele geçirmiş
hem de şehit edilen mücahitlerin intikamını almıştır.
Bu şekilde de GİRNE BOĞAZI’nın batı kısmının kontrolü sağlanmış,
Boğazın tekrar ele geçirilmesine imkan veren arazi elde bulundurulmuştu.
Özet olarak bu günkü muharebelerde: 1 nci Prş.Tb. DAĞ-
YOLU KARA T. arasındaki bölgeyi savunmuş, 2 nci Prş.Tb. yoğun
ateş nedeniyle bölgesine intikal edememiş, PINARBAŞI bölgesinde
kalarak bir Bl.nü KTKA.nın emrine vermiş,
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
231
3 ncü Prş.Tb. BOZDAĞ bölgesine zamanında yetişememiş, ancak
gece yarısından sonra TÜRK BOZDAĞI’nı ele geçirmiştir.
IV. AMFİBİ DENİZ PİYADE ALAYI
A. Amfibi Alay Komutanı Deniz Yarbay Neşet İkiz Şöyle Anlatmaktadır:
“Amfibi Alayımızın
cephane, pil ve ilkyardım
malzeme ihtiyacını; bölgemizdeki
Harp Filosu aracılığı
ile, Çıkarma Birlikleri
Komutanlığı’na iletiyoruz.
Bu arada ekibiyle büyük bir
üzüntü içinde dönen, Harekât
Subayımız Dz. P. Kıdemli
Üsteğmen Ahmet
Aksu tanık olduğu durumu
rapor ediyor. 50 nci Piyade
Alayı Muharebe Grubu
Komuta Merkezi olarak
seçilmiş yüzme havuzlu bir
evin bahçe-sinde, birçok
subay ve astsubay teessür içinde oturuyordu.
ALİ DENİZLİ
232
Hiç kimse konuşmuyordu. Çıkarma plajının hemen üstündeki
evin birinci katının girişinde, tavan ile duvarın birleştiği yerde büyük
bir boşluk açılmıştı. Nihayet bir yüzbaşı, komutan şehit oldu dedi. Yardımcısını
sorduğumda o da yaralı cevabını verdi. Yüzbaşıyı alarak Alay
Komuta Merkezi’ne gelen Üsteğmen Aksu’yu, Amfibi Tugay Komutanı’na
çıkardık.
50. Piyade Alayı Komuta Merkezi olarak seçilmiş evde gece şiddetli
bir patlama olur. Aynı oda içinde bulunan Alay Komutanı Piyade
Kıdemli Albay İbrahim Karaoğlanoğlu ile Hava İrtibat Subayı
Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan derhal şehit olurlar. Alay Komutan
Yardımcısı ise, yaralanır.” Olay, tümümüzü çok üzdü. Amfibi Tugay
Komutanı Tuğgeneral Süleyman Tuncer, 50. Piyade Alayı Muharebe
Grubu Komutanlığı Vekâletini önce, Tabur Komutanlarından Piyade
Binbaşı Hasan Tek’e, sonra da Tugay karargâhından Piyade Yarbay
Ali Yönel’e veriyor.
21 Temmuz 1974 Pazar sabahı erken saatlerde; Amfibi Dz. P.
Alayının tabur komutanları ve kilit personeli ile toplanıyoruz. Onlara,
“ivedi istek ve ihtiyaçlarımızın Mersin’deki Çıkarma Birlikleri
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
233
Komutanlığı’na iletildiğini belirtiyorum. İçinde bulunduğumuz güç
şartlar içinde, özellikle kalan cephanenin çok dikkatli kullanılmasını
bir kez daha hatırlatıyorum. Şartlar nasıl gelişirse gelişsin gerekirse,
süngü harbi de yaparak; Çıkarma Plaj Bölgesi’ni tutmaya kesin kararlı
ve mecbur olduğumu söylüyorum.
Tek tek büyük dikkatle izlediğim çehrelerde, soylu bir milletin
evlatlarına has sorumluluk duygusu, vakar ve inancı yine görüyorum.
Saygı ile selamlayarak, birbirlerine dönüyorlar.”79 Diye anlatmaktadır.
79 İkiz, age., s.166-167.
ALİ DENİZLİ
234
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
235
V. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
A. 3 ncü Komando Tabur Komutanı Yarbay Zeki DOĞDU Şöyle
Anlatmaktadır ;
Saat 09.00, “21 Temmuz: 09.00’a kadar hiçbir hareket olmadı. Susuzluk
son haddinde, susuzluktan bayılanlar oldu. Sonra bir pınar bulundu.
Burada, her mangadan bir er mataraları aldı, su doldurup getirdi.
Saat 09.00’da Tugay Komutanın şifahi emriyle BOĞAZ bölgesine
intikal için hazırlıklara başladık.
ALİ DENİZLİ
236
Araçlarla BEYAZ EV’e kadar gidilecek, oradan taarruz edilecek.
Ben nereye taarruz edeceğimizi sordum, eliyle GlRNE tarafını göstererek
BEYAZ EV’den GİRNE’ye taarruz edilecek dedi. Saat 10.30’da,
gelen araçlara binerek BOĞAZ bölgesine intikal ettik. Sivil şoförler
burada araçları bırakarak kaçtılar.
Sonra taarruz tertibi alınarak 2’nci Bölük, EMİN Tepe, – HACI
Tepe, 3’üncü Bölük KEŞİF Tepeye taarruz etti. GİRNE’den açılan taciz
ateşlerinden başka bir mukavemetle karşılaşılmadan bu tepeler ele geçirildi
(GİRNE’nin güneyi) Batıdaki ÇİFTLİK Tepe daha hakim araziydi
ele geçirilmesi gerekiyordu. 3’üncü Bölüğe emir verdim, bu tepeyi de
ele geçirdik. Hava karardığı için, bölükler bulundukları hatlarda, savunma
tedbirleri alarak geceyi geçirdiler.
Gece GİRNE tarafından makineli tüfeklerle devamlı taciz ateşi
açıyorlardı. Biz de makineli tüfeklerin namlu ağız ateşini gördüğümüz
istikamete havan atışları yapıyorduk. ORTAKÖY bölgesi yakınına
indirilen 1’nci Bölükten hâlâ haber yok. Yaptığım araştırmaya göre
K.T.K. Alayının yanında imiş Alay Komutanı bölüğü bırakmıyormuş.”
80 diye anlatmaktadır.
Bolu Komando Tugayı 3 ncü Tabur 3 ncü Bölük Komutanı Üsteğmen
Mustafa Başel Şöyle Anlatmaktadır
21 TEMMUZ 1974 PAZAR
Bu sabah, Yavru vatan Kıbrıs’ta güneşin üzerimize ilk doğuşu…
Ve gece boyu hiç kapanmayan gözlerimizin de gün ışığını ilk görüşü…
O gün Ada’da güneşin doğduğu taraf altın sarısı bir renkle kaplanmıştı.
Saat 09.00, Saat 09.00 sula-rında aldığımız bir emirle tekrar intikal
hazırlıklarına başladık. Kendi araçlarımız henüz Ada’ya çıkmadığından,
yine tahsis edilen sivil araçlarla (!) Boğaz’daki Beyaz Ev bölgesine kadar
gidilecek, orada tertiplendikten sonra GİRNE istikametine taarruz
edilecekti.
Saat 10.30 , Hazırlıklar kısa sürede tamamlanmasına rağmen,
beklenen araçlar hala ortalıkta yoktu.
80 Sever, age., s.100-103.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
237
Ancak saat 10.30’da gelebildiler. Bölükler belirli aralıklarla ve sıçramalarla
kuzeye doğru intikale başladılar.
Boğaz bölgesine yaklaştıkça üzerimize havan mermileri daha sık
düşmeye başladı. Sivil şoförlerin bazıları, paniğe kapılarak ne yazık ki
araçlarını bırakıp kaçtılar. Şoförsüz kalan bu araçları askerlere kullandırmak
zorunda kaldık.
Öğlen olmak üzereydi…Boğazköy’ü geçip Darboğaz’a yaklaşmıştık.
Yolun solunda selviler altında bir çeşme vardı, yalağından
sanki buhar çıkıyordu sıcaktan…Çeşmenin hemen yanında duran ve
birliklerin geçişini izleyen Tugay Komutanı Tuğgeneral Sabri Demirbağ’ı
fark ettim.Koşarak yanına gittim…Sarıldık…Yanında karargahından
bir iki kişi vardı.Elini omzuma koyup,her zamanki babacan
tavrıyla teşvik edici sözler söyleyerek daha hızlı hareket etmemizi istiyordu.
Bu sırada onu fark etmeyen erlerin bir kısmı suya doğru koşuştu.
Engel olmak için takım komutanları var gücüyle bağırıyor,toplu hedef
teşkil edip boş yere zayiat verilmesin diye yüksek sesle erleri uyarıyorlardı.
Boğazköy’deki Çeşme başında yaşanan bu anı Komando Er İzzet
Boğaz daha sonra şöyle naklediyordu; “… Hiç unutmam… Soyadım
Boğaz olduğu için arkadaşlarımın senin köyün diye takıldıkları Boğazköy’ü
biraz geçince yolun kenarında bir çeşmeye rastladık.Sıcaktan,
akan sudan sanki duman çıkıyordu… Bölükten bir kısım askerler suya
saldırdı. Subaylarımız da onları engellemeye çalışıyordu. Toplu hedef
olmak tehlikeliydi…Bölük Komutanımızın yanında Tugay Komutanımız
vardı, bir şeyler konuşuyorlardı.
Bölük Komutanımın suya saldıranlara kızdığını farkedince,
Tugay Komutanımız; Başel Üsteğmenim, bırak içsinler, belki de son
sularıdır!… dedi. Ben o “son sularıdır!..” sözünü işitince, bir tuhaf oldum,
elim ayağım kesildi.Son suları ne demekti acaba?..İnanın o an öylesine
çok duygulanmış ve heyecanlanmıştım ki.. Anlatacak kelime bulamam
şimdi…”
Evet..Ne yazık ki daha sonra bölüğümden şehit olan askerlerim
oldu.O aziz şehitler de bu sudan içenler arasında mıydı acaba?.. Gerçekten
onların son suları mı olmuştu?..Ben de bunu büyük bir üzüntüyle ve
derin bir iç burukluğuyla hep kendime sorar dururum. Her seferinde
gözlerimin dolmasına ve yanaklarımdan birkaç damla yaşın süzülmesine
engel olamam!…”Er İzzet’in anlattığı gibi gerçekten son suları mı
ALİ DENİZLİ
238
olmuştu acaba?!..” Darboğaz yolunun iki yakasından, kayalıklar ve
çalılar arasında Beyaz Ev’e doğru tırmanmaya başladık.İki taraftan ateş
yiyorduk.Mermilerden biri yolun tam ortasına düştü, bu havan mermisi
beton asfalt üzerinde öyle büyük bir krater oluşturdu ki,şaşmamak elde
değil.
Bu kraterin büyüklüğü hem içimize hafiften bir korku saldı,hem
de tehlikenin ne kadar büyük olduğunu anlayarak daha tedbirli hareket
etmemiz için bize bir uyarı oldu sanırım. Aynı anda hem Rumbozdağ’dan
hem Türkbozdağ’dan açılan yoğun iki ateş arasında kalmıştık.
Biz de karşılık verdik. Karşılık verdik diyorum ama,ortada görünen ne
bir Rum, ne bir Yunan ne de belli bir hedef vardı.Bütün atışlar uzak mesafelerden.
Maalesef askerlerimden yaralananlar oldu, Onbaşı Gani, Er Orhan
ve Er Hüseyin de yaralananlar arasındaydı.Yanımızdaki Mücahit kılavuz,
Bozdağ’da Türk birliğinin olduğunu sandığını söylüyordu.Telsiz
irtibatı kurulamadı.Meğer, Kayseri Hava İndirme Tugayından bir birlikmiş.
Kamuflaj elbiseli olduğumuz için bizi Rum sanmışlar,basmışlar
tetiğe. Çünkü,bu harekatta sadece Bolu Komando Tugayının üzerinde
kamuflaj elbiseleri vardı.O şartlarda elde yeterli istihbarat bulunamadığı
ve gerekli koordinasyon sağlanamadığı için maalesef bu türden hayati
hatalar olabiliyordu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
239
Saat 14.00, Bolu Komando Tugayının 2’nci ve 3’üncü Komando
Taburları yan yana, bölükler neredeyse dirsek dirseğe, takımlar kol kola,
mangalar da adeta zincirin birer halkası gibi inançla birbirine kenetlenerek
taarruz düzeni aldılar.Tam da Beşparmak uçurumlarının başında…
Taarruz zamanı 14.00 olarak belirlendi. Tabur taarruz planına
göre; 2’nci Bölük Emin Tepe-Hacı Tepe istikametinde taarruz ederken,
3’ncü Bölük olarak Keşif Tepe-Taşlık Tepe istikametinde taarruz edecekti.
Ortaköy bölgesinde bulunan 1’nci bölük henüz tabura katılamadığı
için, koordine etmek üzere iki Bölük Komutanı temas noktasında
buluştuk.Aynı zamanda devre arkadaşım olan Üsteğmen Erkan
Gencer ile Ovacık’tan beri ilk defa burada karşılaşıyorduk. Bir ara
ateş fasılalarından fırsat bulup yüksekçe bir yere çıktım.İleri atılmak
için işaretimi bekleyen bölüğüme,duyacakları kadar yüksek bir ses
tonuyla, şöyle seslendim;
“…Arkadaşlar!.. Şu ana kadar düşmanın sadece kalleşçe uzaktan
yaptığı atışlarıyla karşılaştık. Biliyorum; hep nerede bu düşman, ah bir
karşımıza çıksa dediniz. İşte size fırsat!.. Düşman artık karşınızda
…Ama bundan sonra her taşın arkasında,her ağacın gölgesinde,her çalının
arasında bir düşman gizlendiğini unutmayın…Komando her zaman
ve her yerde atik,tetik ve çevik olmak zorundadır. Öyleyse mutlaka
düşmandan önce siz davranın…
Hep soydaşlarımızın canına,malına ve ırzına göz koyan bu hainleri
nasıl denize dökeceğinizi düşünün… Unutmayın, bundan sonra ben
yürü dediğimde koşacaksınız,koş dediğimde uçacaksınız!.. Düşmanı
fare gibi saklandıkları o yerlerden söküp atacaksınız…Şu andan itibaren;
eliniz tetikte,gözünüz düşmanda, kulağınız komutanlarda olacak!…
Haydi yiğit komandolarım,şimdi sıra sizlerin yürek,bilek ve silahlarınızda…
Allah yardımcımız olsun!
Artık uçurumun başında bekleyen herkes nefesini tutmuş, gözlerini
hedefe dikmiş, kulakları verilecek “ileri!..” komutunda…Komut
bekleyen her askerin gözü de aynı zamanda bölük komutanı üsteğmendeydi,
onun duruşundan,bakışından,sesinden bir anlam çıkarmaya çalışıyorlardı;
korkuyor muydu, korkmuyor mu?. Aklından neler geçiyordu?.
Yüreğinde hangi fırtınalar kopuyordu?.Ama bunu üsteğmenin yüzünden
anlamak şimdilik mümkün değildi…
ALİ DENİZLİ
240
Tam saat 14.00’te dağın bittiği yerden, yani uçurumdan aşağıya
iki tabur komando,1500 serdengeçti subay ve asker,inmeye,daha doğrusu
uçmaya başladı.Kayaları, ağaçları, fundaları çukurları aşarak bir çığ
gibi duvar kadar dik olan yamaçlardan aşağıya indiler. Hem de koşarak
değil de adeta uçarak. Tıpkı, Çanakkale’deki kahraman ataları gibi..
Görenler,gözlerine inanamayacaklar,dağın yürüdüğünü sanacaklardı…
Aynı saatlerde, sahile çıkan birliklerimize hem doğuda Girne’den,
hem batıda Karava’dan olmak üzere iki taraftan birden saldırıya geçen
Rumlar da şaşırmıştı.Çünkü;tepeden inme bir saldırıya uğramışlardı.
Rumlar silaha davranana kadar o çılgın sel dağın eteğine inmişti bile…”
Evet, eteklere inilmişti artık…Eteklere iner inmez süratle açılıp
yayılarak taarruz düzenine geçildi . Koordineli bir şekilde kuzey istikametinde
başlatılan taarruzla,Girne’den açılan yoğun havan ve uçaksavar
atışları altında bölgedeki münferit mukavemetler bir bir temizlenerek
ilk hedeflere ulaşıldı. 2’nci bölük ele geçirdiği Emin Tepe-Hacı
Tepe bölgesinde,3’ncü bölük de hedefi olan Keşif Tepe-Taşlık Tepe
bölgesini ele geçirip tertiplenmeye başladı. Saat 17.00’sularında Tabur
Komutanı, “2’nci bölük bulunduğu bölgede tertiplenmeye devam ederken,
3’ncü Komando Bölüğün batıdaki daha hakim bir arazi olan Çiftlik
Tepe’yi ele geçirmesini.” emretti. Kısa bir hazırlıktan sonra başlattığımız
taarruzla, karşılaştığımız büyük mukavemete rağmen Çiftlik
Tepeyi,hem de hava kararmadan ele geçirmeyi başardık. Tabura tekmil
verdikten sonra hedefte tertiplenmeye başladık. Hava karardığı
için bulunduğumuz bölgede geceyi emniyetle geçirmeyi planladık. Gece
boyunca düşman uçaksavar makineli tüfekleriyle taciz atışlarına devam
etti.İzli mermilerin ardı arası kesilmiyordu. Biz de düşman makineli
tüfeklerinin ağız alevlerinin görüldüğü istikametlere havan atış-ları
yapıyorduk.”81 Diye anlatmaktadır.
A. Komando Tugayı 1 nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç
Şöyle Anlatmaktadır
“Boğaza Kolordu Kh na ve Tuğ K. nıma giderek durumumu anlatmam
gerekiyordu. Aşağı inmeden önce Bl lerin Ek Krokide görüldü-
81 E. P. Alb. Mustafa Başel (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. 3 ncü Bl.K) yaşı 70, 18
Eylül 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
241
ğü şekilde tertiplenmeleri emrini verdim. Yeniden tertiplenmeye Ütgm
KOŞANER nezaret edecekti.
Saat 11.30 ’a doğru BOĞAZA İNDİM. Gören hayalet görmüş gibi
bakıyordu. Sonradan öğrendiğime göre; BİZİM ÇEVRİLDİĞİMİZİ VE
İMHA OLDUĞUMUZU, BENİM AĞIR YARALI VEYA ŞEHİT OLDUĞUMU
HABER ALMIŞLAR. HATTA BİR VE İKİNCİ KOMD.TB.LARI
BİBİRLERİNİ ATEŞLE İMHA ETTİ DEMİŞLER.
Bu haberler 20 /21 Temmuz gecesi Kolordu Kh.nın, nasıl bir kaos
ve irtibatsızlık içinde olduğunun en belirgin göstergesi.Kor.G2 si
Kur.Alb Muzaffer SEVER’ in gece 0130 da Kor.Kh na çektiğim Mesajdan
ALİ DENİZLİ
242
haberi yoktu. Ulaştırma Binbaşısını araştıracağını ifade etti. Kor Kh. bir
keşmekeş içinde idi, yaka ve rütbe işaretleri sökülmüş, Kozmik evraklar
yakılmış, kimin ne yaptığı belli değil.
Dün gece, Yunanlılar ve RMM Birlikleri TÜRK BOZDAĞI’na
saldırmışlar ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı cephesinden ve YEROLAKKO
(Eskikuyu) 5-6 Tankla ve piyade birlikleriyle GÖNYELİ istikametine
taarruz etmişler.
PLAN BASİT ve ÇOK GÜZEL. Girne Yolunun geçtiği Darboğazı
ve Girne Boğazının iki omuzbaşı olan St.HİLARİON ve TÜRK BOZDAĞI’
nı elegeçirerek Üçgen Bölgeyi işgal etmek Kolordu Kh.nı imha etmek
ve de bu suretle İNEN ve ÇIKAN BİRLİKLERİN BİRLEŞMESİNİ
ÖNLEMEK suretiyle Kıbrıs Barış Hrk. nın ilk gününde Harekatı engelleyerek
birlikleri BAŞSIZ VE LOJİSTİK DESTEKSİZ BIRAKARAK, imha
olmalarını sağlamak.
Öğrendiğime göre Bize saldıranlar BELLAPAİS te konuşlanmış
olan 700 mevcutlu 33 ncü RMM Komd.Tb. TÜRK BOZDAĞI’ na da
saldıranlar KUTSOVENDİ de konuşlanmış olan 32 nci RMM Komd
Tb.. Karşılarında direnen 3ncü Hv.İnd. Tb muz karşısında ilerleyememişler
ve Bizim Çemberden kurtularak ATAK , DOĞRUYOL ve
St.HİLARİON bölgelerini elde bulundurmamız ve GÖNYELİ istikametindeki
taarruzlarının K.T.K.A.nın başarılı savunması kendi birliklerinin
yetersizliği sebebiyle , bu plan uygulanamamış .
15 Temmuz Nikos SAMSON Darbesiyle YEROLAKKO da bulunan
iki P. alayı Bir Tank TB kuvvetindeki birlik gücünün büyük kısmı
BAF Bölgesine gönderildiği için yetersiz olması bizim için bir ŞANS .
Burada Bir NİSBİ MUHAREBE GÜCÜ değerlendirmesi yapmanın faydalı
olacağı kanaatimdayım.
Büyük ATATÜRK ” Türk Ordusunun her cüz-ü tamı kendisinden
üstün olanı durdurur, kendisine eşit olanı ise mutlaka mağlup
eder” demektedir. Halbuki genel Savaş tekniğinde Taarruz edenin ,
savunana oranla 1/3 oranında daha güçlü olması gerekmektedir. 280
mevcutlu iki Komd Bölüğümle 700 mevcutlu Düşmana saldırmak ve
onları yenmek suretiyle ATATÜRK’ümüzün Bize gösterdiği hedefi
aşarak başarılı olmanın gururunu, 1nci Komd Tb. daima şerefle taşıyacaktır.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
243
Kor.Kh.da Tuğ. K. mı bulamadım. Kor K. nı Korg. ERSİN’e durumu
arzettim. Duyduğuma göre , indirme esnasındaki bazı aksaklıklar
sebebiyle, DARBOĞAZI SAVUNACAK 2 nci Hv İnd.Tb. görev yerine
gelemediği için bu bölge açıkta kaldığından 33 ncü RMM Komd Tb.
buradan sızarak ATAK Mevzii ve DOĞRUYOL Bölgesini ele geçirebilmişti.
Daha sonra Tugay Kh.na gittim. KIRNI Hv. Alanına bakan yamaçta,
bir buğday tarlasının saman demetleri arasında, korugan veya sığınak
aramayan bir Komutan vardı orada. Bir yerde, Bizler arazide açıkta
dövüşürken , içeri girmeyi kabul etmeyecek kadar prensip sahibi bir
Komutan… Kur.Bşk. hayatından memnun değil. Bnb Metin ve Lv. Bnb
Olcay ve diğer Sb ve Astsb lar karşıladılar, sarmaş dolaş olduk, kutladılar;
sitayişkar sözler söylediler, sağ olsunlar. Bu kadar kıymet bilmeleri
kafi. Taburum için…
Tuğ. Komutanıma durumu arzettikten sonra, görevim devam
ediyorsa KARMİ Ormanları Bölgesini Yakma isteğimi tekrarladım.
NAPALM Şart. Ayrıca yerlerini kısmen tesbit edebildiğimiz Beton
Korugan ve Yuvaların tahrip edilebilmesi için Tank istedim. Tank
Topu ve Delme gücünden yararlanmak için. İrtibat ve Mühimmat
istedim. Sağlamaya çalışacaklar.
Yanlarından 15.00 de ayrılarak KALE ye çıktım. Hasan Dayı tankerle
su getirmiş. Allah razı olsun, hemen Doğruyol’a gönderdim. Cennetlik
adam, o dağ yollarında ateş altında döğüşen askere su yetiştirmek
büyük iş. Ayrıca Kasım Plastik Bidon bulacak ,Takımlara kadar su dağıtımını
kolaylaştırmak için. Taburun her şeyi var ancak burada değil.
DOĞRUYOL’a gittim, Bl.lerimi gördüm; sabaha nazaran biraz daha
toparlanmışlar. ŞEHİTLERİMİZİ tahliye ettik. Bulduğumuz KAMYONLARLA.
MEKİK SİSTEMİ falan laf. Elinde ne varsa, çevrendeki imkan
neyi sağlıyorsa otomatikman ondan yararlanıyorsun. Biz düzeni önden
alıyor imkanı sonradan yaratmaya çalışıyoruz. Talimnameler KANLA
yazılmış ancak uygulama her hal ve şartta sizin yaratıcılığınızla gelişebiliyor.”
82 Demektedir.
82 Tuğgeneral Cemal Eruç (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı 80, 10 Mart 2014
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
244
Saat 1330, Düşman,
VELOS (Ok) karşı
Taarruz planına göre,
ilk genel karşı taarruzunu
saat 13.30 sıralarında
çıkarma birliklerimizi
imha etmek
için batıdan ALSANCAK
istikame-tinden,
doğudan ise GİRNE
istikametinden çıkarma
plajına doğru iki
taraflı kuşatıcı bir karşı
taarruz yaptı. Ancak
arazinin çok ağaçlık olması taarruzunu GİRNE-ALSANCAK yolu mihverine
inhisar ettiriyordu. Ve tanklar piyadesiz taarruza geçmişti.
Bu tank taarruzu batıda çıkarma plajına 200 metre mesafeye kadar
gelmiştir. Zaten batıda daha ileride kontrolü henüz tesis edememiştik.
Tank taarruzu birliklerimiz tarafından topçu, GTT, kobra, law ve
roketatarlarla güçlükle durdurulabildi. Çıkarma harekatının en tehlikeli
saatleri bu saatlerdi. Düşman bugün akşama doğru tank taarruzlarını
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
245
tekrarlamak istedi ise de topçumuzun uzaktan itibaren ateş altına alması
sonucu gelişememiş ve etkili olamamıştır.
Saat 14.00, ŞATO-BEYAZEV bölgesinde bulunan 2’nci Komando
Taburu ile 21 Temmuz saat 10’da aynı bölgeye çıkan 3’ncü Komando
Taburu saat 14.00’ten itibaren Girne istikametine taarruza başladılar.
Bu taarruzun hedefi PLATİNİ plajına çıkan ÇAKMAK Özel Görev
Kuvveti ile birleşmekti. Taarruz ZEYTİNLİK-EDREMİT hattına
ulaştı. Ancak çıkan birliklerle temas sağlanamadı.
Saat 14.30 , Kıbrıs’ta bu olaylar sürerken, 28’nci Motorlu Piyade
Tümeninin adaya gidecek birliklerinin personel seviyeleri %100’e çıkarıldı.
Bindirme bölgesine hareket etmek üzere bütün hazırlıklar tamamlandı.
39’uncu Piyade Tümeninin 2’nci kademede adaya çıkacak bölümünün
yükleme ve bindirme faaliyetleri bugün gece saatlerinde
başlayarak 21 Temmuz saat 14.30’a kadar devam etti. Tümen Komutanı
başta , Birlik Komutanları ve Karargâh Subayları aralıksız hazırlıkları
kontrol ediyordu. Saat 14.30’da Mersin limanından hareket edildi
ve 2’nci kademenin deniz seyir bölümü başladı.
VI. 39 NCU PİYADE TÜMENİ
HAREKATI
A. 39 ncu Tümen Komutanı
Tümgeneral Bedreddin Demirel Şöyle
Anlatmaktadır
“Adana’daki Kara Kuvvetleri Komutanı
Sayın Eşref Akıncı 2. Ordu Komutanımız
Sayın Aktulga beni sık sık telefonla
arayarak dönen ve toparlanabilen
çıkarma gemileri ile gecikmeksizin adaya gitmemizi emrediyorlardı.
Ancak 7 tekne bulunuyor! Bizler, Mersin askeri limanında 21 temmuz
günü, öğleye kadar ancak 7 tekne toparlayabilmiştik. Bunların bir
kısmı Kıbrıs’a gidip yüklerini boşaltan teknelerdi. Öğleye kadar Tuğgeneral
Hakkı Borataş ile beraber, rıhtım arkasında toparlanabilen kıtaları,
bu gemilere bindirmeye muvaffak olduk.
Yükleyebildiğimiz birlikler 15 tanklı bir tank bölüğü, bir kariyer
takımı, 49. Alay’dan bir piyade bölüğü ile bir muhabere müfrezesiydi.
21 temmuz 1974 günü saat 13.30’da 7 tekne ve donatım gemisi
Tümg. Bedrettin DEMİREL
ALİ DENİZLİ
246
Mersin rıhtımından hareket ediyordu. Denize açılıp Akdeniz’in serin
rüzgârına değdikçe biraz rahatlamışlardı.
Ben Ç-107 numaralı LCT’ye binmiştim. Tuğgeneral Borataş,
Binbaşı Özcan Kerimoğlu, Binbaşı Dündar Gürlüoğlu, Binbaşı Önder
Sürel, Üsteğmen Yavuz Sokullu, emir subayım Asteğmen Mustafa
Konuk da aynı gemideydiler. Bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Ç. 107
numaralı LCT burnunu Kıbrıs döndürmüş gidiyordu. Herkesin içinde
ürperti vardı. Herkes kötü bir habere doğru gittiğinin bilincindeydi
sanki. 21/22 temmuz gecesinin boş geçirilmemesi gerekiyordu.
Gece Karanlığından kurtulmuş, fakat köpüklü mavi dalgaların itişine
kapılmış gidiyorduk. Saatler ilerledikçe Beşparmak Dağlarını daha
yakından görüyorduk. Dağlar sanki ormanlarla birlikte yanıyordu.
Herkes birbirine bu alevler içinde bizim birliklerimizin nerede olması
gerektiğini soruyordu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
247
20 temmuz akşamına kadar Kıbrıs’tan gelen haberler iyi değildi.
Çakmak Tugayı Görev Kuvveti’nin ilk dalgaları sabah saat 08.00’den
sonra herhangi bir düşman ateşine maruz kalmadan kıyıya ayak basmışlardı.
Ancak düşman üçüncü dalgadan sonra kıyı başında topçu ve
havan ateşlerini toplamaya başlamıştı ve böylece 50. Piyade Alayı muharebe
grubu kıyıya plansız şekilde çıkmaya mecbur kalmıştı.
Öğleye kadar birliklerin hepsi karaya çıkarılmış, fakat emniyetli
bir kıyıbaşı tutmak ve derinlikte ilerlemek mümkün olamamıştı. Kıyıbaşı
ile havabaşı arasında da herhangi bir irtibat kurulamamıştı. Havadan
indirilen ve denizden çıkarılan birlik komutanlarının birbirinden
haberleri yoktu. Kırnı havabaşına helikopterle, 20 temmuz günü inen
sayın Kolordu Komutanımız Orgeneral Nurettin Ersin, kıyıbaşının kesin
yerinin nerede olduğunu tahmin edemezdi. “ 83diye anlatmaktadır.
VII. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
A. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem (E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır;
Rum Bozdağ’ı-Delik Tepe Taarruzu, “ 21 Temmuz 1974 günü ben
taarruz hazırlıkları yaparken tabur komutanlığına bir takviye kuvveti
geldi. Bu kuvvet J.Bnb.Hasan Cemil Erdem komutasında 2 bölüklü bir
jandarma komando taburuydu. (TAKVİYE AMAÇLI)
Saat 10.00, Aynı gün saat 10.00 sularında tugaydan bir emir aldım;
“Rum Bozdağ’ına uçakla yumuşatmayı müteakip taarruz için hazır
olunuz.” Hazırdık. 20 Temmuz 1974 günü yapılan keşfe 21 Temmuz
sabahını da ekleyerek bölük komutanlarını Bayrak Tepe’ye çağırdım. İlk
emrimi değiştirerek ikinci bir taarruz emri verdim. Vazife şuydu;
“3 ncü Prş.Taburu 21 Temmuz 1974 günü uçaklarımızın yumuşatma
hareketini ve taburun hazırlık ateşlerini takiben Rum Bozdağ’ı
ve Delik Tepe blokunu ele geçirmek ve bu bölgedeki düşmanı imha
etmek maksadıyla 2 ve 3 ncü Prş.bölükleri taarruz kademesinde 1 nci
Prş.Bölüğü ihtiyatta olmak üzere taarruz edecektir.
83 Cumhuriyet, 17-18 Temmuz 1989.
ALİ DENİZLİ
248
Saat 14.00’e
kadar hava taarruzunu
beklediysek de
bu taarruz yapılamadı.
Tabur kendi
getirdiği 81 mm’lik
havanları ve uçaksavarlarıyla
yaptığı 5
dakikalık bir hazırlık
ateşinden sonra saat
14.30’da taarruza
geçti. Bu taarruzda
1 nci Bl. yerine ihtiyat olarak Jandarma Komando Taburundan
J.Ütğm. Veysel Gani’nin bölüğü göreve sevk edildi. 20-21 Temmuz
gecesi 1 nci Prş. Bölüğü yorulmuştu. Jandarma Komd.Tb., 3 ncü
Prş.Tb. emrine gelince Jandarma Tb.Bl.lerinden birine ihtiyat görevi
verdim. Bayrak Tepe’den hareket saat 19.00’a kadar izlendi. Saat
19.00’da RUM BOZDAĞ’I düşürülmüş ve Delik Tepe’nin eteklerine
gelinmişti. Bu taarruzda, yerini yurdunu bilmediğimiz hazırlanmış
mevzilere arkadaşlarımın hayatlarını hiçe sayarcasına yaptıkları saldırılar
ayrı ayrı birer romana konu olabilir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
249
Bilhassa 2 nci Bl.Komutanı Orhan Ceylan ona takım komutanı
olarak verdiğim Ütğm. İsmet Akpınar, Tğm. Vural Halit Günöz, bölüğün
silâh takım komutanı Ütğm.Fevzi Türksoy, Rum Bozdağ’ının alınışında
en büyük rolü oynamışlardır.
Bir ara yanımda P.Yzb.Tuncer Güngör’ü gördüm. Başı sarılıydı.
“Komutanım yaramı sardırdım. Geldim. Bir emriniz var mı?” Öpüştük.
– Geçmiş olsun. Tuncer başından yaralandığını duymuştum.
Çok üzüldüm. Seni sağlıklı görüyorum. Mutluyum.- İyiyim komutanım.
Mermi çelik başlığı delmiş başımı yan taraftan sıyırmış tekrar çelik
başlığı delerek geçip gitmiş. Biraz deri yırtılmış. Dikiş attılar. Sardılar
şimdi iyiyim. Görev yapabilirim. Ayrıca cephane ikmali isteğinde de
bulundum. İşte buna sevindim.Yzb. Tuncer’e tekrar sordum , Tuncer
görev yapabilecek güçte misin ?
– Evet komutanım demir gibiyim.
Yzb.Çelebi’yi Rum Bozdağ’ına gönderdim. Oraya git. Beraberce
yeniden tertiplenme ve düzenlenmeyi koordine edin. Teferruatı Çelebi’den
öğren. “Emredersiniz komutanım” dedi ve yanımdan ayrıldı.
Hava İndirme Tugay Komutanlığına da bir haberci ile şu bilgiyi verdim:
21 Temmuz 1974, Saat 19.00 “Delik Tepe 211900 Temmuz 1974’te
alınmıştır.”
ALİ DENİZLİ
250
RUMLAR’A AİT NATO SİLAHLARI DEPOSUNUN ELE
GEÇİRİLMESİ
Ancak 21 Temmuz akşam mermi sıkıntımız ortadan kalktı. Zira
Rum Bozdağ’ındaki Rum karargâhı yakınında bol miktarda 81 mm’lik
havan, 12,7’lik uçaksavar 7,62’lik makineli tüfek ve P.Tf. fişekleri olan
bir depo bulduk. Bunlar bize bütün harekât boyunca yetecek miktarda
hatta daha fazlaydı. Depodaki havan ve uçaksavar makineli tüfek
sandıklarında hep MKE damgasını görmüştük. Yani bu mermiler
NATO antlaşmaları çerçevesinde Yunanistan’a verilmiş olan Türkiye’mizin
MKE fabrikalarında imal edilmiş mermilerimizdi.
Sonradan Amerikalıların Türkiye’ye koydukları ambargonun
zahirî sebebi olarak NATO silâhlarını kullanma hikâyesinin ortalığı
ne kadar karıştırdığını düşündükçe gülmüşümdür. Hâlbuki adamlar
bizim fabrikalarımızda yapılan mermileri depo etmişler ve bize karşı
alenen kullanıyorlar. Biz bunları karargâhlarında ele geçiriyoruz bunu
kimselere anlatamıyoruz. Kimseleri inandıramıyoruz. Neden mi?
Arz edeyim:
3 ncü Prş.Taburu tam bir hafta Türk Bozdağ’ından Bufevento
Kalesi’ne kadar (kuş uçuşu 11 km) Beşparmak dağlarında adım adım
ilerlerken tabura gazeteciler dâhil sivil, asker tek bir kişi gelmemiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
251
Ama Türkiye’de TRT ve gazetelerde Kor., Tüm., Tuğ. komutanlık karargâhlarına
ait boy boy resimler ve beyanatlar çıkıyordu. Çünkü gazeteciler,
yani harp muhabirleri onlarla beraberlerdi.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın, 20-22 Temmuz 1974 günlerinde karargâhlardan
kendilerine verilen bilgiler hariç, cepheye gelip Mehmetçikle
beraber olan, onlarla yaşayan onların yaptıklarını kendi malı
olarak gazetesine gönderen; tek bir muhabir tanımıyorum. Gazeteci
arkadaşlarım kusura bakmasınlar. Durum bu olunca cephede olan bitenleri,
düşmana ait malzemeyi, teçhizatı, silahları yapılanları, yapılmayanları,
yani hakikati dünya ve Türkiye kamuoyuna kim aksettirecekti?
Onun için Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ilk 2,5 günü veya 60 saatini herkes
kendine göre anlattı.
ALİ DENİZLİ
252
Sırası gelmişken tekrar belirtmekte fayda var. İşte bu 2 gece 3
gündüzü sadece aç susuz fakat milletine özgü feragat ve cesaretle boğuşan
Mehmetçik bilir diyorum. 22 Temmuz 1974 gününden itibaren
Kıbrıs’ta artık kahramanlık olayları yok denecek kadar azdır. Zira o tarihten
sonra düşman taarruz ruhunu kaybetmiş, sadece savunma
yapmış ve gerektiğinde, zorlandığında, birliklerini imha olmadan
düzenli olarak geri çekme çabasına girmişti. Tehlike geçmişti. Muharebeler
tatbikat havası içinde cereyan ediyordu. Harp talihi Türklere
gülmüştü.”84 Demektedir.
C. Hava İndirme Tugayı 3 ncü Paraşüt Taburu 2 nci Bölük Komutanı
Yüzbaşı Orhan Ceylan Şöyle Anlatmaktadır
“Emniyetimiz, tepede Müca-hit bölüğümüz tarafından alınıyordu.
Biz, 2-2,5 saat gibi bir dinlenme zamanı düşünürken, Rumların gece
baskınına uğradık. Önce panik baş-ladı, ancak kısa sürdü. Birlikler açıldı,
taarruz durduruldu. Sabah ala-cakaranlığında da geri püskürtülerek
tepeden yeniden tertiplenip teşkilâtlandırıldı.
O gece Rumlar, sızma hare-kâtı ile mücahit mevzilerine girmişler,
Türk bayrağını indirmişler ve istirahatteki birliklerimize el
bombası mesafesine kadar yaklaşmışlardı.
84 Erdem, age., s.25-28.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
253
En büyük zayiat Rumların attığı el bombaları ile verildi. Bizlerin
kullanacağı el bombaları henüz bize ulaşmamıştı. 21 Temmuz
sabahı tabur komutanı Turan ERDEM ile durum değerlendirmesi
yapıldı. Tekrar benim DELİK TEPE’yi taarruzuma karar verildi. Bu
arada emrime, Jandarma bölüğünden iki takım da verilmişti.
Saat 15.00, Jandarma bölüğü ve diğer tabur bölükleri ateş desteği
yaparken biz, Rum Bozdağı’na taarruz ettik. Taarruz saat 15.00 sularında
başladı. Yarım saat içerisinde, tepeyi tamamen ele geçirdik. Bu
sırada Rum Bayrağı işgal ettiğimiz tepede dalgalanmakta idi. Bunu
indirmediğimiz sürece bizim birliklerin ateşi de devam edecekti.
Rum bayrağını indirince ateş kesildi. Türk Bayrağı yoktu. Yerine uçak
tanıtma bezini taktık. Daha sonra, tabur komutanı bize bayrak gönderdi.
Rum Bozdağı iyice araştırıldı, karargâhlarına girildi. Cephanelikleri
bulundu. Mevzide bırakıp kaçtıkları silâhlar alındı.
Havan silâhları ve cephanesi bizim personele verilmek suretiyle,
Rum mevzilerine karşı ateşe başlandı. Yani kendi silâhları ile
kendilerini vuruyorduk. Bu harekât esnasında başımdan ilginç bir olay
geçti: “Türk Bozdağı’ndan Rum Bozdağı’na giderken, Dikomo’ya (Dikmen)
bakan güney yönü kullanıyorduk. Oradaki Rum mevzilerinin etrafı
dikenli tellerle çevrilmişti. Tel örgüleri açmak sureti ile sarkıp yardan
aşağıya indik.
ALİ DENİZLİ
254
Amacım düşmanın gerisine sarkmaktı. Aşağı indiğimde, karşımda
bir Rum mevzii gördüm. Mevzinin üzerindeki tepede Yunan
bayrağı dalgalanıyordu. Mevziiyi keşfettiğimde buranın boş olduğunu
gördüm. O sırada arkamda 2 tane askerim vardı, biri çavuş, diğeri
erdi. Diğerleri inmeye devam ediyordu. Bunları geri emniyeti de görevlendirmek
suretiyle ikinci mevziiye yöneldim.
İkinci mevzi bir makineli tüfek mevzii idi, içinde 3-4 düşman
askeri vardı. Beni farketmemişlerdi. El bombası hazırladım ve 3 saniye
bekledikten sonra mevziin içine attım. Büyük bir gürültü ile patladı.
Mevzi personeli ile beraber imha edildi. Askerleri işaretle yeniden
yerleştirdim. Üçüncü mevziiye gittim. Bu esnada hem bizim taburun
hem de Rumlar’n atışları devam ediyordu. Bu mevzide iki Rum askeri
bulunuyor onlar da cepheye doğru ateş ettiklerinden, arkalarından
yaklaştığım için beni farketmediler.
G-3 piyade tüfeğimi sürekli ateş pozisyonuna getirdim ve mevziin
girişine yöneldim. Bu sırada bir Rum askeri beni farketti. Ben sürekli
darbeye başladım. Bu sırada ayağımın altındaki taş kaydı, kendimi
mevziin yan tarafına attım. Düşmanın elindeki silâhlardan çıkan mermiler,
mevziin giriş bölgesinden dışarıya çıkmaya başladılar. Bir taş olayı
benim hayatımı kurtarmış oldu. Geri tepmesiz toplar, ağzında mermi ile
kalmıştı. Gerideki mevzilerin içinde düşman görmeyince, elimdeki pimi
çekilmiş bombayı ileri doğru fırlattım.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
255
Tam bu esnada bir çavuşumun
bayrak direğinin
altında bana “Bayrağı indireyim
mi komutanım?” diye
sorduğunu duydum. Ben de
“EVET” dedim. Çavuş bayrağın
ipini çözemedi, ben de
“kes çavuşum kes” diye bağırdım.
Bana “Uçak bezini
bayrak direğine bağlayıp
çekeyim mi?” diye sordu ben
de “Kırmızı olursa olsun da
ne olursa olsun” dedim, nedenine
gelince, taburumuzun
hâlâ daha silâhlarla
üzerimize ateş yağdırmaya
devam etmesi idi.
Tabur komutanı, Yunan
bayrağının indirilip yerine kırmızı uçak bezinin çekildiğini görünce,
bizim tepeyi aldığımıza kanaat getirmiş ve ateşi kestirmişti.
Bu sırada birleşme yapıldı ve Üsteğmen İsmet AKPINAR uçak
bezini indirdi ve yerine Türk bayrağını çektirdi ve oradaki askerlere
de İstiklâl Marşı’nı söyletti. Yanlış olmasına rağmen, bu hareket bizi
duygulandırdı ve gözlerimizin yaşarmasına sebep oldu. Tam kontrol
altına alamadığımız bir arazide, bu hareketin yanlış olduğunu söyleyerek
en kısa zamanda birliğin tekrar savaş durumunu almasını istedim.
O gün DELİK TEPE’den ateşler yine devam ediyordu. Rumların
havanları ele geçirildiğinden kendi silâhları ile DELİK TEPE dövülmeye
başlandı. Keşif birlikleri gönderildi. Akşam geç saatlerde, biri
hariç keşif birlikleri geri döndü. Teğmen Vural GÜNÖZ ve beraberinde
bulunan 5 kişilik tim dönmedi. Sabahleyin henüz birlikleri tertipliyordum
ki Delik Tepe istikametinden bir kol geliyordu. Türk veya Rum
olduğu belli değildi. Derhal soldan ve sağdan manevra timleri gönderildi.
Gelenlerin Türk ve Rum oldukları görüldü. 5 kişilik Türk erleri,
6 kişilik bir Rum birliğini esir almış getiriyordu. Türk askerleri olayı
şöyle anlattılar:
ALİ DENİZLİ
256
Teğmen VURAL GÜNÖZ, keşifte Delik Tepe’nin gerisindeki
STAVROS sırtlarına kadar ilerlemiş, gece geri dönme esnasında Rum
mevzilerinin gerisinde kaldıklarını görmüş ve askerlerine bizim olduğumuz
yönü göstererek 2’şer kişilik gruplar halinde dost hatlara sızmayı
emretmiş.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
257
“Ben de kendim sızacağım” demiş. Kendisi sızmaya başladığında,
erler sızmamış ve toplu olarak bölgede kalıp sabah alacakaranlığında
sızmaya karar vermişlerdi. Erler sabahleyin sızarken Delik Tepe’nin
zirvesinde Rumların olduğunu görmüşler.
Sessizce yaklaşmışlar ve de tepede bulunan Rum uçaksavar
personelini esir almışlar. Gelenler bu kahraman erlerim ve esirleri idi.
Böylece Delik Tepe de boşaltılmış oluyordu.” 85 diye anlatmaktadır.
D. 3 ncü Paraşüt Taburu 3 ncü Bölük Komutanı Üsteğmen Erol
Dereli, şöyle anlatıyor;
Bugün Bozdağ’daki durum ve Rum Bozdağ’ına taarruz, “21
Tem-muz 1974 günü hava aydınlanınca Türk ve Rum Bozdağları arasında
karşılıklı ateş ediliyordu. Biz, bitkin bir vaziyette, ateş fasılalarında
uyuyor, ateş başlayınca uyanıyorduk. Bir süre böyle devam etti.
Saat 10.00, civarında Üsteğmen Orhan Ceylan ve Üsteğmen İsmet
Akpınar’la bir araya geldik. Hem gecenin kritiğini yapıyor, hem de ateş
muharebesini idare ediyorduk.
85 Gökhan, age., s.141-143.
ALİ DENİZLİ
258
Öğleye doğru da tabur komutanı geldi. Tabur komutanı, bölgeye
bir jandarma komando taburunun geleceğini, Rum Bozdağ’a, o
tabur ile taarruz edileceğini söyledi. Biz hep birlikte tabur komutanına,
taarruzun tarafımızdan yapılmasını, yorgun ve zayiat vermiş olmamıza
rağmen görevin bizim olduğunu ısrarla teklif ettik.
Saat 13.30 , Böylece jandarma komando taburunu Türk Bozdağ’da
bırakarak, öğleden sonra saat 13.30’da taarruz için tabur emrini aldık.
Daha sonra kendi emrimi hazırladım. Bölüğün tamamı 3 subay, 2 astsubay,
32 erbaş ve er. Taarruz emrini bölüğe verdim. Subay ve astsubaylar
taarruz için isteksizler. “Biz çok yorulduk, başka birlik yok mu?” diyorlar.
Ben de görevin bize ait olduğunu belirttim ve “Beni sevenler
arkamdan gelsin, ölmez sağ kalırsam gelmeyenlerden hesabını sorarım.”
diyerek onları ikna ettim.
Taarruz saati geldiğinde, Rum Bozdağ’ın kuzey yamacındaki
silâh mevzileri ile bu mevziler arasında örülmüş taş duvarlardan ateş
eden düşman baskısından başımızı kaldıramıyoruz. Bir erim yaralandı.
Bir müddet sonra taburun diğer bölüklerinin de taarruzu, düşman
ateşlerinin üzerimizdeki baskısının azalmasına neden oldu. Üzerimizdeki
baskı azalınca ilerlemeye başladık. Çok geçmeden Rum Bozdağ’da
hedefi ele geçirdiğimde, 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen Orhan
Ceylan’ın da bölgesini işgal ettiğini gördüm.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
259
Bölgede Üsteğmen İsmet Akpınar’ı bırakarak, tepenin doğusundaki
Rum karargâhına taarruza başladık. Rumlar Delik Tepe güneyine
doğru kaçıyor. Bir kısmı da Delik Tepe’den ateş ediyor. Beşparmak
dağlarının kuzey yamaçlarında yer yer yangınlar çıktı. Kaçan Rumları
takip ettik, ancak Delik Tepe’ye ulaşamadan hava kararmaya başladı.
Geceyi Rum Bozdağ’da, Delik Tepe’deki Rumların ateşi altında
geçirdik.” Böylece Rum Bozdağ’ı ele geçirilerek, 24 saat sonra da olsa,
ilk defa Rumlara ait bir mevzi, bir tepe işgal edildi.
Girne boğazının doğuya doğru emniyeti tam olarak sağlandı ve
bölgedeki RMM birliklerinin muharebe etme azim ve iradelerine büyük
bir darbe indirildi.”86 Demektedir.
3 ncü Paraşüt Taburu Tabur Tanksavar Takım Komutanı Teğmen
Mustafa Kaya Şöyle Anlatmaktadır ;
“3 ncü Paraşüt Taburu, 21 Temmuz günü öğleye kadar yeniden
teşkilatlanma ve tertiplenme yaptı. Ben de o gün Tb. K. nın emri ile Kh.
ve Kh. Ds.Bl emrinden alınarak öncü Bl teşkil edilmek üzere 2’nci Bl.ün
emrine verilmiştim. Tk. mevcudum az olduğu için Takviyiyeli bir Tk.
teşkil etmiştim. Takımımda her Bl.den erbaş ve er vardı. Ayrıca oradaki
mücahit Bl.den emrime 5 kişi daha verilmişti. O bölgedeki görev yapan
mücahitler dahi araziyi tanımıyorlardı.
86 Evcil, age., s.61.
ALİ DENİZLİ
260
Takımımla bulunduğum bölgeden Girne’yi dağdan kuş bakışı izlerken
emrimdeki Mücahit Ömer bana komutanım acaba Girne’de sahilde
çay içmek kısmet olacak mı? diye bana bir soru yöneltmişti bende
sen hiç merak etme Ömer buraları ele geçireceğiz ve beraberce bu sahilde
çay içeceğiz demiştim. Nitekim harekat bittikten sonra Girne sahilinde
mücahit Ömerle çay içerek o anımızı tazelemiştik. Bölüğümüz aldığımız
bir emirle 21 Temmuz günü saat 13.00’de Rumbozdağı istikametinde
taarruz edecekti.
Belirtilen saatte taarruza başladık. 250-300 m. ileride Rum birliklerinin
kampı bulunmakta idi, bu kamp barakalardan oluşmuş
büyük bir kamp idi. Bl.gümüz düşman kampını sağdan ve soldan
kuşatarak ele geçirmiştik. Bu esnada suyumuz ve yiyeceklerimiz bitmek
üzereydi bu kampta bir miktar azda olsa su ve yiyecek elde etmiştik.
Bu taaruzda ölen bir Rum askerinin üzerinden iki dalgalı küçük
bir el radyosu ele geçirmiştim. Radyoyu açtığımda Rum radyosu yayınını
bozuk bir Tükçe şivesi ile “Türk Askerleri etrafınız kuşatıldı hepiniz
imha edileceksiniz teslim olun teslim olduğunuz takdirde sizlere iyi
muamele edilecek ” diye menfi propaganda yapıyordu. Tabi bizler bu
propagandaya gülmüştük, çünkü bizler orada zafer üzerine zaferler
kazanıyorduk.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
261
Radyonunun diğer kanalını açtığımızda karşımıza Türk Bayrak
radyosunun yayını ile karşılaşmıştık. Yayında Ruhi Su kahramanlık
Türküsü olan Estergon kalesini okuyor arada bir birlilerimizin Rum
birliklerini bozguna uğrattığını söylüyordu. 21 Temmuz günü akşam
olduğunda bölüğümüz ele geçirdiğimiz Rum kampının kuzeyi ve batısı
hattında mevziye girmişti. Karşımızdaki hakim bir tepe olan Delik
T.den sürekli top, havan ve makinalı tüfeklerle ateş altında idik. Bölük
ve Taburun diğer birliklerinde ağır silahlar olmadığı için bizler ancak
makinalı Tf. ve P.Tf.leri ile karşılık veriyorduk. Zaman zaman Rumlar
aydınlatma mermileri atıyordu.
Kıbrısta o mevsimde Beşparmak dağlarında geceleri denizden
gelen rutubet oldukça fazla idi, bu rutubetli hava üzerimizdeki elbiseleri
ıslatıyor ve bununla birlikte hava serinliyordu zaman oldu geceleri denizin
bu etkisi ile üşüyorduk. Gündüzleri de hava oldukça sıcakt” 87Diye
anlatmaktadır.
VIII. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
Saat 14.00, 21 Temmuz günü, sabahın ilk ışıkları ile St. Hilarion’da
kaybedilen mevzileri tekrar ele geçiren 1 ve 2 nci Komando
taburları yeniden tertiplenirken, 3 ncü Komando Taburu da Kırnı’dan
St. Hilarion’a intikal ettirildi.
2 ve 3 ncü Komando taburları saat 14.00’te Zeytinlik-Girne istikametinde
taarruza başladılar. Akşama doğru Zeytinlik köyünün
500 m güney bölgesi ele geçirilmesine rağmen, çıkarma birlikleri ile
birleşme sağlanamadı. Geceyi, komando taburları Beşparmak dağlarının
hâkim sırtlarına çekilerek geçirdiler.
Dün gece KTKA emrine verilen 4 ncü Paraşüt Taburuna, emir
ancak bugün sabaha karşı ulaştırılabildi. Dün gece, Gönyeli’nin düştüğü
haberi üzerine 4 ncü Paraşüt Taburuna, Gönyeli’ye taarruz görevi
de verilmişti.
87 E. P. Alb. Mustafa Kaya (Hava İnd.Tug. 3 ncü Komd Tb. 2 nci Bl Tk..K) yaşı. 63, 1
Eylül 2012 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
262
Emri alan tabur, taarruz tertibi almak ve taarruz tertibi ile ilerlemek
durumunda Kaldığından, Gönyeli’ye ancak saat 18.00’de ulaştı
ve KTKA emrine girdi. Bugün KTKA’nın dün kaybettiği mevzileri
tekrar almak üzere yaptığı karşı taarruzlar başarılı oldu. Yunan alayının
işgal ettiği yerler geri alındı.
Açık arazide çok şiddetli muharebeler cereyan etti. Karşılıklı
ateş muharebesi bütün hızı ile devam ediyor. 21 Temmuz’da Çakmak
Özel Görev Kuvveti, sabahın ilk ışıkları ile birlikte yoğun bir düşman
topçu ve havan ateşine maruz kaldı.
Daha sonra hem doğudan, hem de batıdan çıkarma plajı bölgesine
başlayan Rum taarruzları, Çakmak Özel Görev Kuvvetinin mukavemeti
karşısında başarılı olmadı. Bugün her ne kadar erken saatlerde
birleşme sağlanamamış olsa da, Komando Tugayının Girne’nin
kuzeybatısını, 3 ncü Paraşüt Taburunun Rum Bozdağ’ını kontrol altına
almaları, KTKA’nın Gönyeli’de mevzilerinde savunmayı emniyetle
sürdürmesi, topçumuzun muharebeye girmesi, düşman tanklarının
imha edilmesi, hepimizde, mutlu sona önemli bir adım daha atıldığı
ve zafer tünelinin çıkışının görüldüğü düşüncesini yaygınlaştırdı.
Adeta ilk huzurlu geceye kavuştuk.
Dün çalışmayan telsizler bugün çalışmaya, birliklerden haberler
alınmaya başlandı. Ada sathında ilk defa bugün Rum Bozdağ’ı aldık,
Zeytinlik kontrolümüzde.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
263
Saat 17.00, 4 ncü Paraşüt Taburu 0530 ‘da Kıbrıs Türk Kuvvetleri
Alayı emrine girdi. Şu şekilde gruplara dağıtıldı: 1 nci Bl. ORTAKÖY
Gr.na, 2 ve 3 ncü Bl.ler GÖNYELİ Gr.na, 4 ncü Bl. ise KOÇ T.de
Alay ihtiyatını teşkil etti. Bugün Alaya bir adet 106 mm.lik havan havadan
atıldı. Böylece alay ilk defa bir ağır silaha sahip oluyordu.
Bugün akşama kadar
yapılan muharebelerde düşman
6 tank ve 3 ZPT.nı terk
edip kaçmak zorunda bırakılmıştır.
Bütün gün boyunca
karşılıklı ateş teatisi devam
etti. Yunan Alayı tekrar
takviye almaya başladı. Bilhassa
tanklar ile takviye ediliyordu.
Bugün, akşam olmaya
başladığı zaman YUNANİSTAN’dan 6 adet nakliye uçağı arka arkaya
LEFKOŞA hava alanına indi ve Yunan A.nın ihtiyaç duyduğu
ikmal maddesi ve personeli (300 Kişilik komando Birliği) getirdiler.
Görüldüğü gibi geçen zaman Yunan Alayının lehine olmaktaydı.
KTKA.ı ise 21 TEMMUZ akşamına kadar yapılan muharebelerde kıt’a
cephane yükünün %90’ını sarf etmişti.
6 nci Kor.K.nı; GİRNE’ye çıkmış olan KIBRIS Değiştirme Birliğini,
(KDB) üç tnk. ve iki 106 mm. havanı, KTKA.ı emrine vererek,
LEFKOŞA hava alanı ile K.KAYMAKLI bölgelerinin ele geçirilmesini
emretti. A.K.Yrd. P.Yb. Gültekin Alpugan ve 1 nci P.Tb.K.Kur.Bnb.
Cengiz Varol’un birlikte 4 ncü Prş.Tb.’dan alınan bir P.B1. takviye ile
yaptıkları karşı taarruz ile AMH tekrar geri alınmıştır.
ALİ DENİZLİ
264
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
265
DOKUZUNCU BÖLÜM
KIBRIS BARIŞ HAREKATININ ÜÇÜNCÜ GÜNÜ
22 TEMMUZ 1974 PAZARTESİ
I. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
Sabah Saat 0600
Komd.Tb.ları karanlık basınca BEŞPARMAK DAĞLARI’nın hakim
tepelerine çekildiler. 21/22 TEMMUZ gecesi karşılıklı taciz atışlarıyla
geçti.
22 TEMMUZ günü 3 ncü Komd.Tb. 2 nci Komd.Tb.nun 3 ncü
Bl.nü de emrine alarak çıkan kuvvetlerle teması sağlamak maksadıyla
ZEYTİNLİK-GİRNE istikametinde taarruzlarına devam etti. 2 nci
Komd.Tb. ise (-) PINARBAŞI havaalanı bölgesine Kor. ihtiyatı olarak
geriye alındı. Çünkü, Kor. ihtiyatı olan J.Komd.Tb. ve 1/230 ncü P.A.
Hava İndirme Tugayının emrinde olarak DİKMEN bölgesine taarruza
iştirak edecekti. Kor. ihtiyatsız kalmıştı. 3 ncü Komd.Tb.nun taarruzları
başarı ile gelişerek, çıkan kuvvetlerle GİRNE batısı ve GİRNEBOĞAZ
yolunda birleşme sağlandı.
ALİ DENİZLİ
266
Ancak tanklarla piyade arasında
iyi koordine sağlanamadığından
tanklar GİRNE’nin
içinden geçtikten sonra, şehir
yine düşman kontroluna geçti ve
şehre girmiş olan 3 ncü Komd.Tb.
unsurları yalnız kaldılar. Tanklar
iki saat kadar şehrin içinde
devriye gezdiler ve 3 ncü Komd.
Tb. unsurlarının şehrin içinden
çıkarak şehre hakim tepelerde
yerleşmesine imkan sağladılar.
22 Temmuz sabahı, günün ağarmasıyla
birlikte, 3’ncü Komando Taburu (2’nci Komando Taburunun
3’ncü Bölüğü emrinde olarak) TEMPLOS Köyü istikametinde tekrar
taarruza başladı.
II. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI MUHAREBELERİ
Saat 07.00 ; Hava alanı G/K. taarruzlarına devam ederken doğuda
K.KAYMAKLI’da çok kanlı sokak muharebeleri olmuş ve 1 nci Bl.de
hedefini ele geçirmeyi başarmıştır. Saat 07.00’de Lefkoşa havaalanı ve
Yunan alayı uçaklarımız tarafından tekrar bombalanmaya başladı.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
267
Rumların uçaksavar savunması etkili oluyordu. Bir uçağımız
saat 07.30’da düşürüldü. Paraşütle atlayan pilot mevzilerimizin içine
indi ve kurtarılarak Boğaz’a gönderildi.
Saat 10.05; Bugün saat 10.05’te 2’nci Ordu Komutanlığından alınan
mesajda, Lefkoşa havaalanının ele geçirilmesi emrediliyordu.
Kolordu Komutanı bugün adaya inecek olan Kıbrıs değiştirme birliğini
de emrine alarak bu görevin KTK alayı tarafından yerine getirilmesini
emretti .Bu arada
radyolar saat 17.00’den itibaren
Ateşkes’in yürürlüğe
gireceğini biliyorlardı yani
çok acele etmemiz gerekiyordu.
Planlar hazır, emirler
verilmişti. Durumu süratle
değerlendiren Kolordu
Komutanı, 230’ncu Piyade
Alayı 1’nci Taburunun 3’ncü
Bölüğü ile KTK Alayının
1’nci Bölüğünü Lefkoşa sancağı
emrine ve-rerek KÜÇÜKKAYMAKLI
(Lefkoşa)’nın taarruzla ele geçirilmesini emretti. Saat
10.00’da Lefkoşa sancağı taarruza başladı.
ALİ DENİZLİ
268
III. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
A. 1 ‘inci Paraşüt Taburu; İlk günün sonunda Ayvasıl köyünü ele
geçiren tabur savunma mevzilerinde tahkimatı pekleştirirdi.
B. 2’nci Paraşüt Taburu; Taburun bugünkü görevi ŞahinlerÇingene
Bahçesi-Ozanköy istikametinde taarruz ederek bu bölgeleri
ele geçirmekti. Bu amaçla Tğm. Ulvi Berberoğlu’nun komutasındaki
Silah Takımı ve Tğm. Ahmet Çakmakçı Komutasındaki Ağır Havan
Takımı’nın kesif hazırlık ateşini müteakip, saat 12.00’de Şahinlertepe-
Ozanköy istikametinde 1’inci Bölük sağda, 2’nci Bölük solda 1’inci
hatta 3’üncü Bölük ihtiyat olmak üzere, Ozanköy bölgesi ele geçirilmek
maksadıyla taarruza geçildi.
C. 3 ‘üncü Paraşüt Taburu; 21 Temmuz 1974’te Deliktepe’yi ele
geçiren 3’üncü Paraşüt Taburu, 22 Temmuz 1974 günü yarım kalan Deliktepe
temizleme harekâtına devam etti. Saat 11.00’de başlayan bu harekât
saat 12.00’de Deliktepe’nin güneydoğusunda görülen elli kişilik
bir düşman kuvvetine yapılan taarruzla son buldu. Bu taarruzda düşmanın
30 kadarı öldürüldü, 5 kişi de esir edildi. Böylece Deliktepe’nin
doğu eteklerine kadar tamamıyla zapt edilerek düşmandan
temizlendi.
D. 4’üncü Paraşüt Taburu; Bugün 4’üncü Paraşüt Taburu’na verilen
görev, Yunan alayına ve havaalanına taarruz idi.88
E. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı
Cumhur Evcil (E. Tümgeneral) Şöyle Anlatmaktadır
22 Temmuz 1974
22 nci Paraşüt Taburu; “Bugün şafakla beraber yakın hava desteği
için gelen uçakları belirlenen hedeflere sevk etmeye başladık.
Dün gece Darboğaz’a ulaşan 2 nci Paraşüt Taburunu, taarruza bir an
önce başlaması için sıkıştırıyoruz.
Saat 12.00, 2 nci Paraşüt Taburunun taarruzu ancak saat 12.00 civarında
başladı. Tabur, sık ormanlık bölgede, çıkan yangın nedeni ile
güçlükle ilerledi.
88 Tarakçı, age, s.321-322.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
269
Yangından ötürü taarruz kademesindeki bölükler arasında yan
irtibatı kaybeden 2 nci Paraşüt Taburu akşama doğru Bellapais ve
papazın evi bölgesi ile Girne’nin kuzeydoğusunu ele geçirdi ve Girne-
Boğaz yolunu kontrol altına aldı.
Girne’yi savunan düşmanın, 2 nci Paraşüt Taburu bölgesindeki
tertiplenmesi şöyleydi: Asfaltın doğusunda, Girne savunmasından
sorumlu Rum 3 ncü Askerî Taktik Komutanlığı karargâhı, Makarios’
un yazlık sarayı ile Tavuk çiftliği arası tahkim edilmişti. Çingene
ALİ DENİZLİ
270
bahçelerinden düze çıkıp yolu geçtikten sonra çabuk hazırlanmış
mevziler, tanksavar savunması vardı. Bunların gerisinde Bellapais’ta
33 ncü Rum Komando Taburu mevzilenmişti.
Tabur, belirlenen saatte 1 nci Paraşüt Bölüğü sağda, 2 nci Paraşüt
Bölüğü solda, 3 ncü Paraşüt Bölüğü ihtiyatta olmak üzere taarruza başladı.
Saat 19.00, Ateş ve manevra planlandığı gibi sürdü. Sis ve alevlerin
örtüsü altında çetin muharebeler vererek ileri harekât geliştirildi.
Akşam saat 19.00 civarında Girne bir uçtan diğerine katedildi ve
Ozanköy doğusuna ulaşıldı.
Zayiat 20 şehit, 35 yaralı. Harekâtın dört çekici gücü vardı. 2 nci
Bölük Komutanı Üsteğmen İbrahim Poyraz, 2 nci Bölük Takım Komutanı
Üsteğmen Nazmi Saatçi (7 gün sonra şehit olacaktır.) 1 nci
Bölük Komutanı Üsteğmen Ergun Gören ve Keşif Takım Komutanı
Üsteğmen Atıf Yurdakul.
2 nci Paraşüt Taburu, günlerce yaşadığı tehlike, yorgunluk ve
kuşkunun acısını çıkarmak istercesine tepeden bir çığ gibi boşandı.
Koruganların daracık mazgallarından çevreyi gözetleyen Finlilerin
şaşkın bakışları altında, onları aşıp bahçelerin ve ormanın içine daldı.
Rumlar da şiddetli ateşle karşılık veriyordu. Kozlar burada paylaşılacaktı
ve sonuç Girne’nin kaderini tayin edecekti…
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
271
Teğmen Ulvi, bir havanı derhâl mevzilendirdi, nişancılığına kendisi
geçti. Birkaç dakika sonra Girne Kalesi havan mermisi yağmuru
altında kaldı. Rumlar araçlarını bırakıp kaçtılar. Kendi tankımızın ateşine
maruz kalan Teğmen Ulvi Berberoğlu gece saat 1.00’de Ozanköy’de
taburuna iltihak etti. Böylece 2 nci Paraşüt Taburu geç de olsa kendisine
verilen hedefi kısa sürede ele geçirdi ve Girne doğudan da kontrol
altına alınmış oldu.
Delik Tepe’yi ele geçiren 3 ncü Paraşüt Taburunun kuzey ve güney
yanları açık ve hassas durumda idi. Tabur bütün gün devam eden
Rum topçu ve havan ateşleri altında bölgeyi düşmandan temizledi, ikmal
işlerini yürüttü.”89Demektedir.
F. Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hasan
Cemil Erdem Şöyle Anlatmaktadır
22 Temmuz 1974
Türk Bozdağ’ında , 3 ncü Paraşüt Taburunun yanından taarruz
görevi verildi.Neresi işte şu karşıda gördüğünüz tepe diye yolda bana
araç içinden gösterildi. Harbe gelmiştik fakat işler hiçbir zaman şöyle bir
kendimizi derleyip toplayıp ve hatta bir yudum su ve bir sigara içmeyi
89 Evcil, age., s.68-69.
ALİ DENİZLİ
272
dahi imkân vermiyordu. Hep hayırlısı diyorum. Kendi kendime giden
küçük bir birliğin inkişaf etmeyen bir taarruza katkısı büyük olmaz.
Onun için taburun tamamını beklerler komutu ile Ütgm. Veysel Gani’ye
tabur toplanıncaya ben gelinceye kadar bekle bakip aklıma getirmemde
yukarıda izah ettiğimi sebepler nedenle söylemedim.
Taburun diğer bölüklerini gruplara bölerek bölükleri hemen gelecek
vasıtalara bindirmek için acele topladım. Bekle bekle vasıtalar gelmez
gideceğimiz yer en az vasıta ile 20-30 dakika yaya gitme imkânı ise
sırtta cephane akşamı bulur ,üzüntü sıkıntı. Tekrar kolorduya giderek
komutanın gönderilmesi için emir verilen otobüsler gelmedi. Herkes
birbirine vasıta nereden bulacağız sorusunu soruyor.
Netice oradan geçen bir otobüsü durdurduk ve kendileri bir yere
kadar bununla sevk etmemi emrettiler. Otobüse binerek taburun bulunduğu
yere geldim, ikinci gruba tabur toplanıp ben gelmeyince bir yere
hareket etmeyin dedim.
Biraz sonra iki otobüs daha geldi. Onlara da gruplara yerleştirip
sevk ettim ve ayni emri verdim. Fakat birde ne bakayım ikinci grubu
gönderdiğim otobüs ilk giden vasıta gelmeden geldi.
Şüphelendim sordum. İlk giden otobüs gelmedi sen neden çabuk
geldin dedim. Şoförde bana komutanım boğazı havan atışına aldılar
ilerlemek imkânsız eratı aşağıya bıraktım dedi. Bundan sonraki otobüslerde
aynı şekilde girişmediler. En son kafile ile ben hareket ettim. Havan
atışları dolayısı ile bölük ve takımlar ağaçların altına araziye dağılmış.
Yolda gelirken Bozdağ’ına nereden gidilir diye sormuştum. Bana
yolu tarif ettiği yerde mücahitlerin su deposu olduğunu ve su deposunu
havan atışına aldıklarını söyledi. Her şey istenmeden gecikiyor ve
ters gidiyor gibi. Eratı topladım yeni gelen subayları oraya buraya koştum.
Sırtta cephane sandıkları yorgunluk ve hele susuzluk. Haydi, arkadaşlar
ileride su varmış oraya kadar yürüyüp su ikmali yapıp yerimize
yetişelim dedim.
Havan atışlarından evvel Ütğm Veysel Gani ilk kafileyi Bozdağ’ına
kadar çıkarmış .
Haydi gayret arkadaşlar bakın arkadaşlarımız ateş altında bizi
bekliyor. Sözleri iki su deposundan itibaren tahminen iki saat yokuş
tırmandıktan sonra Bozdağı’na geldik. Personel en son Ovacıktan hareKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
273
ketten beri aç, yorgun, uykusuz, susuz daha neler. Yine de içimden onları
takdir hissi geçiyor.Karşımızdaki tepede bayrağımızı görünce tepenin
alındığını anladım ve tabur komutanlarının nerede olduğunu ve
Üsteğmen Veysel Gani komutasındaki personeli aradım tepede dediler
, birliğimin geri kalanını bölük komutanlarına emir vererek ağaçların
altına dağılmasını söyledim.
Kendim Bozdağı’na tırmandım. Rastladığım piyade erlerine tabur
komutanının nerede olduğunu sordum. Yerini tarif ettiler. Bozdağ alındıktan
sonra ileriye doğru birlikler ilerliyordu. Tabur komutanını buldum.
Devre arkadaşım Yarbay Turan Erdem olduğunu görünce çok
sevindim tebrik ettim. Benim takımın nerede olduğunu sordum. Yüzbaşı
ile ileri doğru ilerliyorlar dedi. Zaten parça parça olmuş taburum istemeyerek
burada da parçalanmaya başlamıştı.
Bnb. Turan Erdem’le biraz konuştuk kendisi birliğinden yanında
kalanları toplayarak benden ayrıldı. Ayrılmadan evvel simdi bizim görevimiz
nedir ve nasıl kolordu ile irtibat kurarız dedim, kendisi biz ilerdeki
(Delik Tepe)’ye gidiyoruz sende istersen burada savunmaya geç
yarın durum belli olur. Diye konuştuk. Böylece ilerimizde bulunan kendi
birliğinin de emniyeti sağlanmış oluyoruz diye konuştuk, Mücahitlerinden
bir kaçını yanıma alarak buralarda hizmet gördünüz Bozdağ’
ın nerelerinden sızma olabilir tehlikeli yerler neresi diye sordum. Taburu
tepeye çıkardım. Sırasıyla mücahitleri yanına vererek çepeçevre emniyeti
en iyi şekilde aldım. Kontrol ettim ve ettirdim. Dağ eteklerinde
karargâh bölük ile ayni şekilde tuttum. Birliğin su ikmalini gelen tankerle
nispeten gidermiştim. Fakat personel açtı iki günlük demirbaş erzak
çoktan bitmişti. Çalış çabala kolordu ile irtibat kurdurdum. Lv.Yzb.
bulunan bir araçla mücahitlerle kolordu karargâhına yiyecekle ekmek
için gönderdim. Yakınımızdaki taburda aynı hayatı yaşıyor. Karşımızdaki
Ağırdağ sırtlarda atışlar devam ediyor. Kendi taburumun su ve
yiyecek ikmalini temin edemezken bir de ilerimizdeki taburdan ayni
istekler için haberciler geliyor. Neyse oraya da bir telefon hattı geç vakitlerde
bağlamak imkânı hâsıl oldu. Gerçi kimsede iştah yok , hep su ve
cephane derdi mühim. 21 Temmuz 1974 gününü böyle geçirdikten sonra
22 Temmuz 1974 günü biraz rahatlamış ve fakat her türlü ihtiyaç yok.
Taarruz eden taburdan şehit ve yaralılar onların bakımı ve nakli
de istemeyerek ve durum icabı taburun görevi haline geldi Bütün gün
Lv. Ör. Sağlık ihtiyaçları için kolordu komutanlığı ile irtibata geçti ne
ALİ DENİZLİ
274
bulurlarsa getiriyorlar. Turan Erdem benden su ve yiyecek ister. Çünkü
Bozdağı eteklerine kadar yol var ondan sonra ikmal her türlü sırtta yapılmak
mecburiyetinde. Paraşüt taburunun su ikmalini merkep
bulunarak su bidonları ile yapılıyor, yiyeceklerini yine er ve mücahitlerle
ve bazen merkeple yapıyoruz. Kendi taburumun ihtiyaçları yine
aynı koca alanı in çık bir sürü ihmal ve irtibat noksanlığı.
Saat 24.00
222400 Temmuz 1974 günü düşmanın bulunduğumuz tepeye ilk
defa havan atış ve taarruzu başladı. J.Er Hasan GÜNEŞ şehit , J.Er
Mehmet SEVİM yaralandı. Yine söylenen sonradan bir tabur kadar bir
kuvvet olduğu düşman sızma ve taarruzu püskürtüldü. “.90 diye anlatmaktadır.
2 nci Jandarma Komando
Bölük Komutanı
Jandarma Üsteğmen
Veysel Gani Şöyle Anlatmaktadır.
“Paraşüt ve Komando
Tugayları subay
ve astsubayları, daha önce
Kıbrıs’da görev aldıklarından
Kıbrıs arazisini
biliyorlardı. Jandarma
Genel Komutanlığı
personelinden hiçbir kimse
Kıbrıs’a gönderilmediği
için araziyi hiçbir şekilde
bilmiyorlardı. Nevşehir
Jandarma Komando
Taburu 1 Bölüğü eksik %
65 kadro ile Kıbrıs’a
gönderildi. Benim 2 nci
90 E. Tümgeneral Hasan Cemile Erdem (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
275
Jandarma Komando Bölüğümde ağır silah olarak bir adet roketatar ve 3
adet 60 mm lik havan var. Taburun 1 nci Jandarma Komando Bölügü
Midilli adası için ayrılmıştı. 1 nci Jandarma Komando Bölük Komutanı,
Jandarma Üsteğmen Reha Erus (1967’ li) .
21 Temmuz 1974 sabahı Sayın Rauf Denktaş geldi. Kolordu’ya gidiyorum
dedi, kucaklaştık. bir evin bahçesinde sabah kahvesi içtik.
Tabur Komutanımız Binbaşı Hasan Cemil Erdem ile Kolordu karargahına
gittik. 3 ncü Paraşüt Taburu S-3 , Yzb. Tuncer Güngör’ü gördük.
Türk Bozdağında çok ciddi taarruza maruz kaldık, şehit verdik dedi,
destek istedi , yaralanmış olup başı sarılıydı. Orada diğer tabur komutanları
da vardı. Kolordu Komutanı Korgeneral Nurettin Ersin döndü,
Nevşehir Jandarma Komando Taburu, Türk Bozdağına Takviye için
gitsin dedi. Jandarma Tabur Komutanı da emredersin dedi. Bozdağ’a
ben takviyeli bir jandarma Komando Takımımı ile çıktım. Biize üzerinden
aşarak taarruz görevi verildi.“ 91diye anlatmaktadır.
91 E. J. Alb. Veysel Gani (Nevşehir Jandarma Komd . Tb. 2 nci Bl.K.) yaşı. 70, 1 Mart
2014 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
276
IV. 39 NCU PİYADE TÜMENİ HAREKATI
49 ncu Mknz.A. : Birlikleri : Görevi : OZANKÖY-ÇATALKÖY
bölgesini elde bulunduracak. Bu bölgedeki Komd. ve Hv.İnd.Tug.
birliklerini serbest bırakacak ve GİRNE batı çıkışını kontrol edecekti.
14 ncu P.A.K.lığı : Birlikleri :Görevi : Ada’ya çıkmayı müteakip süratle
GİRNE kuzeyinde toplanma bölgesini işgal edecekti.
Saat 10.10’da 39’ncu Piyade Tümeninin 2’nci Kademesini taşıyan
çıkarma araçlarının PLATİNİ plajına yaklaşması ile birlikte, bütün
kıyı kesimine Rumların yoğun topçu ve havan ateşleri başladı. Bu
atışlar sanki can çekişen bir canavarın son çırpınışları idi. Çok zayiat
verdirdi. Düşman topçusu ancak 2 nci Top.Tb.umuzun karşı ateşleri ile
baskı altına alınabiliyor, ancak bir müddet sonra yeniden atışlara başlıyordu.
Çıkarmanın tamamlanmasını müteakip topçu ateşleri azaldı.
Böylece çıkarma kuv-vetlerine
taze kan verilmiş ve Ada’ daki
TÜRK askeri varlığı tam tabiri ile
“düzlüğe çıkmıştı”.
İkinci çıkarmanın da tamamlanmasından
sonra 39 ncu Tümen
K.ı ve çıkan tank ve Mknz. birlikler
süratle GİRNE istikametinde
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
277
taarruza geçtiler. 39’ncu Piyade Tümen Komutanı ile 39’ncu Tugay Komutanı
karaya çıkan 30 kadar tank ve 8 zırhlı personel taşıyıcıyı toparlayarak
PLATİNİ-GİRNE istikametinde yol boyunca taarruza başlamışlardır.
Teşkil edilen tank görev timi, yol boyunca mevzilenmiş olan
düşman geri tepmesiz toplarıyla çok iyi gizlenmiş beton koruganları
ve cephane depolarını tahrip ederek Rum direnişini kırmış ve 40 kadar
esir alınmıştır. Rumlar yer yer direnmeye çalışıyor, terk edilmiş gibi
görünen evlerden ateş ediliyordu.92
B. 39 ncu Tümen Komutanı Tümgeneral Bedreddin Demirel
Şöyle Anlatmaktadır
“Gece verilen yazılı ve şifai emirle Bora Özel Görev Kuvveti
oluşturuldu. Komutanı Tümgeneral Hakkı Borataş’tı.
Sabah , 22 temmuz günü sabahın ilk saatlerinde bir ara güverteye
çıktım, Gece karanlığından kurtulmuş, fakat köpüklü mavi dalgaların
itişine kapılmış gidiyorduk. Saatler ilerledikçe Beşparmak Dağları’nı
daha yakından görüyorduk. Yaklaştıkça ormanların içindeki kızıl
alevler, siyah dumanlar ve kıvılcımlar büyüyordu. Dağlar sanki ormanlarla
birlikte yanıyordu. Herkes birbirine bu alevler içinde, bizim
birliklerimizin nerede olması gerektiğini soruyordu.
Türkiye radyoları Girne’nin düştüğünü söylüyordu. Atina ve
Kıbrıs radyoları ise Girne’nin düşmediğini ileri sürüyorlardı. Yunanlılar
çıkan ve atlayan birliklerimizin yenildiğini ve denize döküldüklerini
tekrarlıyorlardı. Fakat durum ne olursa olsun, bugün, 22 temmuzda
Girne süratle düşmeliydi.”
2. Ordu Komutanlığı’nun sonradan 6. Kolordu Komutanlığına
gönderdiği bir emirde açıkladığı gibi kıyıbaşına saplanıp kalmıştı.”
Kıbrıs harekâtında 22 temmuz 1974 günü önemli bir tarihti. Kıbrıs’a
çıkan birliklerin başarı haberleri pek inandırıcı değildi. Bir ve ikinci
dalgaların akıbetleri hakkında çeşitli şeyler söyleniyordu. Bu bir gerçek
mi, yoksa kulaktan kulağa dolaştırılan bir söylenti miydi?
92 Sever, age., s.123.
ALİ DENİZLİ
278
22 temmuzun bir başka önemi ise Türk hükümetinin o gün saat
17.00’de başlayacak bir ateşkes anlaşmasını kabul etmesinden kaynaklanıyordu.
İnen, atlayan ve çıkan birlikler 22 temmuza kadar birleşememişlerdi.
İki günlük cephane ve yiyecekleri vardı. Bunlar tükenmiş
olabilirdi. En önemlisi Girne o güne dek düşürülememişti.
Bu değerlendirmeler bizi derin derin düşündürüyordu. Bunları
düşünürken, acı da olsa, gerçekleri görmeye çalışıyorduk.
Tanklar 30’a 30; Şimdi elimizde, denizde seyir halinde 15 tane
tank vardı. 15 tank da 20 temmuz sabahı kıyıya çıkarılmıştı. Bunlara
karşı düşmanın elinde toplam 30 kadar eski Rus tankı olduğunu biliyorduk.
20 temmuz sabahı Kıbrıs’a Göğüslerine kadar suya gömülen
askerlerimiz, şoför mahallerine kadar suyun içinde olan araçlarımız
kıyıya çıkmaya çalışıyorlardı. Kıyıya yaya olarak ayak basan Tuğgeneral
Hakkı Borataş boynuna kadar ıslanmıştı.
Kıyı başındaki kuvvetlerimizin iyi durumda olamayacağı alay
komutanı ve yardımcısının birlikte şehit olmalarından belliydi. Bu
alayın sevk ve idaresini derhal üzerine alacak bir subay mevcut değildi.
50. Piyade Alayı Muhabere Grubu başsız kalmıştı. “Kıyıya ayak
basar basmaz, Bora Özel Görev Kuvveti, komutası altında derhal Girne
istikametinde taarruza başlayacaktır” dedim. Bu emir, general Borataş
tarafından gurur ve heyecanlı karşılandı.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
279
Saat 09.00; Duyduğum geçici huzur içinde saat 09.00’da küçük
çıkarma gemimizin güvertesine çıktım. Düşüncelerimin tesiri ve geminin
sallantısı ile içim bulanmaya başladı. Oysa hiçbir seyahatte
midemin bulandığını hatırlamıyorum. Güvertede Üsteğmen Sokullu
ile yalnız kalmıştım. “Komutanım, nihayet bu şerefe nail oluyorum”
dedi. Benim yüzümdeki hayreti görünce hemen, “Birkaç defa Kıbrıs’a
gitmek için dilekçe verdim. Göndermediler. Şimdi artık Kıbrıs’a ayak
basıyorum. Hayatta bütün isteğim buydu” diye ekledi. Üsteğmen Yavuz,
ayak basacağı için çok sevindiği Kıbrıs’ta yol yürüyemeden, kıyıya
çıkar çıkmaz vuruldu ve öldü.
.
Yolumuzun sağındaki açık bir gazinonun bahçesinde 50 kadar
sivil şahsın ellerini havaya kaldırarak oturduklarını gördüm. Onlara
zafer işareti yaptım. Bu sivillerin esir alınan İngilizler olduğunu sonradan
öğrendim. Bulunduğum tank süratle asfalt yola çıktı Her yerde
asker vardı. Plaj kenarındaki her kabinin içinden 2-3 baş çıkarak zaman
zaman bizlere bakıyordu. Her ağacın altında, evlerin içinde, duvar
kenarında oturan, ayakta duran ya da yatan birçok asker görünüyordu.
Kimin kime emir verdiği belli değildi.
Topçu taburu plajın hemen üstündeki set üzerinde mevzie girmişti.
Tabur Komutanı Binbaşı ilhan Oba sağa ve sola görerek yaylım
ateşi yaptırıyordu. Taburun başka subay, astsubayları ortada görünALİ
DENİZLİ
280
müyordu. Etraf toz toprak içindeydi. Yanına gittiğim zaman biraz
hayret etti. “Düşman nerede, nereye ateş ediyorsunuz?” diye sordum.
“Komutanım, düşman da atıyor, vurulursunuz. Ayakta durmayın
dolaşmayın dedi ve cephanemiz bitmek üzere diye ekledi. Söylenecek bi
söz bulamadığım için asfalt yola doğru yürüdüm. Emir subayıma tugay
komutanlarını bulmasını söyledim. Ve önüme ilk gelen evin bahçesindeki
asma çardağının altına girdim. General Borataş yanıma geldi
ve Üsteğmen Sokullu’nun bir havan mermisi ile şehit olduğunu söyledi.
Üsteğmen Yavuz’un daha yarım saat önce söylediklerini hatırladım.
İlk acımızı içimize gömerek asma çardağın altında savaş durumunu
tekrar değerlendirmeye çalıştık. Mersin’den beri beklediğimiz
vahim durum, şimdi daha açıkça görünüyordu. 3-5 dakika geçmedi,
çardağın altında karargâhımızdan 10’dan fazla subay toplanmıştı, insanlar
savaşta, tehlike anlarında kurtuluş çaresini, birbirlerine sokulmakla,
komutanlarının çevresinde toplanmakla arıyorlardı. O tarihi
dakikayı tespit etmek için, yanımızdaki gazeteciler bir resim
çekmişlerdi.
Sonradan öğrendiğimize göre, kıyı basıdaki birliklerin kritik
durumunu Mersin’e dönen denizcilerden öğrenen Ordu Komutanı
Orgeneral Suat Aktulga üst makamlara telefonda; “Tahliye planımız
yok” diye bazı imalarda bulunmuştu. “Göz göre göre bir imha ve yenilgiyi
kabul edemezdim. Saat 17.00 için kabul edilen ateşkes kararını
intizar etmek gerçek bir felaket ve milli bir sorun olabilirdi. Biraz sert
davrandım ve toparlanıp taarruz edin dedim. Saat 11.55’te ihtiyat olarak
ayrılan üç tanktan birine atladım. Tank komutanı Teğmen Abdülkadir
Ceylan’dı.Emir subayım tank kulesinin yanında, ben tankın
içindeydim. Mersin’den Kara Kuvvetleri Komutanımızın emri ile beraberimizde
gelen gazetecilerden Dündar ve Arcayürek de isteği üzerine
aynı tankın kulesine bindirilmişti.
Emrimde ihtiyat olarak bulunan 3 tanklı tank takımı doğuya
doğru ilerlerken yolumuzun üzerinde daha önce kıyıya çıkan bazı piyade
birliklerimizi göreceğimizi tahmin ediyordum. Fakat piyade
birliklerimiz çıkarma plajının 300 metre kadar doğusundan daha öteye
gitmemişlerdi.
20 ve 21 temmuz günleri bazı birlikler kıyı başından 500 metre
kadar uzaklaşmışlardı. Sonra bunlar, orman yangını dolayısıyla, arka
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
281
çantalarını terk ederek çıkarma plajına doğru çekilmişler, üst üste
yığılmışlardı. Mermilerimizin zinde kuvveti yalnızca canlıları değil,
cansız hedefleri de altüst ediyordu. Bedrettin Paşa, General Borataş’ın
yakın savaşa girdiğini gözleriyle görüp rahatladı.
Saat 14.00; Ayayorgi köyünden 22 temmuz 1974 günü saat 14 00’te
geçtiler. Bora Özel Görev Kuvveti düşmana saldırıyor ve sevdiğimiz
arkadaşlarımızı birbiri adına kaybediyorduk. Yüzbaşı Ramiz Turan,
üsteğmen Feyzullah Taşkınsoy, Astsubay Halim Şahin, Astsubay
Mehmet Yavuz ve bir kaç kahraman erbaş ve er aramızdan ayrılıyorlardı.
Subay, astsubay arkadaşlarımızın çoğu tanklarının kulesinde makineli
tüfeklerini kullanırlarken, başlarından vurulmuşlardı.
Ayayorgi düşmüştü; Şimdi bu satırları yazarken Asteğmen Taşkınsoy’ın
telsizinde duyduğum feryatları hâlâ ulaklarımda çınlıyor.
Şehitlerimizden kahraman bölük komutanı tank yüzbaşı Ramiz Turan’ın
cesedini, ancak aylar sonra zeytin ağaçlarından birinin dibinde
tesadüfen bulmuştuk. Taarruzumuz adım adım ilerliyordu. Ayayorgi
köyünü düşürmüştük. Tanklar Girne’ye giriyor, artık tanklarımız teker
teker Girne’ye giriyordu. Düşmanın isabetsiz ateşlerine karşılık subay
ve astsubaylarımız, erlerimiz hep bir ağızdan ‘karavana’ diye bağırarak
cevap veriyorlardı.
Duracak zaman yok, biraz sonra Girne Kalesi tarafındaki dar bir
sokağın içinden üç Rum askerinin bizim tanklarımıza doğru geldiğini
gördüm. Ellerindeki silahları havaya doğru tutuyorlardı. Bu askerlerin
arkasında Tuğgeneral Borataş ile Binbaşı Sürel ellerindeki
otomatik silahları ile yürüyorlardı. General Borataş’ın baldırı kalın ve
kanlı bir iç fanila ile sarılmıştı. Sargı bezi bulamadıkları için bir erin
iç fanilasını çıkararak yarayı sarmışlardı. Hem tuğgeneral, hem de
binbaşı topallıyordu. Belli ki ikisi de yaralanmıştı.
Yaralarının ağır olup olmadığını işaretle sordum. İkisi de elleri ile
başlarıyla bir şey olmadığını ifade ediyorlardı. Sabah saat 11.00’den
beri en ileri hatlarda çarpışan bu yiğit ve kahraman arkadaşlarım
şimdi yaralı olarak savaşa devam ediyorlardı. Kendilerine orada geçmiş
olsun bile diyemedim. Duracak ve duraklayacak zamanımız yoktu.
İlk birleşme sağlanıyor, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Fin askerleri
ölümden böylece kurtulmuşlardı. Demirel Paşa’ya göre Boğaz’ı
düşüren tankları birer birer saygıyla selamlıyorlardı. Asker dünyanın
ALİ DENİZLİ
282
her yanında aynı değerlerle biçimlenmişti. Birlikler Lefkoşa’ya doğru
ilerliyorladı. Bedrettin Paşa’yı çok mutlu eden ilk birleşme burada
sağlandı.
Darboğaz’ın boyun noktasına yakın yer de tek tek mücahitlerimizi
ve komandolarımızı gördük. Bu erlerle buluşmamızda yanlışlıkla karşılıklı
ateş savaşına girmemiz mümkündü. Aramızda önceden kararlaştırılan
müşterek bir parola yoktu. Bir çatışmayı önlemek için ilk kariyerle
ilerleyen Tuğgeneral Borataş, yol civarında rastladığı erlere önce
Kelime-i Şahadet getirtmisti. Sonra hep beraber Dağ Başını Duman
Almış marşıyla harekete devam etmişlerdi.
Saat 17.30 , ilk tanklarımız Boğaz sancağına 17.30 doğru varmışlardı.
Susuzluk, açlık ve yorgunluk kendisini hissettiriyordu, fakat
başarı bunların hepsini unutturmuştu. Tanklarımız yol kenarında Boğaz
sancağına ait bir çeşme yanında duruyor, askerlerimiz sıcak suyu
kana kana içiyorlardı.
‘Bora Harekâtı bitmiştir’, Tuğgeneral Borataş çeşmenin kenarında
yanıma geldi ve ‘Bora Harekâtı bilmiştir’ diye beni içten ve askerce
selamlayarak rapor verdi. Kendisiyle ve orada toparlanabilen subaylarla
teker teker kucaklaşıyorduk. Bazıları gözyaşlarını tutamıyorlardı.
General Borataş’ı tebrik ettim ve geçmiş olsun dedim.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
283
Yarasını sardırmak için civardaki küçük bir pansuman yerine
gittik. Yarası oldukça ağırdı. Kurşun kaba baldırına girmiş, kemiğe
değmeden, çıkmıştı. Generalin ateşi yavaş yavaş yükseliyordu ve rengi
sararıyordu. Onu pansuman odasında bırakarak, Kolordu Komutanı
korgeneral Nurettin Ersin’i arattım.
Görev yapılmıştı. 22 Temmuz Bora Harekâtı, kanaatimce, taktik
alanda kazanılan ve küçük bir başarı olmakla birlikte Kıbrıs Harekâtı’nın
sonucuna müessir olan önemli bir savaştır. Zira başarımız
bir avuç kahraman subayımızın fedakârlığı sayesinde kazanılmıştır.”
“Bora Harekâtı kıyıbaşı ile havabaşını birleştirmişti. Kıyı ve havabaşındaki
birliklerimizi kritik durumdan kurtarmıştı. Bora Harekâtı
ile Kıbrıs savaşının geleceği çizilmiş, düşmanın savaşma azmi
ve iradesine önemli bir darbe indirilmişti.”93 Diye anlatmaktadır.
93 Cumhuriyet, 18-20 Temmuz 1989.
ALİ DENİZLİ
284
V. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
A. Komando Tugayı 1 nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç
Şöyle Anlatmaktadır
Saat 09.00, “3ncü Komd.Tb. nü BEYAZ EV Bölgesine getirdiler ve
2nci Komd.Tb nü da KIRNI Bölgesinde İhtiyata aldılar. Durumlarını
yerinde görebilmek için 0900 da BEYAZ EV e gittim. Kur. Bşk. Kur Bnb
Y. AKSEKİ’yi ve Yb. Zeki DOĞDU’yu gördüm. 3 ncü Komd Tb.nun iki
Bölüğü GİRNE istikametinde ilerliyorlar ve Tb. S-3 ‘ü Yzb.Mehmet
CENNETOĞLU telsizle devamlı bilgi alıyor ve talimat veriyordu.
Saat 10.00 , Saat 10.00 da KALE ye çağrıldım. Tuğ K. dan 1010
da “KESKİNSIRT- KARMİ Ormanları Taarruz emrini yeniden aldım,
hemen taarruz etmem emrediliyordu ! “Savunma düzenindeki bir birliğin
, gündüz şartlarında ve düşmanın gözetleme ve ateş etkisi altında
Taarruz için tertiplenmesini nasıl düşündüklerini , en basitinden Tuğ .
Kh.daki yakası kırmızı arkadaşlarıma sormak isterdim doğrusu.
Bununla beraber, Tank ve ek olarak Geri tepmesiz top isteğimi
tekrarladım. Bölüklerin toparlanması için ön emrimi Ütgm.lşık KOŞANER
ile Bl K. larına ilettim Harekat Emrim için hazırlıklarımı yaptığım
sırada, Kıbrıs Türk bayrak Radyosundan bir ekip geldi ve bizlerin
düşüncelerini almak istediler. Ben kendilerine “çok öncelerden halli
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
285
gerekirken, senelerin ihmali olarak gelişen bu DAVAYI , kökünden
halletmek için geldiğimizi ve özetle ANA VATANIN, YAVRU
VATANIN daima yanında olduğunu” söyledim.
Daha sonra Kasım, Zeki ve A. Zevit konuştular ve düşüncelerini
kendilerine göre açıkladılar. İyi tesadüfler bibirini kovalamakla
beraber sonuç iyi olmuyor. 19 .TEMMUZ akşamından beri devamlı istekte
bulunduğum ACT nihayet geldi. Bir Pilot Ütgm. Ve ANPRC – 54
Telsiziyle birlikte Yzb. Selçuk GÖZEK getirdi. KALE nin en yüksek kayalık
yerine çıkardım. Pilot Üsteğmenim, ANİ İSTEK ÇEVRİMİNDEN
Uçak sevki için defalarca çağrı yaptı, çırpındı adeta. Ancak hiçbir cevap
alamadı. Buraya ACT göndermeyi Hv. destek planına alıp , havada isteği
anında karşılayacak KEP DURUMUNDA bir filo bulundurmayacaksa
, bu İleri Hava Kontrol Timini ne için göndermişti yetkili makamlar ?
Adanın diğer tartlarında ve Denizde bir çok faaliyetlerin devam ettiğini
Pilot Üsteğmenimizden öğreniyoruz da, gene de kendi aralarındaki koordinasyon
noksanlığına bir anlam veremediğimi belirtmeliyim. Her
işimiz ” HASBEL TESADÜF ” yürüyecek gibi…
Fazla beklemeden aşağı indim ve Bl K.larımı çağırarak Harekat
Emrimi verdim. Özetle Şöyle : Harekat iki safhada icra edilecek. İLK
SAFHADA: KESKİNSIRT el geçirilecek ve Oradaki KORUGAN ile
Beton Yuvalar düşürülecek İKİNCİ SAFHADA: Keskin sırtın Ateş
desteğiyle ESKİYANIK T. Bölgesi ele geçirilerek, yeniden tertiplenme
ALİ DENİZLİ
286
Bahri Fecir Başlangıcına kadar tamamlanacak. Bunun için KALE’de
nisbeten dinlenmiş olan 1nci Komd Bl. Birinci Safhada İLK HEDEFİ
almakla görevlendirdim.
Bunu takiben 2 nci Komd. Bölüğüm Eskiyanık’ı elegeçirecek ve
3ncü Komd.BI DOĞRUYOL da bir Takımı, ADA Tepede İki Tk.ı ile tertiplenerek,
harekatımızın gelişmesine göre, hem geri emniyetimizi sağlayacak
hem de başarı şansı yüksek olacağını değerlendirdiğim 2nci Bl
bölgesini destekleyecek veya her iki kanatta da ileri fırlatabileceğim ihtiyatlarım
olacak ve bu şekilde Bahri Fecir Başlangıcına ( BFB) na kadar
Tb , Mukavemet Noktası halinde Çepeçevre tertiplenmiş olacaktı.
İKMAL Kademesi KALE’de kalacak, Tb Shh İlk Yrd istasyonunu,
Bşçvş Ali YILMAZ Birinci Safhanın sonunda boyun noktasındaki UN
Barakasının bulunduğu yerde açacak ve ANA İKMAL Yolu olarak KALE
/ KESKİNSIRT Orman yolunu kullanacaktık. Ben Önce 1nci Bl le,
harekatın gelişmesine göre Daha sonra 2nci Komd Bl. ümle birlikte olacaktım.
Taarruza başlama zamanını Saat 15.00 olarak tesbit ettim. Bu
suretle Bl. K. ları yeteri kadar zaman kazanmış oldular.
Güneş Saat 19.30 civarında battığı için elimizde altı saatlik bir zaman
dilimi vardı. Ayrıca Saat 14.45 den itibaren 2 ve 3ncü Komd
Bl.lerimin 60 mm lik havanlarıyla Eskiyanık Bölgesini ateşle baskı altına
almayı ve 1nci komd.BI nün ileri yanaşırken YAN ATEŞİ yapacak silahları
susturmayı planladım. Mühimmatımız tamamdı.
Saat 12.30, civarında , 230 ncu P.A.dan gönderilen bir SİLAH
TAKIMI emre girdi. 81 mm Havan, 75mm GTT ve A- 4 Mtf. leri var.
Önce çok sevindim,ama bu bir fakir sevinci oldu, zira Tk K.na mühimmat
durumunu sorduğum zaman değil 30 dakikalık, Bir dakikalık Tesir
Atışı için bile mühimmatlarının olmadığını, sadece Namlu Payı ile geldiklerini
gördüm. Tk.K.na ve Onu böyle gönderenlere de içimden lanet
ettim. Kendilerine soracak olursanız “Emre giren birliğin her türlü
ihtiyacı, Emrine girdiği Birlik tarafından karşılanır” prensibiyle sorumluluğu
bize yükleyecektir.
Benim sıkışık durumumu İstekte bulunan Tug.Kh.ım bilmiyor
muydu ? Kimden nasıl hesap soracak ve cevap alacaktım, meseleyle
boğuşmaktan vazgeçtim ve KASIM’ı BOĞAZ daki LOJ. İKMAL bölgesine
göndererek özellikle G.T.T. mühimmatı sağlamayı tercih ettim. Ancak
harekatın başlangıcına yetişmesi imkansızdı. Ben bu sorunlarla boKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
287
ğuşurken, moral takviyesi olarak niteliyebileceğim bir durum gerçekleşti
: Tb.a 24 saatlik tayin ile atanan Ortopedi Uzmanı Tbp. Yzb. Atilla
GENÇOGLU ve Komd. İhtisas Kursunda olan Ütgm.Cahit KOPARIR ve
Ütgm. Mehmet GÖKMEN yanıma geldiler.
20. Temmuz günü 6 ncı SORTİ Helikopter gurubunu kaldırmamışlar.
21 Temmuz sabahı Ordu K.lığı önceliği Personel ve Mühimmat
şevkine verince Yzb. Güngör BUZLUK’un emrinde 15 ikmal eriyle birlikte
KIRNI ya gelip Tuğ. Kh. nın emrine girmişler (Dağ Arka Çantalarımız
OVACIK ta bırakılmış, araçlarımızla gelecekmiş), Ancak ilk gecenin
şoku ve Taburun zor durumda olduğu haberi üzerine, ekin tarlasındaki
Tug.Kh. nın yakın emniyeti için kullanılmışlar. Bugün ise ,adeta
FİRAR EDEREK Tb. a Katılmışlar. Yalnız burada Tb un Benden sonra
en kıdemli subayı olduğunu bildikleri halde Yzb. BUZLUĞ’u , neden
Yzb. Sami AKBULUT’un naşını Türkiyeye götürmek üzere görevlendirdiklerini
anlayamadım.
Güya oradan BOLU’ya gidip Tugay tesislerinin K.lığını devralacakmış.
Çok tuhaf, Bana bir şey olursa Tb.K. lığına vekalet etmesi gereken
kişiyi, Benim haberim ve onayım olmadan başka bir göreve göndermelerinin
sebebini anlayamıyordum. Zaman Kimin Ne Menem Kişi
olduğunu herhalde Bana gösterecekti. Bunada LAHAVLE ÇEKTİM.
Doktor, 20.Temmuzdan itibaren yanımızda olamadığından çok
üzgün. Bence Cerrahi Teknisyen Bşçvş Ali YILMAZ’la birlikte Taburumun
Savaş Gücüne çok büyük katkıları olurdu. Gene de Bu konuda her
türlü katkıda bulunabileceğine yürekten inandığımı söyleyerek teselli
ettim. Cahit ve Mehmet, Komd. Kursunun verdiği hırs ile dövüşmeye
can atıyorlar. Ütgm. Cahit KOPARIR’ı 3 ncü BI.K.lığı için düşünmüştüm.
Tgm. M.GÖKMEN Tb.Kh. Bl.Tk. K. idi. Ütgm Ünal BAYRAKTAR’
ın personel gücü artıyordu.
Saat 14.00 ,Yzb.Y.PEKER e Mühimmat İkmali konusunu tekrar
hatırlattıktan sonra, Tüm YOKLUKLARA rağmen saat 14.00 de DOĞ-
RU-YOL’a Tb. Taktik Komuta Gurubu olarak S- 3 Ütgm.lşık KOŞANER,
Kh.BI.K. V. Ütgm Ünal, TIs.Ks.Amiri Bşçvş Abdullah İNAN, Habercim
MANSUR ve iki Telsizcimle birlikte çıktım. Tank, Hv. Desteğim,
Ağır Silah mühimmatımın olmayışı Beni son derece rahatsız
ediyordu.
ALİ DENİZLİ
288
Yukarı çıktığımda, Mücahit Tk K. Ütgm Vural ERALP’i Şehit
Mücahitlerimizi ve RMM ölülerini Boğaz Bölgesine göndermek?
üzere yolun üstünde sıralamış buldum. Bazı mücahitlerin üstlerine
benzin dökerek yakmışlar, bazılarını Doğruyol Kayalıklarından aşağı
atarak öldürmüşler… Bu ne VAHŞET’ti Tanrım. Sadece TÜRK olanı
öldürmek , savaşın GAYESİ olamazdı. Nitekim Bizim değildi; giderek
KİNİMİN kabardığını hissediyorum.
Terör havası yaratarak Mücahitleri, mevzilerini terke zorlamışlar
ve bu suretle Bizi Taarruz etmekte çekinmeye zorlamak için psikolojik
bir baskı ve korku ortamı yaratmaya çalışmış ve bu şekilde kendi dirençlerini
artırmayı değerlendirmiş olabilirlerdi. Ancak bu Düzenli Orduların
uymak zorunda oldukları Uluslararası Kara Harp Hukukuna
aykırı idi. Ütgm. V.ERALP ten bu tahliyeleri çabuklaştırmasını istedim.
Zira Taarruza katılacak personelimin bu manzarayı görmesini istemiyordum.
Saat14.45 , ten itibaren Hazırlık Ateşini ,60 mm havanlarım ve Silah
Tk. nın 81 mm havanı ile başlattım. 81 mm havan namlu payı olan
dört mermi hemen bitti. SI.Tk nın iki A- 4 nün 15.00 ten itibaren KESKİNSIRT
Korugan ve çevresini Aşırma Atışı yapmalarını Tk.K.na not
ettirdim. Zaten hareketin başlamasına 10 dakika kadar bir zaman kalmıştı.
SI Tk. K. güven vermiyordu encak yapacak bir şey yoktu ve Ben
bununla yetinmek ve başarıya ulaşmak zorundaydım.
Saat 15.00 , den itibaren Hücum Kademesi ilerlemeye başladı.
Tgm. Z. AÇIKBAŞ’ın takımı süratle UN (BM) Barakasının yanından
geçerek Keskinsırt’a yanaştı. Bölüğün takibeden iki Takımı da yanaşmaya
devam ediyorken KESKİNSIRT ve Doğusu yamaçlarından A-4
atışları ve ESKİYANIK Bölgesinden A- 4 ve 12,7 mm .lik Uçaksavar Mtf
atışları, yoğun bir şekilde YAN ATIŞI olarak Bl. ün ilerlemesini aksatmaya
başladı. DOĞRUYOL yamaçlarındaki Destek silahlarım Hedeflerini
tam bir baskı altında tutamıyordu. Bölük ileri hatlarından Bana
kadar ulaşan bir isteği hemen not etmeliyim, “GERİDEN ATEŞ
EDİLMESİN!” Aslında .aşırma atışı yapan A -4 lerden başka silahımız
mevcut değildi.
Ancak erlerim gerek YAN gerek AŞIRMA atış Namlu Ağız seslerine
alışık değildi ve DOĞRUYOL / KESKİNSIRT arasındaki derin dere
yatağı, onları etkileyen sonuçları yaratıyordu. Bu konu ise, Kayseri ve
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
289
Bolu’da devamlı üzerinde durduğum ve mutlaka Tugaya kazandırılması
gereken ” SIZMA ATIŞ ALANI ” ihtiyacının ne kadar hayati olduğunu
bir kere daha gösteriyordu.NAMLU AĞIZ ALEVİNİ VE MERMİ
UÇUŞ SESİNİ MEHMETÇİĞE BAŞKA TÜRLÜ ANLATMAYA İMKAN
YOKTUR.
Bu esnada Tuğ.K. nı KALE’ye gelmiş ve Benimle telsizde görüşmek
istediğini ilettiler, “Kendisine kısaca DURUMU ve DESTEK SİLAH’
larının yetersizliğini ancak bütün bu olumsuz şeraite rağmen İleri harekata
devam edeceğimizi ifade ettim.” Loj. Destek ve Mühimmat ikmali
için Tuğ. in yardımını istirham ettim. Takib edeceğini söyledi ve BOL
ŞANS DİLEYEREK ayrıldı. Gerçekten ŞANS Faktörüne şiddetle ihtiyacımızın
olduğunu görüyordum ve aksayan bu gidişe bir çare bulmak
mecburiyetinde olduğumu biliyordum. Yerinde duramıyacak kadar
rahatsız olduğum bu ortamdan sıyrılmak ve giderek yavaşlayan ve
KESKİNSIRT batısında yığılmaya sebep olan duruma çare bulmak için
UN (BM) Barakasına doğru inmeye başladım.
Baraka çevresindeki yığılmayı dağıttım ve ESKİYANIK’ tan gelen
YAN ATIŞ’ larıyla daha fazla zayiat vereceğimizi söyleyerek Sb ve Astsubayları
kaburganın güney tarafından ilerletmeleri için ikaz ederek
barakaya yaklaştım. Telli irtibatını koparttım, içini kontrol ettim ve dipteki
bölümüne bir el bombası attım. İleri yanaşmaya devam ettim, iki
yaralı daha geriye tahliye ettiler.
ALİ DENİZLİ
290
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
291
Barakadaki patlamanın ardından tutuşan bir bölümü , tümünün
kısa sürede yanmasına sebep oldu, artık RUMLARLA aramızda BARIŞ
GÜCÜ diye bir kademe kalmamıştı denilebilirdi. KESKİNSIRT
kayalıklarından ileri doğru sıçrarken gözlerim 1nci Komd.BI.K. Ütgm.
Y.DOĞAN’ı arıyordu. Ancak bir süre sonra karşılaştığım BI.K. nın artık
ne kendisine nede bölüğüne hakimiyetinin kalmadığını görüyor. Bölükteki
sevk ve idare kaosunu hem önlemek hem de ileri harekatın devamı
için en kritik safhada gereğini yapmak için çare ararken yakınımda Kayseri
Hv. İnd. Tuğ. dan beri tanıdığım ve güvendiğim Bşçvş Behzat ÖKMEN’
i gördüm ve etrafındaki gurubu ileri yanaştırması için emir verdim.
Tb.a 24 saatlik tayinle gelen bazı Astsubaylarımın mangalarına
olan hakimiyetlerini çok açık görebiliyordum Cer.Tek Bşçvş Ali YILMAZ
bile yaralananlara anında yardım için kayaların üzerine sıçrıyarak
koşuşturuyordu ve onlardan iyi idi.
Saat 1700, Destek Atışları bir türlü düzelmemiş ve 500 m. lik bölgeyi
biz iki saattir geçememiştik; saat 1700 olmuştu ve güneş 1930da
batıyordu, yaklaşık ikibuçuk saatimiz kalmıştı. Ani bir kararla Ütgm.
Işık KOŞANER’e “Saat 1700, koş geriye ve ne yap yap, şu destek atışlarını
tanzim et ve tesire geç, bu bölgeyi ve koruganı mutlaka düşürmeliyiz.
” şeklinde emir verdim. Bu arada yakınımda Üçvş. Ramazan
DURMAZ yaralandı, Ali onu tahliye etti ve yanımda Üçvş Muharrem
SULU ile Mangasını gördüm. Bana soran gözlerle bakıyor ve emir
bekliyordu. Ben artık Tb. K . değil her zaman olduğu gibi onlarla bir
şeyler paylaşan Tk.K.ları gibi kendiliğimden Ona “BU İŞİ BİZ BİTİ-
RECEĞİZ, KORUGANI BİZ DÜŞÜRECEĞİZ, AL MANGANI VE
BANİ TAKİBET” diyerek ateş tutmayan güney yamaç kayalıklarına
sıçradım ve daha emin şekilde ilerlemeye başladık.
Taktik Komuta gurubundan yanımda kalan Bşçvş A.İNAN’ın
TIs.Ks. nın Bizi 100 m kadar geriden takip etmelerini ikaz ederek, tırmanmaya
başladık. Bu arada Destek atışlarınında düzelmeye başladığını
değerlendiriyorum, zira paralanmalar hedefte yoğunlaşmaya başladı.
Tırmanıyorduk, hava kararmadan bu korugan ve KESKİNSIRT düşmeli
ve düze çıkmalıydık. Üçvş. M.SULU ve mangasıyla birbirimizi kademeli
sıçramalarla destekleyerek ve koruganın mazgallarını devamlı ateş altına
alarak ilerledik.
Bu sırada yanımda birlikte sıçradığımız bir Erim Şehit düştü.
Boğazından çok derin bir nefes boşamış va ağzının sol yanından çeALİ
DENİZLİ
292
nesine doğru süzülen iki damlayı hala görür gibiyim. Ama düşerken
tüfeğini çapraz tutuşta iki eliyle sımsıkı tutuyordu.
Kayalıklarda, çeşitli organları parçalanmış RMM cesetleri görüyorum.
Artık Tb. K. olarak değil Tb.un TEKERİ gibi düşünerek ve bu
koruganın Taburumdan, benden olan pek çok Mehmetçiğimi aldığına
hırslanarak kayalara saldırdım.
Mazgallar 3-4 m yukarımdaydı, yanımdaki üç el bombasını ardı
ardına kullandım ve takibeden erlerimden iki elbombası daha alarak bu
kahrolası korugana fırlattım, Mtf. Sesi kesilmişti ve Onu susturduğumu
kabul edip ileri fırlamaya hazırlanırken Sol omuz ve sırtımda iki yırtılma
ve Sağ bileğimde bir acı hissettim. Yaralandığımı anladığım o ana
lanet ediyordum. Görevimi başarmaya bu kadar yakınken durmak
mecburiyetinde kalmak beni kahrediyordu .
Ancak bu olay, geriye doğru düşünmeye başlayan beynimde bir
gerçeği daha Bana hatırlatıyordu, ” BEN TABUR KOMUTANIYDIM ,
çevremde Yaralı Bşçvş B.ÖKMEN de dahil olmak üzere yedi yaralı erim
vardı ve BENİM İKİ SAATTİR TABURUMDAN HABERİM YOKTU ”
En katı gerçek ise Tb.K.olarak TEKER GİBİ SAVAŞMA DUYGUSUYLA
BU NOKTAYA NASIL SÜRÜKLENMİŞTİM? Yanımda sadece bir COLT
Tabancam ve YEDİ mermim vardı.
Hiçte hoşuma gitmeyen kararımı, O Andaki Kısa Durum MUHAKEMEME
dayanarak verdim: “KESKİNSIRTTAN ÇEKİLİN ve Çevre
Savunma tertibiyle kaburgayı tutun, savunun! “Behzat yerinden kıpırdamıyor,
sol omzundan ve yukarıdan aşağıya doğru aldığı bir mermi
yarasıyla sol omuzu iptal ve şokta. ERLER nasıl çekileceklerini kestiremez
vaziyette. BAĞIRDIM, “Durmayın, verdiğim emri yapın. Ben sizi
koruyacağım.” ve Behzatın tomsonunu kapıp korugana doğru bir seri
darbe yaptım. Bu darbeler Şoku dağıttı ve geri çekilmeler başladı. Geriden
takibeden Bşçvş A.İNAN ve gurubu gelerek yaralıların yürümelerine
yardımcı oldular. Bşçvş. B.ÖKMEN’i iki Erimin Yardımıyla yürütülerek
KESKİNSIRT tan uzaklaştık. Ben yaramın acısını duymuyordum,
sadece kanamanın durduğunu fark etmiş ve rahatlamıştım.
Sol Kolum ve Omuzum iptaldi, oynatamıyordum. UN barakası
hizasına geldiğimde BI.K. Ütgm. Y. DOĞAN ile karşılaştım. Darmadağınıktı,
kendi kendine hesap vermesi gereken çok şey vardı, ” derhal
bulunduğu bölgede geri çekilen unsurları toparlamasını ve bir
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
293
mukavemet noktası teşkil etmesini, belki bu suretle vijdanen rahatlayabileceğin!
, İlk Yrd. ve mühimmatın gönderileceğini ifade ettim”
Başarabileceğinden şüphe ediyordum, bu sebeple orada bulunan
Üçvş. Ali ZEVİT’ten BI.K.na yardımcı olması için emir verdim ve DOĞ-
RUYOL’a çıktım. İlk mevzilere geldiğimde, irtibat hendeğinin içinde
Tgm.Z.AÇIKBAŞ’ı gördüm, yüzükoyun yatmış ve ” Yarbayımı gördünüz
mü, Tb.K.ım geldi mi” gibi sözlerle, ağlar gibi sesler çıkararak
çırpınıyordu. Belli ki ruhi bir bunalım içindeydi. Ensesine ve bana
döndüğünde yüzüne birkaç tokat vurarak, “orada olduğumu Bana bir
şey olmadığını, kendine gelmesini ve Tk.nı toparlayıp BI.K.na yardımcı
olmasını” söyledim. DOĞRUYOL Barakasına geldiğimde 3 ncü BI.Tk.K.
Tğm Vecdi BİNGÖL ve Kh.BI. K.V. Ütgm Ünal BAYRAKTAR la karşılaştım.
“3 ncü Bölüğün bir Takımı ve çekilen 1 nci Bölüğün tüm unsurlarıyla
orada Çepeçevre savunma tertibi almalarını, çekilmeyi durdurmalarını
ve Düşmanın herhangi bir ani karşı hareketini önleyecek şekilde
müteyakkız olmalarını” istedim.
Saat 2100, YARALANDIĞIMIN FARKINDAYDILAR, bunu
SAKLAMALARI için uyardım. Tertibi derhal aldılar ve içim biraz
olsun rahatlayarak saat 2100 civarında KALE’ye indim.
ALİ DENİZLİ
294
Yaralandığım hemen duyulmuş. Ayakta olduğumu görünce biraz
rahatladılar, ancak Tbp.Yzb.A.GENCOĞLU ısrarla muayene etmek
istemesine rağmen, ben Taburun son durumunu Yzb. Y. PEKER ve
Ütgm. lşık KOŞANER’ den öğrenmek istedim.
Durum özetle şöyleydi : “2 nci Komd.BI. 1 nci komd. Bl ile koordineli
olarak ESKİYANIK sırtlarına, ADA T.. İle aradaki derin dere
yatağından yanaşarak tırmanmış ve Koğuş Binasını ve çevresindeki
tüm mevzileri ele geçirerek, Yunan Bayrağı asılı Bayrak Direğini bulunduğu
tepeyi de ani bir hücum ile düşürmüş fakat, havanın kararması,
KESKİNSIRT’ taki durumun muğlaklığı, daha da kötüsü Mühimmat
bittiği için, ilerlemelerini durdurmuşlar, daha sonra mevcut
eksikliklerin etkisiyle çekilip aynı yoldan DOĞRUYOL’a gelmişler.
3 ncü Komd.BI. DOĞRUYOL’da Tğm.Vecdi’nin Tk. ve ADA T..de
Ütgm Kemal ve Ömer’in Takımlarıyla tertiplenmeleriye Geri çekilmeyi
örtmüşler. NE YAZIK VE NE KADAR HATALI DAVRANIŞLAR,
SAVAŞ TECRÜBESİZLİĞİNİN YANINDA İRTİBATSIZLIK VE İKMALİN
DEVAMSIZLIĞI ve GÜNDÜZ / GECE TAARRUZLARINI
YETERİ KADAR KOORDİNE EDEMEYİŞİM, TABURUN İKİ SAAT
KOMUTANSIZ KALMASI,” BAŞARISIZLIĞIMIZIN TEMEL FAKTÖRLERİYDİ.
Ancak bu günkü harekatın doğal sonucu: BOĞAZA HAKİM
St.HİLARİON omuz başının tutulması 2 nci Komd.BöIüğümünde çekilmesiyle
KRİTİK Arazi kesimi olan DOĞRUYOL’un elde bulundurulmasıydı.
Taarruz süresince emirlerime uygun olarak Su – Mühimmat
– İlk Yardım getiren Aracın Şoförü Mücahit, Karşıdan Yan Ateşi yiyince,
aracını ve Tbp. Yzb. A. GENCOĞLU’nu bırakıp yanındaki dört mücahitle
kaçmışlar, Tbp.Yzb. da Arazide tek bildiği yer olan KALE ye dönmüş.
Telsizle DOĞRUYOL’u aradım, korktuğum başıma gelmiş ve
BI.K. çekilirken verdiğim emrin hilafına UN Barkası bölgesinde mukavemet
noktası teşkil edemeyerek DOĞRUYOL’a çekilmişti. Kendisine
” DOĞRUYOL bölgesinde nasıl hareket edeceğini, Ütgm Ünal ve
Tgm. Vecdi’den öğrenmesini ve kesinlikle uygulamasını, düşmanın hertürlü
karşı hareketine karşı tüm Bölüğün UYANIK KALMASINI SAĞ-
LAMASINI emrettim.” Hiç olmazsa bu kadarını başarabilmeydi…
Dr. Yaranın açılıp tedavi edilmesi üzerinde ısrar ediyor, yarayı
görmesine fırsat vermediğim için bu tedavinin Tb. daki kısıtlı imkanlarKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
295
la sağlıklı olarak başarılamayacağını ve BOĞAZ Bölgesinde tesis edildiğini
haber aldığımız İLK YARDIM HASTANESİNE gitmekte ısrar ediyordu.
Bense Tb.dan ayrılmak istemiyordum. O, zannederim mikrop
kapma ve Kangren ihtimalinden korkuyordu. Nihayet , ceketi çıkartmayı
başardılar ve gerçek ortaya çıktı, soldan sağa çapraz şekilde ve
şans eseri Sol Omuzu ve Kürek Kemiğini derin sıyırarak geçmiş, yaklaşık
30 cm. lik bir oluk gördüğünü ve kati bir ifadeyle BOĞAZ’ a
inip cerrahi müdahale gereğini, aksi halde sorumluluğunu kaldıramayacağı
sağlık sorunlarının doğacağını söyledi.
Ben nezaketle ancak katiyetle anlatılan durumu çok iyi anlıyor
ancak Tb dan ayrılmak istemiyordum. Kendimle nefis mücadelesini,
gene “Her Astın Bir Üst görevi tereddütsüz yüklenme prensibinin
Benim ZABİTLERİM içinde geçerli olduğu düşüncesi ve Yzb. PEKER’
in, S- 3 Ütgm.lşık KOŞANER’ın ve Ütgm. H.ÜSTÜGENİN yardımlarıyla
bu geçici süreli sorumluluğun, başarıyla yüklenebileceği değerlendirmesi
kazandı ve Taburu Yılmaz’a emanet ettim, BOĞAZ’a İlk Yrd
Hst.ne Doktorla beraber indik.
BOĞAZ İlk.Yrd Hst. , Cennet Barın karşısındaki binanın alt zemin
katıydı. DİKOMOLAR düşmediği için karartma var ve devamlı ateş
altında. Tüm tıbbi müdahaleler Gaz lambası ve Mum ışığı altında yapılıyordu.
Çevremde hep tanıdığım ve sevdiğim yüzleri gördüm. Daha
önemli yaralıları hallettikten sonra, Tbp. Yzb Erol AKSAK (1967 Komd.
Kursundan öğrencim) ve Tbp Ütgm Nevzat (Tuğ. Tbp.) ve Atilla Beni
bir masaya yatırdılar. Ellerindeki Lokal Uyuşturucu maddesi çok az
olduğu için tereddüt etmelerine müdahale ederek, bu işlemi uyuşturmadan
yapmalarını istedim.
Daha kritik Ameliyatlarda kullanmaları, uygun olacaktı. Atilla
temizledi ve zannederim 12 dikiş attı, bir karış kadar alttaki yarayada
müdahale ederek içindeki parçayı çıkardı daha sonra sardılar ve boynumdan
itibaren, gövdemin Sol tarafına bantlarla tesbit ettiler. Sağ bileğimdeki
küçük yaraya zaten KALE de müdahale edildiğinden gecikmeden
yukarı hareket ettim. ”94 Demektedir.
94 E. Tuğgeneral Cemal Eruç (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı 80, 10 Mart
2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
.
ALİ DENİZLİ
296
B. 3 ncü Komando Tabur Komutanı Yarbay Zeki DOĞDU Şöyle
Anlatmaktadır; “22 Temmuz, Saat 10.10: Sabah Tugay Kurmay Başkanı
geldi, Tugaydan bir emir getirdi. Tabur, GİRNE, TEMPLOS istikametlerine
taarruz edecek
ve çıkan birliklerle birleşmeyi
sağlayacak. Saat
10.10’da ÇİFTLİK Tepe,
KEŞİF Tepe, HACI Tepe ve
EMİN Tepe’de bulunan
bölüklere taarruz emri verildi.
Saat 11.00’de Taarruz
Çıkış Hattı geçildi. Asıl
taarruz kuvveti 2 ve 3’üncü
Bölükler idi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
297
1’inci Bölüğün bizimle olan 1’inci Takımı ihtiyatta idi. 2’nci Bölük
TEMPLOS Köyünü ele geçirecek, 3’üncü Bölük Çıkarma Plajı istikametinde
denize kadar gidecekti 2’nci Bölük TEMPLOS Köyünü
ele geçirerek yeniden tertiplendi. 3’ncü Bölük taarruzlarına devam
ederek MAVROMADlS Kampına taarruz etti. Bu taarruz başarılı oldu,
ancak koruganları temizlemek bir hayli zaman aldı ve zayiata sebep
oldu.
Burada çok miktarda düşman olduğu ve çekilmeye başladığı bildirildi.
Bunun üzerine, ihtiyatta olan 1’inci Bölüğün takımı bu bölgeye
sevk edildi.
MAVROMADİS Kampında çok miktarda silah ve cephane ele
geçirildi, iki esir getirildi, biri elinden yaralı idi. Çok genç çocuklardı.
Su verdim, elini sardırdım. Bizim personel bana çok kızdı. Bu
iki esiri, Kolordu Karargâhına teslim etmesi için Mücahit Üsteğmenle
gönderdim. Sonrasını bilmiyorum. Bu taarruz esnasında 2’nci
Bölükle 3’üncü Bölüğün cephesi açıldı. Bu BEYAZ EV’den dürbünle
rahatça görülüyordu. Bu açık bölgede bazı düşman faaliyetleri görülüyordu.
ALİ DENİZLİ
298
Bu sırada Karargah Bölük Komutanı Üsteğmen Nizamettin
SONGUR bölüğünden bir takım hazırlamış, bana geldi, muharebeye
girmek istediğini söyledi. Ben de kendisine bölüğünün görevi bu değil
asıl işini yap, ikmal işlerini hallet dedim. Ama çok ısrar etti. Bunun
üzerine iki bölüğün arasındaki açık bölgeyi kapatmasını, oradaki portakal
bahçesine kadar gidip orada kalmasını söyledim. Gitti, yerini aldığını
söyledi ve sonra telsizini kapattı, irtibat kesildi.
Bir müddet sonra telsizcisinden
bir haber geldi
Üsteğmenin GİRNE Stadyumu
civarında şehit olduğu
ve takımının çember içinde
olduğu şeklinde. Üsteğmen
Nizamettin telsizi kapadıktan
sonra GİRNE Stadyumu istikametine
taarruz etmiş,
önünden kaçan bir Rum’u
canlı yakalamak için koşmuş,
bu arada açılan bir ateşle şehit
olmuş. Bölüklere hem
cephane ikmali yapmak hem
de şehitleri almak için araba
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
299
göndermek gerekiyordu.
Araba göndermek çok büyük
problem oldu. Hiçbir
Mücahit gitmek istemiyordu.
Bunun için sert davranmak
zorunda kaldım.
Bugünkü muharebelerde 4
şehit 20 yaralı verdik
3’üncü Bölük taarruzlarına
devam ederek çıkarma plajına
kadar gitti ama çıkarma
birlikleriyle temas
sağlanamadı. Bunun üzerine akşam Kolordu Karargâhına gittim, Kurmay
Albay Muzaffer SEVER’İ buldum, durumu anlattım. O arada omuzunda
rütbesi olmayan birisi “Koca çıkarma birliklerini bulamadın”
dedi. Sonra onun Kolordu Komutanı olduğunu anladım. Durumu
tekrar anlattım. Çıkan birlikleri bulamayışımızın nedeni, onların planlanandan
başka plaja çıkmış olmaları idi. Birlikler, geceyi hakim sırtlara
çekilerek geçirdiler. Yer yer karşılıklı ateş açıldı ancak gece ciddi bir
çatışma olmadı.” 95 demektedir.
95 Sever, age.,s.104.
ALİ DENİZLİ
300
C. Bolu Komando Tugayı 3 ncü Tabur 3 ncü Bölük Komutanı
Üsteğmen Mustafa Başel Şöyle Anlatmaktadır
22 TEMMUZ 1974 PAZARTESİ
Sabahleyin Beyaz Ev’deki Tabur komuta yerine gelen Tugay
Kurmay Başkanı Kurmay Albay Yılmaz Akseki “Harekat Çok Gizli”
damgalı bir sarı zarfı Tabur Komutanına verir. Zarfı büyük bir merakla
ve heyecanla açan Tabur Komutanı yazılı emri dikkatle okur… “ 3’ncü
Komando Taburu,22 Temmuz 1974 günü saat 11.00 den itibaren Girne-
Templos istikametinde taarruz ederek çıkan birliklerle birleşmeyi
sağlayacaktır…”
Saat:11.00’de TÇH geçilir. 2 nci Bl Templos köyü isikametinde
taarruz ederken Templos Köyü çevresindeki mücahitler tarafından ateş
açılır kamuflajlı elbise giyen komandolar Rum sanıldıkları için Köy camisinin
minaresine Türk bayrağı çekilir irtibat sağlanır.Bölgede tertiplenir.
3 ncü Bl , MAVROMADİS kampına taarruzda büyük bir mukavemetle
karşılaşmasına rağmen başarılı olur, raylı top-beton korugan –
Uçs. mtf.. –UNO mu, RUM bayrağı mı? Çok sayıda düşman olan bu
koruganları temizlemek zor olur, bir hayli zaman alır.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
301
Tb ihtiyatı Tk.(1/1 Bl) bölgeye sevk edilir. Çok sayıda zayiata
sebepolur, 3 şehit, 14 yaralı (Tb:4 şht-20 yaralı). Çok sayıda slh.
ceph.esirimiz ele geçer.
Esirler Tb.a gönderilir .Taarruz esnasında 2.Bl ile 3.Bl.arası açılır
.Açık cephede bazı düşman faaliyetleri görülür. Kh Bl. K. Ütğm. Sungur
1 tk hazırlar. Tb K.na teklif eder. Kendi görevine bak denir,ısrar edince
gönderilir, şehit olur. 3.Bl.taarruzlarına devam ederek çıkarma plajına
kadar gider .Çıkarma Brl.ile temas sağlayamaz. Harekatın üçüncü günüydü.
Beşparmak Dağları’ndan kuzeye doğru Templos (Zeytinlik)
Köyü bölgesindeki taarruza bölüğüm de katılmıştı.
”Görevimiz; Beşparmak eteklerinden denize kadar olan Girne
batısındaki bölgede düşman mukavemetini temizlemek ve çıkan birliklere
manevra sahası hazırlamaktı.”
Asıl hedefe 200-300
m. mesafe kalmıştır. Hedef
“Top Mevzii” diye adlandırılan
Rum cephaneliklerinin
de bulunduğu kritik
bir tepe. Ray üzerinde hareket
eden bir top bulunan
bu tepe, beton mevzilerle
çok iyi tahkim edilmiş
olup ayrıca çepeçevre mevzilere
yerleştirilmiş, 12.7
mm. lik uçaksavar makineli
tüfekleriyle de korunmaktadır.
(Oysa, Cenevre
sözleşmesine göre bu
silahların yerdeki canlı hedeflere
karşı kullanılması
yasaklanmıştır. (?!)
Hedefe yaklaşıldıkça düşman ateşi yoğunlaşmakta,uçaksavar
mermileri isabet ettiği zeytin veya keçiboynuzu ağaçlarından “şırrak!”
diye el kadar yongalar çıkartmakta, üstelik manevra yapan takımı da
yan ateşine almaktadır.
ALİ DENİZLİ
302
Düşmanın gittikçe şiddetini arttıran yoğun ateşi altında taarruz
hızımız giderek yavaşladığı gibi askerlerde de yorgunluk baş göstermiş
ve özellikle susuzluk son haddini bulmuştu. Yavaşlayan taarruzu
hızlandırmak için; durum değerlendiriyor, telsizle emirler veriyor, talimatlar
yağdırıyordum.
Beraber bulunduğum takımın bölgesindeki personele ise bizzat
müdahale edip, onları teşvik ediyor,gurur okşayıcı sözler söylüyordum.
Bir anda önümdeki manganın tamamının yerde yattığını gördüm.
Mg. Komutanı Astsubayın olağanüstü çabasına rağmen istenen
gayret görünmüyordu. Oysa ne pahasına olursa olsun; ilerlemek ve hedefi
ele geçirmek gerekirdi.
“Şu ana kadar akıtılan kanlar, verilen canlar boşa mı gidecekti?..
Ve Bolu Dağları’nda çok güç şartlar altında yapılan eğitimlerin,
dökülen terlerin, harcanan emeklerin karşılığı bu mu olacaktı?..”
diye aklımdan geçirdim. Yoğun ateşe aldırmadan derhal o manganın
yanına sıçradım. Benden hiç ayrılmayan habercim bile yanıma gelememişti
henüz… “Haydi aslanlarım, analarımız bizleri bu günler için
doğurdu, ileri!…” diye gürledim.
Ama nafile!..Sanki hepsini yere doğru çeken,toprağa yapıştıran
bir güç vardı.İlk rastladığım askerin yakasına yapıştım. Dudakları çatlamış,
gözleri fersizleşmişti. Mecali kalmamıştı sanki. Belli belirsiz bir
hırıltıyı andıran bir sesle; “Komutanım, su,su…bir damla su olsa Fizan’a
bile giderim!…su su..” dediğini duydum. Evet su!…Mataramda
yarıya yakın su vardı.Ben içsem ne kazanırdım?. Erlere versem ne kaybederdim?.
İyi de yarım matara su kaç ere yeterdi ki?… Derhal mataramı
çıkardım.Kapağı ile bu erin çatlayan dudaklarına değdirdim suyu.O da
ne?…Birden canlandı ve ileri atıldı. Sonra birkaç kişiye daha matara kapağı
ile su verdim. Suyum bitmişti de su diye inleyen sesler henüz bitmemişti.
Başka ne yapabilirdim ki?.. Ben, mataramda su varmış gibi boş
kapakla aynı işleme devam ettikçe, dudağına boş kapak değen erlerin
kana kana su içmişcesine canlanıp, bir ok gibi ileri atılması görülmeye
değerdi doğrusu… Aradan çok kısa bir zaman geçmişti. O çok direnen
tahkimli mevzi bizimdi artık. Rum bayrağını indirip yerine çektiğimiz
“ay-yıldızlı” şanlı bayrağımızın dalgalanışını görmek ise büyük bir
mutluluktu belki. Ancak bizim için buruk bir başarıydı. Bedeli; ne yazık
ki iki şehit, beş yaralıydı… Tabura tekmil verdim.Ama,Tabur Komutanının
sitem dolu ikazıyla karşılaştım. Çünkü; Erleri gayretlendirmek
için tedbirsizce ileri atılmıştım ya… Tabur Komutanı beni aradığında
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
303
telsizcim; ”Bölük Komutanım çok ilerde, yoğun ateşten dolayı yanına
bile gidemiyorum Komutanım..” diye cevap vermiş meğer.. Eğitimlerde
bölüğüme söylediğim ve prensip olarak bellediğim şu sözü bir kez
daha tekrar ettim; “Vatan için ölmek, belki de kurtuluşun kolayına
kaçmaktır. Önemli olan görevi başarmak için hayatta kalabilmek…ve
gerektiğinde ölmektir.”Kıbrıs’ta bu şekilde can veren şehitlerimizin
ruhu şad olsun. Gazilerimizin emeği var olsun!.”96 Diye anlatmaktadır.
VII. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI BÖLGESİ ( KTKA)
Saat 14.00 , 14.00’te Kurmay Albay Eşref Bitlis komutasında 350
kişilik Kıbrıs Değiştirme Birliği helikopterlerle KIRNI bölgesine indirildi.
İnme yerinde bekleyen araçlara bindirilerek KTK Alayı ORTAKÖY’e
gönderildi. Personelin silah ve cephanesi noksan, ağır silahları
yoktu. Havada hazır bulunan uçaklar da bölgeye sevk edilerek
hava desteği sağlandı ve karşı taarruz başarıya ulaşarak GÖÇERİ
alındı.
96 E. P. Alb. Mustafa Başel (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. 3 ncü Bl.K ) yaşı 70, 18
Eylül 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
304
VI. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
A.3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem
(E.Tuğgeneral) Şöyle Anlatmaktadır .
“Delik Tepe, 22 Temmuz 1974 günü iyice tarandı ve Stavroz harabelerine
kadar temizlik devam etti. 2 nci Bl. temizlik harekâtına devam
ederken Delik Tepe blokunun doğu kesimindeki sarp ve ağaçlık
kısımda (760 rakımlı tepe) bir takım kuvvetinde düşmanla karşılaştı.
Sıkı bir muharebeden sonra düşman 10 ölü, 5 esir bırakarak kaçtı.
Bugün Tğm. Vural Günöz’ün takımıyla yaptığı bu başarılı taarruz
tatlı bir anı olarak hafızalarda yaşayacaktır. Şimdi 22 Temmuz gününün
tamamını anlatmaya çalışacağım. Biliyorsunuz 20 Temmuz 1974
gününü 21 Temmuz’a bağlayan gece Türk Bozdağ’ı hariç Doğruyol-
Bilelli-Gönyeli’de durum kritikti.
Sol kanadımdan yani kuzeyden Dar Boğaz-Balabays-Girne istikametinde
taarruz edecek olan 2 nci Prş.Tb.u ise 20 Temmuz 1974 gecesi
Boğaz’a intikal etmiş fakat bölgesine gönderilmeyerek geceyi
Boğaz’da Kor. ve Tugay Kh.ının emniyetini sağlamakla geçirmiştir.
Rum Bozdağ’ı 21/22 Temmuz gecesi sabaha kadar hem Dikomalardan
hem de Balabays’tan düşman havanlarıyla dövülmüştü.
Saat 15.00 , 1/230 Tb.u Dikomalara taarruzunu 22 Temmuz 1974
saat 15.00 sularında tekrarlamıştır. 1 adet 106 mm’lik havan ve uçaksavarlarımla
bu taarruza ateşlerimle ben de yardım ettim. 20 Temmuz
1974’te atılan ağır yüklerden bulabildiği bir 106’lık havan ve mermilerini
Bozdağ’a çıkaran Ağır Havan Takım Komutanı Tğm.Ahmet Özkoca’yı
burada anmak isterim. Ancak taarruzun bir türlü ilerleyemediğini
gördüm.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
305
Jandarma Komd.Taburunun bir bölüğü (-) ise Ütğm.Veysel Gani
komutasında Delik Tepe bölgesinde, diğer bölüğü (-) Bayrak Tepe’de
Tb.Kh. ve Kh.Bl.ü ise Türk Bozdağ’ında idi. Şimdi 3 ncü Prş. Tb. Bl.
lerinin o günlerdeki mevcutları hakkında bazı bilgiler sunmak istiyorum.
Tb.Kıbrıs’a (Sb.,Astsb. hariç) 475 mevcutla atlamıştır. Dolayısıyla
Bl.lerin mevcudu 115-125 arasında değişiyordu. Bu nedenle
Tb.Kh.Bl.ündeki ağır havan, geri tepmesiz top gibi, ağır yükle geriden
gelecek silâhların personelini P.Tf. ile teçhiz ederek atmıştım.
Bu Tk. ları P. BI. leri emrine vererek bölük mevcutlarını biraz olsun
arttırmıştım. Aslında bir paraşüt bölüğünün o günkü kadrosu subay,
astsubay dâhil 211 kişi idi. Mevcutlar bakımından Jandarma
Komd.Tb.unun da bizden farklı bir tarafı yoktu. Ayrıca 2 bölüklü idi.
21 Temmuz akşamı takımlarının hemen hepsi bölükler emrinde olan
Tb.Kh.Bl.Komutanı P.Yzb.Yüksel Ötüş’ü Bozdağ’daki Jandarma Komd.
Bölüğü ile Bayrak Tepe’ye gönderdim. 22 Temmuz gecesi de Rum Bozdağ’ı
ve Delik Tepe düşman topçusu ve havanlarıyla aralıklı olarak
sabaha kadar dövülmüştür.
YÜKSEL ÖTÜŞ YÜZBAŞI RUM BOZDAĞI’NDA KIRMIZI
ŞAPKALI YİRMİ YUNAN VE RUM KOMANDOSU ÖLÜ-
SÜNÜ GÖRMÜŞTÜR.
ALİ DENİZLİ
306
Gene bugün Bozdağ’a subay,
astsubay ve erler gönderildi. Erlerin
bir kısmı dağıtım neticesi eğitim
merkezimiz olan Dağ ve Komd.
Okulundan gelen erlerdi. Subay ve
astsubaylarla erlerin geri kalanları
ise kıt’alardan gelişigüzel gönderilmişti.
Bunları bölüklere sür’atle
dağıttım.”97 Demektedir.
C. Hava İndirme Tugayı 3
ncü Paraşüt Taburu 2 nci Bölük
Komutanı Yüzbaşı Orhan Ceylan
Şöyle Anlatmaktadır
“22 Temmuz’da tertipleme
bittikten sonra Üsteğmen Sencer
ZEKAİ’ye takımı ile Delik Tepe’
nin emniyete alınmasını emrettim. Sencer, Delik Tepe’nin batısında, 15
kişilik bir Rum birliği ile karşılaşmış ve onların tamamının emniyete
alındığı müjdesini getirdi ve bölge çepeçevre emniyete alındı.” Demektedir.
97 Erdem, age., s.35-37.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
307
D. Kıbrıslı Üsteğmen Ali Sencer Zekai şöyle anlatmaktadır;
“21 Temmuz 1974 günü akşamı, Hava indirme Tugayı’nın paraşüt
eğitimi görmemiş tüm subay, astsubay ve erlerini Tuğgeneral Sabri EVREN
emir vererek içtimaya çağırdı ve tekmil alıp konuşacağını söyledi.
Tugay Komutan Muavini olan Albay birlikleri tabur tabur toplayarak
tekmil aldı.
Tam Tugay Komutanı’na tekmil vereceği sırada Rum topçu atışına
maruz kaldık ve tüm birlikler emir beklemeden araziye dağıldık.
Daha sonra öğrendiğimize göre Dikmen köyünden ateş açmışlardı.
Lakin sonradan bu topçu taburunu imha ettik ve esir aldık.
Tugay Komutanı topçu ateşinden sonra herkesi toplayarak ertesi
sabah da yine aynı yerde tekmil alacağını söyledi. Sabaha kadar kimse
uyumadı. Sabahleyin bir gün önce Rum topçusunun tanzim ateşlerini
yaptığı yerde toplandık. 22 Temmuz 1974 sabahı Zeytinlik mevkiinde
yapılan içtima sırasında Rum topçularının isabet eden bir mermisi 9
erimizi şehit etmiş, ondan fazla erimizi de yaralamıştı. Yattığım yerden
başımı kaldırdığımda neredeyse çıldıracaktım. Havada kol, bacak
ve sırt çantaları uçuşuyordu.
Komutan tekmili alamamıştı. “Herkes birliğine hareket etsin” dedi.
Yolda aracın motoru yandı. Araçtan inerek yola yaya olarak devam
ettik ve 3ncü Tabur Komutanı Bnb. Turan ERDEM’in yanına gittik.
Rütbelerim sökülmüş olduğu için takım komutanı olduğum belli değildi.
Kendimi tanıttım ve hareket emrini aldım. Üsteğmen Orhan CEYLAN’ı
görerek harita ve pusula almamı ve ilerlememi emretti. Hava
kararınca geri dönecektim. Tabur Komutanı “Birliklerimiz akşamdan
sabaha kadar Rum Bozdağı’nı aldı. Yorgun ve uykusuzlar.
ALİ DENİZLİ
308
Sen dinlenmişsin. Getirdiğin askerleri de al ve Üsteğmen Orhan
CEYLAN’ı görerek, en son çıktığı tepeye bayrağımızı dik. Hava
kararmadan geri dön ve ertesi gün de gün doğmadan askerlerinle birlikte
yine o tepeye git” dedi. Emrimde 28 er ve erbaş ile bir de Asteğmen
vardı. Hepsi iki aylık son tertip idi. Üsteğmen Orhan CEYLAN’ı
gördüm. Teçhizat alarak ileri doğru harekata başladık.
Bu arada ismini hatırlayamadığım bir Teğmen (Mustafa Kaya)
“Komutanım sizinle gelebilirmiyim?” dedi ve bize katıldı.
Delik tepe (Stravro Tepe) harekatı benim ilk muharebe görevimdi
ve emir komuta bende olacaktı, lyi ki gecikmemiştik. Beş dakika
olmadan sol tarafımızda Delik Tepe belirdi. Tepenin zirvesinde
oyuklar vardı. Askerler oralarda birilerinin olabileceğini söyleyince
“Durun” dedim. “Ben ateş edeyim, biri varsa ateşe karşılık verecek” dedim.
Ben Delik Tepeye doğru ateş ettim ama doğudan, orman içinden
ateşe cevap geldi. Daha sonra aldığımız esirlerden öğrendiğimize göre
50 kişilik bir Rum birliği bizim birliklerimize baskına geliyormuş.
Bir mangayı Teğmen Mustafa Kaya’ya verdim ve Stavro Tepe’nin
zirvesine doğru bir kuşatma manevrası yapılmasını söyledim.
Ben de iki mangayı ve Asteğmeni de alarak tepenin eteğinden taarruza
başladım. Çatışma sonunda Rum birliğinin bir kısmını imha ettik, geri
kalanları da esir aldık, ilk başarımızın gururu ile esirleri Tabur Komutanı’na
Teslim ettik. Kendimce Stavro Tepe’ye büyük oğlum Serkan’ın
adını verdim .
Teferruatlı Taarruz Raporu Şöyledir; 22 Temmuz 1974, Saat
13.00-14.00, Rum Birliğinin Mevcudu: 50 Silahlı Asker (Takım Kuvvetinde)
Türk Birliğinin
Mevcudu: 24 Silahlı asker
(2 aylık askerler, paraşüt
atlayışını yapmamış helikopterlerle
gelen askerlerden
oluşan 3 mangalık
bir birlik.) Subay miktarı;
3 Kişi (1 Üsteğmen, 1 Teğmen,
1 Asteğmen.) Harekatın
Bitiş Saati: Aynı
Gün takriben saat 19.00.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
309
Rum Birliklerinin Durumu: 8-10 asker esir alındı gerisi çatışmalarda
öldü. Bir yandan da ateş ediyorduk. Bize en yakındaki Rum askerleri
hemen tüfeklerini yere bırakıp ellerini havaya kaldırarak teslim işareti
yapıyorlardı. Onları esir aldıktan sonra diğer Rum askerlerini de
keklik gibi avladık. Hiç biri kaçamadı.
Daha sonra aldığımız esirlerle Stavro Tepeye çıktık ve oradaki
mangamızla birleşerek, Stavro Tepeye Türk bayrağını diktik ve geriye
bölüğümüzün bulunduğu Rum Bozdağına döndük. Ertesi gün saat
05.00’te Stavro Tepeye tekrar geldik. “.98 diye anlatmaktadır.
E. 3 ncü Paraşüt Taburu Tabur Tanksavar Takım Komutanı
Teğmen Mustafa Kaya Şöyle Anlatmaktadır
“22 Temmuz sabahı saat 10.30 sıralarında bulunduğumuz bölgeye
top ve havan mermileri düşmeye başlamıştı bu esnada birliğimizden
yaralananlar ve şehit olanlar olmuştu. Karşımızda Rumların
Komando birliği vardı. Tahminen öğle sıraları idi ki takımımın bulunduğu
mevzi bölgesinden ilerleyen taburumuza ait takviyeli bir Tk. kuvvetinde
bir birliğin ilerlediğini gördüm. Nereye gittiklerini sorduğumda
takımın başında kendisinin Ütğm. Sencer Zekayi olduğunu söyleyen
birisi Delik Tepe bölgesine taarruz için gittiğini söyledi. (kendisi Kıbrıslı
98 Zekai, age., s.10-11.
ALİ DENİZLİ
310
bir Türk Subayı olup komanda kursunu bırakarak adaya gelmiş Tb. K.nı
da ona karma bir takım oluşturarak Delik Tepe bölgesine göndermişti.)
Bende yakınımızdaki Bl.K.nının yanına giderek az da olsa araziyi
tanıdığımı bu taarruza Ütgm. Sencer’le birlikte takımımla iştirak
edeceğimi söyledim. Bu tepeye taarruz için gönüllü idim. Bl.K,nının
olurunu aldıktan sonra bölgeden takımımla ayrıldım ve Delik. T. istikametine
hareket ettim. Maksadımız sürekli yoğun bir ateşin geldiği
ve hakim bir arazi kesimi olan Delik T.’yi ele geçirmekti. Ütğm.
Sencer Zekayi tepeyi güneyden, bende kuzeyden kuşatarak ele
geçirecektik. Tepenin yamacında mağaraya benzer bir Rum mevzi
vardı.
Bir gün önce gece bize ateş eden makinalı tüfeğin namlu ağız alevini
bu mevziden geldiğini görmüştüm. Bu mevziye önce law silahı ile
ateş ederek sağdan ve soldan yaklaşarak el bombası ile tahrip ettik.
Zaman kaybetmeksizin Delik Tepe istikametine takımımı yönlendirdim.
Tepeye yaklaştığımda kayaların arasında 6-7 kişinin telaşlı bir
şekilde hareket ettiğini görmüştüm. Siz kimsiniz dediğimde içlerinden
biri sen kimsin ben Tğm. Recep diye karşılık verdi. Çok iyi Türkçe
aksanı ile konuşuyordu. Birlikler arasında irtibat olmadığı için kendi
birliğimizden olabilir düşüncesi bende bir an çağrışım yaptı. Aradan
5-10 sn geçti geçmedi kulağıma Rumca konuşmalar gelmişti. Yanımdaki
Mücahit’de komutanım bunlar Rumdur dediğini duyar
duymaz o bölgeye tarama şeklinde ateş etmeye başladım.
Ben takımımın orta ilerisindeydim. Rum askerlerinin bulundukları
bölge 20-25 m mesafedeydi. Bunların bulundukları bölgeye
bir el bombası attım. Attığım el bombası Rum birliklerine ait el bombası
idi. El bombalarını bir gün önce ele geçirdiğimiz Rum birliğinin
kampından ele geçirmiştim.
Savaşa giderken el bombalan kapı yükleri ile atılmıştı. Bu yükler
yangının içerisine düştüğü için ele geçirilememişti. El bombalarının
kapı yükleri ile atılmaları hata idi. Bunlar muharebeye girmeden önce
herkese dağıtılmalıydı. Takımımda artık muharebenin gidişatına hemen
adapte olabiliyordu. Sağdan ve soldan kuşatma emrini verdim.Bir
ara benim yerimi tesbit ettikleri için bütün ateşler benim üzerinde yoğunlaşmıştı.
Bende bunun üzerine süratle bulunduğum mevziden başka
bir mevziye mevzi değiştirdim.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
311
Muharebenin ilk günü biraz heyecan duymuştum. Ancak muharebenin
2’nci gününden sonra hiçbir heyecan duymuyor zerre kadar
ölümden korkmuyordum. Kendi kendime; kaderimde şehit olmak
varsa ölür, kalırsam gazi olurum diyordum. Allaha olan inancımı
hiçbir zaman kaybetmemiştim. Başarılı olmamız için dua ediyordum.
Dedem de Çanakkale’de şehit olmuştu ve ben Hami Çavuşun torunu
idim.
Bulunduğumuz arazi ormanlık, fundalıklı ve sarp kayalıklı bir
bölge idi. Bir ara bölgemize topçu mermileri düşmeye başlamıştı. Düşen
mermiler içinde bulunduğumuz ormanı tutuşturmuştu. Takımım yangın
içerisinde kalmıştı. Takımıma kayalık ve ağaçsız olan yere doğru
mevzilenmelerini emrettim. Ütğm Sencer Zekayi ile irtibatımız tamamen
kopmuştu. Takımım Delik Tepe sırtları hattında ilerlemesine devam
ediyor karşımızdaki Rum birliği Delik T.nin aşağısına doğru birbirlerinin
ateş desteğinde geri çekilmeye başlamıştı.
Rum birliğinin çekildikleri bölgeden Ütgm. Sencerin takımının
gelmesi gerekiyordu onlardan hâlâ bir haber yoktu. Bunlar nerede kaldılar
diye içim içimi yiyordum. Rum birliği ile karşılıklı ateş muıharebelerimiz
devam ederken aşağıdan yukarı doğru Ütgm. Sencer’in takımının
geldiğini gördüm. Rum birliği iki ateş arasında kalmıştı. Düşmanın
büyük bir kısmını imha etmiştik 8 esir aldık .
Bu muharebede takımımdan bir er yaralanmıştı yanına gittiğimde
yarayı kalbinin hemen altından almış kan kaybediyordu, yarasını
açıp gazlı bezle tampon yaptım yaralı erim gözüme bakarak benden
su istedi mataramdan biraz su içer içmez başı kollarıma düşerek
şehit olmuştu.
Ütğm. Sencer Zekayi’ye siz esirleri götürün ben Derik Tepeye
bayrağımızı çekmeye gidiyorum diyerek ayrıldım. Delik Tepe bloku çok
sarp ve kayalıktı. Tepeye geldiğimizde tellerle kayalara tutturulmuş bir
direkte bulunan Yunan bayrağını indirerek göğsüme sararak götürdüğüm
Türk bayrağını istiklal marşını söyleyerek panoya asmıştık.
Allahıma şükürler olsun ki Beş parmak dağının en yüksek tepesi
olan Delik T.ye bayrağımızı çekmek bana nasip olmuştu. Delik T.yi
ele geçirdikten sonra Bl.K.nım olan Ütğm. Orhan Ceylan’a haberci ile
tepeyi ele geçirdiğimizi takımımla tepeyi tuttuğum haberini ulaştırdım.
Delik T. Bölgesinde küçük bir baraka içerisinde MKE nın uçakALİ
DENİZLİ
312
savar mermileri ile araziye dağıtılmış birisi çalışır vaziyette 3’ünün
parçaları sağa sola atılmış önü kalkanlı 4 adet uçaksavar Mak.Tf. ele
geçirmiştik.
Artık hava kararmaya başlamıştı o gece takımımla tepede mevzilenerek
sabahı bekledim. O gece takımımın mevzilerini tek tek dolaşarak
uyumamalarını uykuları gelse dahi ellerine veya bacaklarına iğne
veya o yoksa sivri birşeyler batırarak uyanık olmalarını tembihlemiştim.
Çünkü tuttuğumuz alan çok geniş sarp ve kayalık bir bölge idi. Aynca
Delik T.nin 15 m. kadar doğu uzanımı hattında bir ağaçta kırmızı bir
atletin asılmış olduğunu görmüştüm. Atlet daha sonradan öğrendiğim
Tğm. Vural Halit GÜNÖZ’ün bir gün önce gece keşfe çıktığında Türk
bayrağı sansınlar diye astığı kırmızı atleti idi.” 99 Diye anlatmaktadır.
VII. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
A. Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever Şöyle Anlatmaktadır;
Saat 17.20, Havadan atılan malzemeler ile ikmal edildi. GÖNYELİ
Grup Komutanının emrinde yeni bir Görev Kuvveti oluşturularak
saat 17.20’de taarruza başlandı.
99 E. P. Alb. Mustafa Kaya (Hava İnd.Tug. 3 ncü Komd Tb. 2 nci Bl Tk..K ) yaşı. 63, 1
Eylül 2012 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
313
Bu Görev Kuvvetine GÖNYELİ-YEROLAKKO doğusu-Havaalanı
istikametinde taarruz, ORTAKÖY grubuna da Yunan Alayını taarruzla
yerinden tespit görevi verildi. ORTAKÖY grubu taarruz ederek
hemen 200 metre ilerisinde KANLIDERE’deki RMM mevzilerini ele geçirdi,
Yunan Alayı ile temas sağladı ve ateş baskısı altına aldı. Alayın
taarruzları devam ederken Lefkoşa sancağının birlikleri de (Alayın takviyeli
bir bölüğü emrinde olarak) KÜÇÜK KAYMAKLl’da şiddetli sokak
muharebeleri veriyordu. Çatışma ev ev göğüs göğüse devam ediyordu.
Saat 19.00, Nihayet saat 19.00’da KÜÇÜKKAYMAKLI tamamen
ele geçirilmişti. Bu mahalle 1963 Aralık Rum saldırılarına maruz
kalmış, sağ kalanlar güvenli Türk bölgesine sığınmışlardır.
VIII. BİRİNCİ ATEŞKES (İKİNCİ HAREKÂT ÖNCESİ)
Bilindiği gibi 21 Temmuz 1974’te toplanan Birleşmiş Milletler
Genel Kurulu 22 Temmuz saat 17.00’den itibaren uygulanmak üzere
ATEŞKES kararı almıştır. Burada özellikle şu hususu açıklamakta yarar
var: Kıbrıs’a çıkarma, inme ve atma harekâtı başlar başlamaz, 20
Temmuz günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nun toplanması
için harekete geçilmiş ve 24 saat içinde Genel Kurul’un toplanması
sağlanmıştır. Birleşmiş Milletlerin tarihinde, dünyanın herhangi bir
yerindeki önemli bir olay üzerine, bu kadar hızlı harekete geçildiği
görülmemiştir.Bunun biricik sebebi, halkı Müslüman olan bir devletin,
çoğunluğu Hristiyan ve destekleyicisi Yunanistan olan bir devlete
savaş açmasıdır. Yani bir ehlisalip-haçlı zihniyetinin yıllar sonra tekrar
canlandırılmasıdır.
Ateşkes kararını içeren mesaj Kolordu Komutanlığı’na ulaştığında
inen ve çıkan birlikler henüz birleşememişlerdi. Durumun önemini göz
önüne alan Kolordu Komutanı, bu kesin emre rağmen, 22/23 gecesi de
dahil olmak üzere harekata devam etmiş; Girne Boğazı’nın emniyeti
tam olarak sağlanmı, Girne doğusunda ÇATALKÖY bölgesine ulaşılmış,
KARMl bölgesi kuşatılmış, Kıbrıs Türk Kuvvetleri (KTK) Alayı
bölgesinde önemli noktalar ele geçirilmiş ve havaalanı kuzeyden
kontrol altına alınmış, KÜÇÜK-KAYMAKLI ve KIZILBAŞ bölgeleri
temizlenmiş, doğuda VUNO-SİHARl Hattı ele geçirilmiştir. Saat
11.00-19.00 , Saat 11.00’de DİKOMOLAR, saat 14.00’te OZANKÖY ve
saat 19.00’da SlHARİ ve VUNO köyleri ele geçirilmiştir.100
100 Sever, age., s.145.
ALİ DENİZLİ
314
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
315
ONUNCU BÖLÜM
KIBRIS BARIŞ HAREKATININ
DÖRDÜNCÜ GÜNÜ
RUM TOPÇU TABURUNUN İMHASI
23 TEMMUZ 1974 SALI
23 TEMMUZ günü BM.in ateşkes kararı uyarınca genellikle sakin
geçti. Birlikler tümenden verilen emre göre yeniden tertiplendiler.
Düşmanda BM.in ateşkes kararına genellikle riayet ediyordu.
ALİ DENİZLİ
316
I. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
A. 3’üncü Paraşüt Taburu
23 Temmuz 1974 sabahı Tugay Komutanlığınca verilen emirle,
Stavroz Harabeleri istikametinde taarruzla, Sihari’de 230. Piyade Alayı
1’inci Taburu ile temas kurulması cihetinde hareket edildi.
Takviyeli 2’nci Bölük ve Jandarma Bölüğü Yzb. Tuncer Güngör
komutasında Sihari istikametinde ilerlerken, saat 14.00 sıralarında
büyük bir düşman konvoyun rastladıkları haberi 2. Bölük Komutanı
tarafından rapor edilir. Bu konvoyda bir zırhlı araç, uçaksavar makinalı
tüfeği, 9 topçeker ve üzerine taret monteli araç dâhil 29 tane araç vardı.
Personel ve cephane yüklü konvoyun görüldüğü yer ise Stavroz Harabeleri
ile Kakoskaltepe arasındaki stabilize yoldu.
2. paraşüt Bölüğü ve 2 nci Jandarma Bölüğü Grup Komutanı
Yzb. Tuncer Güngör, derhal Tabur Komutanlığı ile temas kurarak Sihari
istikametindeki ileri harekâtını durdurur ve konvoya pusu kurarlar.
Pusu ve peşinden meydana gelen çatışma gece saat 21 .OO’e kadar devam
eder. Bu pusu harekâtında Tabur Komutanlığı emri ile 1’inci
Bölük ve 3’üncü Bölük destek silahlarıyla ileriye kaydırılarak 2’nci
Bölüğe takviye edildiler.Bu pusu Kıbrıs Barış Harekâtı’nda gerçekleştirilmiş
en büyük pusu olması dolayısıyla tarihteki yerini almıştır.101
101 Tarakçı, age.,s.324.
Tesadüf pusunun yapıldığı Girne-Lefkoşşa tali istikameti
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
317
B. Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hasan
Cemil Erdem Şöyle Anlatmaktadır
“23 Temmuz 1974 , günü dağın çevresini dolaştık Bir mücahit şehit
ve ölü yunan askerleri bulundu.
23 Temmuz 1974 günü gece yarısı Yzb.İbrahim TURNA’nın vurulduğu
haberi geldi. Hemen tepeye koşturdum. Yüzbaşı iki erle göğsü
kanıyor olarak geliyormuş. Zaten ilk gün araba çarpışmasında ölen ve
arabayı kullanan Yarbayımızın yanında yüzbaşımız varmış. bunları hep
yeni yeni öğreniyorum , Yarbay bir bölük için kendisine müracaat edince
o da komutanımız boğazda kolordu karargâhında deyince yarbayımı
benim yanıma getiriyormuş.
İlk havanların patlaması üzerine her iki şoförde şaşırıp çarpışıyorlar,
içeriden birisinin ölüyorum beni kurtarın demesi üzerine Ütğm. İ.
MUTLUER sağlam kolu ile onu dışarı çıkarıyor ve yere bıraktıktan sonra
kendisi bir Jeepi tabanca atarak durdurup öylece karargâha geliyor.
Çünkü ağzı yüzü darbeden kan ve yara içindeydi çenesinin altındaki
yara izinde ise hastanede doktor havan parçası olduğunu söylemiş. İbrahim
Mutluer kazada yalnız kalıyor. Yarbay ölüyor. Kendisiyle gelen
mücahit ve şoför kayıp çünkü o anda havan atışları yapılıyor.İbrahim
Mutluer’in nöbet yerlerini gezerken yanımızda kalan bir takım kadar
Hava indirme paraşüt takımından bir er korkudan, Dur oğlum demesine
rağmen 3 metre mesafeden vuruyor. Zaten ilk kaza sonu göğsü ağALİ
DENİZLİ
318
rırken bu seferde bu şansızlık muharebenin ilk gününde iki subayım
muharebe dışı kaldı.
Şimdi 3 ncü bölüğe Tğm. Hakkı Gürses vekalet ediyor. İkinci bölük
Veysel Gani ile Yzb. Tuncer Yanık konvoy bölgesinde hayli ilerlemişler.
Tabur komutanından istiyorum. Bir türlü gelmez. Atmosfer malum
mühim olan görev fazla ısrar etmiyorum. Zaten hazır durumu ile
bulunduğumuz şartlarda düşman kalmamıştı. Telefonla aradım kurmay
Albay Muzaffer Sever ile görüştüm. Mermi durumumuz ve bilhassa
MG3 noksanlığımızın olduğu ve buna benzer eksikliklerimizi ilettim. Ve
bizim burada işimiz kalmadı. Taburumu toplayıp başka bir hizmet varsa
yapalım dedim! Olumlu cevaplar verdi. Planlıyoruz diye cevap verdi.
Zaten okuldan devre arkadaşımla ayrıca konuşmaktan da biraz rahatlamıştım.
Tabur personeli bölük komutanları dahil kendilerinden memnundum..
23 Temmuz 1974 , günü bir takımı hariç 2. bölüğün diğer erlerini
Bozdağ’a ilk taarruzla ilerleyen Veysel Gani’ye gönderdim. Bize olan
mesafeleri uzak olmamakla beraber taburun (emrine girdiği) ihtiyaçları
ile gideriyor ve yardımcı oluyordum. Aldığım haberlere göre Sihari ve
Vuno istikametine doğru bir taarruz planlanıyor. Şimdi ikinci bölük
eksik emir bekliyoruz. Hava indirme paraşüt taburu birer manga veya
takım gerilerinde bırakarak ikinci bölük dahil (1. takımı eksik) düşmanla
çatışmadan ilerliyorlar. İkmal için gelip gidenlerden öğreniyorum.“102
diye anlatmaktadır.
C. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem
(E.Tuğgeneral) Şöyle Anlatmaktadır .
“23 Temmuz 1974 günü sabahın erken saatlerinde Dikomalar
(Dikmenler) tarafında bulunan 230 ncu P.A. 1 nci P.Tb.unun Sihari
(Kaynakköy) istikametindeki taarruzlarını tekrarlayacağına işaret eden
bazı hazırlıklar gördüm. Sür’atle Delik Tepe’ye hareket ettim. Saat
07.00-08.00 , sularında Rum Bozdağ’ında rahmetli Yzb. Tuncer Güngör’ü
gördüm. Ayrıca Tb.Kh. subaylarından S-1 Yzb. Ahmet Çelebi de oradaydı.
102 E. Tümgeneral Hasan Cemile Erdem (Nevşehir Jandarma Komd . Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
319
Sonra yanıma Ütğm.Mete Ebinç ve Ütğm. ismet Akpınar da geldiler.
Ütğm.Orhan Ceylan’ı sordum.
Delik Tepe’de olduğunu öğrendim. 1/231 nci P.Tb.unun taaruzu
bugün başarıya ulaşabilirdi. O hâlde onlarla Sihari’de teması sağlayarak
Sihari-Vuno(Gökhan) sırtlarına ulaşmak istiyordum.
ALİ DENİZLİ
320
Yzb.Tuncer’e şu emri verdim:
1. Delik Tepe’de bulunan 2 nci Prş.Bölüğü ile Jandarma Komd.
Bölüğünden müteşekkil grubun komutanısınız.
2. Göreviniz Sihari sırtlarını taarruzla zapt etmek ve 230 ncu
P.A. 1 nci Taburuyla temas sağlamak.
3. Derhâl Delik Tepe’ye hareketle hazırlıklara başlayınız. Nihaî
emrimi orada vereceğim.
Ütğm. Orhan Ceylan’a;- Orhan, tepenin gözetleme imkânı en iyi
olan 3 zirvesinden birine giderek etrafı görmek istiyorum, dedim.-
Emredersiniz komutanım. Eğer merak edip Delik Tepe’ye çıkanlar olmuşsa
bilirler. Bu tepenin zirvesi hakikatte üç tanedir. Üç sivri noktanın
ortası hafif çukurdur. Ütğm.Ceylan beni zirvelerden birine götürdü.
Bulunduğumuz yerden kuzeyde Girne, güneyde Dikomaların bazı kesimleri
doğuda Sihari sırtları görünüyordu. Fakat Stavroz harabeleri
görünmüyordu.
Neden ise 2 nci Bl.komutanının Delik Tepe’ye taarruzu esnasında
kendisine geçici Tk.komutanı olarak verilen Tğm.Vural Halit Günöz’ün
payına düşen isimsiz tepe idi. Harabeleri bu tepe saklıyordu.
Tepede ise ağaçların en yükseğine asılmış bu kahraman teğmenin
kırmızı iç çamaşırı Türk bayrağını temsilen dalgalanıyordu. Tepeye
bugün Vural Tepe ismini verdim. Bl.komutanının verdiği bilgilere eklediğim
göz keşfi neticesinde Kakoskalla tepesi dâhil onun güneydoğu
uzantısı olan Sihari sırtlarında tek bir düşman olmadığı anlaşılıyordu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
321
Neticede düşmanın Kutsevendi(Güngör)’ye kadar çekildiğini
anladım. Sihari’yi göremiyordum. Fakat Beşparmaklar Bufevento Kalesi’ne
kadar Türk süngüsüne boyun eğmişti. Geriye döndük. 2 nci
Prş. BI. SIh. Tk. Komutanı Ütğm.Fevzi Türksoy, Yzb.Tuncer Güngör ve
Jandarma Komd.BI.Komutanı Ütğm.Gani, Delik Tepe’yi Sihari’ye ulaştıran
bir dağ yolunun hemen başında, daha doğrusu Delik Tepe güneyinde
bizi bekliyorlardı. Yzb.Tuncer Göngör, Ütğm.Orhan Ceylan ve
Ütğm.Veysel’i bir araya getirdim ve şifahî olarak şu emri verdim: 2 nci
Prş. Bölüğüyle Jandarma Komd.Bölüğü bir gruptur. Grup komutanı
Yzb.Tuncer Güngör’dür. Saat 11.55, Bu sırada veya biraz sonra pek
bilemiyorum. 2 nci Bl.Komutanı Orhan Ceylan’dan acele bir mesaj
aldım. Mahiyeti şu idi:
3 ncü Prş.TB.Komutanlığına, Kakoskal Tepe ile Stavroz harabeleri
arasında Girne-Lefkoşa tali yolu üzerinde aralarında zırhlı araç ve
tank da bulunan çok miktarda düşman araçları görüldü. Acele yardım.
P.Ütğm. Orhan Ceylan 2 nci Prş.BI.K.
ALİ DENİZLİ
322
Saat 14.30-15.00, Gelen keşif raporları ve Delik Tepe’den 2 nci
Bl.komutanı ile yaptığımız gözetleme de bu kanaatimi doğruluyordu.
Aynı gün tahminen saat 14.30-15.00 arasında 2 nci Bl. Komutanı
P.Ütğm.Orhan Ceylan imzalı bir rapor aldım.
Bu raporda hedefi istikametinde harekâta devam ederken Kokaskol
Tepe’nin hemen batısından geçen Girne-Dikoma-Lefkoşa tali
yolu üzerinde içinde tanklar da bulunan çok miktarda düşman araçları
gördüğünü bildiriyor ve acele yardım istiyordu. Rum Bozdağ’ındaki
ele geçen araçlardan birini mücahitlere onartmış bir binek aracı temin
etmiştik. Bu sırada 1 nci ve 3 ncü Bl.ler de Rum Bozdağ’ı ve Delik Tepe
bölgesinde idiler.
3 ncü Bl. Delik Tepe ve Stavroz harabeleri üzerinde Girne, Balabays
ve Kutsevendi istikametlerini, 1 nci Bl. Dikomalar tarafını
kontrol ediyorlar, aynı zamanda alınan bölgelerin emniyetin sağlıyorlardı.
1 nci Bl.komutanı çağrılarak bölgesinde bir takım bıraktıktan
sonra bölüğüyle Rum Bozdağ’ı-Sihari istikametinde yürümesi emredildi.
Ve ben araçla 2 nci Bl. bölgesine gittim. Gördüğüm vaziyet şu
idi: 2 nci Jandarma Komd.Bölüğü yolun Sihari tarafında yani doğu tarafında
emredilen sırtlara doğru açılmış, yayılmış sırtları işgal için hareket
hâlinde.
2 nci Prş.Bölüğü Girne-Lefkoşa tali yolunun soluna (batısına)
geçmiş konvoya doğru yani Dilek Tepe-Kokaskol Tepe istikametinde
muharebe düzeninde (geniş kama düzeni) ilerlemekte… Girne -Lefkoşa
yolunun Stavroz harabeleri ile Kokaskol Tepe arasındaki virajında
karmakarışık bir araç topluluğu, bağırıp çağıran bir askerî kalabalık.
Bu konvoya, arazinin müsait oluşundan dolayı pusu kurmaya karar
verdim.
Düşman konvoy hâlinde gelmek için büyük gayret içindeydi.
Araçlar Lefkoşa istikametinde diziliyordu. Bölgede büyük bir sessizlik
hüküm sürüyordu. Delik Tepe’deki 3 ncü Prş.Bl.komutanına bütün
bölüğü ile Stavroz harabelerine intikali ile pusu başladıktan sonra
ağır silâhlarıyla konvoya müdahalesi, düşmanın geri çekilmesine mani
olması emredildi. Bu sırada bölgeye gelen 1 nci Prş.Bl.komutanına
Dikoma-Sihari Lefkoşa tali yolunu kontrol etmesi için Delik Tepe’nin
güneyindeki hâkim sırtlara yerleşmesi ve pusu başladıktan sonra kaçak
düşman araç ve personeline müdahalesi emredildi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
323
Böylece konvoyun yolu kapatılacak şekilde kuzeydoğudan 3
ncü Paraşüt Bölüğü, güneybatıdan 1 nci Paraşüt Bölüğü, güneydoğudan
Jandarma Komd.Bölüğü, kuzeybatıdan ise 2 nci Prş.Bölüğü tarafından
sarılmıştı. Ayrıca Rum Bozdağ’ı bölgesindeki Uçs.takımı da
bölgeye getirilerek Rum Bozdağ’ını Girne-Lefkoşa tali yoluna bağlayan
yol üzerinde mevzilendirildi.
Konvoy yürüyüş kolu nizamında Lefkoşa istikametinde harekete
hazırken 4 namlulu bir taret ve 9’u 10,5’luk toplu top çeken araç
olmak üzere toplam 29 araç sayıldı. Bu bir topçu taburu idi. Araçlar
Kanada ford idi. Konvoy hareket etti. 2 nci Prş.Bölüğü de konvoya
doğru hareket halindeydi. Arazinin engebeli oluşu birbirine karşı olan
bu iki hareketi bir müddet iki taraftan da gizledi. Ama ben görüyordum.
Karşılaşma olduğu anda 2 nci Prş.Bölüğü bir tatbikat özentisi ve güzelliği
içinde sür’atle açılıp yayılarak yattı, mevzi aldı ve ateşe başladı.
Tabiî konvoy durdu. 4 namlulu taret, komutan aracının önüne
geçerek ateşe başladı. Bu arada bir lâv silâhı ile isabet alan taret aracı
zannedersem şoförü de vurulduğu için kendi hâlinde harekete devam
etti. Biraz sonra durdu ve yolu geçişe imkân vermeyecek şekilde kapattı.
Bundan sonra, tam bir çanak hâlindeki arazide dört taraftan şiddetli
bir ateş muharebesi başladı.
ALİ DENİZLİ
324
Bir ara taret aracının arkasındaki taret mermiler de ateş aldı. Her
tarafa mermiler uçuşmaya başladı. Keza konvoydaki azımsanmayacak
düşman personeli araçların altında sonuna kadar mücadeleye devam
ettiler.
Biraz sonra G.T. toplardan biriyle isabet alan ikinci bir araçta
patlamalar olmaya başladı. Bu araçtan da top mermileri uçuşuyordu.
O zaman bütün araçların top mermileriyle dolu olduğu anlaşıldı. Tabiî
bu araçlardaki mermiler bitinceye kadar kimse yapıştığı topraktan
başını kaldıramadı.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
325
Saat 20.00
Mermiler bittiği sırada saat 20.00’ye yaklaşıyordu. Ateş müsademesi
yavaşladı. Esirler gelmeye başladı.
Grup Komutanı Yzb.Tuncer Güngör harekâtta şehit düştü. Bu
pusu Kıbrıs harekâtının en büyük pusu harekâtı olarak tarihe mal
olmuştur.” Evet konvoy tesadüfen yakalanmıştı. Ama yapılan iş plânlıydı
ve plânı tamamıyla 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanlığına aitti.
Sonraları o konvoyla ilgili pusu bölgesinde benden başka herkes hatıra
resimleri çektirdi. O bölge için tabiî müze olacak diye lâflar çıktı.
Artık ne oldu bilmiyorum. Artık Meçhul Asker anıtlarının ne kadar
manidar ve gerekli olduğunu daha iyi anladığımı söyleyebilirim.”103
Demektedir.
Saat 04.00
D. Kıbrıslı Üsteğmen Ali
Sencer Zekai şöyle anlatmaktadır;
“Ertesi gün 23 Temmuz
1974 sabahı saat 04.00′ de bir gün
önce bayrağı diktiğimiz Stavro
Tepeye hareket ettik. Tepeye
gelip savunma tertibi aldık ve
mevzilendik. Saat 00.00’da Bölük
Komutanı haberci göndererek
aşağıya inip birliğe katılmamızı
söyledi, ileri harekata başlıyorduk.
Hrisostomos Manastırı’nda
Çubuk Alayı’nın bir taburu ile
buluşup, müşterek taarruz yapacaktık.
Daha harekata başlamadan
önce, 500 metre mesafede 28 araçlık bir konvoy çıktı. Konvoy
önünde üzerinde uçaksavar olan bir zırhlı araç vardı.
28 araç ip gibi diziliydi ve hiç bir hareket de yoktu. Ortada hiç bir
askerde görünmüyordu. Terkedilmiş konvoy izlenimi veriyordu. Plakalar
da örtülü olduğu için Türk birliği olup olmadığı da belli değildi.
103 Erdem, age., s.45-54.
ALİ DENİZLİ
326
Orhan CEYLAN Üstteğmen müsade ederse bir manga askerle konvoyun
yanına sızarak Rum birliği olup olmadığını tespit edecektim. Eğer
Rum birliği ise ateş edeceğimi ve böylece mevzilenmiş askerlerimizle
taarruza geçme konusunda anlaştıktan sonra hareket ettim.
Araçlara yaklaştığımızda araçlarda Stavro (Haç) işaretleri gördüm
ve ateş ettim. Reoların içinde bulunan yaklaşık 150 Rum askeri
çil yavrusu gibi araziye dağıldı ve hemen bizim bölük taarruz etti.
Bizim bölükle birlikte ayrıca bir jandarma bölüğü de vardı. Üstteğmen
Veysel GANl’nin bölüğü de taarruza geçti Yüzbaşı Tuncer (bu harekatta
şehit oldu) önceden başından yaralandığı için taarruza başı sargılar
içinde katılmıştı. En kıdemli olarak iki bölüğün harekatını o idare ediyordu.
Bölükler sıçramalarla düşmana yaklaşırken bir ara ateş kesip
ilerlemeyi durdurmuşlardı. Bir grup Rum askeri benim bulunduğum
hattın altında bir yerde toplanmış, panik içerisinde bağrışıyorlardı. Savaşmayı
bırakmışlardı.
O kadar çok Rum ölmüştü ki, sağ kalan 40-50 kişinin moralleri
bozulmuş olduğundan dolayı, teslim olalım mı, yoksa kaçalım mı?
diye tartışıyorlardı.Bizim tarafa doğru kaçan olursa vuracaktık. TaarKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
327
ruza geçerek hepsini esir aldık. Böylece bizler Bozdağ bölgesindeyken
bize zayiat verdiren bu topçu birliğini saf dışı bırakmış olduk.
Tüm araçları, askeri kamyonların içindeki cephane ve tüm akaryakıt
elimize geçmiş oldu. Bölük Komutanı Orhan CEYLAN 40-50 civarındaki
esiri alarak Lefkoşa’ya teslim etmeye götürdü. Bizlere de üsse geri dönmemizi
emretti.
Tüm araçların depo kapakları açılarak, ateşe verildi. Konvoy sabaha
kadar yandı. Ben bölüğü alarak Stavro Tepeye çıktım ve mevzilendirdim.
Daha geriye gitmeye gerek yoktu çünkü ileri hareket emrini
almıştık. Konvoy önümüze çıkmasaydı, Hrisostomos Manastırı’na intikal
etmiş olacaktık. Ertesi gün erkenden araziyi taradık ve bir gün önceki
çatışmadan kaçıp saklanan Rum askerleriyle karşılaştık.Karşılık verenleri
öldürmek zorunda kaldık.
Tam bu esnada Bellapayıs istikametinden sivil bir araç ile sivil
giyimli beş kişi bizim orada olduğumuzdan habersiz Lefkoşa’ya doğru
kaçıyorlardı. Askerlerimiz aracı durdurdu ve kaçanları bana getirdi.
Silahlarını teslim aldık. Üzerlerini aradığımızda Yunan subayı
kimliklerini bulduk. Bunun üzerine bize Yunan subayı olduklarını
söylediler. Esir aldık.”104 Diye anlatmaktadır.
104 Ali Sencer Zekai, age., s.22-23.
ALİ DENİZLİ
328
Kıbrıslı Üsteğmen Ali Sencer Zekai’nin teferuatlı raporu şöyledir.
Saat 10.00-11.00, Rum Birliğinin Mevcudu: 150 kişi topçu birliği,
28 araçlı bir konvoy, konvoyun arkasında toplar bağlı, içlerinde
cephane ve akaryakıt yüklü ayrıca 150 civarında silahlı asker, en önde
zırh bir araç üzerinde uçaksavar. Türk Birliğinin Mevcudu: Hava indirme
Tuğ. 3ncü Tb. 2nci Bl. (Üsteğmen Orhan CEYLAN’ın bölüğü),
birde Jandarma Bölüğü (Üsteğmen Veysel GANl’nin bölüğü)
Harekatın Bitiş Saati: Aynı Gün saat 20.00’de konvoyun yakılarak
imha edilmesive esirlerin Lefkoşaya götürülmesi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
329
Harekatın başlangıcından beri o bölgede mevziilenmiş bir Rum
Topçu Birliği mevcuttu (bizleride Boğaz Bölgesinde yoğun topçu atışına
alıyordu. 20 erimizide şehit etmişlerdi.)
En önde bir adet zırhlı araç
arkasında 28 adet çoğunluğu Reo,
3 – 4 Reonun arasında ko-muta
jipleri mevcuttu. Lâkin plakalar
örtülü olduğu için Türk mü, Rum
mu olduğu belli olmu-yordu. Ben
Üsteğmen Orhan CEYLAN’a uygun
gördüğü tak-dirde yanıma
bir manga asker alarak kuzeyden
tepelerin denize bakan tarafından
görünmeden konvoyun yanına
sızıp, durumu değerlendirmeyi
teklif ettim. Eğer Rum ise
ateş açacaktım böylece bölükler
taarruza geçe-ceklerdi. Kararlaştırdığımız
gibi uyguladık.
Ateşi yiyen o hareketsiz duran
konvoydan Rum askerleri
araziye dağıldılar. En öndeki zırhlı araç harekete geçti. Cepheyi yarıp
konvoyu kaçıracaktı ancak Türk birlikleri tarafından roketatarla vurulunca
yanmaya başladı.
En arkadaki Reo
geriye dönüp kaçmak
isterken arka tekerlekleri
şaranpole düştü ve
arka yolu da kapat-tı.
Türk birlikleri taarruza
başlamıştı. Tam
bir meydan muharebesiydi.
Bende bir mangamı
alarak düşmanın
gerisine ilerlemiştim.
Muharebe 3-4 saat sür-müştü. Silah sesleri kesilmişti. Sağ kalan Rum
askerleri bana yakın bir çukur içerisindeydi. Onları göremiyordum ama
ALİ DENİZLİ
330
seslerini duyabiliyordum. Panik içerisindeydiler. Üsteğmen Orhan
CEYLAN’a ilerlemeleri için seslendim. Bölük bu 50 – 60 kişiyi esir aldı.
Bende mangamı alıp yine tepenin eteklerinden konvoyun olduğu yere
geldim. Üsteğmen Orhan CEYLAN’da esirleri alarak geriye gelmişti.
Bana dönerek “Ben dönene kadar bölük sana emanet” dedi.
“Geceyi Stavro Tepe’de geçirin. Sabah erkenden bölgeyi arayın.” dedi
ve gönderilen araçlara esirleri bindirerek hareket etti. Ertesi gün yine
aynı bölgede arama, tarama yapıldı. Saklanan Rum askerleri bulundu.
24 Temmuz 1974 günü de orada geçirildi. 25 Temmuz günü manastıra
hareket edildi.
E.3 ncü Paraşüt Taburu Tabur Tanksavar Takım Komutanı
Teğmen Mustafa Kaya Şöyle Anlatmaktadır
“2 nci Bl. Komutanı üsteğmen Orhan Ceylan .nı 23 Temmuz 1974
günü sabahı bana haber göndererek takımımı bulunduğumuz mevzilerden
toplayarak Digoma (Dikmen) köyünün kuzeyindeki sıtlar hattı
olan fundalıklı arazide toplanmamızı emretmişti Bende Tk.mımı emredilen
yere getirerek toplanma bölgesi teşkil ederek Bl.K.nının Tk.k.larını
topladığı Bl. Gözetleme yerine geldim.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
331
Gözetleme yerinde Bl. K. nımız Ütgm. Orhan CEYLAN, Ütgm.
Sencer ZEKAİ, Ütğm. Fevzi TÜRKSOY, Tğm. Vural Halit GÜNÖZ,
Tğm. Savaş UZEL, J.Bl.KJ.Ütğm. Veysel GANİ bulunmakta idi. (21
Temmuz günü bir J. Bl. ğü Taburun emrine verilmişti). Toplandığımız
bölgede taburumuza 24 saatlik tayinle gelen Tb. Hrk.Sb. Yzb.Tuncer
GÜNGÖR yanımıza gelerek arkadaşlar nereye gittiğimizi bilmiyoruz
diğer Tb.larla hiç irtibatımız yok ben mücahitle gidip bölgeyi bir keşif
yapacağım siz beni burada bekleyin diyerek bizlerden ayrıldı ve Digoma
(Dikmen) köyü istikametine doğru gitti.
Yzb. Tuncer GÜNGÖR 21 Temmuz günü başından uçaksavar
mermisi ile hafif şekilde yaralanmıştı. Kendisi boğaz bölgesine giderek
başını sardırıp aynı gün birliğe katılmıştı. Bundan sonraki görevimiz
bulunduğumuz yerden hareketle Sihari köyü kuzeyi uzanımı
hattı ile Kakoskala Tepe arasındaki bölgeyi ele geçirerek burada hava
başını tesis etmekti. Bir müddet sonra Deliktepe taarruzunda ele geçirdiğim
uzun menzilli bir dürbünle bölgeyi incelerken Stavros harebeleri
ile Kakoskala T. arasında bir hareketlenme görmüştüm. Burada topa
benziyen cisimler, araçlar ve çekilmiş gizleme ağları vardı gizleme ağlarından
bir kısmı toplanıyordu.
Ben bu durumu görünce Bl. K.nıma karşıda bir takım faaliyetlerin
olduğunu söyledim. O da dürbünümü alarak bölgeyi gözetledi,
Bir müddet sonra araçlar Lefkoşa istikametindeki yola doğru
dizilmeye başlamışlardı. Hatta bir landrover aracı Digoma istikametinde
yolu keşif yapıp geri döndü. Bulunduğumuz bölge fundalık
olduğu için birliklerimizi göremiyorlardı. Bl. K.nımız bize dönerek,
arkadaşlar bu bir Rum konvoyu derhal pusu kuracağız dedi.
Pusu için görev bölümü yapmıştı. Görev bölümünde, ben takımımla
yolu karşıya geçerek konvoya sağdan pusu kuracaktım. Gelen
konvoy 30 araçlı 105 mm lik çekili Yunan topçu Tb. u idi. Pusu emrini
alır almaz takımımın yanına gelerek onlara kuracağımız pusuyu kısaca
açıklayarak emrimi verdim.
Tk. Personelim sularının hiç kalmadığından yakmıyordu, zaman
olduki bir matra suyu matra kapağı ile içerek susuzluğumuzu gidermeye
çalışmıştık. Hava çok sıcaktı harekat yaptığımız arazi dağlık ve sarp
kayalık olduğu için sürekli ter kayıbı oluyordu. Geriden de hiç su ve
yiyecek ikmali gelmiyordu.
ALİ DENİZLİ
332
Ben Tk. Personelime arkadaşlar bakın ileride üzüm bağları var (ki
burasıda Kakoskala tepenin kuzey etekleri idi) biz buraları ele geçirdikten
sonra susuzluğumuzu üzüm yiyerek gidereceğiz demiştim. Bunları
onlara söyledikten sonra süratle hareket ettik. Bu esnada araçların yola
çıkışları devam ediyordu. Takımımı kuzeyden güneye doğru uzanan
dere yatağından ilerletmiştim. Bu nedenle Rum birliği, derenin bize sağladığı
örtü ve gizlemeden yararlandığım için bizi farkedememişlerdi.
Takımımın yolun karşı tarafına geçmesini tamamlamak üzereyken
yolun Digoma köyü tarafından Mustafa Mustafa nereye gidiyorsunuz
diye bir seslenenin olduğunu işittim. Sesin geldiği yöne baktığımda
Yzb. Tuncer GÜNGÖR yanında bir mücahit ve birde esirle birlikte
yoldan konvoy istikametine doğru ilerliyordu.
Bende kendisine Rum konvoyunun bu tarafa doğru ilerlediğini
konvoya pusu kurmak için hareket ettiğimizi söyledim. Kendisi de bana;
Esiri konuşturduklarını, 1000 kişi kadar kuvvetlerinin olduğunu,
fazla uzağa gitmememizi söylüyerek ne yapıp yap bu emrimi Ütğm.
Orhana ilet dedi. Bende yanımdaki haberciyi Yzb. Tuncer Göngörün
söylediklerini iletmek üzere BI.K.nına gönderdim. Kendisine soldaki
dere yatağından gitmelerini aksi takdirde konvoy ile burun buruna geleceklerini
söyliyerek yolu süratle terk ettim.
Bu esnada Tk. Astsb.yım P.Astsb. Çvş, Nuri HASER Tk.mı pusu
mevzilerine yerleştirmiş beni bekliyordu. Takımımın ortasına doğru
gelerek durumu incelediğimde konvoyun önünde araca monteli 4 namlulu
uçaksavar mak.Tf.nin olduğunu gördüm. Konvoyun bize olan mesafesi
100-150 m kadardı. Topçu Tb. stabilize yoldan Digoma köyü
istikametinde ilerliyordu. Konvoy hizamıza yaklaşır yaklaşmaz ateş
serbest emrimle ateşe başladık.
Konvoyu tam çanağın içinde yakalamıştık bölüğün diğer Tk. unsurlarının
da katıldığı 4 yandan şiddetli bir ateş muharebesi başladı. Bu
esnada 4 namlulu taretde bize doğru ateşe başlamıştı.
Burada bir law silahı ile isabet alan taret aracı tahrip olmuştu.
Tahrip olan taret aracı yolu kapatmıştı.
Konvoyun intikali tamamen durmuş araçlar yolun sağına ve soluna
kaçışıyorlardı. Arabalardaki düşman askerleri arabalardan atlayarak
arabaların altlarına ye araziye dağılarak bulunduğumuz bölgelere
ateş ediyorlardı.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
333
Bazı Rum askerleri de şaşkınlık içerisinde sağ sola koşuşuyorlardı.
Mermi kıvılcımı ile tutuşan benzin depoları infilak ediyor araçta
meydana gelen yangın araçlarda yüklü olan 105 mm’lik top mermilerini
infilak ettiriyordu, infilak eden top mermi parçaların üzerimizden yağmur
gibi geçiyordu. Mermilerin infilakı ile araçların sağına, soluna ve
altlarına mevzilenen Rum askerleri imha oluyordu. Takımımım bulunduğu
sırtlar hattının güneyinde Sihari Rum köyü vardı. Buraya dürbünle
baktığımda köyün kilisesinin çan kulesinin üzerinde yunan
bayrağının asılı olduğunu gördüm. Takımımın geri emniyetini almak
üzere bir mak. Tf. Timini Sihari köyünü ateş altına alabilecek şekilde
uygun bir yere mevzilendirdim.
Pusu bölgesinin kuzeyi hem sarp ve kayalık hem de daha önce
burası ele geçirildiği için konvoydan kaçan Rum askerleri genellikle
takımımın bulunduğu tarafa geliyodu. Pusu bölgesinden kaçan Rum
askerleri kahraman Tk. Personelim tarafından imha ediliyordu. Bu
çarpışma esnasında Tk. Personelimden bir onbaşımı da burada şehit
vermiştim. Maksadımız karanlık bastırmadan pusuyu sonuçlandırmaktı.
Bir an önce çemberi daraltmaya başladık artık alaca karanlık başlamıştı.
Konvoyda sağ kalan Rum askerleri beyaz bayrak kaldırmaya başlamıştı.
Burada 4’ü yaralı olmak üzere 78 kişi sağ ele geçirmiştik. Bölgeyi
geriden gelen Tb. un diğer Bölüklerine teslim ederek BIK.nının
emri ile esirleri Boğaz bölgesinde konuşlu bulunan Tugay Kh.ına
getirerek teslim ermiştik. Tb. Harekat sb. Yzb. Tuncer GÜNGÖR,
konvoy pususu esnasında şehit olmuştu. Kendisini buradan rahmetle
anmak isterim. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.
Esirleri sorguladığımızda Topçu Tb. nun Tb. K.nı da Yunanlı bir
Yb.idi esirleri kısaca sorguladığımızda Tb. Mevcutlarının 254 kişi
olduğunu, boğaz bölgesinin menzileri dışında bulunduğunu Boğaz
bölgesindeki birliklerimizi ateş altına almak maksadıyla Digoma
(Dikmen) köyünün ilerisine mevzi değiştirmek maksadıyla hareket
ettiklerini söylemişlerdi,
1 nci hatta birlilerimizin büyük çoğunluğu ve Kolordu Kh. Boğaz
bölgesinde bulunuyordu. İmha ettiğimiz Yunan topçu taburu Digoma
köyünün batısına intikalini tamamlayıp orada mevziye girip boğaz bölgesindeki
birlikerimizi ateş altına almış olsalardı, Allah korusun birlikALİ
DENİZLİ
334
lerimiz büyük zayiatla karşı karşıya kalabilirdi.Tahminen esirleri 24
Temmuz saat 01.00 sıralarında Kolordu Kh. na getirip teslim ettikten
sonra Kolordu Kh. da karnımızı doyurmuştuk. Bizler dağda aç ve susuz
çarpışırken Kolordu Kh. ı bolluk içerisindeydi. Ben bu duruma çok
üzülmüştüm.
Burada takımımın karnını doyurduktan sonra tabanında birkaç
halı serili bir barakanın içerisinde kendi takım personelim ve devre arkadaşım
Tğm. Vural Halit GÖNÖZ’ün takımı ile birlikte yatarak 4-5
günlük uykusuzluğumuzu gidermiştik. 24 Temmuz 08.00 de kalkarak
tekrar Bl.K.nımız ütgm Orhan CEYLAN’ın emir komutasında toplanarak
yanlarımıza su ve yiyecek ikmalini yaparak Kolordudan alınan
4 sivil otobüsle Taburun bulunduğu bölgeye hareket ettik.
Sihari köyünün batısına geldiğimizde, 230 ncu P.A nın birliklerinin
bir kısmı köyün batısı hattında bekliyordu. Ben 2 nci otobüste idim.
Bl.K.nı öndeki otobüste idi Sihari köyünün içerisinden geçerken köyde
hiç kimse gözükmüyordu, köyün doğusu istikametine doğru ilerlemeye
devam ederken yanlış istikamete gidiyoruz diye içime bir kuşku sarmıştı.
Çünkü 1 gün önce Konvoy pususunda Sihari Rum köyüne baktığımda
içerisinden geçerken Yunan bayrağı hala yerinde idi. Sihari
rum köyü 230 ncu P.A tarafından hala ele geçirilememişti. Telsiz irtibatımız
olmadığı için sivil şoföre önde giden otobüsün durması için kornaya
bastırım, fakat öndeki otobüsün duracağı yoktu. Öndeki araçta
bulunan Bl.K.nına durumu nasıl haberdar edebilirim diye düşünürken
Kakoskala tepenin güney uzanımı hattındaki sırtlarda bir kaç kişinin
aşağıya doğru yani yola doğru koştuğunu gördüm, bu yol sonradan
öğrendiğim Sihari Kutsevendi asfaltı idi.
Sihari köyünü tahminen 1,5 km kadar geçtik geçmedik
Bl.K.nımızın bulunduğu en öndeki otobüsü eli silahlı 4-5 kişinin
durdurduğunu gördüm bunlar Rum askerleri idi. Öndeki otobüsten
bunların üzerine tarama şeklinde ateş edildi ve bunlar imha edildi.
Hatta içlerinden birisi el bombası atacaktı fakat buna firsat bulamadı.
Bunun üzerine kuzeye doğru uzanan sırtlar hattından üzerimize şiddetli
bir makinalı tüfek ateşi başladı.
Bu sırada bizler süratle otobüsü terk ederek yolun hemen kuzeyindeki
alçak bir settin gerisine mevziye girmiştik. Bir ara Bl.K.nımın
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
335
yanımda olduğunu gördüm üst ve alt dudağından kan sızıyordu. Bana
burayı hemen terk edelim taarruzumuzu makinalı tüfek ateşinin geldiği
yöne doğru yönlendirelim demişti. Bende araziyi kısaca incelediğimde
olduğumuz yerin batısında biraz sarp ve kayalık bir bölge olan dere
yatağını görmüştüm. Bu dere kuzeye doğru uzanıyordu. Bu derenin
düşmanın ateşine karşı iyi bir örtü sağlayacağını düşünerek takımıma
dereye doğru mevzi değiştirmelerini emrettim. Takımımın yarısı dereye
mevzi değiştirmesini tamamladı ki ben de dere yatağına mevzi
değiştirirken yukarıdaki makinalı tüfeğin ateşine maruz kalmıştım.
Ayağımın allından toz bulutunun kalktığını hissettim ve dereye atladım
bu esnada sol ayağımdan yaralanmıştım.
Ayağımın üzerine basamıyordum burada mevziye girerek ateşin
geldiği istikamete ateşlerimizi yoğunlaştırarak otobüslerin bulunduğu
bölgedeki takım personelimi de dere yatağına çekmiştim. Bölüğümüz
sırtllar hattındaki düşmanı imha etmek için var gücü ile çarpışıyordu.
Karşılaştığımız düşman Kutsevendideki (Göngör köydeki) 32 nci Rum
Komanda Tb.nun ileri unsurları idi. Bu esnada otobüslerin bulunduğu
bölgeye havan mermileri düşmeye başladı en öndeki otobüs isabet kaydederek
şarampolden aşağıya yuvarlanmıştı. Otobüslerin bulunduğu
bölgeyi terk etmemiz düşmanın gerek havan mermilerinin ve gerekse
de makinalı tüfeklerinin ateşi altında büyük zaiyat vermemizi önlemişti.
Bu çarpışmanın sonunda sırtlar hattındaki düşman temizlendi
ve daha sonra Sihari köyünün batısındaki hatta bekleyen 230 ncu
P.A.nın ileri unsurlarına teslim edilerek birliğimiz Sihari köyüne çekildi.
Burada Bölüğümüzden 2 erimiz şehit 5 erimizde yaralanmıştı.
Bende burada ayağımdan yaralandığım için birkaç yaralı erimizle
Lefkoşe Genel Hastanesine getirilerek oradaki doktorlar tarafından
yarama müdahale edildi. Hastanede 2 gün kaldıktan sonra helikopterle
Adanadaki Devlet Hastahanesine getirildim. .” 105Diye anlatmaktadır.
105 E. P. Alb. Mustafa Kaya (Hava İnd.Tug. 3 ncü Komd Tb. 2 nci Bl Tk..K) yaşı 63, 1
Eylül 2012 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
336
F.Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hasan
Cemil Erdem Şöyle Anlatmaktadır
23 Temmuz 1974, 1974 günü
saat 18-19 arasında Bnb.Turan Erdem
telefonla bana tank taarruzuna uğradıklarını
ve uçak yardımı ile yanında
kalan 57 mm’lik geri tepmesiz topunu
ve 81 mm havanları ve 2’nci bölüğün
60 mm havan ve roket atarlarını acele
istedi. Bende hemen kolordu komutanlığını
arayarak Bnb.Turan Erdem’in
tank taarruzuna, uğradığını
yardımı istediğini söyledim. Uçak
yardımı yapılamayacağını ve onların
tanklarının olmaması lazım geldiği
gibi kısa konuşmadan sonra telefonu
kapattık.
Ben hemen diğer isteklerine süratle
verine getirip mesafede yakın
olduğu için ulaştırmak imkânını buldum. Hadise: Hava İndirme Paraşüt
taburu Beşparmak Dağları eteklerinden Jandarma 2’nci bölük ikiye
ayrılmış daha aşağıdan yukarı Dikoma sırtlarına doğru ilerlerken bir
takım veya fazla Utgm.Vevsel Gani yanında oradan geçen yolun bir
tarafında Tğm. diğeri Tuncel Yaprak emrinde ilerlerken arabaların geldiğini
ve Tuncel Yaprağın bunları ilk defa jandarma arabalarına benzettiğini
fakat sonradan Yunan araçları olduğunu anlaması üzerine atışa
başlıyorlar.
Saat 21.00, Gece istek üzerine gönderdiğim J.Asb.Ali Herdemin
ilk attığı 60 mm.lik havan ikinci araca isabet ediyor ve yangın çıkıyor.
Sonra bütün silahlar konvoya tevcih ediliyor. Ve böylece 24 Araçlık Yunan
konvoyu tahrip edilmiş içinde bulunan askerlerden 50’ye yakın
adedi ölmüş olarak sabaha kadar orada beklendi. Tesadüfü bir muharebede
böyle kazanılmış oldu.
Sabah yapılan kontrolde içinde 105 mm. top bir sürü cephane
silah ve erzaklar kalmış oldu. Durumu kolorduya bildirdim.Ayrıca
bana getirilen evrakları kolorduya göndererek daha çok doküman
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
337
olduğunu kendilerine bildirerek bir araçla aldırmalarını ve ayrıca da
çok silah ve cephane olduğunu bildirdim.
Sonradan Girne’de Yunan kışlasının bulunduğu yerdeki sahilde
imha edilen bir hücum botunu tetkik eden Kara kuvvetleri irtibat subay
söylenen Kur. Alb.’yın yanında bizim levazım müdürü Yzb. Mustafa
Bağcı’da bulunuyordu. Ben gazino kısmında oturuyordum. Döndüler
zaman dolmuş yerimize gidecektik. Ve öyle oldu. Yolda Mustafa Bağcı
Kurmay Albayın kendisine hangi birlikten olduğunu sorduğunu o da
2’nci jandarma komando tabur komutanlığından olduğunu söylemiş.
Cevaben; Sizin gönderdiğiniz evraklar BM’de çok faydalı oldu demiş.)
Saat 23.00, Bu durum böyle kapandıktan sonra 2nci bölük Bufevento
Kalesine kadar hava Paraşüt taburu ile beraber ilerlediler. Fakat
aynı akşam saat 23:00 sıralarında Ütğm.Veysel Gani’ nin vurulduğunu
ve Bozdağı’na getirildiği haberini verdiler. Üzüntüm gittikçe artıyor.
Yarası ayağındaydı. 3 gün pansuman yapıldı ve sonra hastaneye sevk
ile alçıya alındı. Böylece 3 Subaydan yoksun olarak görev yapacaktım.
Zaten eksik olan subay kadrosu ve umulmadık hadiseler ve yine üzüntü
ve fakat çare aramaya devam ediyordum. Bölük komutanlığına Tğm.
Halis Deveci bakacaktı. Çalışkandı yardımcısı Ütğm.Tuncel Yaprak’ta
vardı. Biraz teselli olabiliyordum.“.106 diye anlatmaktadır.
2 nci Jandarma Komando Bölük Komutanı Jandarma Üsteğmen
Veysel Gani Şöyle Anlatmaktadır.
“ 23 Temmuz 1974 ‘de ateşkes ilan edilmişti.Biz İki komando
Taburundan sadece 2 bölük öndeyiz diğerleri TürkBozdağ’ındbağımsız
hareket edip bölüğme Sihari’deki Rum Komando Taburuna baskına
gidecektim ancak Tuncer Yüzbaşı durdurdu , çok cesur insane , yarın
beraber gideriz dedi , ATEŞKES İLAN EDİLMİŞ , Biz Tuncer Yüzbaşıyı,
ikna ederek, burada bir Rum Komando Taburu olduğunu buraya
baskın yapmayı kabul ettirdik. Yunan Topçu Taburunu pusuda yakalayınca
, bölük havanlarını kullanabileceğimiz mesafeyee yanaştık. Ben
yolun karşısındaki sırtlardayım , Üsteğmen Orhan Ceylan’ın bölüğü
diğer sırtlardarda mevzilendi ,pusu havan ateşi ile ateşi başladı. Yunan
Topçu tabur komutan, kısa pantolonlu açık bir jeepte idi, ben Türk
106 E. Tümgeneral Hasan Cemile Erdem (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
338
Silahlı Kuvvetleri Atış Takım ile Milli olan bir subayım , G-3 piyade
tüfeği ile ilk once onu vurdum ve geriye sırt üste düştü. Sonra diğerleri
vuuldu.
Düşmanın kaçanları menzil dışında kalınca, o tarafa doğru koşuyoruz.
O sırada bir mermi yedim , yaralandım. 24 Temmuz akşamı oldu,
bize 2 eşekli Mücahit su getirdi, onun katırlarıyla beni tahliye ettiler.
Dr Serdaroğlu geldi, gerçek kahraman doktor, turnike yaptı. Ben ertesi
gün kan kaybettim, o amcayı gördüm, sen olmasaydın Veysel üsteğmenin
hali de olurdu diye sordum, o da seni taşıyan bunlar katır değil
Kıbrıs eşeği dedi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
339
YARALI OLARAK BABA EVİNE GELDİM , RAHMETLİ BABAM
”GAZİ OLDUN AMA , BİRAZ DAHA CESUR OLUP NEDEN
ŞEHİT OLMADIN DİYE KIZDI “ 107 diye anlatmaktadır.
İŞTE BU BABA GİBİ ELİ ÖPÜLECEK BU BÜYÜK İNSANLAR
VATANI İÇİN DAİMA ŞEHADETİ DÜŞÜNMEKTEDİR.
II. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
A. 3 ncü Komando Tabur Komu-tanı Yarbay Zeki DOĞDU Şöyle
Anlat-maktadır:
“23 Temmuz: Gönyeli ve Kırnı bölgesindeki ağırlıkların bir bölümü
getirildi. Cephane ikmal yapıldı. Yine araç bulmakta zorluk çekildi.
Bu Mücahitler zor anlarda hep yan çiziyor.
107 E. J.Alb. Veysel Gani (Nevşehir Jandarma Komd . Tb. 2 nci Bl.K.) yaşı. 70, 1 Mart
2014 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
340
1 nci Bölüğün ORTAKÖY’de kalan kısmı da tabura katıldı. Gece
01.00’de Rumlar TEMPLOS Köyüne taarruz etti, ateşle karşılık verildi,
geri çekildiler. Sabaha karşı tekrar bir taarruz denemesi yaptılar ama
başarılı olamadılar.
Bu gösteri taarruzları, sanıyorum, GİRNE’de kalan Rum askerlerinin
kaçışını sağlamak için yapılıyor. Köylüler, çembere girdik ölüyoruz
filan diyorlar ama yalan. Yanlarında devamlı asker olmasını istiyorlar.
Yer yer ateş teatisi yapılıyor, ancak ciddi bir çatışma yok.” 108
Demektedir.
1 nci Komando Taburu,
3 ncü Komando
Bölük Komutanlığı görevini,
Şehit Ütğm. Oğuz
Yener’in yerine, 23 Temmuz
1974 de, St. Hilarion
kalesinde, göreve başlayan
Ütğm. Cahit Koparır’ın
kale burçlarında ilk
çekilen resmidir. (Arka planda Girne yerleşkesi ve sahilleri
B. 1 NCİ KOMANDO TABURU HAREKAT VE EĞİTİM SUBAYI ( DAHA
SONRA 3 NCÜ BÖLÜK KOMUTANI ) ÜSTEĞMEN CAHİT KOPARIR ŞÖYLE
ANLATMAKTADIR
“23 TEMMUZ 1974 GÜNÜ, TB. K. YB. CEMAL ERUÇ, BENİ ÇAĞIRDI
VE 3NCÜ KOMANDO BÖLÜK KOMUTANLIĞI GÖREVİNE HAZIR OLMAMI
EMRETTİ. BEN DE KENDİLERİNE HAZIR OLDUĞUMU, ZATEN ADAYA İNDİĞİM
ANDA ARKADAŞIMIN ŞEHİT OLDUĞUNU ÖĞRENDİĞİMDE KENDİME
“BU GÖREVE HAZIR OL.” DEDİM DİYE İFADE EDİNCE, TABUR KOMUTANIM,
O ZAMAN GEÇİCİ OLARAK 3 NCÜ KOMD. BL.NE KOMUTA EDEN ÜTĞM.
KEMAL ADALIER (24 SAATLİK ATAMA İLE TB. KH. İSTH. SB. OLARAK GELMİŞ)
İLE BİRLİKTE BİR – İKİ GÜN ÇALIŞIN DİYE EMİR VERDİ.
108 Sever, age., s.105.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
341
O GÜN ÖĞLEDEN SONRA KALE İÇİNDE İSTİRAHATTE OLAN 3 NCÜ
KOMD. BÖLÜĞÜNÜN TAKIM KOMUTANLARINI VE BÖLÜK BAŞÇAVUŞUNU
ÇAĞIRDIM.
KENDİLERİNE BÖLÜK KOMUTANINIZ BENİM DEDİM.
ZATEN BÖLÜĞÜN ÇOĞUNU BARIŞ GARNİZONUNDA İKEN, HAREKAT
VE EĞİTİM SUBAYI OLARAK BÖLÜĞÜNÜZE GELİP GİTTİKÇE TANIYORUM
DEDİM. ŞEHİT OLAN DEĞERLİ ARKADAŞIM ÜTĞM. OĞUZ YENER’İN TİTİZ
VE İYİ BİR BÖLÜK KOMUTANI VE İLGİLİ SUBAY OLDUĞUNU, ONUN KALDIĞI
YERDEN DEVAM EDECEKSİNİZ DİYEREK, YERLERİNE GÖNDERDİM.
BÖLÜK PERSONELİMİN ÜST KADROSU;
1 NCİ KOMANDO TAKIM KOMUTANI: P.TĞM. ÖMER ÇAKIR*
2 NCİ KOMANDO TAKIM KOMUTANI: P.TĞM. VECDİ BİNGÖL
3 NCÜ KOMANDO TAKIM KOMUTANI: P. ATĞM. HAMDİ**
BL. KH. BL. BŞÇVŞ. P. ÜSTÇVŞ. MEHMET PEKDOĞAN***
*İhtiyat bölgesinde konuşlandıktan sonra, Girne’ye bir görevle
gönderildiğinde Trafik kazasında 1975 yılı yazında Şehit olduğunu, ben
oradan ayrıldıktan sonra öğrendim. İyi bir Subaydı, ailesi ile de tanıştım.
Bana “Siz gidiyorsunuz Komutanım, biz burada kalıyoruz” Dediğinde,
“Sende döneceksin Ömer” Dediğim zaman çok mahzundu…
ALİ DENİZLİ
342
** Harekâtta yaralanmış olan Atğm. Hüseyin yerine Bölüğe verilmiş
ancak, Atğm. Hüseyin’de Bölükten ayrılmadığı için Hüseyin’i Bl.
Kh. Da yanımda tutarak, her görevde Yedek Subay olarak, destek oldu.
*** Harekâtta yaralanan Bl. Bşçvş. Yerine, ben Bölük Komutanlığı
görevini alınca daha önceden de tanıdığım, iyi bir Serbest Paraşütçü ve
Bölükte kıdemli bir Astsubay olan Üçvş.Mehmet Pekdoğan’a, Bl. Bşçvş.
luğu görevini verdim.
Göreve başlamak, Saat 1600, 23 Temmuz 1974 günü, Tabur Komutanından
3ncü Komando Bölük Komutanlığı görevini alıp, emir komutaya
başlamam, Doğruyol mevzileri bölgesinde, aynı gün, saat 1600
sularında, geçici olarak Komuta eden Kıbrıs’lı arkadaşım Ütğm. Kemal
Adalıer’le birlikte Doğruyol-Atak mevzilerine gidişimiz ile resmen başlamış
oldu.
Bölgeye giden yolda bir ara durduk ve bana ilk gece Şehit olan
Değerli Arkadaşım Ütğm. Oğuz Yener’in Şehit olduğu yeri gösterdi,
hatta yanında Habercisi olan ve o gece yapılan Muharebede AN/PRC-
6 El Telsizini taşıyan Mersin-Erdemli’li Er Gafur’da olayın nasıl olduğunu,
Şehadet mertebesine adım adım kan kaybından sabaha karşı
ruhunu teslim ettiğini anlatması, bizi duygu seline kaptırıp, üzüntüye
sevk etti. Elindeki Telsizi göstererek yaprak Antenin kurşunla delindiğini
gösterdi. Daha sonra konuşlandığımız bölgede, Şehit Ütğm. Oğuz
Yener’e ait olan teçhizatını ve kanlı pusulasını anı köşesine aldırdım.
Sivil eşyalarını teslim için saklattım. Doğru Yol mevzilerinde, esasında
bir Mücahit Bölüğü unsuru ve başında da Kıbrıs’lı Ütğm. Vural Eralp
adında bir arkadaşımız vardı.
Doğru Yol barakalarının önüne geldiğimizde Ütğm. Vural Eralp
ile görüşme yaptık. Kısa bilgi verişinden sonra AtakTtepe mevzilerini
gezdik-ki burada AN/TRC Sisteminden Türkiye ile bağlantı sağlanan
– çok önemli bir Tepe hattı idi. Muhabere Müfrezesinin başında olan
Mu.Üçvş. Mehmet Gümüş’ün, kimlik kartı ile şapkasını, barakanın
bir köşesinde bulduğunu ve naaşının az ileri de Kömürlü Sırtlarına
bakan kayalık yamaçlarda bulduklarını söylediler. Çok üzüldük ve
Rum mezalimine lanet okuduk…
Saat 2330’da başlayan bu mermi yağmuru, tam 0430’ a kadar tam
beş saat sürdü. Havanın ışımaya başlaması ile birlikte bütün atışlar ve
sesler kesildi. Yaptığımız kontrolda hiç bir kayıbın olmamasına seKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
343
vindik. Sabah ilk işimiz, kestirme yaparak bizi ateş altında tutan mevzi
ve silahın yerini tesbit etmek oldu. Muharebelerinde en yoğun olduğu
ve çok dikkatli bakıldığında, Benek Tepe ve Ada Tepe bölgesinin
tam karşısı olan Yanık Çam sırtının, önemli bir koruganı olduğunu
gördük. Bizi gündüzden takip etmişler ve Keskin Sırtın karşısında iken
de dolaştığımızı, Doğru Yol bölgesine geldiğimiz zaman da koordinatları
çıkarmışlar. Buna karar verdik. (Daha sonra buralara plan yapıp bir
kaç günde gereğini yaptık.)
BU ARADA DOĞU YÖNÜNDE BOZ DAĞI UZANTISI BEŞPARMAK
DAĞLARI YAN YOLUNDA YUKARI DİKMEN (PANO- DİKOMO) KÖYÜ İSTİ-
KAMETİNDE ÇOK BÜYÜK PATLAMA VE ALEVLER ARKA ARKAYA YÜKSELİ-
YORDU, ÖĞRENDİĞİMİZE GÖRE GİRNE’DEN YUKARI DİKMEN (PANO
DİKOMO) KÖYÜNE TAKVİYEYE GELEN RUM TOPÇU TABURUNU, KAYSERİ
HAVA İNDİRME (3 NCÜ TABURU) VE NEVŞEHİR JANDARMA KOMANDO
TABURU AKŞAM SAATLERİNDE PUSUYA DÜŞÜRMÜŞ VE BÜTÜN ARAÇ VE
CEPHANESİNİ İMHA ETMİŞ.
BU HAREKÂTIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN VE RUM TOPÇU TABURUNU
İMHA EDEN BİRLİĞİMİZ DAHA SONRA ÇOK BAŞARILI GÖREVLERE DE DİĞER
BİRLİKLERİMİZ GİBİ KATILMIŞ, ÖNEMLİ SONUÇLAR ALINMIŞTIR Kİ BU BİRLİKLERDEN
BİRİNE KIBRISLI ARKADAŞIM VE KURSTA BADİM ( EŞLİ ÇAALİ
DENİZLİ
344
LIŞMA ARKADAŞIM ) OLAN ALİ SENCER ZEKAİ’DE (PİRGALİOĞLU ) KATILMIŞ
OLDUĞUNU DAHA SONRA Kİ GÖRÜŞME VE ANLATIMLARDAN ÖĞ-
RENDİM. O DA BENİM GİBİ HAREKÂTA KURSU BIRAKIP GELEN BİRİ, ANCAK
BEN BİRLİĞİME GELDİM, O BAŞKA BİRLİKTE OLDUĞU İÇİN SONRADAN ATAMASI
İSTENDİ.
BİZLER GÖRDÜĞÜMÜZ KURS VE EĞİTİMİN, ALDIĞIMIZ MESLEKİ
BİLGİNİN VE YERİ ZAMANI GELDİĞİNDE KULLANILMASI GEREKTİĞİNİ
SAVUNAN VE ŞANŞLI OLARAK DA, O İMKÂNI YAKALAYAN / YARATAN SUBAYLAR
OLARAK BU HAREKÂT’TA YER ALMANIN, ARKADAŞLAR İLE GURURUNU
DUYDUK.”109 DİYE ANLATMAKTADIR.
III. KIBRIS TÜRK BARIŞ KUVVETLERİ KOLORDUSU
HAREKATI
39’uncu Tümen’in, Donatan, Truva ve Köyceğiz gemilerine
bindirilen unsurları henüz adaya çıkarılamadı. Dün çıkan birlikler,
havadan atılan ve indirilen birlikler ve KTK Alayı ile BAYRAKTARLIK
(TMT) birleşti.
Saat 14.00, Bir gün önce Girne Kalesi’ni kuşatan birlikler, bugün
saat 14.00’te kaleyi ele geçirerek Türk bayrağını kalenin en yüksek burcuna
diktiler. 39’uncu Tümen Komutanlığı, Kolordu Komuta yerini güvenli
bulmadılar ki Komando Tugayı’nîn kontrolündeki SENTHİLARYON
yakınında bulunan ve BEYAZ EV diye bilinen yerde komuta yerini
tesis etti. Binanın doğusuna ve batısına birer 106mm’lik geri tepmesiz
top mevzilendirildi. Hatta civarına 106mm’lik havanlar. Daha
sonra bölge güvenli görülünce, Kolordu Komuta yerinin 200m kadar
doğusunda, birinci gece Rumların ele geçirdiği tepeyi seçtiler ve bu
tepeye KOCATEPE adını verdiler (Atatürk KOCATEPE’de).
Çakmak Özel Görev Kuvveti, 39’uncu Piyade Tümeni, emrine
girdi. 39’uncu Piyade Tümeni, çıkarma bölgesinden itibaren doğuda
OZANKÖY’e kadar olan bölgede tertiplenecek ve 2’nci Paraşüt Taburu’nun
OZANKÖY’ü ele geçirmesinin ardından, bölgesindeki komando
ve paraşüt taburlarını serbest bırakacaktı. Komando Tugayı, BEŞ-
PARMAK Dağları’nda dağılmış, başıbozuk düşman unsurlarını temizleme
harekâtına devam etti. Saat 14.30, Rum birliklerinin BİLELLE Kö-
109 Hatıraları elden E.Kur.Alb. Ali Denizli’ye verilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
345
yü’ne yaptığı taarruz saat 14.30′ da 1’nci Paraşüt Taburu tarafından durduruldu.
Komando ve Hava indirme Tugayları, ÜÇGEN Bölge’nin
doğusuna ve batısına taarruzlarına devam ederken, Tümgeneral Bedrettin
DEMİREL komutasında 4 tank ve 5 zırhlı araçtan oluşan BORA
ÖZEL GÖREV KUVVETİ, Kolordu Komuta yerine geldi.
Saat 16.30, Bora Görev Kuvveti Komutanı Tuğgeneral Hakkı BORATAŞ
sol dizinin üstünde bir mermi yarası taşıyordu. Kolordu Komutanı
ve karargâh gelen iki komutanı karşıladı, Kolordu Komutanı büyük
bir sevinç ve mutlulukla Tümgeneral Bedrettin DEMİREL’e sarılarak
“hoş geldiniz” dedi.
IV. KIBRIS TÜRK
KUVVETLERİ ALAYI
MUHAREBELERİ
Havaalanı grubunun
(KTK Alayı) taarruzu,
emrine verilen tankların
gecikmesi nedeniyle,
dün gece saat 23.30’da
ALİ DENİZLİ
346
YERELAKKO Köyü yakınında durdu. Sabah Saat 04.30-05.00, 23
Temmuz 1974 günü saat 04.30’da; kuzeyden itibaren, Lefkoşa Sancağı 1
nci Taburdan Kıvılcım Takımı, KTKA Keşif Takımı, 77 nci Bölük, güneyden
de 55 nci Bölükle Kızılbaş-Yenişehir istikametinde taarruz başladı.
Rumların sokak sokak, ev ev direnmelerine rağmen saat 10.00
sularında Kızılbaş ve Yenişehir ele geçirildi. Mücahitler yıllarca bekledikleri
bu taarruzda 4 şehit verdi.
Saat 05.00, Sabah saat 05.00’te 1 tank ve 2 havan kariyeri ile takviye
edilmesi ile taarruz yeniden başladı. Şimdi, bu kadarcık bir takviye
komik değil mi diyeceksiniz.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
347
Birinci gün ve birinci gece çektiklerimizden sonra 1 tank, 2 kariyer,
bize büyük bir zırhlı birlik gibi güç veriyordu. Rumların elindekilerden
çok daha güçlü olmaları, ters etkiyi Rumlar üzerinde yapıyordu. Saat
08.30, da Lefkoşa ve Yunan Alayı yönünden sivil araçlarla gelen bir kısım
otomatik silahlı Rumlarla şiddetli çarpışmalar oldu. Gelenler büyük
bir ihtimalle alelacele kurulan HOME GUARD diye isimlendirilen birliklerdi.
Havaalanı Taarruz Grubu, havaalanı terminal binalarına 500 m.
kadar yaklaştıklarında Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne ait zırhlı
birliklerin havaalanı etrafını çevirdiği görüldü. 46’ncı ingiliz Zırhlı
Alayı birliklerinin başındaki albay, havaalanının Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri tarafından verilen emirle işgal edildiğini, Türklerin
ateşkesi ihlal ettiklerini, havaalanına girdikleri takdirde ateş açacaklarını
bildirdi.
Durum Grup Komutanı tarafından KTK Alay Komutanı’na ve
onun kanalı ile Kolordu Komutanlığı’na iletildi.Durumun değerlendirilmesi
sonucunda, Barış Gücü Kurmay Başkanı Kanadalı Albay BEATTİS’in
“Alanda hiçbir Kıbrıslı Rum veya Yunanlının bulunmadığını, alanın
Barış Gücü tarafından korunacağını, bu konuda gerekli garantinin
verileceğini” bildirmesi üzerine yazılı garanti istendi ve Kolordu Komutanı’nın
emriyle taarruz durduruldu.
Saat 16.00 Grup havaalanına gelen bütün yolları keserek bölgeyi
kontrol altına aldı. Saat 16.00’da 5 tankla takviye edilen KTK
Alayı, oluşturduğu Tank Takım Timi ile taarruz ederek YEROLAKKO
Köyü ve buraya kadar uzanan direniş noktalarını ele geçirdi.
ALİ DENİZLİ
348
Daha sonra yeniden tertiplenerek Küçük Kaymaklı istikametinde
taarruza devam edildi. Yine göğüs göğüse muharebelerden sonra saat
17.00 sularında Küçük Kaymaklı Rum mezarlığına kadar bölge ele
geçirildi.110 Bugün akşama kadar YILDIZ-ATMA-4 Planının ilk safhası
gerçekleştirildi. 23 TEMMUZ 1974 günü cereyan eden muharebeler
sonucu 47 esir alınmış, iki telsiz ve 28 silah ele geçirilmiştir.
Saat 1630, Saat 16.30’da Alay emrine yedi Tnk. ve iki ZPT. verildi.
Bunlar ile önce ALAYKÖY istikametinde bir gösteri taarruzu yapıldı.
Böylece havaalanı G/K.nin gerisinde kalan mukavemet yuvaları bertaraf
edildi. Daha sonra bu tanklar, Hava alanı G/K.nin emrine girmişlerdir.
Bugüne kadar yapılan muharebelerde Alaydan 1 Sb. 1 Astsb., 11 er
olmak üzere toplam 13 kişi şehit olmuştur.
A. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Alay Komutan Yardımcısı Piyade
Yarbay Gültekin Alpuğan Şöyle Anlatmaktadır;
23 Temmuz 1974, Saat 12.30
Koç Tepe, 2 nci Komd. Bl. den gelen bir takım ile takviye edilmiştir.
23 Temmuz 1974 günü saat 12.30 da Koç tepesinden Dikomalar
istikametinde bir yan taarruz icra edilerek paraşüt taburunun taarruzları
kolaylaştırılmıştı. Bu arada kıymetli bir subayımız şehit olmuştu.
Keşif takımın çapından büyük olan bu harekatın icrasında görev
alanları unutmak mümkünmü.
110 Evcil, s.81.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
349
1 nci Piyade Bölügünün iştirak ettiği muharebeler, 23 Temmuz
1974 günü saat 12.30 da Lefkoşe Mücahit Sancaktarlığının emrine verilen
1 nci P. BI. bu bölgedeki şehir muharebelerine iştirak etmiş ve Kızılbaş
ve Küçük Kaymaklı’yı kontrol altına almıştır. Bu arada tek kollu
bir mücahit komutanın taarruzdaki başarısı ve 1 nci. P. BI. niin bu
başarısı unutulabilir mi? Cephede bulunan Ortaköy Grubu. Kanlıdere
mevzilerinde mahdut hedefli taarruzlarla Yunan birliğine çok büyük
zayiatlar verdirmış ve karşı tarafın hareket bütünlüğünü bozmuştur.
Başarılı savunması ile düşmanın geri bölgeye sarkmasına imkan vermemiştir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine yapılacak bir Rum
katliamının istihbarı üzerine Elçilik bir manga ile takviye edilmiştir. 20
Temmuz ve müteakip günlerde yapılan düşman ateşleriyle hedef alınan
Alayın Ortaköy, Gönyeli bölgesinde bulunan Hastanesi, Cenevre Andlaşmalarına
aykırı olarak bombalandığından Lefkoşa’daki Kızılay hastanesine
intikal ettirilmiş ve bu bölgedeki harekat sıhhi unsurlar ile desteklemiştir.
Kızılay Hastane yetkilisi Sait Terzioğlu’nun başarılı faaliyetleri
unutulurmu. Hareket bölgesindeki sıhhi yardım istasyonu ise
Ortaköy bölgesine devam etmiştir Alayın sıhhi personelinin ateş altındaki
faaliyetleri, unutulabilirmi.
Bu muharebelerde Alayın en büyük sıkıntısı anlaşmalara göre kurulmuş,
kuruluşundaki silahların menzili itibariyle Yunan Alayını ulaşamayan
ve mevzilerin açıkta olması, nedeniyle tertiplerilen arazi yapısının
düşmanın lehine olması ve ağır ve topçu ile uzun menzilli tanksavar
silahlarından mahrum olması çok büyük zaafiyet doğurmasına
rağmen, bu zafiyet Hava Kuvvetlerimizin kahramanca icra ettikleri
atışları alınan taktik tedbirler, personelin kahramanca hareket etmesi
Akçay-Türkiye’de alınan eğitimin ve üs komutanlıkça yerinde yapılan
takviye gücü ile giderilmiş ve bunda muvaffak olunmuştur.
KTKA nın takviyesi için, 20 Temmuz günü Günyeli bölgesine inen
KTKA’nın emrine girmesi gereken, 4 nün Prş Tb. nun Ortaköy Gönyeli
inme bölgesinin devamlı ateş altında olmasından dolayı ancak 21 Temmuz
1974 günü saat 19.00’da Alayın emrine girmişti.
20 Temmuz 1974 günü indirme ile havadan atılan silah ve mühim
malzemelerden tahrip edilmeyenler, Alay bölgesine getirilmiş ve
ALİ DENİZLİ
350
106 mm.lik havanların bakımlarını müteakip 22 Temmuz 1974 gününden
itibaren hareket gücüne dahil edilmiştir.
22 Temmuz 14.00 de İskenderun’da bulunan 1 nci Değiştirme
Birliği Kurmay Albay Eşref Bitlis komutasında olarak helikopterlerle
Kırnı hava alanına intikal ettirildi ve Alayın emrine verilmiştir.
22.09.30 Temmuz 1974 günü Ordu K.lığından gelen emirle Lefkoşa
Hava Alan’nın ele geçirilmesi emredilmiştir. Kolordu Komutanlığı
hareketinin KTKA tarafından yeni katılmış olan değiştirme birliğini de
bünyesine alarak icra edilmesi emredilmiştir.
Bu taarruz Gönyeli Grubu Komutanı kurmay Binbaşı Cengiz Varol
komutasında 2 nci P. Bl. 106 mm. lik havan takımından oluşan Görev
Kuvveti ile icra edilmiş ancak taaruzu gelişmemesi üzerine , 1 tank
ve 2 kariyerle takviye edilerek Hava alanına giden bütün yollar kontrol
altına alınmıştır. Ancak, İngiliz Barış Gücünün Birleşmiş Milletler Flamasını
dikerek Hava Alanı girişinde taarruz kuvvetlerimizle temas ederek
Lefkoşa Hava Alanının Uluslararası bir Hava Alanı olduğunu İngiliz
Barış Gücünün kontrolünde bulunduğunu, Hava alanına girilmesi
durumunda, İngiltere’ye yapılan bir saldırı olarak değerlendirileceğini
veto etmesi üzerine yapılan değerlendirmeler neticesinde Hava Alanına
girilmeyeek yollar kontrol altında tutulmuştur.
15 şubat 1975 tarihli pazar günkü Hürriyet gazetesi’nde Türkiye
ile Savaşın Eşiğine geldik, diye İngiliz Başbakanı Herald Wilson’un beyanatında
sıkça belirtmiştir. Aksi bir hareket ne duruma düşüle- ceği
açıkça belirtilmektedir. Esasen müteakip günlerde Rumların takviye
amaçlı gelen uçakların Havaalanına inmesi üzerine Hava Alanı uçaklarımızla
bombalanarak pistleri kullanılamaz hale getirilmiştir.
23 Temmuz 1974 günü saat 07.30’da 7 adet tank ve kariyerden
oluşan bir taarruz grubu Yunan Alayı bölgesine mahdut hedefli bir taarruz
yaparak Yerelekko ve bölgesindeki mukavemet noktalarını tahrip
etmiştir. 25 Temmuz 1974 saat 07.00’de piyade , tank , Bölük Kuvvetince
Yerelekko’daki gelişmeler üzerine 2 nci bir taarruz harekatına başlamış
Fakat bu taarruz Barış Gücünün teklifi ile durdurulmuştur. Ateşkes ile
tertiplenme yapılarak 4 grup halinde müteakip harekat için tertiplenilmiştir.”
111 Diye anlatmaktadır.
111 E. P. Alb. Gültegin Alpugan ( KTBK Alayı Komutan Yrd. ) yaşı. .80, 11 Şubat 2014
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
351
ALİ DENİZLİ
352
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
353
ONBİRİNCİ BÖLÜM
BUFAVENTO KALESİNİN
ELE GEÇİRİLMESİ
24 TEMMUZ 1974 ÇARŞAMBA
I. HAREKATIN 5 NCİ GÜNÜ 24 TEMMUZ 1974
A. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
Komando Tugayı’nın 1’nci Komando Taburu ile KESKİNSIRTKARMİ
Ormanı istikametinde yaptığı taarruz Tabur Komutanı’nın
yaralanması ile durmuştu. Bunun üzerine BEŞPARMAK Dağları’nın bu
kesiminin geriden, SlSKİLİP Boğazı bölgesinden ele geçirilmesinin uygun
olacağı Kolordu Komutanı’na teklif edildi (24 Temmuz 1974). Kolordu
Komutanı’nın onaylaması üzerine 24-25 Temmuz’da taarruz için
hazırlıklar yapıldı.
1. 3 ncü Komando
Tabur KomuALİ
DENİZLİ
354
tanı Yarbay Zeki DOĞDU’ Şöyle Anlatmaktadır; “ 24 Temmuz 1974 ,
gün sakin geçiyor. 5 tank geldi. Bu tanklarla gelen Yüzbaşıya Kolordunun
verdiği, bir sarı zarf içindeki emri verdik. Böylece birleşme gerçekleşmiş
oldu. Gündüz TRT-ve gazeteciler geldi. Girne’ye götürdüm. Şehirde
10 kadar ölü gördük, hepsi şişmiş ve bozulmuştu.
Sonra, uğruna 4 şehit 20 yaralı verdiğimiz TEMPLOS Köyüne
gittik. Kıbrıslılar kahvenin önünde oturuyorlardı, bir teki bile kalkıp
hoş geldiniz demedi. Bön bön bize bakıyorlardı. Bu olay beni
çok şaşırttı ve kızdırdı. Bu bölgeyi Mücahitlere ve 50’nci Alaya
bıraktık ve birliklerimizi o bölgeden çektik.
II. BİRİNCİ KIBRIS BARIŞ HAREKATININ 6 NCI GÜNÜ
25 TEMMUZ 1974
A. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI BÖLGESİ ( KTKA)
Saat 05.00, Ertesi gün, 25 Temmuz 1974 saat 05.00’te Üsküdar Bar-
Büyük Kaymaklı istikametinde taarruza devam edildi. Büyük Kaymaklı
kenar mahallelerine girildiğinde Rumlar tanklarla birlikte karşı taarruza
başladı. 3 şehidin verildiği bu taarruz şimdiki hatlara çekilerek durduruldu.
1963 olaylarında bir avuç mücahitin kahramanca savunduğu ve
sonunda çekilmek zorunda kaldığı Küçük Kaymaklı, çok kanlı çarpışmaların
ardından tam 11 yıl sonra, Rumlardan geri alındı.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
355
Şanlı bayrağımız tekrar ve ebediyen, Küçük Kaymaklı’da dalgalanmaya
başladı.
C. HAVA İNDİRME TUGAYI MUHAREBELERİ
BUFAVENTO KALESİNİNİN ELE GEÇİRİLMESİ
Saat 08.00 , 3 ncü Paraşüt Taburunun Bufavento Kalesi’ne taarruzu,
25 Temmuz günü saat 08.00’de başladı. Çok sarp ve arızalı olan
Beşparmak dağlarının bu kesiminde Rumların mukavemetinin kırılmasının
ardından taarruz, 26 Temmuz günü de devam etti ve saat
12.15’te kaleye Türk bayrağı çekildi. Daha sonra 3 ncü Paraşüt Taburu
bölgede savunma tertip ve tedbirlerini arttırarak ikmal ve idarî faaliyetlere
ağırlık verdi. Bu arada Nevşehir Jandarma Komando Taburu da
Çatalköy güneyine intikal ettirilerek cephe sorumluluğu verildi. Jandarma
Komando Taburu, 39 ncu Tümenle Hava İndirme Tugayı arasında
açık kalan bu kesimde tertiplenerek bölgeyi temizledi.
Sihari (Kaynakköy)’deki Piyade Taburuyla İrtibat, Aysavva Manastırı
ve Bufevento Kalesi’nin Alınması.
1. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem ( E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır
ALİ DENİZLİ
356
“Ertesi günü yani 24 Temmuz 1974’te tabur Kakoskalla tepesi ve
Sihari sırtlarında tertiplenirken ben de 23 Temmuz 1974 günü imha edilen
düşman topçu taburunun bölgesini geziyordum.Kurmay Başkanı
Bnb.Atilla Erdem yanında tugay G-2’si Kur.Bnb.Cumhur Evcil olduğu
hâlde tekrar yanıma gelerek şöyle dedi ;Bufevento Kalesi bizde olmadığı
için torbanın doğu yakasında ağızda bir daralma var. Bu daralma
olmasın istiyoruz. Ayrıca anlaşmaya göre 25 Temmuz 1974’te yeniden
ateşkes başlayacak. O tarihe kadar ne kadar yer alabilirsek kârdır diyoruz.”
Düşündüm. Doğru söylüyorlardı. Aslında 24 Temmuz günü 3
ncü Tabur için istirahat günü olmuştu. 2 nci Bölük komutanı da hazır
Sihari’deydi. Peki, dedim. Hemen oracıkta kendi kendime bir plân
yaptım. 2 nci Bölük komutanı elindeki mevcutla Sihari-Bufevento Kalesi
istikametinde taarruz edecek, diğer bir bölük de Beşparmaklar üzerinden
kaleye doğru taarruzla Bufevento Kalesi’nde birleşilecek.
Yanıma Ütğm.Orhan’ı çağırdım. Ona verdiğim şifahî emir aşağı
yukarı şöyleydi: Yarın yani 25 Temmuz 1974 günü saat 08.00’de bölüğünle
(yanındaki mevcut personel ve silâhlarla) Sihari-Bufevento
Kalesi istikametinde taarruz edeceksin.
Tabur diğer bir bölüğüyle, aynı taarruzu aynı saatte Beşparmaklar
üzerinden Kakoskalla T. Bufevento istikametinde sürdürecek. Tabura
gelince alınan bölgelerin muhafaza ve emniyeti maksadıyla yerleştirilen
bölüklerden aldığım birer takımla bir mürettep bölük teşkil
ettim ve bölük komutanı olarak Ütğm.Mete Ebinç’i atadım. Sonra mürettep
bölük komutanına, Ütğm. Orhan Ceylan’a verdiğim emri verdim.
Dağlar çok sarp olduğu için gücü kuvveti yerinde, silâh ve cephanesine
iyi sahip olabilecek zinde erler seçilmişti. Gerçek Sihari’den
kaleye tırmanış; gerekse dağların üzerinde kaleye gidiş evvelâ doğa
ile muharebeyi gerektiriyordu.
Harekât 08.00’de başladı , Kakoskalla Tepe’nin Delik Tepe’den
sonra en kritik bölge oluşu ve Girne-Lefkoşa tali yolunu kontrol edişi
nedeniyle Karargâh Bölüğünden 1 manga kadar bir kuvveti orada
bıraktım. Bu kuvvet daha ziyade Girne-Lefkoşa tali yolunu kontrol ve
gözetleme hizmetini ifa edecekti.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
357
Bölüğün Beşparmaklar üzerinden Bufevento’ya doğru hareketi
devam ederken (eksik) 2 nci Bölük de Sihari-Bufevento istikametinde
taarruzunu sürdürüyordu. Saatini tam hatırlamıyorum bir ara altımızda
bir manastır gördüm. Bu manastırdan silâh sesleri duyuldu. Mürettep
bölük manastırın tam üzerindeki isimsiz tepelerdeydi. 2 nci Bölük açılıp
yayılarak ateşlere karşılık verdi ve taarruzu Bufevento Kalesi’ne doğru
iken kuzeybatıya yöneldi. Haritamda manastırın olduğu yeri okudum.
Aysavva yazıyordu.
Mürettep bölük de istikametini güneye döndürünce Aysavva’daki
düşman iki ateş arasında kaldı. Tahminen 1 saat sonra 2 nci
Bölük ve mürettep bölüklerin personeli manastıra girdi ve tek tek
binaları aramaya başladı. Manastır sür’atle temizlendi. Yakalanan on
üç kadar esir tugay komutanlığına tahliye edildi.
Fakat zaman hayli ilerlemiş saat 14.00’ü bulmuştu. Ayrıca Aysavva
denilen manastır bütün taburumu alabilecek çapta ve kışla olarak her
türlü imkâna sahip bir manastırdı… Taburu Aysavva’da toplamaya karar
verdim. Çünkü çok dağınıktık.
ALİ DENİZLİ
358
Kaleyi almayı 26 Temmuz 1974 gününe erteledim. Karargâhımı
Stavroz’dan Aysavva’ya naklederek orada kaldım. 6 gündür yatağımız
topraktı. Manastırda mükemmel binalar, yatak ve karyolalar vardı.
Burada keşfin önemini belirtmek gerekli. Keşif takım komutanının keşif
emrini yerine getirmeyişi tabura bir tam gün kaybettirmişti. Eğer ber
Aysavva’yı daha önce öğrenseydim oraya bir birlik ayırır kaleye doğru
yoluma devam ederdim. Böylece 25 Temmuz 1974’te emredilen ateşkes
anlaşmasına da tam gününde uymuş olurdum. Tahminime göre Aysavva’yı
düşman bir takım kadar bir kuvvetle tutuyordu.
Bunlar topçu taburunun kışla emniyeti için bıraktığı personel
olabilirdi veya 23 Temmuz’daki tesadüf pususundan kurtulup Aysavva’ya
sığınanlardı. Size
biraz Aysavva’yı anlatayım.
Yolu vardı, oraya su
tankeri gelebi-liyordu.
Ayrıca içme dışındaki
ihtiyaçlar için bol suyu
vardı. Tabur seviyesinde
birliği iaşe edecek mutfağı,
ocakları vardı. Yüz
numaraları vardı. Bunlara
bir de 50 adet koyunu
ilâve ediniz.
Velhasıl Aysavva o günler bizim için cennetten farksızdı, ilk sıcak
yemeği orada yedik. Gene burada, dağlarda bizi susuz bırakmayan
Ağırdağ köylü vefakâr dostumuzu azat ettik. 2 nci Bl. Aysavva’da
yeniden bir araya geldi. Uzatmayalım, taburu Aysavva’da topladım.
Stavroz bölgesindeki 3 ncü Bölük, Dikomalar ve Sihari tarafını kontrol
eden 1 nci Bölük, Delik Tepe’deki Karargâh Bölüğüne ait 3-5 er, Aysavva’da
toplandılar. Bölükler bölgeye şu şekilde yerleştirildi: Gerekli
yakın emniyet tedbirleri alındıktan sonra “Bufevento Kalesi’ne nasıl
gideyim?” Yeniden düşünmeye başladım. Hedef kuş uçuşu 3 km’ye
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
359
yakın bir mesafedeydi. Anladığım kadarıyla orada uzun menzilli
silâhlar yoktu. Örneğin bir G.T.T., bir ağır havan veya uçaksavar makineli
tüfeği vs.
O hâlde bu kaleye gayrinizamî taarruz daha başarılı sonuçlar
verebilirdi. Kararımı verdim. 3 takım teşkil edecektim. Bunlar iki
P.Tk., bir Slh.Tk.ı olacaktı. Ama P.Tk.ların biriyle Slh.Tk.ı özel teçhizatlı
ve özel görev yeteneğine sahip personelden müteşekkil olacaktı.
O tepeye bu silâh ve cephanelerle ancak komandoların veya dağcıların
veya fizik olarak çok güçlü seçkin piyadelerin tırmanabileceğini
Beşparmakları gezenler iyi bilirler. Bu görev 230 ncu Alayın 1 nci Taburundan
P.Tk.Komutanı Tğm.Murat’a verildi. Bu teğmenin takımı
taarruz bölgesinde hazır olduğu için bölük ve tabur komutanlarıyla
koordine edilerek o takımdan istifade düşünüldü. Ve öyle yapıldı.
Baskın grubuna ise takım komutanı olarak P. Komd. Ütğm. Sencer
Zekai verilmişti. Emrinde P.Komd.Tğm.Halit Günöz komutasında
30 paraşütçü komando eriyle Jandarma Tğm.Halis Deveci komutasında
10 kişilik bir jandarma komando eri vardı. Bunların hepsi de gönüllü
ve aslan gibi gözünü budaktan sakınmayan çocuklardı. Bu
takım sarp birkaç tepe aşarak kalenin hemen batısındaki boyundan Beşparmakların
kuzeyine geçecek sonra güneye dönerek tepeye tekrar tırmanacak
ve kaleye arkadan sessizce yaklaşıp baskın tarzında taarruzunu
icra edecekti.
ALİ DENİZLİ
360
III. BİRİNCİ KIBRIS BARIŞ HAREKATININ 7 NCİ GÜNÜ
26 TEMMUZ 1974
26 TEMMUZ 1974 Saat 03.00 gecesi hazırlıkların tamamlanması
ile geçti. 26 Temmuz 1974 günü 03.00’te Tk.komutanları tekrar toplandı.
Hazırlıklar yeniden gözden geçirildi. Emir son defa tekrar edildi. Harekâtın
04.00’ten itibaren başlayacağı, telsiz kullanılmaması, haberleşmenin
işaretle ve görme ile sağlanacağı vs. Hedefin alındığını Sencer
Zekai kaledeki bayrak direğine Türk bayrağı çekerek bildirecekti.
Sonradan bu direğin paratoner direği olduğunu gördüm. 8 saatlik
bir sızmadan sonra o direğe fırtına gibi tırmanan erin hayali hâlâ gözlerimin
önündedir.
Mehmetçik ne büyük bir
aşkla tırmanıyordu 10 cm çapındaki
demire. Demir yaş ağaç
dalı gibi uçurumun üze-rinde
ileri geri yaylanırken bay-rağı
ona bağlamak için nasıl çırpmıyordu.
O anı, ilk günkü gibi
belleğimde daima tazeliğini
korumaktadır. Sonra kalede bir
hareket gördüm. Birisi bayrak
direğine tırmanıyordu. Sonra
direğe tırmanan kişi koynundan
kırmızı bir şey çıkardı. Açtı.
Bayrağımızdı. Secde ederek
Tanrı’ma şükrettim.
Derhâl yanımdaki telefondan
tugay karargâhını aradım. İrtibat yoktu. 230 ncu Piyade Alayı 1 nci
Tabur Komutanlığı kanalıyla Hava İndirme Tugayına şu mesajı görderdim:
Hava İndirme Tugay
Komutanlığına, 26
Temmuz 1974 günü saat
12.15’te Bufevento Kalesi
ve Beşparmaklar
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
361
zapt edilmiştir. Arz ederim. 3 ncü Prş.Tb.K. Kale gerek Girne ve gerekse
Kutsevendi bölgesi olmak üzere hatta Değirmenlik’e kadar mükemmel
bir gözetleme imkânı sağlıyordu. Artık doğu kesimindeki
hava başı hattı Stavroz harabeleri ve Sihari sırtlarından değil Bufevento
Kalesi Miamilya arasında çekilen bir hat üzerine oturmuştu. 25
Temmuz 1974’te Girne tali yolunun gözetlenmesi maksadıyla Kh.Bölüğünden
ayrılan ve Kakoskalla Tepe’de bırakılan müfrezenin Aysavva’ya
indirilmesi için 27 Temmuz 1974 günü Yzb. Ötüş’e emir verildi. Artık
tabur Aysavva’da toplanmıştı.
Emniyet hizmetleri yürütülmek kaydıyla bölük komutanlarını 27
Temmuz 1974 günü yeniden tertiplenme ve düzenlenme için serbest
bıraktım.” 112Demektedir.
26 Temmuz 1974, Saat 05.00
B. Kıbrıslı Üsteğmen Ali Sencer Zekai şöyle anlatmaktadır;
BUVAFENTO KALESİNİN ALINIŞI
“26 Temmuz günü sabah saat 05.00’te harekat başlamıştı. Her birlikten
birer manga alınarak, 5 mangalık bir esas taarruz birliği oluşturulmuştu.
Yönetimimde görev alan diğer subaylar şunlardı;
P. Tğm. Halit VURAL, Jandarma Tğm. Halis DEVECİ. Görevleri
düşmana görünmeden Beşparmak Dağları’nın denize bakan kısmından
kaleye tırmanmak ve zaptetmek idi.
112 Erdem, s.57-62.
ALİ DENİZLİ
362
Üsteğmen Murat teşkil ettiği birlikle kalenin ön kısmından
düşmanı yanıltan bir şekilde sahte bir taarruz yaptı. Üsteğmen Mete
Ebinç ateş desteği ile kaleyi sürekli ateş altında tuttu. Burada ilginç
bir durum vardı. Görevli üç Üsteğmenin üçü de aynı devreden mezun,
aynı devre arkadaşıydı. Ben hariç diğer iki subay Tabur Karargah Subayı
idi.
Bunun üzerine biz üç devre arkadaşı görev kuvveti oluşturduk
ve Buvafento Kalesi’ nin alınmasını gerçekleştirdik. 26 Temmuz günü
ateşkes ilan edilecekti. Üsteğmen Mete EBİNÇ ateş desteğindeki yeri
aldı. Üstteğmen Yılmaz sahte taarruzlarına başladı ve düşmanın dikkatini
aksi yöne çekti. Benim komutamdaki birlik birerli kolda harekata
başladı.
Kalenin arka tarafından, Beşparmakların kuzeye bakan deniz
tarafından ilerlemeye başladık. Kalenin altına geldiğim zaman Rumların
Doğu istikametine ateş açtığını gördüm. Yerimizi belli etmemek
için ateş etmedik. Bizim görevimiz kaleyi almaktı. Herkes doğu’ya doğru
kaçarken bir Rum askeri bizim bulunduğumuz tarafa geldi. Ateş etmeden
etkisiz hale getirdik, ilk işimiz matarasına bakmak oldu. Su doluydu.
Bildiğim bir kaç Rumca kelime ile kalede su olup olmadığını
sordum. Bana cevap olarak çok su olduğunu söyledi. Daha sonra tırmanmaya
devam ettik.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
363
Önümdeki bir çavuş
çok sarp olan kayalardan kedi
gibi tırmanıyor, bana tüfeğini
uzatıyordu. Tüfeğin dipçiğini
tutuyor biraz yukarı
doğru tırmanıyordum. Öğlen
saat 12.00’de kale kapısına
100 metre mesafede toplanmıştık.
Tırmanma tamamlanmıştı.
Telsiz kullanmadığım
için anlaştığımız gibi bayrak
sallayarak Mete’ye kaleye
geldiğimizi belirttik. Sonra
kaleye hücum edildi. Hiçbir
mukavemetle karşılaşılmadan
kale alındı. Kalede bir kazan
dolusu pişmiş makarna ile
yığınla karpuz bulduk. Günlerdir arazide susuzduk. En büyük sorunumuz
susuzluktu. Dudaklarımız çatlayıp kanadığı için susuzluğumuzu
kâh demir para emerek, kâh yaş dal emerek bazende araçların radyotörlerindeki
paslı suyu içiyorduk.
Erlere suyu dikkatli kullanmalarını söylemiştim. Kale bir kartal
yuvasını andırıyordu. Çok yüksekti. Kalenin en yüksek noktasında
bir paratoner direği vardı. Tüm askerleri toplayarak direğe kimin çıkabileceğini
sordum. Bir asker gönüllü oldu. Bayrağı göğüsüne koyarak
tırmandı. Bu arada hep bir ağızdan istiklâl Marşı’nı söyledik.
Daha sonra bulduğumuz makarnayı zehirli olma ihtimalini düşünerek
önce yakaladığımız esire yedirttik. Esire bir şey olmadığını
görünce bizlerde yedik ve istirahate geçtik. Bir müddet sonra bir nöbetçi
beni uyandırarak tekmil verdi. “Komutanım telefon çaldı. Mehmetçik
kaleyi aldınız mı? diye sordular. Ben de komutanım tabi ki aldık
dedim”dedi. “Ulan nerde o telefon, biz telefon çekmedik ki.” dedim.
Kalenin içinde telefon varmış, biz onu görmemişiz. Hemen telefonu
kopardım.
ALİ DENİZLİ
364
Bu telefon bu gün Güngörköy (KUTSEVENDİ) dediğimiz manastırdaki
telefon irtibatıymış.
Telefon Rum karargahına bağlıydı ve soruyu soran da Türkçe
konuşan bir Rum’du. Tekrar yerime döndüm ve dinlendim. Üsteğmen
Mete EBİNÇ destek unsurlarını alarak kaleye gelmişti. Kucaklaştım.
Tabur Komutanı Turan ERDEM yaya haberci göndererek durumumuzu
sordu.
Değirmenlik- Girne asfaltında Rumlar Girne’den kaçıyordu.
Rumların kaçışlarını sadece seyrettik. Bunlar tabi ki sivil Rumlardı.
Ateşkes devam ediyordu. Canım sıkılıyordu.
Bir gün subaylara aşağıdaki köye yiyecek almaya kim gitmek ister
diye sordum. Kimse gitmek istemedi. Ben de on asker alarak köye indim
ve ne bulduysak toplayarak geri döndüm.”113 Diye anlatmaktadır.
113 Zekai, age.,s.24-25.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
365
IV. BİRİNCİ KIBRIS BARIŞ HAREKATININ 7 NCI GÜNÜ
27 TEMMUZ 1974
A. Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hasan
Cemil Erdem Şöyle Anlatmaktadır
26 Temmuz 1974 , günü Yzb.İ.Turna ile Ütğm.İ.Mutluer takıma
geldiler fakat birinin göğsü diğerinin kolu askıda hastanelerde yer olmadığı
ve sıkıldıkları için kendileri ayrılmak istemiş onlardan çok ağırlar
olduğu için doktorlar da rıza göstermişler . Fakat kendileri iş göremezdi
yalnız araç bulabilirsek onunla yapılacak işleri yapıyorlardı. Bugünlerde
ve bütün hizmet boyunca (Lv.Ord.ve Sağlık) hizmetlerinde
çalışan arkadaşlarımızda üstün gayret ve hizmetleri olduğunu iftiharla
belirtmek isterim ve halimizde devam etmektedir.)
28 Temmuz 1974 , 28 Temmuz 1974 günü bir Yzb. ve bir kurmay
binbaşı Bozdağı’na gelerek 14:30-15:00 arasında Çatalköy’den yapılacak
taarruza iştirakımız kolorduca emrediliyordu. 2 nci Jandarma Bl . Hava
İndirme paraşüt taburu emrinde, şimdi de Krh.BI. ve 3’ncü bölüğün bir
Tk.mı Bozdağ’da kalmak üzere taarruza iştirak edeceği söyleniyor.
Zaten kendileri geleli 20 dk. Oldu. Bu nasıl iştir ? öyle mühim bir
karar için savunmada bulunan ve 500 m. Yarıçapında bir sahadaki bölüğü
topla ,cephane sandıklarını sırtına vurup en az iki saat yürüt ve
sonra taarruz. Hem onları düşünüyor ve hem de haber göndererek birliklerin
karargâh ve 3’üncü bölüğün yanıma gelmelerini emrettim. Bana
harita üzerinden tarif edilen yerin karşısında BM’e ait bir baraka var
Oradan aşağıya kestirmeden inebileceğimi söylediler. Yukarıdan inilir
gibi gözüküyordu. Fakat daha ilk defa gelenleri bu yere ait böyle konuşmaları
beni şüpheye düşürse de zamanın darlığı nedeniyle oradan
yürümeye karar verdim. Birlik bizler konuşurken toplanıp yanıma geldi.
Sırtlarında cephane daha kısa yokuşta terlemeye başlamışlar. (Yaralı
ALİ DENİZLİ
366
subayları İ.Turna. Veysel Gani ve İ.Mutluer. Yalnız İ.Mutluer’in durumunu
biraz iyi gördüğüm için mücahit arabalarına bindirip yanına muhafız
verdim. Kazafana’ya okulun yanına gidip (Türklere ait bölge) giderek
orada bizi beklemeye gelen 49 ncu P.Alayı irtibat subay heyetine
hareketimizi bildirecekti.
Krh. BI.K. birliğin önünde bende bazen orta yerde bazen arkada
birliği toplayarak ilerliyoruz. 10 dk. Sonra astsubayı dönerken gördüm.
Tamam mı dedim. Tamam dedi Fakat yürü bir türlü iniş yeri yok. Yarım
saat bir saat bir buçuk saat dağlar geçit vermez. Birliği döndürdüm
Şimdi kime kızar dert anlatırsın. Akşam olmak üzere bir buçuk saattir
er susuz cephane sırtında (zamanımız, bilgimiz ve mesuliyet duygumuzdan
noksan emir ve hareketler.
Ütğm. Güven önde ben ise bölüğün yürümesi için teşvikle bir öne
bir geriye yalın ayak, yolun sağ ve solunda yürüyoruz. Bir yere geldik.
Buradan geçemezsiniz dedi. Geri döndük başka yoldan kullanılmayan
binanın içinden yürüyüp (aranıp taranmamış) çünkü Bozdağı’nda bize
geçeceğimiz yerlerinde aranıp taranarak ilerlemesi emri de ilave edilmişti.
(45 dk. Zamanda bu da olacaktı akıl mantık almıyor.) gidiyoruz.
Yönümü sahile doğru çevirdim. Şimdi kadere yürüyoruz. Erler ve
rütbeliler bahçelerdeki su ve üzümlere hücum eder. Hangi bir şeye kızacaksın
kahroluyorum. Karanlık iyice bastı. Saat 19:00-19:30 iki ere
rastladım, nizamiye nöbeti tutuyorlar. 49. piyade alayının yerini biliyor
musunuz diye sordum Burası komutanım dedi. Alay komutanı nerede
dedim, ilerisini işaret etti. Gece karanlık başka yerden girmiş olsak erlerin
bize ateş açacağı muhakkak (parola bilmeyiz ve bizi tanımıyorlar.)
Erler sanki sudan çıkmış gibi terden cımcılık. Yürekler acısı bir perişanlık
.
Nizamiyede (karşılıklı iki er) girdik. Ütğm. Güven’e hemen ağaçların
altına birliği dağıtmasını emrederek, Alay komutanını görmeye
gittim. Alay komutanı yokmuş yardımcısı yarbayla konuştum. Birbirimizin
yüzünü görmüyoruz. Kardeşim biz sizi bekliyoruz hemen hareket
et dedi. Bende birliğin bir adım atacak hali yok durumu müsaade ederseniz
kolorduya telefonla bildireceğim dedim. Müsaade etti Kolordu
Kurmay başkanı Kur.Alb.Mehmet BOĞUŞLU’ya durumu izah ettim.
Zaten bir şey yok bu gece orada kal dedi. Ben de durumu yarbayıma
bildirerek, bölüklere istirahat emrini verdim. O sırada devre arkaKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
367
daşım Kamil Güven geldi. Bu neden böyle bağırır çağırır dedim. Sen
ona bakma bir şeyden haberi yok. Gel biraz dinlen dedi. Yemek yediler.
Yorgunluk ve üzüntüden kahroluyordum. Erata su ve ekmek temini
için ricada bulundum. Bir parça herhalde bulundu.
Unuttuğum husus, ben nizamiyeye birlikle gelince Ütğm.İbrahim
, Doktor Serdaroğlu ve 4 muhafızı ile akşama kadar tarif edilen yerde
beklemişler. Ne 49 ncu Alaydan irtibat heyeti yok, ne de biz gelince sora
sora 49’uncu Piyade alayına doktor ile 4 erin buluşma yerinde ihtiyaten
bırakarak beni sormaya gelmiş. Kapıda karşılaştık, dönüp doktor ve
erleri alarak gelmesini emrettim.
Yorgunluktan her tarafım bilhassa ayaklarım perişandı. Mecburen
Alay komutanını bekleyeceğim.
Saat 22:00-23:00 sıralarında geldi. Sabah erkenden Çatalköy ve
Kayafana taranarak Çatalköy doğusundaki dağlık bölge ile kendi 3’üncü
bölükleri ile aynı hizada savunma mevziileri işgal edilecek diye emir
verdi. İşte bizim emrine girdiğimiz birliğin halinden ne de bizim halimizden
anlayan var. Git ve orada ikinci bir emre göre ne görev varsa ifa
et. Yalnız bu.
Sabah gün doğmadan birliği kaldırdım. Su ikmali yaptırdım, herhalde
ayaküstü bir iki lokma bir şey yediler. iki mücahit yakaladık (Kayafana’lıyı
önümüze kattık, bize yol gösterecek sırtımızda yine cephanelerimiz
usulen veya şeklen Kayafana ve Çatalköy’ü arayıp tarayarak
ilerliyor. Zaten başka türlü olmaz.
Bir Alayla dahi şehir zor aranır. Çünkü çok büyük. Ve dağ eteklerine
kadar yayılmış. Asker ve rütbeli su ve yiyecek derdinde. Halen şehirde
Rumlar mevcut. Zaten Alay arama ve taramayı yapmadığı için
kendi sağ yanını emniyette zannetmiyor ve o yöne nöbetçiler çıkarmış.
Tabi hemen yakınına iki saatlik bir yolculuktan sonra belki daha fazla
istenilen yere geldik. Hemen savunma mevziilerini kazmaya yine balta
ve kazma yok.
Beşparmak Dağlarının boydan boya savunma ve taarruzla geçirdik.
Geldiğimiz günden beri böyle iki ayı geçivor. Eratın yıkanması,
temizliği, yaması, ilacı, içeceği suyu ne alıyor. Bnb. Hasan hangi
ALİ DENİZLİ
368
birine yetişsin 3 subavım ilk günde elden çıkmış yalvarıp duruyorum.
ve sabrediyorum. ”114 Demektedir.
Geri çekilen Rumlar, takip edilmelerini önlemek için ormanı ateşe
verdiler. Alınan tedbirler sonunda yangın kontrol altına alındı. 39 ncu
Tümen sahil şeridinde temizlik
harekâtına devam etti, 28
Temmuz’da da Çatalköy’ü
kontrol altına aldı. 26 Temmuz
günü, 39 ncu Tümenin
diğer birliklerinin, 27 Temmuz’da,
28 nci Tümen Tank
Taburu ve Keşif Bölüğünün,
28 Temmuz’da da, 61 nci Piyade
Alayının adaya intikalleri
tamamlandı.
29 Temmuz’da Tnk.
Bnb. Mustafa Çetiner orada
esir edildiğine (kendi ifadesinden)
göre Çatalköy’ün
30 Temmuz’dan evvel alınmadığı
anlaşılıyor.
ONİKİNCİ GÜN
BİRİNCİ VE İKİNCİ BARIŞ HAREKATI ARASINDAKİ
SİYASİ GELİŞMELER
21 Temmuz 1974’te toplanan
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
22 Temmuz saat 17.00’den itiba-
114 E. Tümgeneral Hasan Cemile Erdem (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
369
ren uygulanmak üzere ATEŞKES kararı almıştır.
Burada özellikle şu hususu açıklamakta yarar var: Kıbrıs’a çıkarma,
inme ve atma harekâtı başlar başlamaz, 20 Temmuz günü Birleşmiş
Milletler Güvenlik Kurulu’nun toplanması için harekete geçilmiş
ve 24 saat içinde Genel Kurul’un toplanması sağlan-mıştır. Birleşmiş
Milletlerin tari-hinde, dünyanın herhangi bir yerindeki önemli bir
olay üzerine, bu kadar hızlı harekete geçildiği görülmemiştir. Bunun
biricik sebebi, halkı Müslüman olan bir devletin, çoğunluğu Hristiyan
ve destekleyicisi Yunanistan olan bir devlete savaş açmasıdır.
Yani bir ehlisalip –haçlı zihniyetinin yıllar sonra tekrar canlandırılmasıdır.
Birinci harekâttan sonra ateş kesilmiş, barış görüşmeleri başlamıştı.
İngiltere üstünlüğü ele almak amacıyla tarafların Londra’da
toplanmasını teklif etti. Türkiye bu teklifi kabul etmeyince, Barış Konferansının
Cenevre’de toplanmasına karar verildi.
YUNANİSTAN, 3 TEMMUZ 1974’de MAKARİOS’u devirerek
Cumhurbaşkanı olan Nikos SAMPSON istifa etmiş, yerine geçici
olarak Glafkos KLERİDES getirilmiştir.
ALİ DENİZLİ
370
30 Temmuz 1974, günü Saat 23.30; 25 TEMMUZ’da CENEVRE’de
başlamış olan ateşkes müzakereleri, Türkiye’nin ateşkesin de ötesinde,
gelecekteki KIBRIS için ileri sürmüş olduğu tüm önerilerinin kabul
edilmesi ile sonuçlanmıştır. Söz konusu antlaşma Türkiye saati itibariyle
23.30’da CENEVRE’deki Birleşmiş Milletler Sarayında Türk,
Yunan ve İngiliz Dışişleri Bakanları tarafından imzalanmıştır.Üç
ülkenin Dışişleri Bakanları 8 AĞUSTOS’ta CENEVRE’de yeniden bir
araya gelecekler, KIBRIS’ın yeni statüsünü tespit edeceklerdir. 31
Temmuz – 2 Agustos 1974 , günleri Saat 15.00, yoğun diplomatik çalışmalarla
geçmiş 2 AĞUSTOS 1974’de ateşkes hattı çizilmeye başlanmıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Barış gücünün Ada’daki
rolünü arttırmayı hedef alan kararı kabul etmiştir.
Sınır Tespit Komisyonu (Birleşmiş Milletler Barış Gücü temsilcileriyle
Genelkurmay temsilcileri), ulaşılan hatları tespit etmek üzere çalışmalara
başladı.
Birlikler gece karanlığından yararlanarak ve ateş etmeden
önemli arazi kesimlerini ele geçirmek üzere ileri harekâta devam ettiKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
371
ler. Komando Tugayı, KARMİ Ormanı’ndaki temizleme harekâtını tamamladı.
Batı hududunu 1023 rakımlı tepenin doğusundaki boyun noktasına
kadar genişletti. Bu bölge 28’inci Tümen tarafından LAPTAKARAVA
istikametinde yapılacak olan harekât için büyük önem taşıyordu.
28 Temmuz’dan itibaren 3’üncü Komando Taburu SlSKİLlP
Boğazı’na çıkarak boğazla SENTHİLARYON Kalesi arasındaki bölgenin
düşmandan temizlenmesine başladı.
Bu harekât 31 Temmuz saat 07.30’a kadar devam etti. Ve KESKİNSIRT
kesiminde 1’nci Komando Taburu’yla temas sağlandı. 31
Temmuz saat 01.30’da 28’inci Tümen’e 1023 rakımlı tepenin ele geçirilmesi
için emir verildi. 31 Temmuz sabahı 28’inci Tümen’in taarruzla
görevlendirilmiş birlikleri SİSKİLİP Boğazı güneyine intikale başladı.
1023 R.T – LAPTA güneyi (DAĞGEÇİT) Muharebesi (31
TEMMUZ-02 AĞUSTOS 1974) :
310930 TEMMUZ 1974’de Tümen K., 1/61 nci P.A.na, ateş açmadan
AYPAVLOS’tan KORNO ormanına giden stabilize yol istikametinde,
sızma şeklinde ilerlemesi için emir verdi. Ancak düşman buna ateşle
karşılık verince, Tb. ateş açmak zorunda kaldı ve KİREÇOCAĞI’na
kadar ilerleyerek, 1023 R.T.-LAPTA arasını kesti.
Durumun bu şekilde
gelişmesi üzerine
2/61 nci P.A., hemen
yerli otobüs, kamyon ve
reolardan istifade edilerek
AKÇİÇEK Boğazına
getirildi. Tabur 788 R.T.-
914 R.T.-1023 R.T. istikametinde
taarruza başladı.
Bu sırada düşman
AĞIRDAĞİ-AKÇİÇEK
Boğazı istikametinde
karşı taarruza başladı,
ALİ DENİZLİ
372
ve Komando Tugayının 1 takımını AKÇİÇEK kuzeybatısında kuşattı. Bu
tehdidi bertaraf et-mek için, Tümen Tnk. Tb. ndan 1 Tnk.BI. ve 39 ncu
P.Tüm. 50 nci P.A. dan 1 P.BI. ile AKÇİ-ÇEK’e taarruz edilerek düşman
geri atıldı ve Komd.Tk. kurtarıldı. 2/61 nci P.A.nın taarruzu, arazinin
kayalık ve sarp oluşu nedeniyle, oldukça yavaş gelişmesine rağmen,
1023 R.T. ve batısındaki isimsiz tepe 021600 AĞUSTOS 1974’de ele
geçirildi. Bu harekat 2/61 nci P.A.na 14 şehit ve 18 yaralıya mal olmuştur.
Tepenin ele geçirilmesinden sonra, 230 ncu P.A.dan 1 P.BI., 2 Tnk.,
5 ZPT, 3 reo’dan oluşan bir görev kuvveti, 61 nci P.A:K.Yardımcısı komutasında,
KARŞIYAKA istikametinde yürüyüşe geçti. Dağlık ve ormanlık
bölgede tankların önde gitmesi, yolun ancak bir araç geçebilecek
kadar dar olması ve gerekli keşfin yapılmayışı nedeniyle, gece yapılan
bu harekatta birlik 115 R.T. civarında mayın tarlasına düştü.
Düşman ateşine de maruz kalan birliğin, 1 tankı ve 2 ZPT’si tahrip
oldu ve 1 tankı da Rumların eline geçti. Harekat daha fazla gelişemedi.
1 Agustos 1974 , Kara Kuvvetleri Komutanı ve 2’nci Ordu
Komutanı Ada’ya geldiler. Kendilerine Kolordu Komuta Yeri’nde brifing
verildi 28’inci Tümen’in 230’uncu Piyade Alayı 1’inci Taburu ile
20 Temmuz 1974’te başlayan Ada’ya intikal hareketi 1 Ağustosla tamamlandı.
1 Ağustos günü 61’nci Piyade Alayı’nın bir taburu ve 2’nci
Komando Taburu’ndan bir bölük 1023 rakımlı tepeye taarruz ettiler.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
373
01 AĞUSTOS 1974’de 5 nci Zh.Tug.(GAZİANTEP)’dan getirilen 1 Mknz.
P.BI. Tümen emrine verildi.
2 Agustos 1974, 2 Ağustos saat 16.00’da 1023 rakımlı tepe ve batısındaki
isimsiz tepe ele geçirildi. 2-5 Ağustos günleri 61’inci Piyade Alayı’nın
birlikleri LAPTA ve KARAVA’nın güneyindeki sırtlara yerleştiler.
5 Agustos 1974, 5 Ağustos’ta 39’uncu Tümen’in 14’üncü ve 49’uncu Piyade
Alayları harekât emrine uygun olarak, belirtilen bölgelerdeki birlikleri
değiştirerek yeniden tertiplenmelerini tamamladılar.
28’inci Tümen, Komando Tugayı ve Üs (Amfibi Deniz Piyade
Alayı) Komutanlıklarına 5 Ağustos saat 06.30 tarihli 6 no’lu harekât
emri verildi (LAPTA-KARAVA Taarruzu). 05 AĞUSTOS’ta yapılan
plana göre; Komando Tugayı ile SİNA MANASTIRI doğusu-EDREMİT
arasındaki kesimden, ÇAKMAK Özel Görev Kuvveti ile ALSANCAK
istikametinde, 61 nci P.A. ile kuzeye doğru taarruzla kuşatma kolunun
kapatılması ve çember içindeki düşmanın imhası öngörülüyordu. 6
Agustos 1974, Taarruz, sızma ve baskın şeklinde 060300 AĞUSTOS
1974’de başladı. Düşman 06.00’a kadar harekatı fark etmedi ise de bu
saatte, bir telsizcinin ikazı ile durumu farkeden düşman ateşe başladı.
Bunu üzerine topçumuz ve ağır havanlarımız da ateşe başladılar. Öğleye
doğru batıdaki Komando Tugayı denize ulaştı ve çember kapatıldı.
Bu esnada ÇAKMAK Özel Görev Kuvvetinin 2 Tb.da hedeflerini
ele geçirdiler. 61 nci P.A.nın birlikleri ise, saat 15.30’da LAPTA ve ALSANCAK’a
girdiler. Akşama doğru yerleşim merkezleri boşaltıldı ve
köylere hakim ilk sırtlarda tertiplenildi. Gece düşman birliklerimize
tekrar ateşe başladı.
ALİ DENİZLİ
374
Ateş muharebesi
karşılıklı olarak bütün
gece sürdü. Ertesi gün,
düşmanın bir kısım takviyeler
alarak, KARŞIYAKA-
915 R.T.-AĞIRDAĞI
hattında yeni bir savunma
tertiplemeye çalıştığı
görüldü. LAPTA ve ALSANCAK’a
girilerek köyler
düşmandan temizlendi.
Kolordu Komutanı’nın taarruzun koordineli olarak yapılması konusundaki
emri üzerine taarruz tekrar başladı. 2’nci ve 3’üncü Komando
Taburları bölgeye sızmaya, 1’inci ve 2’nci Deniz Piyade Taburları KARAVA
istikametinde taarruz etmeye başladılar. Komando Taburları’nın
hızla ilerlemesi sonucu açık kalan yanların emniyetini sağlamak
için 61’inci Piyade Alayı’nın kuzey istikametinde taarruz etmesi emredildi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
375
Bu esnada taarruz eden birliklerle telsiz irtibatı devam ediyordu.
Saat 07.00’de 3’üncü Komando Tabur Komutanı’nın Yarbay Zeki Doğdu
‘nun sesi duyuldu: “Denize ulaşmak üzereyim. Sağımdan, solumdan
ve gerimden ateş altında kaldım, bir kısım RMM askerleri denizden
ve kıyıdan yüzerek batıya kaçmaya çalışıyorlar, müdahale edilmez ise
imha olacağız” diyordu. 3’üncü Komando Taburu’nun sağ gerisinden
taarruz eden 2’nci Komando Taburu hızla duruma müdahale etti ve
batıya kaçmaya çalışan düşman birliklerine yandan saldırdı ve imha
etti. Kurtulanlar sadece denizden kaçanlar ve kuytu yerlerde saklanabilenler
oldu. Taburların özellikle su ve cephane ihtiyacını karşılamak
çok zor hale gelmişti. Bölgeye GİRNE-KARAVA üzerinden 3 tankla ulaşıldı.
ALİ DENİZLİ
376
Bolu Komando Tugayı 3 ncü Tabur 3 ncü Bölük Komutanı Üsteğmen
Mustafa Başel Şöyle Anlatmaktadır
“Düşman Lapta ve Karava ( Karaoğlanoğlu) bölgesindeki birliklerimizi
yoğun havan ve topçu atışlarıyla tesir altına almaktadır.
Hele Beşparmaklar üzerinde bir 1023 rakımlı tepe var ki; üzerinde bulunan
ileri gözetleyici ile bütün bölgeyi kontrol edebilecek konumdadır.
Bu savaşta Rumlar’ın en etkili silahı bence havanlar olmuştur. Zaman
zaman, tek timi bile hedef seçip, sıçramalarını ateş kaydırarak takip
ettikleri görülmüştür. Gecenin karanlığından yararlanarak, gerekli taktik
düzen içerisinde Beşparmaklar’dan kuzeye,eteklere indik. Sabahleyin,
gün doğmadan başlayacak ” Lapta Taarruzu” saatini bekliyoruz.
Zaman ölü,zaman durgun!.. O her vakit sel gibi akan zamanı gösteren
saatin yelkovanı bile dönmüyor sanki..
Artık sessizlikten eser kalmamıştır. Her yanı silah sesleri sarmıştır.
Kulakları sağır eden, sinirleri yıpratan havan,top ve makineli tüfek sesleri…
Koşan,duran ve bağıran; vurulan,düşen ve haykıran insan sesleri…
Bundan sonra sesler değil, sessizlik ürkütücüdür artık…Çünkü; her
sesin ayrı bir anlamı vardır muharebede. Saat 14.00’ü göstermekte…
Hedefin ele geçirilmesi an meselesidir”. Takımlarımla yaptığım
görüşmelerden gelişmenin sevindirici, başarının yakın olduğunu anlıyorum.
Bir huzur kaplıyor içimi…
Şimdi 1.nci Komd.Takım bölgesinde, hedefe bir dil gibi uzanan
tepeciklerden birinin üzerindeyim. Buradan daha iyi görüyorum gelişmeleri.
Emirler veren, astlarını gayrete getiren, onlarla aynı şartları yaşayan
subaylarım, astsubaylarım…Emirleri yerine getirmek için heyecanla
koşan,sıçrayan,mevzi değiştiren askerlerim “…Hedefte mavi
renkli bir bayrağın dalgalandığı ilişti gözüme. …Daha da kabardı
hedefi ele geçirme isteğim… Çünkü; burada ay-yıldızlı albayrağım
dalgalanmalıydı!…” “Ah!…Yandım!..” diye bir ses duyuyorum.O da
ne?.Habercim iki büklüm yere yıkıldı.Karnından vurulmuştu Onb. Cemilim…
Yarası da oldukça ağırdı.İlk yardım yapılırken teselliye çalıştım.
Sırtındaki telsizi Himmet Aladadağ’a başka bir ere verdim.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
377
Görev devam etmekteydi.Görev; belirtilen zaman içerisinde hedefin
ele geçirilmesiydi. Komşu birliklerin emniyeti de bu görevin sonucuna
bağlıydı… Unutulmamalı ki; benim ilgilenmem gereken 200 tane
daha Cemil’im vardı. Hafif yaralı bir eri yanına bırakıp, “sakın su içirme!
“ diye sıkı sıkı tembih ettim. Oradan uzaklaşırken Cemil’in; “Beni
burada bırakma Komutanım!.” diyen sesini duydum. “…Beni burada
bırakma komutanım,Bolu’da, dağda, bayırda senin yanındaydım
.Beni yalnız bırakma.. ” Belli ki panik içindeydi, yalnızlık duygusu acısını
bile bastırmıştı.
Orada,oracıkta ölüp kalacağını sanmıştı belki de. Kısa bir süre
sonra sedyeci erler gelip Cemil’i ve diğer yaralıları tahliye ettiler.
Ancak,Onb.Cemil’in“Beni bırakma!.”diyen sesi hala kulaklarımdaydı“
komutanım,beni bırakma!.”Bölüğümün üstün gayretiyle hedefimiz
ele geçirilmişti.Biliyorduk ki; Zafer gayrete aşıktır…Aradan günler
geçti…Şehitlerimiz oldu,yaralılarımız oldu…Ama Cemil’in sesi gitmiyordu
kulaklarımdan!…Acıyla kıvranan bir yüz ve hep “Beni bırakma
komutanım!” diyen bir ses.…
Sahi, Cemil ne olmuştu?..Ağır yaralı olarak Anavatan’a gönderilen
Cemil’den değişik haberler gelmekteydi. Bir gün “ kurtulmuş”
diye gelen haber, bir müddet sonra “Bitkisel hayata girmiş” diye geliyordu.
Başka bir gün de “kaybettik” diye… Aslında kurtulmuştu ve
“GATA’da yatmaktaydı” Cemil… Sanırım 4-5 ay sonra görevli olarak
Anavatan’a geldim. Ankara’ya iner inmez ilk işim Gülhane’ye gitmek
oldu. Onbaşı Cemil’i buldum. Çaycı yapmışlar…Haber vermeden çay
ocağına girdim ,yavaşça kulağından tuttum; “Ben seni yalnız bırakır
mıydım Cemil?” dedim… Cemil şaşkın, Cemil sevinçli…Cemil ne yapacağını
bilemez durumda… Ellerime sarılıyor, ellerimi öpüyor. Gözyaşlarıyla
ıslanan elimden ağladığını hissediyorum. Kesik kesik devam
ediyor; ”Acıdan…acıdandı komutanım… Acıdan ne söylediğimi
bilemedim… Beni bağışla komutanım… Sen benim babamsın … ve
öyle kalacaksın!…” 115 Diye anlatmaktadır.
6 AĞUSTOS 1974’de, Ateşkes hattı için geçici anlaşma
sağlanmış ve ikinci CENEVRE konferansı için TÜRK tezi açıklanmıştır.
Buna göre; Anayasa meselesi çözümlenmelidir. TÜRK’lere güvence
sağlanmalıdır. İstekler kabul edilmezse harekata devam
115 Hatıraları elden Kur.Alb. Ali Denizli’ye verilmiştir.
ALİ DENİZLİ
378
edilecektir, (bu madde açıklanmamıştır.) Buna karşılık YUNAN tezi
ise; birinci görüşmelerde alınan kararların uygulanmasının istenmesi ve
Anayasal değişikliklerin teknisyenler seviyesinde görüşülmesi gerektiğini
ihtiva ediyordu.
61 nci Piyade Alay komutanı Kurmay Albay Şinasi Can Şöyle
Anlatmaktadır
“Sayın Kurmay Albay Şinasi Can , beni devamlı telefonla aramakta
olup , nezaket gösterip, 2 mektupla, anılarını yazarak bana göndermiştir.
Kendilerine teşekkür ve şükranlarımı sunarım.
Kıbrıs Barış Harekatı için yazılan yayınlar için şöyle değerlendirmektedir;
Bazı yazarlar, Kıbrıs Barış Harekatı gibi büyük bir savaşı,
sanki milli maçı radyodan dinleyerek yazan ve yorum yapanlardır.
Hiçbir şekilde ateş muharebelerine girmemişler kulağının dibinden
düşman mermisi geçmemiş, birisi o çarpışmalar konusunda yorum
yapamaz. Yaparsa, kitabının ilk 3 sayfasını bakılır ve atılır.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
379
Kıbrıs Barış Harekatında, ateş muharebesi’ne girişmiş, şehit vermiş
en uç bölgede savaşan bir komutan olarak üzüldüğüm tek nokta,
uğruna çok emek verdiğim Alayımın o koskoca 300 -400 sayfalık kitabınızın
içinde ismimin geçmeyişidir. Ancak, bir taraftan da ,sana hak verdim.
28 nci Tümen mensuplarından hiçbiri bugüne kadar bir kitap
yazmamış , dolayısıyla sen de 28 nci Tümenin ve ast birliklerinin harekatı
konusunda doğru bir fikir elde edemedin.
İleri hatlarda, muharebeye girişmişiz, ne düşman hakkında, ne
arazi hakkında ne de kiritik arazi arızaları hakkında, ne düşmanın
mevzileri ateşli silahları hakkında en ufak bir bilgi edinemedim
“1023 RKT. tamamen kendi insiyatifimce taarruz ederek ve 6 ncı
P.Bl. nü görevlendirerek elde ettik. Lapta – Karava muharebelerinde bir
Piyade Alayı olarak dağlarda muharebe ettik. Taarruz ediyoruz, topu
topu bir tane 12.7 mm. lik makineli tüfeğimiz var jeep’e monteli , bir de
106 mm.lik havan , kariyerde,sonradan öğreniyorum ki bizimle batımızda
bir komd Tb. da Lapta – Karaya taarruz etmiş. Komando Taburu
bizden önce Vasili’ye ulaşmış da 61 nci Alay geride kalmış. Alay Lapta-
Karava kasabalarının en meskun olan bölgesine elindeki sadece piyade
tüfeği ile taarruz ediyor. Karşısında bir müstahkem mevki var. Yani
oteller, kilise, okullar var. Pencerelerinden ağır makineli tüfek ve 12.7
mmlik uçaksavarlarla, açık arazide benim birliğimi ilerletmemeye çalışıyorlar.
Komando Taburunun önündeki hedeflerin ne kadar yumuşak
olduğunu hedefleri gezerken gördüm. Halen dağda bulunan tank olayı
bütünüyle , Tümen komutanının fikri olup, benden sadece Alay K. Yrd.
istemiştir. Özel Görev Kuvveti diye adlandırılan birlik tamamen 230
ncu piyade Alayı Kh.Bl. erlerinden müteşekkil olup. başlarında yeni
atanmış araziyi bilmeyen, belkide elinde silahı olmayan subaylardan
müteşekkil idi. Bu birliğin başarısız olacağı başından belli idi . Ama
Tümen Komutanına söyleyemedik. Şimdi şayet bu başarısızlık benim
bölgemde olduğu için bana yükleniliyorsa çok büyük haksızlıktır.116 “
demektedir.
116 E. Kurmay Alb. Şinasi Can ( 61 nci Piyade Alay Komutanı ) yaşı .86, 13 Ağustos
2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
ALİ DENİZLİ
380
14 ncü Alay 1 nci Tabur 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen Şükrü
Tandoğan Şöyle Anlatmaktadır :
05 Agustos 1974, Taburu-muza
bulunduğumuz bölgeden doğuya
intikal emri verildi. 05 Temmuz
l974’de 14 ncü P.A.yı düşmanla temasta
olan 28 nci P.Tüm. 230 ncu
P.A.’dan cephe görevini devraldı.
Düşmanın savunma hattı, Kutsevendi
Köyü-İngiliz Tepe- Kara Tepe-
Miamilea-Lefkoşe idi. 14 ncü P.A. yi
kuzeyden güneye 1 ve 2nci taburlar
birinci hatta olmak üzere temas hattında
tertiplendi, 1 nci P.Tb.’u birinci
hatta sadece bölüğüm olmak üzere
tertiplenmişti.Bölüğümün cephesinde
mahruti çadır gibi yükselen ve etrafa hakim olan İngiliz Tepe bulunuyordu.
Bana cepheyi teslim eden Bl.K.’nı düşman ve arazi hakkında gerekli
bilgiyi vermişti.Düşman genel olarak İngiliztepe, Karatepe ve diğer
hakim tepelerde, tepeler hattında mevzilenmişti. Düşman mevzileri
arasında büyük boşluklar mevcut idi. Düşmanın İngiliztepe’nin batı
yamacına devamlı mayın döşediğini görüyorduk. Alay hedefi, İngiliztepe
ve Karatepenin ele geçirilmesiyle Lefkoşe – Magosa yolu zırhlı birlik
harekatına elverişli hale gelecekti.
Bu nedenle düşman bu bölgeye çok önem vermiş ve tahkim etmişti.
Daha sonra bu mayınların antitank mayınları olduğunu gördük.
Düşmanın savunma hattı İngiliztepe’den sonra batıya doğru, yani savunma
mevzilerimize doğru kıvrılarak bir çıkıntı yapmakta bilahare
tekrar güneye uzanmaktadır. 2 nci P.Tb. sorumluluk bölgesinde kalan
bu çıkıntıdan düşmanın yan ateşine maruz kalacağımız muhakkaktı.
Bölüğümün cephesinde tahminen 100-120 civarında düşman askeri vardı.
Bölüğümün temas hattı, aynı zamanda Beşparmak Dağı’ndan Lefkoşe’ye
giden karayolu idi. Bu yol bölüğümün sorumluluk bölgesini terk
ettikten sonra düşmanın görüş ve ateş sahasına girmekte, bilahare düşman
bölgesinde kaybolmakta idi. Bu yoldan yanlışlıkla araç geçmemesi
için yola taş döşeyerek engel teşkil ettirmiştim.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
381
Temas hattından asıl hedefimiz olan İngiliz Tepe’ye olan mesafe
2400 metre idi. Bölüğümü bir piyade takımı muharebe ileri karakol hattında,
iki piyade takımı asıl muharebe hattında olmak üzere tertipledim.
Arazi taarruzi harekata elverişli İdi, Savunmada irtibatı soldaki birliğin
sağlaması gerekirken, Solumuzdaki komşu alayın (49.P.A.) bölüğü ile
gerek temas hattında gerekse taarruzda hiçbir irtibatım olmadı. Bu birlik
ile aramızda 2 kilometre boşluk vardı. Bu boşluğun düşman tarafında
da düşmanın birlikleri yoktu. Bu boşluktan olası bir düşman sızmasına
karşı gözetleme ve dinleme postalan çıkarttım.
08 Agustos 1974, Saat 12.00, Temas hattında, 08 Ağustos 1974
günü öğle vakti, aniden, düşmanın yoğun havan ve makinalı tüfek atışına
maruz kaldık. 2 adet havan mermisi 2 nci Piyade Takımının tam
mevzilerinin üzerine isabet etti. Ağır silahlar da dahil olmak üzere derhal
ateşe karşılık verdik. Çatışma yarım saat devam etti. Çatışmadan
hemen sonra 2 nci P.Tk. nın verdiği tekmilde, düşman havan atışı sonucu
takımında zayiat olmadığını bildirdi.Takım komutanı asteğmen, çatışmadan
10 dakika önce mevzide gözetleme personeli bırakarak takımın
diğer personelini sıcaktan korumak için, mevzilerin gerisindeki bir
kayalığın gölgesinde dinlendirdiğini bu nedenle zayiat verilmediğini
ifade etti. Takımın zayiat vermemesi büyük bir tesadüf idi. Çünkü
havan mermileri 3 mevziyi tamamen tahrip etmişti.
Bu çatışmaya, Tüm.İs.Tb.’na ait bir Reo aracının yanlışlıkla düşman
bölgesine geçmesi neden olmuştu. Araç komutanı Yüzbaşı, düşmanı
son anda fark edince, aracı durdurmuş, aracın hareketini takip
eden Rumlar da aracın geriye dönüşüne mani olmak için araca ateş etmeye
başlamışlar. Daha sonra atışlar bütün bölük cephesine yayıldı.
Halbuki ben, bu yoldan araç geçmemesi için yol üzerine taş dizdirerek
engel teşkil ettirmiştim. Söz konusu araç engeli görmesine rağmen engeli
zorlayarak, etrafından dolaşmış ve civarındaki mevzilerde bulunan
erlerin de ikazlarını, tahminen motor gürültüsünden duymayarak yola
devam etmiş ve düşmanın yakınına, görüş ve ateş sahasına girmiştir.
Terk edilen bu araç düşmana çok yakındı ve etkili ateş sahası içinde
idi. Aracı ertesi gün Barış Gücü vasıtasıyla aldırdık. Bu arada düşman
havan atışlarındaki tam isabet de dikkatimi çekmişti. Bu çatışmadan
alınacak çok ders olduğunu düşündüm. Bölüğüm ilk defa
düşman ateşine maruz kalmıştı. Bir nevi mermi yağmuru altında, personelde
kısa süreli bir şaşkınlık yaşandı. Bu çatışma, şimdiye kadar
ALİ DENİZLİ
382
göremediğimiz eksikliklerimizi de ortaya çıkarmıştı. Bazı personelin
düşman ateşinden etkilenmemek için ateş etmede tereddüt ettiklerini,
bir kısmının da mevzi içinden başını kaldırmadan silahını hedefe kabaca
tevcih ettiklerini fark ettim.
Bu eksik ama çok önemli yönümüzü ancak bu tür bir çatışmada
görebilirdik. Bir askerin çok iyi bir nişancı olması, eğer muharebede
silahını hedefe tevcih edemiyorsa bir anlam taşımamaktadır. Askerde
aranan en önemli üç özelliğin, “Tüfek, Kürek, Yürek” olduğu kıt’ada
bize ilk öğretilen bir konu îdi. Yani savaşta “yürek” ön plana çıkıyordu.
2 nci harekatta benzeri durumun yaşanmaması için personele bu
konuda gerekli ikazı yaparak uyardım. Kısa süreli de olsa olası bir şaşkınlığı,
ürkekliği önlemek için, her askerin kulağı düşmandan gelebilecek
mermi sesine aşina olmalıdır. Bu nedenle, sızma parkurunda yapılan
eğitimin savaşta çok önem taşıdığını düşünüyorum. 2 nci Harekatın
yapılacağına kesin inanıyorduk. Tüm hazırlıkları ikmal etmiş, taarruz
saatini bekliyorduk.
Savaş bir ölüm kalım mücadelesi. Şehit olmak, yaralanmak veya
sağ kalmak, savaşta her askerin karşı karşıya kaldığı olgulardır,
askerin yazgısıdır. Bunlardan daha önemli olan husus ise, verilen
muharebe görevini başarı ile yerine getirme olgusu, sorumluluğudur.
Şehit olanın, yaralananın yerine takviye yapılır, fakat yenilginin telafisi
olmaz. Savaşta asker kendisini yalnızlık içinde hissetmeme!i, karamsarlığa
kapılmamalıdır. Sıralı komutanlarınca gerekirse mevzilerinde
de İlgilenilmelidir. Düşman, uçaksavar ve makinalı tüfeklerini tepe
hatlarına mevzilendirmişti. Düşman personeli, mevzilerinde oldukça
disiplinsiz hareketler sergiliyordu. Geceleri ateş yakıp, çalgılı – şarkılı
eğlence düzenlediklerini hayretle İzliyorduk. 20 Temmuz’dan beri verdikleri
zayiat sanki hiç umurlarında değildi.”117 Diye anlatmaktadır.
13 Agustos 1974, Saat 20.40, 13 AĞUSTOS 1974’de TÜRKİYE’nin
vermiş olduğu mühletin bitimine yakın, saat 20.40’da konferans tekrar
toplanmıştır. KLERİDES, toplantıda
“iki ayrı federal devleti kabul
edebileceklerini, ancak iki ayrı
bölgesel hükümetin kalması gerektiği
bildirilmiştir. YUNANİS-
117 Hatıraları elden Kur.Alb. Ali Denizli’ye verilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
383
TAN ve KIBRIS RUM yönetiminin 36 ve 48 saatlik mühlet istekleri kabul
edilmemiştir. İkinci Cenevre görüşmelerinde “Uzlaşmaz Yunan görüşleri
ile”, 13 Ağustos Salı akşamına gelindi. Türkiye’de, bu görüşmelerden
bir sonuç alınamayacağı kanaati çok-tan hasıl olmuş ve 2 nci
Barış Harekâtı için Ada’da ki birlikler tüm hazırlıklarını tamamlamışlardı.
Cenevre’de Türkiye’nin gö-rüşlerini kabulü için verdiği mühlet bu
akşam sona eriyordu. Zaten Ankara, önerimiz kabul edilmediği takdirde,
toplantının Türkiye saati ile en geç saat 01.00’de bitirilmesi talimatını
göndermişti. Saat 02.20 (Zafer Parolasının geçerli olmasına sa-dece
10 dakika kaldı)
Ve saat 02.30 yani 14 Ağustos 1974 saat 02.30 Cenevre’den Ankara’ya
“AYŞE TATİLE ÇIKSIN”, Ankara’dan Kıbrıs’a “ZAFER KODUNU
UYGULAYIN” mesajlarını ileten teleksler harıl harıl çalışmaya
başlıyordu.118 Konferans bu gelişmeler üzerine dağılmış ve daha önceden
tesbit edilen “AYŞE TATİLE ÇIKSIN” parolası ANKARA’ya
iletilerek, 14 AĞUSTOS 1974’de ikinci barış harekatı başlamıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi “Ateşin kesilmesi ve konferansın
devamı” için karar almış, YUNANİSTAN NATO’nun askeri kanadından
çekilmiştir.
14 Ağustos’a kadar olan süre içerisindeki önemli olaylardan biri
de K.T.B.K. Komutanlığındaki değişikliklerdi. Ağustos’un ilk haftası
general terfileri gerçekleşmişti. Kolordu Komutanı Nurettin ERSİN Orgeneralliğe,
39’uncu Tümen Komutanı Korgeneralliğe, yükselmişlerdir.
Orgeneral N. ERSİN, Yüksek Askeri Şura üyeliğine, yerine de Korgeneral
Bedrettin DEMlREL atanmıştır. Yükselme sırasındaki albayların
hiçbiri general olmaya layık görülmemişlerdir!119
118 Kalelioğlu , age., s.67-72.
119 Sever, age., s.212.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
385
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İKİNCİ KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI
(14-16 AĞUSTOS 1974)
I. İkinci Barış Harekatının Başlama Sebepleri
Türkiye’nin İkinci Barış Harekâtı’na başlamasının nedenlerini şöyle
sıralayabiliriz;
A. Siyasi Sebepler;
1. Kıbrıs sorununun halli için Türkiye’nin götürdüğü teklifler, hatta
verdiği tavizler dahil, Cenevre’de Yunanistan Dışişleri Bakanı ve Kıbrıs
Rum Lideri tarafından kabul edilmemişti.
2. Rumların kuşatması altında tutulan birçok Türk köyü etrafındaki
çemberin giderek daralmış ve bu köylerin imha olma tehlikesi belirmişti.
B. Askeri Sebepler;
(1) Ulaşılan hat, Ada’da mevcut Türk Ordusu için emniyetli bir
hat değildi ve 25.000 kişilik bir kuvvet çok dar bir bölgede sıkışıp kalmıştı.
Yapılan keşiflerden, düşmanın, yığılan birliklerimize, yandan bir
ALİ DENİZLİ
386
karşı taarruz yapmak üzere büyük kuvvetler toplamaya çalıştığı tespit
edilmişti. Bu durumdan kurtulmak ve cephaneleri tükenmiş, ölüm kalım
savaşı veren Kıbrıs Türk birliklerine ulaşmak için ikinci harekât kaçınılmaz
olmuştu.
3. 2 nci Cenevre Konferansına teklif olarak götürülen 10 km.lik
güvenlik kuşağı Yunan heyetince kabul edilmemişti. Bütün bu sebeplerle
başlatılan ve 2 nci Barış Harekâtı, Gelişecek muhtemel durumlar
dikkate alınarak, daha önceden hazırlanmış bir plâna istinat ediyordu.
Önceden “Atma-4 Plânı” olarak isimlendirilen plân, tâdil edilerek
“Atma-4 Tâdil Direktifi” olarak 14 Ağustos 1974’te, saat O400’de
uygulanmak üzere birliklere yayınlandı. Plan’ın yürürlüğe girmesi
için kod kelimesi “ZAFER” girmemesi için “TEMEL”di. Bu plân gereğince;
28 ve 39 ncu P.Tüm.’leri Mağusa istikametinde taarruz edecek,
Lefkoşa Sancağı ve KTKA K.lığı bu taarruzun Güney yanını aktif bir
şekilde koruyacak, komando Tugayı ise Batı kesimini savunacaktı.
Kor. ihtiyatı olarak ayrılan Hv. İnd. Tugayından birer Tb. motorlandırılacak,
28 ve 39 ncu Tümenlerin Zırhlı Muharebe G/K’larının takip
ve destek kuvvetlerini teşkil edeceklerdir. Harekâtın birinci safhasında
14 ve 230 ncu P.A.larının hedeflerini ele geçirmelerini müteakip her iki
Tümenin Zh.Muh. G/K.leri muharebeye sokulacak ve Lefkonuk-Kondea
hattına ulaşılacak, ikinci safhada ise Mağusa ve Boğaz Deniz Üssü ele
geçirilecekti. 4 no’lu ZAFER Harekât plânı birliklere yayınlandı.120
II. 2 NCİ KIBRIS BARIŞ HAREKATI 1 NCİ GÜN
14 AĞUSTOS 1974
Saat 04.15, ZAFER parolası 14 Ağustos saat 04.15’te alınmış ve
Kolordu birliklerine saat 04.20’de ulaştırılmıştır. Saat 06.10, Hava
Kuvvetleri’nin harekâtı gecikmeli olarak saat 06.10’da başladı. Saat
06.55, Topçunun taarruz için çok önemli olan hazırlık ateşinin 06.55’te
başlamasının ardından, saat 07.10’da taarruz başladı. Kıbrıs Kolordusunun,
taarruz eden birlikler, kuzeyden güneye doğru; 39’uncu Tümen,
kıyıda, 50’nci P. Alayının 3’üncü Taburu, gerisinde 1’inci Deniz
120 Kalelioğlu, age.,s.73.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
387
Piyade Taburu, BEŞPARMAK Dağlarında BATMAN J. Komando Taburu,
49’ncu Mknz. P. Alayı. 28’inci Tümen bölgesinde 230’uncu P. Alayı
birlikleri Taarruz Çıkış Hattını geçtiler. Bu andan itibaren de Rumların
topçu ve havan ateşleri başladı. Saat 08.00 , Taarruzun başlangıcından
itibaren ilk yarım saat oldukça hızlı cereyan etti. R.M.M. Emniyet Kuvvetleri
geri çekilmeye başladı. Saat 08.00’den itibaren Rumların güçlü
bir direnişi ile karşılaşıldı. Zira R.M.M.’nin asıl savunma mevzilerine
çatılmıştı.
A. 39 NCU PİYADE TÜMENİ HAREKATI 14 AĞUSTOS 1974
BİRİNCİ GÜN
1. 39 ncu Tümen Komutanı Tümgeneral Bedreddin Demirel
Şöyle Anlatmaktadır
Saat 05.30 , Bedrettin Paşa saat tam 05.30’da gözetleme yerine
çıktı. Düşmanın gerilerde ikinci bir mukavemet hattında tutulmasına
meydan vermeden süratle ileri harekete geçmemiz lazımdır. Bunun
için ateşkes emrinin birliklere ulaştırılmaması önemlidir. Çünkü
talimnameler böyle demekledir. Düşman mevzilerindeki büyük heyecan
ve kopan kıyametleri görür gibi oluyordı Sığınacak yer arıyorlardı.
Düşman subay ve erlerinin canlarını kurtarmak için derelere sığındığıALİ
DENİZLİ
388
nı, silahlarını bıraktığını veya son süratle sağa sola kaçıştıklarını tasavvur
ediyordum.
Halbuki taarruzumuzdan önceki günlerde düşman mevzilerinin
yüksek tepelerin de kadın kılıklı düşman askerlerinin bizim
mevzilerden görülecek gibi oynadıklarını dürbünle seyretmiştik. Artık
bugün aynı manzaraları göreceğimizi sanmıyordum. Beklediğimiz
an gelmiş, 14 ağustos 1974 sabahı güneş, bizim için bir zafer sembolü
gibi yavaş yavaş yükselmeye başlamıştı.
Bedrettin Paşa, Bora Özel Görev Kuvveti komutanı General Hakkı
Borataş’ı özlemişti. Onu 13 ağustostan beri görmüyordu. Gözü kulağı
general Borataş’ın “harekât başarıyla bitti” haberindeydi.
Heyecan veren iki kelime, Saat 10.30 ,
olmuştu. Tuğgeneral Borataş telefonla aradı.
Bora Özel Görev Kuvvetinin hazır olduğunu
bildiriyordu. Telefon başında biraz heyecan
ve tereddüt geçirdikten sonra “Durum elverişli
mi?” diye sordum. Doğruladı. Ben de
“Harekâta başlayalım” dedim. Uzun askerlik
hayatımda, beni en çok heyecanlandıran bu
iki kelime ve bundan sonra yaşadığım dakikalar
olmuştur. 39 ncu Tümenin çevik taarruz
grubunu, iki kelime ile savaşa, taarruza
ve ölüme sevk ediyordum. İnaçlı ve mutluydum.
Çevik kıtanın başında çok güvendiğimiz General Borataş bulunuyordu.
Çevik kıtada bulunan subayların hepsi 20 temmuzdan beri
savaş tecrübeleri kazanmışlardı.
Saat 09.20’de, 14’ncü P. Alay bölgesindeki İNGİLİZ Tepe (234
R.T.) hâlâ direniyor. 09.30’da, HAMİTKÖY BÖLGESİNDEKİ 28’inci
Tümen Komutanı, KARA Tepe bölgesinden düşmanın yan ateşine maruz
kaldıklarını, zayiat vermeye başladıklarını, bulunduğu yere düşen
havan mermilerinin oluşturduğu toprak yağmuruna yakalandıklarını
bildiriyordu.09.40’ta 14’ncü P. Alay Komutanı İNGİLİZ Tepe ve KARA
Tepeyi ele geçirmek için tank desteği istedi.
Saat 10.15, de Alay Komutanı tepenin düştüğünü bildirdi. 10
dakika sonra 49 Alay Komutanı bölgesindeki BAYRAK Tepe (Barış
Gücüne ait barakanın olduğu tepe) ele geçirildi. Saat 10.50’de BORA
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
389
ÖZEL GÖREV KUVVETİ, BEYKÖY-SERDARLI istikametinde süratle
daldı. (Kendi ifadelerine göre) Saat 11.00’de, 14’üncü P. Alay Komutanı
İNGİLİZ Tepenin ele geçirildiğini, düşman personelinin silah ve araçlarını
terk ederek kaçmaya başladıklarını bildirdi. BORA ÖZEL GÖREV
KUVVETİ saat 16.30’da SERDARLI’ya ulaştı. SANCAKTARLIK birlikleri
ile birleşme gerçekleşti (Saatte üç kilometre hızla.)
Saat 13.30, 49 ncü Mknz.P.A. saat 13:30’da GÜNGÖR bölgesine
kadar ilerlemeye muvaffak olmuş, Jandarma Komando Tb.u taarruz
bölgesindeki ormanın yanmaya başlamasından dolayı fazla ilerleyememiştir.
Saat 13.40, Tümen başarıdan faydalanma kuvvetinin harekatı
ise büyük bir süratle gelişerek bu kuvvet saat 13:40’da SERDARLI
bölgesine ulaşmaya muvaffak olmuştur. Saat 13:40’a kadar yapılan
muharebeler neticesinde 49 ncü P.A. dan 2 şehit, 5 yaralı, Jandarma
Tb. undan 7 şehit, 12 ve yaralı verilmiştir. Kuzeyde (Kıyı) ÇATALKÖY
BÖLGESİNDE, 50’nci P. Alayı Deniz P. Taburunun desteğinde,
taarruz ederek, saat 16.30’da ARAPKÖYÜ ele geçirdi. VOLKARİN-
TEKNEÇİK istikametinde doğuya doğru ilerlemeye devam
etti. Saat 19.00’da Kolordu Komutanlığından, BORA ÖZEL GÖREV
KUVVETİNİN KUZEYDE Akatu boğazından güneye doğru LEFKONUK-
PERİSTERONA-HATTINDA (AKATU’dan güneye devam eden
yolun batısı) tertiplenmesi emredildi. Eğer bu hatta ulaşılmamışsa,
SERDARLI Sancağının en doğu hududunda bu tertibi alması emredildi.
ALİ DENİZLİ
390
1. 14 ncü Alay 1 nci Tabur 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen Şükrü
Tandoğan Şöyle Anlatmaktadır
13 Agustos 1974, “ İkinci Harekat emrini 13 Ağustos 1974 gecesi,
telefonla bizzat ben aldım. Taarruz emrinde; hava taarruzunun 14
Agustos 1974 saat 05.45’de başlayacağı, topçu ve havan hazırlık ateşlerine
müteakip, 06.30’da, T.Ç.H.’nın geçileceği belirtilmişti. Anılan saatte
uçaklar gelmedi.
Daha doğrusu gelmeleri de mümkün değildi. Çünkü o saatte yani
05.45’de hava henüz aydınlanmamıştı. Uçaklar ancak havanın aydınlandığı,
yani gelmeleri gereken saatte 06.45 civarında hedef bölgesine
geldiler. Bana bildirilen taarruz saati ile uygulanan taarruz saati arasındaki
farkı anlamış değilim.
(Türkiye ile Kıbrıs arasındaki 1 saat fark nedeniyle) Komutanlara
İngiliz Tepe’nin gerisinde, düşmanın bir tabur kadar kuvvetiyle tıkama
mevzi işgal ettiği arz edildi. İngiliz Tepe’ye taarruz edecek bölüğün
komutanı olarak, o ana kadar, düşmanın bu taburundan haberim
yoktu. Bu bilgi beni çok şaşırtmıştı.
Alay Komutanım. “Şükrü senin gördüğün doğru olandır” şeklinde
konuşmuştu. Sanırım bu taburdan, Alay ve Tabur Komutanlarımın
da o anda haberi oldu.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
391
Nitekim İngiliz Tepe’yi ele geçirdikten sonra böyle bir birliğin olmadığı
kesinlik kazanmıştı. Söz konusu tabur hakkında, komutanlarımın
sorularına muhatap olmadığımdan ve bu bilginin yeni olabileceğini
düşündüğümden sessiz kalmayı tercih etti.
Uçak taarruzunun başlamasıyla birlikte temas hattında düşmanın
yoğun ateşine maruz kaldık. Temas hattından taarruz ede-cek
birlik 30-45 dakikalık bir hazırlık ateşi süresince, düşmanın sabit bir
hedefi haline gelmekte ve yoğun bir şekilde ateşine maruz kalmaktadır.
Saat 07.30, Bölü-ğüm, 07.30’da temas hattından taarruza başladı.
Taarruz yaklaşık 4 saat sürdü. Başlangıçta, uçak ve topçularımızın atışlarında
hedef bölgesinde tam İsabet kaydedildiğini söylemem mümkün
değil. Mermiler genelde hedef gerisine düştü. Ateş gücümüz düşmana
nazaran oldukça fazla olmasına rağmen, düşman silahlan etkili bir şekilde
baskı altına alınamadı. Bu nedenle bölüğümün taarruzu yavaş
ilerÜyordu. Mevcut ateş gücümüze göre, sadece hazırlık atışı ile de
düşmanın tamamen imha edilmesi mümkündü.
Uçak dahil bütün destek silahların, düşman hedeflerini taarruzun
hemen başında imha etmesi veya tesirsiz hale getirmesiyle, piyade
birliklerinin taarruzunun hızla gelişeceği aşikardır.
ALİ DENİZLİ
392
Saat 11.30, İlerleyen saatlerde, düşmanın savunma azmi ve direnci
kırıldı. Bölüğüm saat 11.30’da hedefi olan İngiliz Tepe’yi ele
geçirdi. Hedefte sivil giyimli, 25-40 yaş gurubundan 50 civarında
düşman ölüsü de ele geçirildi. Düşman personelinin atışlarını değerlendirdiğimde,
teknik olarak silahları çok iyi kullandıklarını, ancak taktik
anlayıştan mahrum olduklarını söyleyebilirim. Öyle ki, biz hücum
mevzine geldiğimiz halde, bazı silahları temas hattındaki mevzilerimize
ateşe devam ediyordu, Hedef ele geçirildikten sonra İhtiyat Bölüğü (3
ncü P.Bl.) üzerimizden aşarak ileri harekata devam etti.
Kısa süreli yeniden tertiplenme ve düzenlenmeye müteakiben
taktik intikalle 3 ncü P.Bl.’nü takiben Değirmenli Köyü batısında Tabur
toplanma bölgesine intikal ettik. Harekatta 2 erim yaralanmıştı. Zayiatımızın
az olmasında arazinin engebeli yapısının da önemi vardı.”121
diye anlatmaktadır.
2. BATMAN 1 NCİ JANDARMA KOMANDO TABUR KOMUTANI
JANDARMA BİNBAŞI BEKİR SITKI TUNCER ŞÖYLE ANLATMAKTADIR
“2’nci Barış Harekatı başlamadan bir gün önce taburumuza
Beşparmak Dağları’nın doğusu, batısı ve kuzeyi olmak üzere tüm dağdaki
düşman hedeflerinin temizleme görevi verildi. Dağ çok sarp ve
makilik ve dikenli olup, karşımızdaki düşmanın 3 veya 4 alay kuvvetinde
olduğu ayrıca 1. Kom. Alayında olabileceği istihbar edilmişti.14
Ağustos sabahı uçakların bombardımanı sonrasında taarruza başladık.
Karşımızdaki düşman mevzileri tamamen betonarme idi. Bizim silahımız
G3 piyade tüfeği idi. Dağdaki düşman hedeflerine topçu ateşi ve
uçak bombardımanı yapılamıyordu.
Çok büyük bir direnişle karşılaştık. Mayınlı sahalardan geçerek
taarruzumuza devam ettik. 3 gün süren taarruz boyunca muhabere yapamadık
ve Beşparmak Dağları’ndaki sert mücadelede bir astsubay
(Ast. Sb. Çvş. Kemal Dere) ile 11 erbaş ve erim şehit oldu. Ayrıca 18 Erbaş
ve erde ağır yaralandı. İlk müdahaleyi bölük ve tabur sıhhiyelerine
yaptırdıktan sonra geriden gelen sıhhıye ekipleri hastaneye götürdüler.
Düşman ateşi altında ilerlememize devam ettik ve hedeflerimi-
121 E. P. Alb. M.Şükrü Tandoğan (39 ncu Tümen 14 ncü A. 1 nci Tb. 2 nci. Bl. K.) yaşı 67,
18 Mart 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
393
zi aldık. 3 gün sonra emrinde olduğumu tümen komutanı Tümgeneral
Bedrettin Demirel ile ancak karşılaştım.
Beni ve taburumu kutladı ilk takdirnameyi verdi. Daha sonra
harekâta Karpas bölgesi dahil Kuzey Kıbrıs (Beş Parmak Dağları)
temizleme harekâtı olarak devam ettik. Görevimizi yapmanın mutluluğunu
tam manasıyla şehitlerimizden dolayı tadamadık. Harekâtın
başından sonuna kadar Kolordu, Tümen, Alay ve J.Gn. Kom. lıklarından
şahsıma ve taburuma takdirnameler verildi.
Harp sırasında 800 kadar asker esir ile 10 bin civarında sivil
halkı teslim aldım ve üst makamlara teslim ettim. Ayrıca ele geçirdiğimiz
20-25 kamyon silah teçhizat muharebe malzemesi ile cephaneleri
de üst komutanlıklara teslim ettim. ” 122Diye anlatmaktadır.
B. 28 NCİ MOTORİZE TÜMEN HAREKATI
14 AĞUSTOS 1974 BİRİNCİ GÜN
Tümenin hedefi ERCAN-PAŞAKÖY – PİRAN-DÖRTYOL bölgesi
idi. Bu plan harekat sırasında alındı. Tümene MAGOSA’nın
Türk kesimi hedef olarak verildi. Harekatın başlatıldığı 7-1 No.lu plana
göre, Tümen Tank Tb. Kolordu emrine veriliyor, Zırhlı Birlik Okulu
Gösteri ve Tatbikat Alayı ile 2 nci Prş. Tb.da Tümen emrine veriliyordu.
Düşman cephesi,
SANAYİ BÖLGESİ-
B.KAYMAKLI arasından
yarılarak, 230 ncu
P.A. tarafından SANAYİ
BÖLGESİ ele
geçirilecekti.
Daha sonra, Gös.
ve Tatb.A., takip ve
desteğinde 61 nci Mot.
P.A. ve 2 nci Motorlandırılmış
Prş. Tb.
olduğu halde, 230 ncu P.A. birliklerinin üzerinden aşarak, ERCAN hava
122 Gökhan, age., s.347.
ALİ DENİZLİ
394
alanı ve köyünü ele geçirecekti. Bu bölgenin 61 nci P.A.na tesliminden
sonra Gös.ve Tat.A. ile 2 nci Motorlandırılmış Prş. Tb. ileri harekatına
devamla PAŞAKÖY bölgesi ele geçirilecek ve burası da 2 nci Prş.Tb.na
teslim edilerek, son olarak PİRAN-DÖRTYOL bölgesi ele geçirilecekti.
Harekat sırasında, gelecek olan, 7-2 No.lu plana göre son hedef MAGOSA’nın
TÜRK kesimi olarak değiştiriliyordu.
14 Agustos 1974, Saat 06.00’da 40 dakika kadar süren hava taarruzlarımız
başladı. Sonra da 20 dakikalık bir topçu hazırlık ateşi icra
edildi. Saat 07.00 ‘de 230 ncu P.A. birlikleri, 14 ncü P.A. birliklerinin
üzerinden aşarak taarruza başladı. Başlangıçta düşmanın çetin direnişte
bulunduğu, özellikle 39 ncu Tümen bölgesindeki KARA T.den yoğun
ateşlerin taarruzu durdurduğu görüldü. Saat 11.30 , Bu durum 39 ncu
Tümene bildirilerek, Tepe topçu ateşi ile susturuldu ve 230 ncu P.A. saat
11.30’da hedefini ele geçirmek üzere iken, başarıdan faydalanma kuvveti,
Gös.ve Tat.A. muharebeye sokuldu.
Saat 15.00 , Cephenin yarılmasından sonra, düşmanın çok zayıf
mukavemeti karşısında hızla gelişen harekat nedeniyle, saat 15.00’de
ERCAN hava alanı ele geçirildi. Saat 17.00’de PAŞAKÖY ele geçirildi.
Tankların akaryakıt ikmalinde çıkan güçlükler nedeniyle, gece
PAŞAKÖY’de geçirildi. 230 ncu P.A.dan bir P.Tb. ve Alay Kh.BI. motorlandırılarak,
plan dışı olarak, PAŞAKÖY’e gönderildi. 28’nci Tümen
bölgesinde; 230’uncu P. Alayının düşman cephesini yarmasının ardından,
GÖSTERİ TATBİKAT Alayı ZIRHLI MUHAREBE GRUBU,
saat 21.00’de MAGOSA istikametinde daldırıldı.
1. Zırhlı Alay Komutan Yardımcısı Tank. Albay Ahmet Demir
(Emekli Tuğgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
Meriç Köyüne emniyet tedbirlerini alarak girdik. Bütün köy halkı
heyecanla bizi seyrediyordu. Emniyet tedbirlerini aldıktan sonra tanktan
indim. Benim, birliğin komutanı olduğumu gören mücahit kıyafetli
biri koşarak yanıma geldi, çok heyecanlı idi. Gözleri yaşlı olarak yüksek
sesle;
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Saldıray HAKGÜDER
1962-43 ,Harp Okulu mezunu köyümüze hoşgeldiniz” dedi ve ellerime
sarıldı.Saçı sakalı birbirine karışmış, bıyıkları uzamış oldukça
yorgun görünüyordu. Kendisi Meriç Köyü Mücahit Tabur Komutanı
imiş, 20 gündür Rum muhasarasında imişler.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
395
Civardaki Türkler de bu köye sığınmışlar, bir çok zorluklara, üstün
düşman kuvvetlerine rağmen Rumlara teslim olmamışlar. Çok zor
günler geçirmişler ve ümitle bizim gelmemizi beklemişler.Mücahit Tabur
Komutanı ile benim içtenlikle sarılıp kucaklaşmamızı gören köylüler
de koşarak erlerimize sarılıyor, onları tebrik ediyor hatta araçlarımızı,
tanklarımızın paletlerini öpüyorlardı. Seneler sonra tekrar Mehmetçiğe
kavuşan Meriç köylüleri ne kadar sevinse, gösteri yapsa hakları
idi. “Tam zamanında geldiniz, bizleri kurtardınız, günlerdir muhasara
altında idik” diye haykırıyorlardı.
Çocuklar, gençkızlar testiler, bakraçlarla su, ayran ikram ediyorlar,
bu hususta birbirleri ile yarışıyorlardı.
Mekanize Piyade Bölüğümüzden 1953 Kars doğumlu Cvş. Kenan
SALTAN Kıbrıs’a gelirken Yozgat Yerköy istasyonunda halk tarafından
kendisine ilk kurtaracağınız köye verilmek üzere teslim edilen Türk
Bayrağını gençlere veriyor, yazılan şiirleri okuyordu. Köylüler bu manzara
karşısında son derece heyecanlanarak gözyaşları içinde “Allah bize
bu günleri de gösterdi, şükürler olsun” diyorlardı. Emanet Bayrağı
teslim alan genç kız Hüseyin Havva Can “Bu Bayrağı köyümüzde
ebediyen muhafaza edeceğiz, köyümüzü kurtaran Türk askerleri adıALİ
DENİZLİ
396
na komutanların imzalamalarını rica edeceğim” dedi. Bütün köylüler
bunu alkışlarla karşıladılar. 123Diye anlatmaktadır.
C. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ 14 AĞUSTOS 1974
BİRİNCİ GÜN
YILMAZKÖY-SERHATKÖY / GÜZELYURT ve LEFKE Muharebeleri
: ZAFER Harekat planına uygun olarak 11 AĞUSTOS günü
Komd.Tug.nın D/Ds.ne Kor.İs.Tb.dan bir İs.BI. verildi ve Tugayın savunması
ile ilgili planlama 12-13 AĞUSTOS günleri tamamlandı. 1 nci
Komd.Tb.dan da bir Tk. YILMAZKÖY kuzeyindeki MANDRA T.yi
16.30’da ele geçirdi. Böylece asıl muharebe hattı KARA TEPE güneyi,
ÇİFTEYIĞINLAR güneyi MANDRA T. batısı olarak düzeltilmiş oldu.
142330 AĞUSTOS 1974’de, 2 nci Ordu K.lığından LEFKE’ye de taarruz
edilmesine dair emir Kor.Kh.na geldi.
123 Demir , s.11-12.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
397
D. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI MUHAREBELERİ
14 AĞUSTOS 1974
BİRİNCİ GÜN
ORTAKÖY-YEROLAKKO (ALAYKÖY) Muharebesi ve YUNAN
KONTENJAN ALAYI’nın İMHASI (14-16 AĞUSTOS 1974) :
Bu arada Yunan A.K., muharebe gücünün kalmadığını ve
TÜRK A.nın taarruz etmemesini BG (Barış Gücü’nden) istedi. Yunan
A.K. TÜRK A.K. ile görüşmek istedi ancak buna fırsat verilmedi.
14 Agustos 1974, Saat 05.30, 2 nci Barış Harekatı planlandığı
şekilde, 140530’da hava kuvvetlerinin yoğun bombardımanı ile başladı,
topçu ve hava ateşinden sonra Kor. harekatı gelişmeye başlayınca
mahkum arazideki Alay mevzileri üzerine, yoğun bir şekilde, Yunan
Alayından ağır silah ateşi başladı.
Bu ateşler LEFKOŞA Havaalanını kuzeyden kuşatmış olan 2/50
nci P.A. birliklerine ağır zayiat vermeye başladı. Alay düşmanın bu
ateşlerine topçu ateşi ile cevap veriyor, bilhassa Dil Okulu’ndaki
düşman mevzileri susturulmaya çalışılıyordu.
ORTAKÖY Gr. (4 ncü.BI.):, Saat 11.22, Yunan Alayının hemen
kuzeyindeki MARİA’nın mahallesi bölgesine sızdırdığı bir keşif kolu ile
bu bölgeyi ele geçirmeye muaffak oldu. Saat 11.22’de buradaki RMMO
Tk.Kh. dahil bütün düşman mevzilerini ele geçirdi. İleri harekata devam
ederek Yunan bayrağının dikili olduğu tepeyi ele geçirdi.
ALİ DENİZLİ
398
Bulunduğu yerde fazla zayiat veren 2/50 nci P.A.nın 4 ve 6 nci
Bl.leri müştereken yaptıkları taarruzlar ile RMMO’nun 12 nci Taktik
Kh.nı ve kışlalarını ele geçirdi. Böylece Yunan A.nın gerisine düşmeye
muvaffak oldular. Saat 16.40’da Yunan Alayı,4 tank ve 1 P.BI. ile
ORTAKÖY Gr.nun 4 ncü Bl.ü üzerine taarruz etti.
Alay komutanı Keşif Tk.ve 2 tank, 1 ZPT ile ORTAKÖY Gr.nu
takviye etti. Gelen birlikleri emrine alan Gr.K. yaptığı karşı taarruz ile
düşmanı geri attı.Burada düşmanın 3 tankı ve kaçamayan bütün personeli
imha edildi.
Saat 17.30 , İlerleyen saatlerde birlikler fazla zayiat vermeye başladılar.
Bunun üzerine Alay Komutanı ,saat 17.30’dan itibaren birliklere
ilerlemiş oldukları bölgelerde savunmaya geçmelerini emretti. Bugün
yapılan muharebelerde P.BI.lerinin hepsi hedeflerini ele geçirmeyi
başardılar. Bunun bir neticesi olarak Yunan A. güneyden ve batıdan
ORTAKÖY Gr.ve 2/50 nci P.A.ınca kuşatılmış bulunuyordu. Sadece
Dil Okulu ele geçirilemedi. GÖNYELİ Gr. bugün tamamen mevzilerinde
kaldı.
Bugünkü muharebelerde en fazla zayiatı 2/50 nci P.A. verdi.
(3sb.,52 er yaralı, 16 er şehit.), Gece oldukça sakin geçti. Yunan Alayı
iki Bl. ile takviye edildi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
399
II. 2 NCİ BARIŞ HAREKATI 2 NCİ GÜN 15 AĞUSTOS 1974
A. 39 NCU PİYADE TÜMENİ HAREKATI
Başarıdan Faydalanma Harekatı ve Doğu Sahilindeki
Hedeflerin Ele Geçirilmesi (15-16 AĞUSTOS 1974) :
15 Agustos 1974, Saat 06.00, Kolordu K.lığından verilen ileri harekata
devam emriyle İSKELE ve BOĞAZ bölgesinin ele geçirilmesi için
150600 AĞUSTOS 1974’de 39 ncu Tümen birlikleri yeniden taarruza
başlamışlar, artık panik içinde bulunan ve bir mukavemet gösteremeyen
düşman durumundan faydalanan birlikler hedefleri istikametinde
ilerlemeye devam etmişlerdir.
Saat 13.00, Saat 13.00’e kadar BORA Özel G/K İSKELE-BOĞAZ
bölgesini ele geçirmiş ve 56 esir almaya muvaffak olmuştur.
Saat 17.00
BOĞAZ üssünde saat 17.00’e kadar 49 ncu Mknz.A. YENİCEKÖY
bölgesine, J.Komd. Tb. ALEVKAYASI bölgesine kadar ilerlemiş, DEĞİRMENLİK
bölgesinde bulunan 14 ncü P.A.nın bir Tb.u Kor. ihtiyatı
olarak vazifelendirilmiştir. 15 AĞUSTOS’da yapılan muharebelerde
düşmanın savaşma azmi tamamen kırılmıştır. Düşmanın dağılan birliklerinin
bir kısmı BEŞPARMAK Dağlarına, büyük bir kısmı ise MAGOSA
istikametine çekilmiştir.
ALİ DENİZLİ
400
1. 39 ncu Tümen Komutanı
Tümgeneral Bedreddin Demirel
Şöyle Anlatmaktadır
“15 ağustos akşamına doğru birliklerimizin
taarruz hedefine varmalarıyla
ilgili tahminlerimiz gerçekleşmişti.
Mutluluğumuz sonsuzdu. O
ana kadar bir şey yiyememiştik. Ara
sıra içtiğimiz birkaç matara su ve
döktüğümüz ter şimdi semeresini
veriyordu. O akşam Dikomo’da kısa
süreli bir uykudan sonra 15 ağustos 1974 sabahı erkenden kalkarak,
Serdarlı’ya geldik.
Yolumuzun üzerinde bir gün önceki savaşlardan ölmüş, yanmış
ve tahrip edilmiş düşman birliklerinin artıklarına rastlıyorduk. Tahrip
edilmiş toplar, tanksavar silahları görünüyordu. Bizim kariyerlerimizden
birisi de düşmanının bir tanksavar topundan tam isabet
almış, iki er şehit olmuştu.
Karargâh Serdarlı’da, Saat 09.30, Karargâhımız 09.30’da Serdarlı’ya
geldi. Serdarlı yol çıkışında polis evleri, mücahit kışlaları bir
gün önce Rumlar tarafından yakılmış ve yıkılmıştı.
Korgeneral Bedrettin DEMİREL
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
401
Tuğgeneral Borataş komutasındaki Bora Özel Görev Komutanı
14/15 ağustos gecesini bu bölgede geçirmiş, sonra da o sabah 06.00’da
tekrar, verilen emirler gereğince Gönendere üzerinden Lefkonuk ve
Trikoma istikametinde dalmaya devam etmişti. 15 ağustos 1974 günü
öğle üzeri Magosa kıyılarına dayanmıştık. 14 ağustosta Serdarlı’yı ele
geçiren tugay, Rum köylerinin arkasından dolaşarak Magosa’nın kuzey
kıyılarına dayanmıştı. Magosa’nın kuzey kıyılarına ulaşan birliklerden
başka Lefkoşa’da da çarpışan birlikler vardı. Şehir muharebesi
yapıyorlardı. Ama her nedense şimdi Güney Kıbrıs’ta kalan ve dünyanın
her yanı ile konuşabilecek tekniklere sahip telekomünikasyon
merkezi, Merkez Bankası ve elektrik üretim merkezi gibi önemli askeri
hedeflerin ele geçirilmesi düşünülmemişti.
Düşmana bırakılan en önemli yerlerden biri de Lefke’deki bakır
cevherleriydi. Cevherleri işleyen fabrika alınmış madeni almak düşünülmemişti.
Girne’den Aykuruş’a kadar bütün kıyı boyunda kontrolü
elimize almış, kuzeyimizde emniyeti tesis etmiştik.
Tümen karargâhımız 15/16 gecesini Serdarlı’ da geçirdi. Ertesi
gün, 16 ağustos günü, Bora Özel Görev Kuvveti ile yakından irtibat
sağlamak için ileriye Lefkonuk’a hareket etti. Tümenimizin Karşısındaki
düşman 14 ağustostan beri oyalama muhabereleri yapıyordu.
Birliklerimizin sağa sola bakmadan, yağma ve talana karışmadan
durup dinlenmeden ilerlemeleri her türlü takdirin üstündeydi.
Birliklerimiz Rum köylerini tarayarak, terk edilen kamyon, römork ve
bisiklet gibi araçlara binerek durmadan ilerliyorlardı.
ALİ DENİZLİ
402
19 ağustosa Kolordu Komutanı Korgeneral Sayın Nurettin Ersin’le
beraber helikopterle birliklere veda ziyaretine başladık. Veda ziyaretleri
26 ağustosa kadar sürdü. 27 ağustos sabahı Korgeneral Ersin’i Kırı Havaalanı’ndan
uğurladık. Esasen 22 ağustostan beri Kıbrıs Barış Kuvvetleri
Komutanlığı’na fiilen başlamıştım.”124 Diye anlatmaktadır.
2. 6 ncı Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever( E. Korgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır ;
15 Agustos 1974, Saat 06.00, “28 tümenin, 15 Ağustos sabahı,
39’uncu tümenle aynı saatte, 06.00’da taarruza devam edilmesi gerekiyordu.
Taarruzun koordineli yapılabilmesi için tümenin bulunup
temas edilmesi gerekiyordu. Her iki tümende de yakıt sıkıntısı vardı.
Bu gecikmeler, kuşatılarak imha edilmesi gereken R.M.M. kuvvetlerinin
(6 taburu DİKELYA ingiliz üssü) ve LARNAKA istikametine
kaçıp kurtulma imkanı bulmuştur. 28’inci Tümen ancak, 15 Ağustos
124 Cumhuriyet, 17-18 Temmuz 1989.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
403
1974 saat 10.00’da taarruza başlayabilmiştir. Saat 07.10, Batıya taarruzun
başladığı saat 07.10’dan itibaren, bütün birliklerden, ya kendiliklerinden
ya da biz, durumları hakkında bilgi sorduğumuzda bütün gün
boyunca az ya da çok bilgi alıyorduk. Yapılan hava taarruzlarının sonucu,
bölge 18 Ağustos tarihine kadar RUMLAR tarafından boşaltılmış
olmasına rağmen LEFKOŞA Sancağı ve 230’uncu P. Alayının hataları
yüzünden işgal edilmemiştir. Koca koca ambarların bir tarafında
biz diğer tarafında RUMLAR uzun uzun bakıştıktan sonra, Baktılar ki
gelen yok, o zaman biz gidelim bari dediler ve RUMLAR geri döndüler.
Asker ve siviller bu yollardan bilmeden geçerek Rumlara esir düştüler.
Daha da vahimi aralarında Ergin KONUKSEVER ve Adem YAVUZ’un
da bulunduğu savaş muhabirleri, boyunlarında fotoğraf makineleri,
ceplerindeki film bobinleri ile Rumların kucağına düştüler.
Adem YAVUZ öldü, Ergin KONUKSEVER yaralandı.”125 diye anlatmaktadır.
125 Sever, age., s.178-187.
ALİ DENİZLİ
404
B. 28 NCİ MOTORİZE TÜMEN HAREKATI 15 AĞUSTOS 1974
Saat 10.30, Oluşturulan Görev Kuvveti 151030 AĞUSTOS’da MAGOSA
istikametinde ileri harekatına başladı.
Saat 15.30 ‘da MAGOSA dış mahallerine ulaşıldı. 1/230 ncu P.A.
ile MAGOSA’nın TÜRK kesimi, Gös.ve Tat.A. ile MARAŞ kuşatıldı.
1. Zırhlı Alay Komutan Yardımcısı Tank. Albay Ahmet Demir
(Emekli Tuğgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
MAGOSA KALESİNE GİRİŞ (15 AĞUSTOS 1974)
15 AĞUSTOS 1974, Saat 06.00, “14/15 Ağustos 1974 gecesini Paşaköy
– Meriç – Ercan Havaalanı bölgesinde geçiren alayımız, ikinci Barış
Harekâtının ikinci gününde yani 15 Ağustos 1974 saat 06.00’da Paşaköy
-Magosa yolu mihverinde ileri harekâtına devam ederek güney hududunu
da emniyetli bir şekilde çiziyor, alayımızın aldığı yerler, bizi
takip eden Piyade ve Komando birliklerine teslim ediyordu Saat 16.00
,civarında Magosa’nın 7-8 Km, batısındaki varoşlarına geldiğinde, harekâtın
yeniden düzenlenmesi, şehre giriş planlarının gözden geçirilmesi
için harekât kısa bir süre durdurulmuştu. Saat 16.00 civarında
Alay Komutanı Kurmay Albay Feridun ÖZTÜRK bana “Bugün saat
19.00’da ateş kesilecek, bu saate kadar Magosa Kalesi’ne girmemiz
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
405
lâzım, sizden Kaleye girecek birlikleri hazırlamanızı ve gerekenleri
yapmanızı rica ediyorum” dedi.
P. Ütğm. Erdoğan ACAR’ın bölüğü önde, Yzb. Turgut ERFİŞEK’in
bölüğü onun arkasında gidecek, Tnk. Ütğm. Erkan ALTINDAĞ’ın Tank
Takımı da onları takip edecekti. Önde hareket eden Erdoğan ACAR’ in
bölüğü durunca kaledekiler Rum zırhlı araçları diye ateş etmeye başlamışlar.
Rumlar da aynı Zırhlı Araçlara havan ve roketlerle ateş etmeye
başlayınca kale burçlarındaki Türkler bu araçların bize ait olduğunu
anlamışlar, derhal ateş keserek yardım etmeye çalışmışlar. Bir mücahit
kale burçları arasından çok belirgin işaretlerle devamlı kuzeyi gösterince,
bu kapının açılmayacağını, kuzey kapısına hareket edilmesi gerektiğini
anlayan bölük komutanı 1 Km. kuzeydeki kapıya hareket etmiş.
Rumların yoğun ateşine zırhlı araçlar mukabele etmiş, burada bir mücahit
şehit olmuş, üç de er yaralanmış. Kaledekilerin ateş desteğinde
bölük kuzey kapısı istikametinde hareket etmiş. Kale burcundan işaret
verenin kalede görevli mücahit taburu harekât subayı Üsteğmen Sadi
OĞUZ (Oğuz KALELİOĞLU) olduğunu sonradan öğrendik.
Saat 18.45 , Kuzey kapısına birliklerin ulaştığını görünce ben tankımla
alayın büyük kısmının bulunduğu yere döndüm. Alay komutanına
kaleye nasıl girildiğini anlatırken saat 18.45 civarında Erdoğan
ACAR telsizle kaleye girildiğini, mücahitlerle buluştuğunu bildiriyordu.
Kuzey kapısından zırhlı personel taşıyıcılarımızın girişi, kalede bir aydır
mahsur kalmış soydaşlarımız tarafından büyük bir sevinçle karşılanmış
ve kale içi 10 bin Türk’ün bayram yerine dönüşmüş. 1878’den bu tarihe
kadar hasret kaldıkları Türk askerine, Mehmetçiğe kavuşmuş oluyorlardı.
Saat 18.45’de Ütğm. Erdoğan ACAR telsizle “Magosa Kalesi’ne
girdik, mücahitlerle birleştik, ancak yoğun bir Rum havan ve topçu ateşi
altındayız, bunları susturun” diyordu. Telsizde bu haberi dinleyen alay
personeli; hedefin ele geçirilmesinin, verilen görevin zamanında yapılmasının
büyük gururu ve sevincini yaşıyordu.
Saat 19.00 ,Haberlerini Radyodan heyecanla bekliyoruz, istiyoruz
ki bu sevincimizi bütün Türkiye duysun ve paylaşsın. Öyle de oldu.
19.00 haberlerinde Kıbrıs Bayrak Radyosu ve Ankara Radyosu Türk
Birliklerinin Magosa’ya girdiğini ikinci defa fethedildiğini bütün dünALİ
DENİZLİ
406
yaya duyuruyor ve Bayrak radyosu soydaşlarımıza şu müjdeyi veriyordu:
Ağlama Anneciğim, müjde, bir haberim var, Tüm Kıbrıs’ta şu
anda binlerce Mehmed’in var, Antalya’dan Hatay’a onu kolları sarar,
Mehmetçik Ayşe’sini şimdi Kıbrıs’da arar, Kars’dan Kıbrıs’a vatan
bölünmez bir bütündür. Kırk milyon Türk güneş gibi doğar da, Bayrak
ve süngü elde Toros’lardan kırlarda, gelincikler açılır da, ona
dönmüş kırlarda, Kıbrıs Türk’ün olmaz mı, Türk erleri parlar da,
Edirne’den Kıbrıs’a vatan bölünmez bir bütündür.
Bizim bölük komutanları Yüzbaşı Turgut ERFİŞEK ve Üsteğmen
Erdoğan ACAR Kalede görevli sancaktar Servet MÖREK ve Oğuz KALELİ
gece için gerekli tedbirleri almışlar, zırhlı araçları ve tankları Kale
dışında muhtemel düşman yaklaşma istikametlerini kapayacak şekilde
yerleştirmiş ve görevlerinin başında geceyi geçirmişlerdi.
Ben bir Zırhlı araçla Kaleye gittiğimde sınıf arkadaşım sancaktar
Topçu Albay Servet MÖREK ile karşılaşınca şaşırdım. Zira orada görevli
olduğunu bilmiyordum. Kendisinden alayın büyük bir kısmı ile yapacağımız
hareket için bölgeyi iyi bilen, mümkün ise Rumca bilen mücahit
klavuz istedim. Bizim için 23 klavuz görevlendirdi. Bunlardan çok yararlandık.
126Diye anlatmaktadır.
126 Demir, s.15-16.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
407
ALİ DENİZLİ
408
3. Mağusa Mücahit Tabur Komutanı Üsteğmen Oğuz Kalelioğlu
şöyle anlatmaktadır
15 Ağustos 1974
“Çok enteresan bir kavuşma sahnesini de anlatmak istiyorum;
15 Ağustos akşamı hava kararmak üzere iken, artık cephanemiz
bitmiş, yiyeceklerimiz de limandan çıkardıklarımız dahil tükenmiş perişan
haldeyken, Rumlar, Türk birliklerinin Serdarlı’ya geldiğini öğrenince,
Mağusa kalesini düşürmek ve limanı tekrar ele geçirmek için taarruzlarını
arttırarak Mağusa’ya yönelttiler. Sis ve yangın mermileri ile
hem limanı hem de sur içini yakmaya başladılar. Alevler minare boyundaydı
ve uzaktan, Mağusa kalesinin içi yanan bir ocak gibi idi.
Limanda patlayan yağ bidonları yangının daha yükselmesine neden
oluyor ve biz içeride kapana kısılmış gibi çıkış yolu bulmak için,
nereye koşacağımızı bilemiyorduk, itfaiye araçları ve arazözler de isabet
aldığından yangına müdahale edemiyoruz. Kalenin içi havan ve topçu
ateşi altında adeta kaynıyordu. 32 dakikada 100 m2’lik küçük bir yere
74 havan mermisinin düştüğünü gördüm.Bütün mevziler kazan gibi
kaynıyordu, insanlar feryat ediyor fakat hiçbir kurtuluş, çaremiz yoktu.
SOS çekiyoruz, yardıma gelin Mağusa düşüyor diyoruz. Çünkü
kullanacak hiçbir şeyimiz yok.
Serdarlı’ya gelen 28. Piyade Tümeni Komutanı Rahmetli Osman
Fazıl POLAT Paşa, keşif bölük komutanı Üsteğmen Erdoğan ACAR’ı 9
tane kariyerde bize gönderiyor. “Git Mağusa’nın etrafındaki düşmanı
keşfet ve gel” diyor. Zırhlı Alay ve 230. Piyade Alay iki taraflı kuşatacak
ve Mağusa’yı kurtaracaklar. Ancak hava karardığından bu birlikler yarın
sabahleyin Mağusa’ya gelecekler. Ancak, bizim çıkmamız mümkün
değil. Gündüz saat 11.00 sıralarında bir mesaj aldık. Mesaj şöyle diyordu:
“Türk bölgelerine Rum Millî Muhafız Ordusu ve Yunan askerleri,
zırhlı araçların ve tankların üzerine Türk Bayrağı çekerek ve Türkçe “Biz
geldik, size hürriyet getirdik” diyerek, savunan bölgelerden içeri girip
katliam yapmaktadırlar. Kesinlikle Mağusa’mn kapılarını açmayınız.
Gelen kuvvetler düşman kuvvetidir, ancak size yarın 16 Ağustos günü
kavuşacaklar diyordu. Fakat bazı top seslerini duyunca tekrar sorduk,
dedik ki: Çok kötü durumdayız ve bazı birlik hareketleri duyuyoruz,
acaba bizim birliklerden gelen var mı? Saat 18’de yeni bir mesaj daha
aldık.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
409
Mesajda; “Kesinlikle bizim birliklerimiz yoktur, gelen düşman birliğidir,
Mağusa Kale kapıları açılmayacaktır. Aksi halde bir aydır devam
eden başarılı savunmanızı kaybedersiniz, gelen düşmandır. Kıbrıs Türk
kuvvetleri ancak yarın 16 Ağustos günü size ulaşacaklardır.” deniliyordu.
Bu mesaja göre bütün mücahitlerime namlularınıza son
mermilerinizi koyun süngülerinizi takın diye emirlerimi verdim. O
sırada Yeni Kapıdaki Bölük Komutanım koşarak benim yanıma geldi
ve “Komutanım bir zırhlı araç kolu tanklar geldi, dedi.
Kıbrıslı Mücahit komutan o zamanlar fazla taktik eğitimi olmadığından
tankla kariyeri ayırt edemiyor. Kariyerlerin üzerinde 12.7’lik
uçaksavar makineli tüfeği var, onları tank kabul ediyor ve tanklar geldi
diyor.
Kariyer geldi dese; kariyer olduğunu bilsem diyeceğim ki bizim
kuvvetler olabilir, tank olduğuna göre düşman tankıdır diye molotof
kokteyllerinizi hazırlayın, son atımlarımızı yapacağız diye emirler gönderdim
ve ben de elimde bir Thomson makineli tabanca ile karargahımdan
çıktım. Koşarak kapıya geldim. Yenikapı’daki manzara şu idi;
Düşman tankları geçmesin diye derin bir hendek kazdırmıştık. Bu hendeğin
üzerine buradaki demirci ustalarına su boruları ve demirlerden
halatlarla bağlı ilkel bir Ortaçağ köprüsü yaptırmıştım. Köprüyü indiriyoruz,
ateşkes zamanında bizden araçlar geçiyor.
ALİ DENİZLİ
410
Barış Gücünün aracı geçiyor, çatışma başlayınca kaldırıyoruz ve
bu hendek bizi bir tank engeli olarak koruyor. Bu hendeğin önünde bir
mücahit kılavuz olarak gelmiş. Burada kariyerler arka arkaya duruyorlar
ama, hava artık kararıyor. Saat 18.30-19.00 ve sis ve duman içerisinde
araçlar tam seçilemiyor. Kılavuza soruyorum.
– “Sen kimsin?”
“Ben Mücahit Ali’yim komutanım” diye Kıbrıslı Türk şivesiyle cevap
veriyor.
– “Peki Parola nedir?” diyorum.
– “Bilmiyorum komutanım. Acele çıktık. Alamamıştım.” diyor.
– Kimliğin var mı? Sana nasıl inanayım? diyorum.
– “Yoktur komutanım” diye cevap veriyordu.
Tam bir şüpheli durum. Tam mesajda söylendiği gibi, düşman
birliği olma ihtimalini artıran emareler. Mermiler ayağımın önüne düşüyor
ve bütün arkadaşlarım da “komutanımız vurulacaksınız” diye
beni tutuyorlar. Biraz ilerledim o gelen birliği gözümle görmek istedim.
Tabii birliğin bütün plakaları kapalı, ay yıldızlar kapalı. Hendeğin içine
birisi düşmüş, kısa boylu birisi çıkmak istiyor, onu çıkarın dedim, çıkardılar.
Ben de iki senedir, burada mücahit komutanıyım. Mehmetçiğe
hasret kalmışım ve birden bire esmer karagözlü, terler içindeki kısa boylu
Mehmetçiği gördüm. Kanım kaynadı;
“Nerelisin sen oğlum?” dedim. O da benim Türk subayı olduğumu
anladı, hemen esas duruşa geçti. “Tokatlıyım Komutanım” diye
bana tekmil verdi. İçimden dedim ki; “Düşman ne kadar hile yaparsa
yapsın, bana Tokatlı Mehmetçiğin bu güzel şivesi ile böyle tekmil
veremez. Kesin olarak anladım ki, bunlar bizim birliklerdir.
“Kapıları açın. Türk ordusu geldi. Mehmetçikler geldi” diye bağırdım.
Kariyerleri içeri almaya çalıştık. Sığınaklardan yıllardır hatta
yüzyıldır. Mehmetçiği bekleyen insanlar fışkırdı.
Havan mermileri düşmesine rağmen, kimseyi artık mevzilere
sokamıyordum. Hele bir sakallı dede hiç unutmuyorum geldi, kolumdan
tuttu ve bana “Komutanınım ne oluyor sana, bırak öleceksek
Mehmetçiğin yanında ölelim. Ben 86 senedir, bir gün Mehmetçik gelecek
diye onun aşkı ile bekliyordum. Artık ölsem gam yemem” dedi.
Hiçbirimiz göz yaşlarımızı tutamadık. Mehmetçik içeri girdi, fakat
onu da tutmak mümkün değildi. Geri dönen 28. P. Tümen Keşif BöKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
411
lüğünün, kariyerinin üstündeki makineli tüfeği ateşleyen Kahraman
Mehmetçik düşman içine kartal gibi daldı.
Bir anda, 1 Tugay düşmanın çil yavrusu gibi kaçışını seyrettik. Tarih
hiçbir ordunun askerinin bu kadar heyecan ve aşkla düşmana saldırdığını
kaydetmemiştir. Kahraman ve fedakar Mağusa Mücahidi ve
Kıbrıs’ın kahraman Türk halkı Mehmetçik gelene kadar Allah’a teslim
olmuş ama Hürriyetini ve Mağusa’yı düşmana teslim etmemiştir Mağusa
gerçekten büyük bir istiklâl savaşı vermiştir. Kadınlarımız yemek
pişirmiş, sabahlara kadar mevzilerde, eşlerinin yanında onlara destek
olmuşlardır. Genç çocuklar mevzilere su ve cephane taşımış 80’lik dedeler
mevzilerde nöbet beklemişler.
Mağusa’nın savunmasında görev almayan ve fedakarlık etmeyen
yoktur. Mağusa’daki tarihi Lala Mustafa Paşa Camii imamı Mehmet Ali
Bilgin sarığı ve cüppesi ile atış altında mevzileri gezmiş mücahitlere ve
halka dini telkinlerde bulunmuş, “Allah’ın zaferi bize nasip edeceğini”
söylemiş, moral aşılamış ve şehitlere son görevlerini yapmıştır. Mağusa
Belediye Başkanlığını yapan Mimar Bora ATUN ve kardeşi eski
Milletvekili Mimar Ata ATUN, Maraş Rum kesiminden temin ettikleri
Mağusa şehir plânım bir ateş plânı olarak hazırlamışlar ve muharebe
durumunu işaretleyerek Mağusa harekâtını yaptığımız yegane haritayı
hazırlamışlardır. Aynca havan mevzilerinde ve Baykal’da en ileri hatlarda
çarpışmışlardır.
Sur içindeki Akkule’nin altındaki sığınakta açtığımız sahra hastanesinde,
Mağusa’nın fedakâr Doktorlan Ertuğrul HASÎBOĞLU (KKTC
Meclis Başkanı), Derviş EROĞLU (Başbakan) ve Ali ALTUN sabahlara
kadar ameliyatlar yapmışlar binbir mahrumiyetler içinde mucizeler yaratmışlardır.
Zaman zamanda kritik durumlarda sur üzerine çıkarak
düşmanla ateş muharebeleri yapmışlardır. Düşman Girne’yi takviye
edemedi ancak bütün gücü ile Mağusa’ya taarruz etti. Sur dışındaki
Baykal, Sakarya ve Karakol mahallesinin 5500 kişilik halkı surların
içine alınarak toplam 10.000 nüfusu sur içinde 1 ay aç; susuz ve mühimmatsız
savunmaya devam etti.
Düşmanın müteaddit taarruzları sur kapılarında göğüs göğüse
muharebeler verilerek kırıldı. Gece baskını ile Ada’nın en büyük limanı
olan Mağusa Limanı ele geçirildi. Limandan elde edilen düşmana
ait, erzak, silah ve mühimmat ile savunma sürdürüldü. Gönüllü
ALİ DENİZLİ
412
seçtiğim 5 kişilik bir tim ile düşmanın içine sızarak limandaki Pilot
kulesine girdik.
Bir ay süren direniş sonunda Türk tarafı 36 şehit 264 yaralı,
düşman da 750 ölü ve 2000 yaralı vermiştir.
Düşmanın müteaddit taarruzlarına rağmen Mağusa düşmemiş
ve Türk Barış Kuvvetlerinin 16 Ağustos 1974 günü akşam geç saatlerde
yetişmesiyle Mağusa Türk Kuvvetleri ile kavuşma sağlanmış, sur dışından
ve içinden yapılan koordineli harekâtla bölgedeki düşman kuvvetleri
tamamen imha edilmiştir. Mağusa Belediye Başkanlığı, harekâttan
sonra halkın taleplerini değerlendirerek Mağusa’ya “GAZl’lik
unvanım kazandıran Oğuz
KALELÎOĞLU’na bir otomobil
ve bir villa hediye
etmek istemiş, ancak bu
değerli komutan, “Ben bir
Türk subayı olarak sadece
görevimi yaptım” diyerek
hiçbir şeyi kabul etmemiştir.
Bunun üzerine Gazi
Mağusa Belediye Başkanlığı
bir kadirşinaslık örneği
göstermiş, Gazi Mağusa’da
yaptırılan Özgürlük
Anıtına 6.5 m boyunda
Oğuz KALELlOĞLU’nun
heykelini koymuştur.
Yzb. rütbesindeki bu
heykel yanında kahramanca
çarpışan bir şehit
Mücahidin annesi ve mevzilere
su ve cephane taşıyan
fedakâr ve cesur bir çocuğun heykelleri ile bütünlük teşkil etmektedir.”
127 Diye anlatmaktadır
127 Gökhan, age., s.239-240.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
413
4. 6 ncı Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever (E. Korgeneral) Şöyle Anlatmaktadır;
“BORA ÖZEL GÖREV KUVVETİ LEFKONUK’a, 28’inci Tümen
ZIRHLI GRUBU PERİSTERONA bölgesinde, yani, Lefkonuk – Peristerona
HATTINA ULAŞILMIŞTI. Saat 15.00’te, doğuya taarruz yeniden
başlamıştı. Ancak bu hattan itibaren taarruz gene yavaşladı. Saat
17.10’daki durum, Genelkurmay Başkanlığı’na ve 2’nci Ordu Komutanlığına
mesajla, şu şekilde bildirildi (Özet olarak)
—50’nci P. Alayının 3 üncü Taburu taarruzla GÖZÜBÜYÜKPLATANİDİOS
Ormanı hattına ulaştı. 49’uncu Alayı HALEVGA’da BORA
ÖZEL GÖREV KUVVETİ, TRİKOMO’da 230’uncu P. Alayı 1’inci Taburu ile
ZIRHLI GÖSTERİ VE TATBİKAT Alayı MAGOSA surları önünde—Batıda,
Komando Tugayının taarruzu, emrindeki tankların GÜRPINAR güneyi
bölgesindeki mayınlı bölgeye girmeleriyle yavaşladı.
ALİ DENİZLİ
414
Saat 18.00, 28’nci Tümen birlikleri hâlâ MAGOSA Kalesi kapıları
önünde bekliyorlar. Ne bekliyorlar? Sur içindekiler gelenlerin Rumlar
olduğunu sanıyorlar. Kale içindekiler de tereddüt ediyorlar. Hemen
Bayraktarlık DAL-3’ünü (Harekât Şube) Kurmay Binbaşı Necdet ÖZCAN’ı
aradım. Kendisine koskoca Tümen Komutanı kale kapısına
dayandı, neden kapıları açıp kendisini karşılamıyorlar dedim. “Anladım
abi” dedi.
Hemen Magosa Sancakları’na bir mesajla durum iletildi ve Magosa’nın
ikinci fatihi törenle karşılandı. Şehrin birinci fatihi 1571 yılında
Lala Mustafa PAŞA’ydı. Kolordu Komutanı, ateşkesin ilan edilmek üzere
olduğunu, 28’inci Tümen’in hava kararıncaya kadar güneye harekâta
devamını emretti. Tümen DERİNYA’ya kadar ileri harekâta devam etti
ve durdu.
Bir rivayete göre, 28’inci Tümen Komutanı Fazıl Osman POLAT
Paşa, MAGOSA Kalesi’ne geldiğinde, istirahat edip kahvesini yudumlarken,
belindeki tabancasını 3 kere tokatladıktan sonra ; “Allah
Magosa’nın fethini önce Lala Mustafa PAŞA’ya, sonra da Fazıl
Osman PAŞA’ya müyesser kıldı” demiş.128
128 Sever, age., s.192.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
415
4. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı
Cumhur Evcil (E. Tümgeneral) Şöyle Anlatmaktadır
Tümgeneral Fazıl Osman Polat ile Magosa önlerinde, Bölgedeki
Rum birlikleri, dünden beri tabana kuvvet kaçarak, Derinya bölgesi
ve Dikelya Üssü’ne sığınıyor. Timbu Hava Alanı’nı dün işgal eden 28
nci Tümen birlikleri Larnaka’ya doğru Gaziler ve Kırıkkale dâhil Dikelya
Üssü hududuna kadar bütün bölgeyi kontrol altına aldılar. Öğleden
sonra 39 ncu Tümen Komutanı Tümgeneral Bedrettin Demirel’le
Grivas’ın köyü
Trikomo’da, daha
sonra da 28 nci Tümen
Komutanı
Tümgeneral Fazıl
Osman Polat ile
Magosa önlerinde
görüştüm.
Birliklerin bulundukları
ileri hatları
tespit ettim. 28
nci Tümen Magosa’yı
kuşatmak için
tertipleniyordu. 28
ALİ DENİZLİ
416
nci Tümenin, kuşat-mak için hazırlan-dığı Magosa, ta-rihindeki ikinci
kuşatma öncesini yaşıyordu. Tümen komutanı, pek çok gazetecinin
arasında heybetli görünüşü ve mütevazi tavrı ile tarihe ikinci Magosa
fatihi olarak geçecek emirlerini veriyordu. Bugünlerde İngilizler, Dikelya
Üssü’ne, komando birliklerinden ismi Gurka Taburu olan bir birlik
göndermişlerdi.
Gazeteciler de, bu taburun ne yapabileceğini, İngilizlerin maksatlarının
ne olduğunu önüne gelene soruyorlardı. Sonradan, bölgede görev
alan Nevşehir Jandarma Komando Tabur Komutanı Jandarma Binbaşı
Hasan Cemil Erdem bana şu anısını nakletti: “Binbaşı H. Cemil
Erdem, İngilizlerin büyük bir seramoni ile getirdiği bu Gurka taburu
hakkında, bir erine ne düşündüğünü sormuş.
Er de, bizim Anadolu insanının saygılı tavrı içinde “Komutanım,
onlar gurka yatmışlar, ne olacak ki?” diye cevaplamış. Gurka yatmak,
Anadolu’da kuluçkaya yatmak anlamına kullanılır.
Gurka Taburu hakkında erler böyle düşünüyormuş. Gerçekten
Dikelya Üssü’nde gözetleme yapmaktan başka, bize karşı hiçbir hareketleri
olmadı. İngilizler, bu taburu hem Türklerin üslere karşı bir harekeKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
417
tine, hem de üssün içinden Larnaka’ya doğru akan Rum asker ve halkına
karşı getirmişler.”129 Diye anlatmaktadır.
D. KOMANDO TUGAYI MUHAREBELERİ
15 AĞUSTOS 1974, Saat 13.00, Komd.Tug. 151300 AĞUSTOS’da,
batıya doğru, GÜZELYURT istikametine taarruz edebilecek hale getirildi.
Hava Kuvvetleri de aynı saatte yumuşatma ve destek harekatına
başladı.
Hazırlanan plana göre; Komd.Tug. güneyden kuzeye 3 ncü
Komd.Tb., 4 ncü Prş.Tb. ve Tnk.Tb.(-), 3 ncü Prş.Tb. ve 2 nci Komd.Tb.
taarruz kademesinde, 1 nci Komd.Tb. ihtiyatta, asıl taarruz güneyde
olarak taarruz edecek; GÜZELYURT bölgesinin ele geçirilmesini müteakip
1 nci Komd.Tb.Tnk.Tb.(-)nu da emrine alarak taarruzla LEFKEGEMİ
KONAĞI bölgesini ele geçirecekti. Harekat planlandığı şekilde
saat 13.30’da başladı. Asıl taarruz bölgesinde, YILMAZKÖY-GÜRPINAR
istikametinde süratle gelişti.
129 Evcil, age., s.106.
ALİ DENİZLİ
418
Ancak, GÜRPINAR güneyindeki boyun noktasında bir mayın
tarlasına rastlanması nedeniyle, infilak eden en öndeki tank yolu tıkadı.
Saat 17.00, 3 ncü Komd.Tb. 15/16 AĞUSTOS gecesi motorlu olarak
YILMAZKÖY batısından, YILMAZKÖY-KÖRDEMEN-RİGATOS MANASTIRI
yolu ile MEVLEVİ Köyü kuzeyine intikal etti.
1. 6 ncı Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever (E. Korgeneral) Şöyle Anlatmaktadır ;
14 Agustos 1974, Saat 18.15, “Komando Tugay Komutanı, ele geçirilmesi
emredilen ÇİFT YIĞINLAR-PRASTİO Çiftliği-KİREÇ Ocağı
bölgesini saat 18.15’te tamamen ele geçirildiğini bildirdi.
15 Agustos 1974 Saat 13.30, KOMANDO Tugayının taarruzu 15
Ağustos saat 13.30’da başladı.
Saat 16.00’ya kadar, taarruz hızla gelişti. Ancak, GÜRPINAR Köyüne
gelindiğinde, düşmanın bölgeyi mayınladığı ve bölgeyi ateşle koruduğu
görüldü. Albay BİTLİS ile bir kadeh viskiden sonra çizdiğimiz
ok, GÜRPINAR Köyüne uğramadan, onun güneyinden OMORFO’ya
gidiyordu. Ama tank bölüğü oraya girdi ve mayınların temizlenmesini
istedi.
Tank Bölük Komutanını bir türlü ikna edemediler, tankları oradan
çekip daha uygun olan bölgeden taarruza devam etmeye. Komando
Tugay Komutanı ile temas kurup, Kolordu Komutanının, taarruzun
yönünü güneye kaydırması emrini ilettim.
Taarruz istikametinde karşılaşılan mayınlı bölgenin temizlenmesi
16 Ağustos saat 06.00’ya kadar sürdü.
Bu sırada YILMAZ KÖY-KÖNDEMEN yolunun açık olduğu keşfedildi.
Plana göre taarruz istikametini belirten ok zaten oradan geçiyordu.
Doğuda ve batıda özellikle önemli yol kavşaklarının mayınla
kapatıldığına dair, Barış Gücü’nün telsizlerinin dinlenmesi sonucu
olarak biliniyordu.
Doğuda da üç yol kavşağının aynı şekilde mayınlandığını koordinatları
ile bildiriyordu, Barış Gücü. Bu bilgiler alınır alınmaz, taarruz
edecek birliklere bildirilmişti. 39’uncu Tümen birlikleri bunlardan
birine çatmadan geçmiş, ancak tümen istihbarat Şube Müdürü, BİRİNCİ
MİL kavşağında böyle bir şeye rastlamadıklarını söyleyince, köylerine
traktörle dönen köylülerden üçü traktörün mayına basması sonucu ölmüştü.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
419
Aynı durum, AYERMOLA köyü yolunda da yaşanmıştır. Mayınla
yol kapamasının etrafı dikenli tel ile çevrilip, mayın işareti konmasına
rağmen Tümen Sıhhiye Tabur Komutanı şeridin ötesine geçince
aracın arka tekerliği mayına basmış ve patlatmış. Tabur Komutanı
Binbaşı KASAPOĞLU ve yanındaki Tabip Üsteğmen Halil AKÇİÇEK
şehit olmuş, sürücü er ise ağır yaralanmıştı.
3’üncü Komando Taburu keşfedilen yoldan ilerleyerek, yaya olmasına
rağmen, oldukça hızlı bir şekilde KİRA Köyüne indi. Arkasından
4’üncü Paraşüt Taburu KİRA’ya ulaştı. 3’üncü Paraşüt Taburu
15 Ağustos günü 1nci Bölük ile KARPAŞA Ormanını, 2’nci Bölük ile
de RİGATOS MANASTIRI bölgelerini ele geçirdi. 2’nci Komando
Taburu kuzeydeki dağlık kesimden taarruz ederek, AĞIRDAKİ Köyü
bölgesini ele geçirdi.
Bu taarruzda tuhaf bir durum yaşandı. Cephenin yarılmasının
ardından hızla dalacak olan motorlandırılmış olan 1’inci Komando Taburu,
Tank Bölüğü ve 4’üncü Paraşüt Taburu, mayınlanmış bölgenin
güneyinden KİRA Köyü istikametinde gitmesi gerekirken, mayınların
temizlenmesini beklediler. Hâlbuki sadece yol mayınlı idi. 3’üncü Komando
Taburu beklemedi daldı. (Yaya).
Önde 3’üncü Komando Taburu, KİRA-ARKACA-OMORFO üzerinden
ilerleyerek saat 11.30’da GAZİVEREN’e, 4’ncü Paraşüt Taburu
AŞAĞI ZODYA bölgesine ulaştılar. 1’inci Komando Taburu FİLYAALİ
DENİZLİ
420
MASSARİ istikametinde ilerlerken, KOLORDU Komutanı, Komando
Tugay Komutanına LEFKE’nin geri alınması için taarruza devam
edilmesini emretti.
2’nci Komando Taburu taarruzuna devamla PANAGRA Geçidini,
saat 11.40’ta MİRTU’ya, sonrasında AKDENiZ Köyüne ve dolayısıyla
AKDENİZ’e ulaştı. Vinci Komando Taburu ve Tank Bölüğü saat 14.45’te
GAZİVEREN’e, 16.30’da da LEFKE bölgesine geldi. Komando Tugayı,
25 Ağustos’a kadar bu bölgede kaldıktan sonra bölgesini 39’uncu Tümen
birliklerine devrederek, BELLAPAİS-DİKOMO-KUTSEVENDİ bölgesinde
toplanarak kolordunun ihtiyatını teşkil etmiştir.” 130 Diye anlatmaktadır.
2. BOLU Komando Tugayı 1 nci Komando Taburu, 3’üncü
Komando Bölüğü, 2’nci Komando Takım Komutanı olarak Teğmen
Vecdi Bingül Şöyle anlatmaktadır:
4. 3 ncü Komando Tabur Komutanı Yarbay Zeki DOĞDU Şöyle
Anlatmaktadır ;
“15 Ağustos 1974 , Bugün Tugaya çağırdılar, gittim. Yeni bir görev
aldık. Tugay Komutan Yardımcısı komutasında bir özel görev kuvveti
teşkil edilecek. Bu kuvvet 3’üncü Komando Taburu+bir tank takımı+
bir istihkâm takımı. Bu kuvvet YILMAZKÖY üzerinden OMORFO’ya
gidecek.
130 Sever, age., s.187-190.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
421
Saat 15.00, Kuvvet teşkil edildi, saat 15.00’te harekete geçtik. Önde
tanklar, arkasında bizim bölükler gidiyordu. Tanklar geçince YILMAZKÖY
civarında bize ateş açıldı, karşılık verdik. 2 esir alındı. 5 adet zırhlı
aracı çalışır vaziyette bırakıp kaçtılar.
Buradan ilerleyerek GÜRPINAR’a geldik. GÜRPINAR ile PHILIA
(Serhat) arasındaki bir boğaza mayın döşemişler ve bu mayınları, hakim
tepelere yerleştirdikleri ağır silah ateşleri ile koruyorlardı. Kıbrıs’ta benim
gördüğüm, düşman tarafından yapılan en iyi planlama buydu.
En önde giden tank mayına çarptı ve orada kaldı. İstihkâm Timi’nin
mayınları temizlemesi için bir jeepe binerek ileri gittim. Mayınlar
o kadar iyi korunuyordu ki temizlemek mümkün olmadı.
Bunun üzerine durumu Görev Kuvvet Komutanı’na arz etmek için
geriye giderken bindiğim jeepe 2 adet geri tepmesiz top mermisi attılar.
Jeep isabet almadı ama araçla oraya gitmenin ne kadar büyük bir
hata olduğunu bana öğretti.
Özel Görev Kuvvet Komutanı’nın yanına gittim. Mayınları koruyan
silahları susturamadığımız sürece buradan geçmenin mümkün olmadığını
söyleyip, bir bölükle bu tepeye taarruz edelim, mayınları koruyan
silahları etkisiz hale getirirsek mayınları temizlemenin daha kolay
olacağını arz ettim. Tugay Komutanı’na soralım dedi, sorduk. Tugay
Komutanı önce evet dedi. Sonra gece olduğu için bu taarruza izin vermedi.
Bu harekât bir gece taarruzu olacaktı ama o anda başkaca bir seçeneğimiz
yoktu.
Omorfo’ya yapılacak taarruzun planda çizilen oku Gürpınar’a
uğramadan Philia’ya uzanıyordu. Ama nedense Tank Birlik Komutanı
yanlış yola girmişti.
ALİ DENİZLİ
422
Gece 03.00’te tekrar Tugaya çağırdılar, gittim. Durum ve plan değişmişti,
Özel Görev Kuvveti lağvedilmişti. Yeni plana göre taburumuz
YILMAZKÖY-KÖNDEMEN-RİGA Manastırı-KİRA Köyü üzerinden
OMORFO’ya, oradan da son hedef olan GAZİVİRAN’a kadar gidecekti.
Bir üsteğmen komutasında keşif kolu çıkarttım, yol keşfi yapıldı. Bu
yolu takiben RİGA Manastırı’na geldik, buradaki patika yoldan araçları
boş olarak, erleri de yaya olarak KİRA Köyü’ne indirdim. Tugay Komutanı
telsizde bulunduğum yeri sordu. Ben de “Portakal bahçeleri içindeyiz
hiçbir yer görünmüyor” dedim.
Bana “Ha gayret Omorfo fatihi olacaksın” dedi. Ama nerede olduğumuzu
bilmiyoruz ki Omorfo fatihi olalım. Gerekli güvenlik önlemlerini
aldık, eller tetikte yola devam ederek hiçbir direnişle karşılaşmadan
OMORFO’ya girdik. Araçlarla şehirde bir tur attık, yine aynı yere
geldik. Yolu şaşırdığımızı anladım. Şehir bomboştu, hiç kimse yoktu.
Yanımızdaki mücahit Omorfolu’ydu ama 14 sene önce buradan çıkmış,
bizim gibi o da yeni yolları bilmiyordu. Araçlardan inmiş karargâh subaylarıyla
haritadan yolu bulmaya çalışıyorduk. Birden eli silahlı bir
Rum askeri çıkageldi. Refleks olarak at silahını diye bağırdım. Silahını
yere bıraktı, işaret ettim, geldi. GAZİVEREN yolunu göstermesini
istedim. Çok tereddüt etti. Ben de ona yolu gösterirse hiçbir şey
yapmayacağımızı, yani öldürmeyeceğimizi, söyledim, istemeye istemeye
de olsa yolu gösterdi. Yanımızdaki mücahidin tek faydası da bu tercümanlık
oldu. Elimizdeki harita çok eskiydi ve bu haritada iki GAZİ-
VEREN’e vardı. İlerlemeye devam ederek bir köye geldik.
Yol üzerindeki bir bahçede Atatürk büstü gördüm. (Rumlar köye
gelince büstün iki gözüne ateş etmişler. Canlı askere ateş etmeye
korkanlar, Ata’nın üstüne ateş edebiliyorlarmış. Büyük cesaret doğrusu!)
Buranın bir okul olduğunu anladım. “Kimse yok mu” diye bağırdım.
Okulda saklanan çoluk çocuk, genç ihtiyar, bütün halk birden yola
döküldüler. Askerlere sarılanlar, sevinçten ağlayanlar görülmeye değer
tam bir bayram havasıydı. GAZİVEREN’e geldiğimiz zaman bizi kamuflaj
elbiseli olarak görünce Rumlar geri geldi zannetmişler, çok
korkmuşlar. Burada yeniden tertiplendik, savunma tedbirlerimizi aldık.
Akşam genç bir öğretmen geldi. DOĞANCI Köyü çok yakınmış. Ama
bizim bölgenin dışında kalmış. Bir takım asker göndermemi rica ediyordu.
Sabah bir takım askeri de DOĞANCI Köyü’ne gönderdim.
Böylece bize verilen hedeflere ulaşmış olduk. Kıbrıs Barış Harekâtı bu
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
423
son hedefin de ele geçirilmesiyle fiilen sona ermiş oldu.” 131Diye anlatmaktadır
D. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI MUHAREBELERİ
15 AĞUSTOS 1974, Saat 06.00, 15 AĞUSTOS günü genellikle sakin
geçti. Ancak karşılıklı topçu ve havan ateşleri devam etti. Saat
06.00’dan itibaren düşmanın topçu ve havan ateşleri tekrar başladı.
Kuşatılmış durumda olan Yunan Alayının kuşatma çemberini yarmak
için yaptığı geçici teşebbüsler bir netice vermedi. Saat 14.07 , Saat
14.07′ de Alay S-3’ü Kor.Kh.ına çağrıldı ve Alayın son durumu hakkında
bilgi alındı. Alayın Yunan Alayını imha için yapacağı harekata manevra
elemanı olarak bir yardım yapılamayacağı ancak ateş gücü ile harekatın
destekleneceği belirtildi. Zaten Kor.nun elinde 1 Tb. kadar bir kuvvet
vardı. S-3, Alayın açık arazide zayiat vermesini önlemek için, bölgedeki
hakim arazinin mutlaka ele ele geçirilmesi gerektiğini, Kolordu Komutanına
teklif etti. Kolordu Komutanı; “Magosa istikametinde taarruz
eden birliklerimizin ivedi takviye istediklerini, bugün de kendilerine
hava desteği sağlanamayacağını, ayrıca, Alayın batısında Komando Tugayının
büyük kısmının OMORFO istikametinde taarruza başladığını
belirterek, Alayın karşısındaki düşman kuvvetini yerinde tespit etmeye
devam etmesini ve yarına kadar beklemesini” emretti.
Alayın ısrarlı hava destek isteği üzerine, saat 14.30’da, üç uçaktan
oluşan bir kol, alayın istediği bölgeleri 2 dakika süre ile baskı altına aldı.
Bu baskı etkili oldu ve R.M.M.’nin topçu ve havan ateşleri kesildi.
Saat 17.00’de, BAYRAKTARLIK DAL-2 (İstihbarat Şube Müdürü) Kurmay
Yarbay Hilmi ŞENGÜN, R.M.M. topçu ateşlerinin LEFKOŞA içindeki
elçiliklerin bulunduğu bölgeden geldiğini bildirdi.
Bölgenin koordinatları alayın desteğindeki topçu bataryasına bildirildi.
Bataryanın atışları çok etkili oldu. Kısa bir süre sonra, R.M.M.
topçusunun susturulduğu haberi geldi.
Olay, meskûn mahalle ateş edildiği gerekçesiyle Barış Gücü ve
yabancı elçilikler tarafından protesto edildi. Saat 18.00 sıralarında
hava alanı güneyinden yoğun topçu ateşi başladı. Hemen arkasından
131 Sever, age., s.115.
ALİ DENİZLİ
424
YEROLAKKO’daki R.M.M. topçusu ile YUNAN Alayı bölgesindeki havanlar
da buna katıldılar.
Topçu bataryası ile 106 mm.lik havanlarımızın karşı ateşine rağmen,
hava alanı güneyindeki R.M.M. topçusu devamlı mevzi değiştirerek
etkili olmaya devam ediyordu. Saat 18.15’te ORTAKÖY Grubu’nun
4’üncü bölüğünün ele geçirdiği tepeye Yunanlılar bir bölük
kadar kuvvetle karşı taarruz yaptı. Bu taarruz 4’üncü Bölüğün ateşleri
ile püskürtüldü. Bu arada tepe üzerinde göğüs göğüse muharebe cereyan
etti ve tepe bizde kaldı. Bu çatışma Yunanlıların ağır zayiata
uğramasıyla sonuçlandı. Yunan Alayı’nın bu defa kampın hemen kuzeyindeki
bölgeye yaptığı karşı taarruzda KTK Alayı birliklerinin
açtığı şiddetli ateş sonucu durdu. Daha sonra Yunanlılar kendi kamp
bölgesinden geri çekildi.
Yunan Alayı kuşattığımız kuzeybatı yanını açmak için sürekli
gayret gösteriyor ancak başaramıyordu.
Saat 19.15, Kolordudan hava keşfi istendi. Saat 19.15’te bölgeye
gelen keşif uçakları, R.M.M. topçu mevzilerinin, FiN Kontenjan kampının
hemen yanında olduğunu tespit ettiler. Her defasında olduğu gibi
uçakların görülmesi ile birlikte R.M.M. topçu ateşi kesildi. Bölgeye yaklaşan
araç farlarından YUNAN Alayının takviye edildiği anlaşılıyordu.
Bugün K.T.K. Alayı bölgesinde, Hava Alanı güneyinden doğuya
doğru, YUNAN Alayı kampının bulunduğu sırtlar istikametinde yapılan
taarruz, başlangıçta birkaç yüz metre gelişti ise de Yunanlıların yoğun
ateşlerine maruz kalarak zayiat verilmesi üzerine, Alay taarruz öncesi
hatta çekilmek zorunda kaldı. Kolordudan tankla desteklenmenin
ardından tekrar taarruz etme teklifi kabul edilmedi. Zira bu esnada küçük
çaptaki Kolordu ihtiyatı hariç, tüm birlikler muharebelere angaje
olmuşlardı. K.T.K. Alayının mevzilerinden çıkarak tekrarlayacakları
taarruz kritik sonuçlara neden olabilirdi. Bu nedenle Alayın halen
bulunduğu hatlarda kalması emredildi.132
132 Sever, age., s.193-194.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
425
KTKA, bugün sabah Yunan alayı mevzilerine doğru taarruza yeniden
başladı. Ortaköy güneyinde ve Lefkoşa Hava Alanı doğusunda
Yunan alayı inatla mukavemet etti.
Taarruzla ele geçirilen bir mevziyi biraz sonra Yunan alayı karşı
taarruzla tekrar alıyor. Tepeler sık sık el değiştirdi. Yakın hava desteğinin
tamamı tümenlere tahsis edildiğinden, muharebe eşit iki kuvvet
arasında. Her iki ta/af da zayiat verdi. Akşama doğru Türk ve Yunan
alayı sabahki mevzilerine çekildiler.
IV. 2 NCİ BARIŞ HAREKATI 3 NCÜ GÜN
16 AĞUSTOS 1974
Bugün, 39 ncu Tümen, dün Mesarya ovasının kuzeyini tamamen
ele geçirip Akatu boğazı ve Karpas yarımadasını güneyden tecrit ettiğinden
bu taarruzlar bir temizleme harekâtı şeklinde cereyan etti. 28 nci
Tümen, Magosa’ya girdi ve Maraş bölgesini işgal etti. Güneyde de
Kiracıköy işgal edildi ve bugünkü sınıra kadar bölge kontrol altına
alındı.Batıda Komando Tugayı, saat 10.00’da kuzeyde Mirtu’ya, güneyde
Ma-sari’ye girdi. İleri harekâta devamla saat 14.45’te Gaziveran,
16.30’da da Lefke ve Gemi Konağı işgal edilerek bugün bulunulan
hattın kuzeyi tamamen kontrol altına alındı.
ALİ DENİZLİ
426
A. 39 NCU PİYADE TÜMENİNİN HAREKATI
16 AĞUSTOS 1974, Saat 06.00, 16 AĞUSTOS saat 06.00’dan itibaren
BORA Özel G/K MEHMETÇİK Mücahit Taburu ile birleşmek maksadıyla
ileri harekatına devam ederek MEHMETÇİK bölgesine kadar
ilerlemiş ve MEHMETÇİK’teki mücahitlerle birleşerek KARPASLAR
bölgesinde Kor.K.lığınca emredilen arama ve tarama faaliyetleri icra
etmişlerdir.
14 ncü P.A. DEĞİRMENLİK bölgesini temizlemeye devam etmiş,
49 ncu P.A. 1 nci P.Tb. 16 AĞUSTOS sabahından itibaren SINIRÜSTÜ
bölgesine intikal ederek İSKELE-BOĞAZ bölgesini BORA Özel G/K.den
devir teslim almıştır. BATMAN J.Komd.Tb. 2 koldan saat 06.00’dan
itibaren başlattığı ANTİMONİTİS Manastırı ile DELİK Köyü arasındaki
savunma hattını ele geçirmiş ve işgal etmiştir.
B. 28 NCİ PİYADE TÜMENİNİN HAREKATI
16 AĞUSTOS 1974
28 nci Tümen 16 AĞUSTOS 1974 günü, kolorduca verilen hedefin
10-12 km. kadar güneyine inerek DERİNYA kuzeyi-İngiliz DİKELYA
Üssü hattına kadar ilerledi.
1. Zırhlı Alay Komutan Yardımcısı Tank. Albay Ahmet Demir
(Emekli Tuğgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
16 Ağustos 1974, Saat 10.00
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
427
“16 Ağustos saat 10.00 civarında Tümen Komutanı Tümgeneral
O. Fazıl POLAT Magosa Kalesi’nde merasimle karşılanırken, Alayımız
Magosa’yı güneyden kuşatıp, İngiliz üssü sınır olmak üzere denize kadar
uzanarak güney hududunu da çizmiş oluyordu. 28 Ağustos 1974
gününe kadar alayımız Magosa’nın emniyeti ile geri kalan güçlerin
temizlenmesi görevini sürdürmüş daha sonra yeni verilen görevi yerine
getirmek üzere, Magosa’yı yeni gelen birliklere teslim ederek ayrılmıştır.
Alay personeli verilen görevini başarıyla yapmanın gururunu
taşımaktadır. “133 Diye anlatmaktadır.
2. Hava İndirme Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı
Cumhur Evcil ( E. Tümgeneral ) Şöyle Anlatmaktadır
“Ben, bu gün 2 nci Paraşüt Taburuna gittim. 2 nci Paraşüt Taburu,
28 nci Tümen bölgesinde ve Larnaka karşısında görevli. Hava kararmadan
Trulli Tepe’de, tabura ulaştım.
Trulli Tepe, Larnaka’ya birkaç kilometre mesafede. Larnaka
sanki ayağımızın altında. Dürbünle baktığımızda şehirdeki telâşı
görebiliyoruz. Buraya gelirken yolda 28 nci Tümen Komutanı Tümgeneral
Fazıl Osman Polat’ı gördüm. O da, ileri harekâtın durdurulması
133 Demir, s.17.
ALİ DENİZLİ
428
için uğraşıyor, bizzat birliklere gidiyor. 2 nci Paraşüt Taburuna gideceğimi
öğrenince memnun oldu. Trulli Tepe’den hem Larnaka’yı seyrediyor
hem de acaba ilerlesek mi diye kendimle mücadele ediyorum.
Aldığım emir, düşüncelerime set çekti. Tabur Komutanı Binbaşı
Ömer Kocabıyık’la taburu muhtemel bir saldırıya karşı hemen tertipledik,
gerekli emniyet tedbirlerini aldık. Ateş de kesildi. Artık bir
süre, Larnaka’yı hep bu tepeden seyredeceğiz. Gece tekrar karargâha
döndüm.Müteakip günler bölgenin temizlenmesi ve savunma önlemlerin
alınması ile genellikle sakin geçti.” 134diye anlatmaktadır.
GAZİLER (PİRCİ) Muharebesi :
61 nci P.A., 16 AĞUSTOS’da GAZİLER köyünün ele geçirildiğini,
ancak birliklerin mahkum arazide olması nedeniyle, kuzeye çekildiğini,
düş-manın da GAZİLER köyünü ele geçirdiğini bildirdi. 28 nci Tümen
komutanı, 17 AĞUSTOS’da köyün geri alınmasını emretti. Köyde 6-7
tankla desteklenen bir bölük kadar düşman, 61 nci P.A.nın 2 nci
Tb.na bu imkanı vermedi. Tümence, bölgeye 1 nci Top.Tb.nün ve
Gös.ve Tat.A.dan bir tank takımının sevk edilmesiyle saat 19.15’de
GAZİLER köyü tekrar ele geçirildi.
134 Evcil, age., s.111.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
429
61 nci Piyade Alay
komutanı Kurmay Albay
Şinasi Can Şöyle Anlatmaktadır
“2 nci Barış Harekatında
61 nci Piyade
Alayına hareket kabiliyeti
ka-zandırılmıştır. Emrine
Gösteri Tatbi-kat
(Tank) ve 2 nci paraşüt
Taburu verilmek suretiyle
Başarıdan Fayda-lanma
Kuvveti oluşturulmuştur.
Şimdi bazı dökümanlarda,
Tank Alayı Başarıdan
faydalanma Birliği, 61 nci
Alay da Takip Destek
Birliği olarak yazılıyor. Bu
doğru değil. Tankların
önden gidişinin nedeni ,
Tank. piyade işbirliği kuralının
bir sonucudur. Emri ben verdim. Timbu Havaalanı alındıktan
sonra beraberlik dağıldı. Tank Alayı Magosa istikametinde giderken 61
nci Alay güneye taarruz ederek önce kritik arazi olan 900 m. yüksekliğindeki
Tınaz Dağına taarruz edilerek ele geçirildi. Dağın güneyinde
GAZİLER ( Piroi) köyü ve Kiracıköy var . Burası Lefkoşa – Limasol yolu
üzerinde bir kavşak mutlaka alınması lazım ancak köy tank ve piyade
ile savunuluyordu. Bu harekat 2 nci P.Tb.la birlikte ben sevk ve idare
etmek zorunda kaldım. Tümen komutanı 6 km gerimizdeki bizi destekleyen
Topçu mevziinden ileri gözetleyicinin telefonuyla bir kaç defa
benimle görüştü. Tınaz Dağı keskin bir sırt ile Gaziler’e iniyordu. İleri
gözetleyicinin yanından köydeki Rumlar’a ait Rus T-34 tanklarının ateşini
seyrederken kulağımın dibinden tank mermilerinin geçişini seyrettim.
Bizim Topçu ve Ağır Havanların köyü allak bullak edinceye kadar
bekledim. Bütün endişem zayiat vermeden hedefe ulaşmaktı. Vatan
evladını, göz göre göre ateşe atmanın bir kahramanlık olmayacağını
Lapta-Karava muharebesinde düşünerek sabırlı hareket etmiştim.
ALİ DENİZLİ
430
Bu arada 16 agustos akşamı ateşkes ilan edilmiş, bizim ondan haberimiz
olarak, köyü ateşle dövmeye devam ettik ve 17 Ağustos 1974
sabahı açık düzende başta ben ve Tb. K. olmak üzere yıldırım gibi hattı
balayı aşarak Gaziler koyüne zaptettik. Zayiat yok. İşte gaye bu. Şimdi
uydurmalar var, köyü 16 Agustosta almışız, geceyi geçirmek için geriye
çekilmiş , böyle olmadı., nasıl olduğunu ben ve 2 nci P. Tb. dan halen
yaşayanlar biliyorlar. Biz zorlanmışız, Tümen Komutanı topçu taburu
ile , tank takımı göndermiş, Yanlış, bir Topçu taburu başından beri bizim
desteğimizdeydi. Ayrıca tanklardan 2tank biz köyü aldıktan sonra
ancak gelebildiler. Akıncıların alınması nedense hiç konuşulmuyor, peki
sınırın o aşağı sarkan kısmı nasıl alındı. Bugünkü sınır işte o bölgede
61 nci P. A nın 2 nci .Tb. tarafından, DİKELYA’ya kadar olan bölümü
de 61 nci P.A. 1 nci tabur tarafın alınmış ateşkes nedeniyle kalınmıştır.
Ben Alayımla övünüyorum, çünkü hazarda K.K. Denetleme Kurulunun
denetlemesinde 1 nci olmuştu. Ayrıca yaptığı atışlı tatbikatında
yabancıların önünde takdir toplamıştır. Muharebedeki durumunda da
son derece başarı gösterdi. Biz 28 nciTümen Komutanı Tümgeneral
Osman Fazıl Polat’ın emrinde 4 değerli Kurmay Albaydık. Hiçbirimiz
terfi edemedik, herhalde bizi karşı taraf şurası değerlendirdi diye düşündük.
.135 “ demektedir
C. KOMANDO TUGAYI HAREKATI 16 AĞUSTOS 1974
3 ncü Komd.Tb. buradan da ileri harekata devamla MEVLEVİ-
AKACA-AŞAĞI BOSTANCI kuzeyi-GAZİVEREN istikametinde ilerleyerek,
önemli bir mukavemetle karşılaşmadan 161130 AĞUSTOS’da
GAZİVEREN’e ‘ geldi ve çepeçevre tertiplendi.
4 ncü Prş.Tb.(-) da aynı gece YILMAZKÖY-ŞİRİNEVLERKÖRDEMEN-
RİGATOS MANASTIRI yolu ile MEVLEVİ bölgesine intikal
etti. Tb. iki Prş.BI. ile AŞAĞI BOSTANCI kuzeyi-GÜZELYURT BARAJI
arasında savunma için tertiplendi. 2 nci Komd.Tb.da 16.11.40
AĞUSTOS’da KARPAŞA ve ÇAMLIBEL köylerini ele geçirdi. İleri harekatına
devam ederek saat 24.00’de AKDENİZ ve KORMACİT köylerine
ulaştı. 3 ncü Prş.Tb. ise RİGATOS MANASTIRI bölgesini elde bulundurmaya
devam etti.
135 E. Kurmay Alb. Şinasi Can (61 nci Piyade Alay Komutanı) yaşı 86, 13 Ağustos 2013
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
431
Saat 14.45, 15/16 AĞUSTOS gecesi de devam eden çalışmalar neticesinde
GÜRPINAR güneyindeki mayın tarlası 16 AĞUSTOS sabahı
temizlendi ve yol açıldı. Bu istikametten taarruza devam eden Tnk.Tb.
G/K.de ve 3/4 ncü Prş.Tb. 14.45’de GAZİVEREN’e gelerek, 3 ncü
Komd.Tb. ile birleşti.
Saat 15.45, İhtiyat 1 nci Komd.Tb.da motorlu olarak saat 13.00’de
ŞİRİNEVLER’ deki toplanma bölgesinden hareketle YILMAZKÖY-SERHATKÖY-
AŞAĞI BOSTANCI yolu ile 15.45’de GAZİVE-REN’e geldi.
Burada yapılan akaryakıt ikmalini müteakip Tnk.Tb. Görev Kuvvetini
de emrine alan 1 nci Komd.Tb. 17.30’da GAZİVEREN köyün-den hareketle
LEFKE istikametinde ileri harekata başladı.
Önemli bir mukavemetle karşılaşılmadan, nüfusunun tamamı
TÜRK olan LEFKE kasabasına 18.45’de girildi ve derhal emredilen
hatlarda savunma için tertiplenildi.
Saat 19.00, 161900 AĞUSTOS 1974’de ilan edilen ATEŞKES saatine
kadar Komando Tugayı birlikleri GEMİ KONAĞI-LEFKE güneyi-
ALIÇLAR-TAŞKÖY kuzeyi-ASTROMERİT kuzeyi-AVLONA kuzeyi-
DENYA kuzeyi-MAMMARİ kuzeyi hattını elde etmiş oldular.
ALİ DENİZLİ
432
16 Ağustos 1974
2. 3 ncü Paraşüt Tabur Komutanı Yarbay Turan Erdem (E. Tuğgeneral)
Şöyle Anlatmaktadır;
Saat 04.00
16 Ağustos 1974 günü 04.00’te İs. Tb. komutanı ilgili personelle
birlikte mayınlı bölgeye geliyorlar. Temizlik başlıyor. Gerideki mayın
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
433
patlamalarını ben Profitis İllias manastırı sırtlarındaki Tb. gözetleme
yerimden devamlı izledim. Gene Yzb. Nevzat Şimşek’e göre yoldan 15
kadar tank mayını, yolun tarafeyninden ise 80 kadar antipersonel mayın
toplanıyor veya tahrip ediliyor. Temizlik işi saat 08.30’a kadar
sürdü. Bu mayın hikâyesi bir istihkâm erinin ayaklarından birinin
kesilmesine, diğerinin gözlerinin tamamıyla kör olmasına, birkaç
tanesinin de ağır veya hafif yaralanmasına ve bir REO aracının 3′ üncü
kd.lik olmasıyla sona erdi. 16 Ağustos 1974 günü saat 04.00’te 2 nci
Prş. Bl.ü bulunduğu sırtlardan Rigatos istikametinde taarruza başladı.
Saat 05.00 sıralarında 2 nci Bl. komutanı telsizle Skylump’u işgal ettiğini
arz ediyordu. Tb. gözetleme yerinde son durumu değerlendiriyor
ve karargâhımı Rigatos’a nakle Hazırlanıyordum. Bir haberci gelerek
Komondo Tugay komutanının gönderdiği Tb.lardan 3 ncü Kom.
Tb.unun geldiğini ve Köndemen’de kılavuz beklediğini bildirdi.
Saat 09.30-10.00 civarında da 4 ncü Prş. Taburunun Köndemen’e
geldiği ve kılavuz istediği haberi geldi. 4 ncü Prş. Tb.unu ve Köndemen’de
kalan tank takımını da peşime takarak Rigatos’a doğru yürüdüm.
Rigatos’tan Kira’ya 4 ncü Prş. Tb.unu sevk ederek orada bulunan
bir ağaç altına oturdum. Yüzümü batıya döndüm.
Omorfo ve Lefke körfezi ayaklarımızın altındaydı. Dürbünümle
baktım. Omorfo bomboştu, iki muhribimiz gelin gibi süzülerek Lefke
körfezine giriyorlardı. O andaki hissiyatımı burada ifadeden acizim.
16 Ağustos’tan sonra taarruza devam etseydik bütün Kıbrıs bizimdi.
ALİ DENİZLİ
434
Saat 11.00, Takriben saat 11.00 sıralarında 1 nci Bl. Rigatos’a geldi.
Kira’nın emniyetini almasını, hâkim sırtlarda savunma için tertiplenmesini
emrederek 1 nci Bl.ü Kira’ya sevk ettim.
Saat 12.30-13.00 sıralarında harekât ve eğitim subayı gelerek 3
ncü Bl.ün Kalahorya’ya girdiğini 8-10 esir ve hafif silâh alındığını;
bölüğün tertiplenmekle meşgul olduğunu; sivil halkın şehri boşaltmalarına
müsaade edildiğini arz etti.
Öğleden sonra saat 15.00 sıralarında Kom. Tuğ. komutanı tekrar
telsizle beni aradı. Kısaca şu emri aldım: 3 ncü Prş. Tb.u Filiya-
Denya-Mammari’nin hemen kuzeyindeki sırtları işgal, tahkim ve savunacak.
Aslında geriye dönerek güneye doğru savunma tertibi almam
emrediliyordu. Yapılan keşiften anladım ki Denya ve Mammari
hâlâ Rumlarda idi. 16 Ağustos 1974’te tekrar ateşkes ilân edilmişti.”
136diye anlatmaktadır.
136 Erdem, age., s.89-92.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
435
YUNAN ALAYINI İMHA EDEN
KAHRAMANLAR
3 NCÜ BÖLÜK KOMUTANI
YÜZBAŞI ÖNDER ESİN

KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
437
E. KIBRIS TÜRK KUVVETLERİ ALAYI MUHAREBELERİ
YUNAN ALAYININ İMHASI (16 AĞUSTOS 1974)
Saat 06.00
16 AĞUSTOS günü
KTKA’ın ALAYKÖY’ü ele
geçirmesi için saat 06.00’da
iki jet uçağı tahsis edildi.
Gelen uçaklar YUNAN
ALAYI ve ALAYKÖY’ü
bombaladılar. Saat 07.30′
da Kor.K.nı Alay Komutanına
telefon ederek
“YUNAN ALAYININ İMHA
EDİLMESİ VE KAMPIN
ELE GEÇİRİL-MESİ”
ni emretti. Saat 10.00’da ilk
kol uçakların gelmesi ile
Alayın bütün birlikleri
taarruza başladılar. 2/50 nci P.A. güneyden Dil Okulu istikametindeki
Yunan A.nı kuşatıcı tarruzları gelişmeye başladı.
ORTAKÖY Gr. BAYPASS yolunu kesti, ÜÇ TEPELERİ (KEŞİF T.)
ve HASTANE Tepeyi ele geçirdi. Bu arada LEFKOŞA hapishanesi ve
havaalanı gerilerinden birliklerimiz üzerine yoğun topçu ateşi başladı.
ALİ DENİZLİ
438
Saat 15.30’da Hava alanı Gr.nun taarruzu süratle gelişti. Gr.un ileri
unsurları DİLOKULU’na 300-400 m. yaklaştı. Yolun güneyindeki tepeye
taarruz için tertipleniyordu.
Bu arada ORTAKÖY Gr.nun hedefleri tamamen ele geçirildi.
Saat 16.00 ‘da Yunan A. tamamen kuşatıldı. Buradaki RMMO.Kh. imha
edildi, bu arada Kor.K.lığı 6 tanklık bir birliği alay emrine verdi, bu
tankların iki tanesi Kşf.Tk.nın emrine, 4 tank ise GÖNYELİ Gr.nun emrine
verildi. Aynı saatlerde HAVA ALANI Gr.DİLOKULU’nu ele geçirdi
ve tepeye TÜRK Bayrağı’nı dikti. GÖNYELİ Gr. 4 tank ile Yunan Alay
kampındaki KİLİSE Tepeye taaruz ederken, Kşf.Tk. aynı anda SUNALP
kampından Yunan kampına taarruza başladı. Bölgede çok kanlı muharebeler
cereyan etti.
Saat 17.50, Saat 17.50’de GÖNYELİ Gr.K.ı KİLİSE T.nin ele geçirildiğini
ve Yunan A.Kh.binasında bulunduklarını belirtti. KİLİSE T.ye
TÜRK Bayrağı’nı dikti. Böylece Alaya verilen görev kısa zamanda başarılmış
oldu. Yunan A. içindeki KİLİSE T.de, DİLOKULU’nda ve BAYPASS
yolu üzerinde ÜÇ TEPELER’de de TÜRK Bayrağı dalgalanmaya
başladı. Bu gece saat 22.00’de Alay emrine verilen 2/14 ncü P.A.nın 6 ncı
Bl.ü gece karanlığında sızarak, ALAYKÖY güneyindeki hakim arazi
kesimini ele geçirdi. Buradaki
RMMO birlikleri
karşılık vereme-den hepsi
teslim oldular. Böylece
ALAYKÖY’de ele geçirilmiş
oldu
Bu muharebelerde
Yunan Alayı 158 ölü verdi.
Alay Komutanı sancağını
dahi alamadan Alayını
terk etti.
Yunan A. sancağı
TÜRK birliklerinin eline
geçti. Sancak daha sonra
TÜRK Genelkurmay Başkanlığına
gönderildi.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
439
1. 6 ncı Kolordu İstih-barat Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer
Sever (E. Korgeneral) Şöyle Anlat-maktadır;
“15-16 Ağustos gecesi doğuda belirlenen hedeflere ulaşılmış ve
gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştı. Batıda taarruz yavaş gelişiyordu.
K.T.K. Alayı taarruz hazırlıklarını tamamlamış, Kolordu Komutanlığından
verilecek takviye kuvvetini taarruz emrini bekliyordu.
Saat 05.00’te, K.T.K. Alayına taarruza başlaması için emir verildi.
Alayın yakın hava desteğine tahsis edilen iki uçak 06.00’da bölgeye
gelerek YUNAN Alayına ve YEROLAKKO’ya taarruz ettiler. Kolordu
Komutanı 07.30’da K.T.K. Alay Komutanına telefonla, YUNAN Alayının
imha edilmesini ve kampının ele geçirilmesini emretti.
K.T.K. Ayının muharebelerine diğerlerinden fazla yer verilmesi
merak konusu olabilir. Alayın her hareketi, kımıldanışı bütün dünyanın
gözü önünde oluyordu. R.M.M., Birleşmiş Milletler Barış Gücünün,
LEFKOŞA’daki bütün devletler misyonunun gözü kulağı her
şeyi bölgenin üzerinde idi. R.M.M. aynı zamanda onların her konuda
sağladığı avantajı, yararları çok güzel ve işine geldiği şekilde yüzsüzce
kullanıyordu.
GÖNYELİ Grubu, taarruz için tertiplenmesini tamamladı. ORTAKÖY
ve hava alanı Gruplarına ise taarruz hazırlıklarını hızlandırmaları
emredildi. ORTAKÖY GRUBU BYPASS yolunu kesti, ÜÇ TEALİ
DENİZLİ
440
PELER’! ve HASTANE Tepeyi ele geçirdi. LEFKOŞA Hapishanesi ile
HAVA Alanı güneyinden birliklerimiz üzerine yoğun bir topçu ateşi
başladı. Bir gün önce FİN Kontenjanı kampının civarında olan
R.M.M. topçusu baskı altına alındı.
Saat 14.00 ,sıralarında, irtibat subayı aracılığı ile Barış Gücü protesto
edilerek “Elçilikler bölgesindeki topçu ve havanlar ateşi kesmezler
ise, tüm bölgenin ateş altına alınacağı bildirildi. Kısa bir süre sonra
R.M.M.’nin topçu ve havan ateşleri kesildi.
Saat 15.30’da Hava Alanı Grubu (50’nci P. Alayı 2’nci P. Taburu)’
nun taarruzu hızla gelişti. Grubun ileri unsurları GRAMMER
SCHOOL’a 400 m. uzaklıkta, yolun güneyindeki tepeye taarruz için
tertiplendiler. ORTAKÖY Grubu hedeflerini tamamen ele geçirdi ve
kaçış yolu asfalt kesildi. Buradaki R.M.M. (YEEF) komuta yeri tahrip
edildi.
Saat 16.30, Kolordu Komutanlığı 6 tanklı bir takımı, saat 16.30’da
alayın emrine verdi. Aynı saatte HAVA ALANI Grubu GAMMER
SCHOOL’u ele geçirerek okul binasına ve tepeye TÜRK bayrağını çekti.
GÖNYELİ Grubu, 4 tank ile cepheden YUNAN Alayı kampındaki
KİLİSE Tepeye taarruz ederken, K.T.K. Alayının Keşif Takımı aynı
anda SUNALP Kampının karşısındaki YUNAN Alayı kampına taarruza
başladı.
Saat 16.45, GÖNYELİ Grubu saat 16.45’te YUNAN Alayı kampına
girdi ve burada iki alay göğüs göğüse, tırnak tırnağa boğuşmaya
başladı. Bu arada Keşif Takım Komutanı ağır yaralandı. Saat 17.50’de
GÖNYELİ Grup Komutanı, KİLİSE Tepenin ele geçirildiğini, şu anda
komutanlık binasından konuştuğunu, KİLİSE’ye bayrağımızı dikeceğini
bildirdi. Alaya verilen görev en iyi şekilde başarılmış, YUNAN
Alayı kışlası içindeki KİLİSE Tepede, GRAMMER SCHOOL Tepesinde
ve BYPASS Yolu üzerindeki ÜÇ TEPELER’de TÜRK BAYRAKLARI
dalgalanmaya başlamıştı.
Bugünkü muharebelerde YUNAN Alayı imha edilmiş ve bütün
silah, araç ve gereçleri elimize geçmiştir. Bugünkü muharebelerde
YUNAN Alayının savaşma azmini ve direnişlerini inkâr etmemek
gerekir. Onlar da kendilerine düşen görevi kahramanca yerine getirmek
için canla başla ve cesaretle savaştılar. Ancak sonunda kaybettiler.
YUNAN Alay Komutanının telsizde son haykırışı ‘TÜRKLER bizi
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
441
bitiriyor” oldu. Saat 18.00’de K.T.K. Alayı ele geçirilen arazi kesimlerinde
yeniden tertiplendiler. Saat 22.00 de K.T.K. Alayı ele geçirilen
arazi kesimlerinde yeniden tertiplendiler.
Saat 22.00’de alayın emrine verilen 14’üncü P. Alayının 6’ncı P.
Bölüğü, gece karanlığında sızarak YERELAKKO güneyindeki hakim
arazi kesimini ele geçirerek işgal etti. Burada bulunan R.M.M. birlikleri
karşılık vermeye fırsat bulmadan teslim oldular. “137 diye anlatmaktadır.
A. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Alay Komutan Yardımcısı Piyade
Yarbay Gültekin Alpuğan Şöyle Anlatmaktadır
“01 Ağustos 1974 günü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Eşref
Akıncı ve 2 nci Ordu Komutanı Orgeneral Suat Aktulga Kıbrıs’a gelerek
kolordu komutanlığınca yapılan toplantıda KTKA’nın 39 ncu Piyade
Tümeni emrine verilmesi ve Hava Alanının kontrolünün KTKA’ca
sağlanması emri verilmiş ve Alayın bundan sonraki harekatının taarruz
olacağı emredilmiştir. Bu emir üzerine Alayın programlar ve planları
bu istikamette yeniden düzenlenmiştir.
137 Sever, age., s.195-196.
ALİ DENİZLİ
442
03.09.00 Agustos 1974 günü 4 ncü paraşüt taburu esas birligine iade
edilmiş ve 50 nci piyade Alayı 2 nci P. Tb ile değiştirilmiştir. Alayın
emrine bir adet topçu bataryası verilerek Gönyeli bölgesinde mazilendirilmiştir.
07.12.00 Ağustos, 1974 tarihinden itibaren Türk – Yunan Barış
gücü temsilcileriyle yeşil hat tesbit çalışmaları başlatılmıştır. 09 Agusts
1974 günü saat 23.30 de 39 ncu Tümenden verilen ön emirle muharebelerde
kullanılan 4 adet tank ve 3 adet kariyer birliğine iade edilerek
yerine A.K.Yrd. tarafından 5 adet Tank ve 2 adet Havan kariyeri ile değiştirilerek
Gönyeli Grubu bölgesi takviye edilmiştir.
Bu sürede, düşmanın faaliyetlerini devamlı artırdığı KTKA bölgesinde
tahkimatlar yapmakta ve kısa süreli mahdut ölçüdeki kuvvetleriyle
tatbikatlar icra etmekte olduğu gözlenmiştir.
YUNAN ALAYI VE HAVA ALANINA YAPILAN 2 NCİ
TAARRUZ HAREKATI
Karşılıklı hazırlıkları
müteakip Kıbrıs saati ile, 13
Agustos 1974 saat 13.04.30
günü 2nci safha harekatın
başlayacağı emri verilmiştir.
13 Agustos saat 05.30 – 05.50
arası hava harekata başlamıştır.
Ancak KTKA’nın
kuzey bölgesi ve bilhassa
Magosa istikameti Barış
Kuvvetlerinin yapacağı muttemel
bir taarruzi harekata
karşı mayınlanmış ve engellerle
kapatılmıştır olduğundan
birliklerin harekatı için
engellerin imhasını sağlayacak
taarruz geçidi açmak
için gerekli olan Bangelero
torpidoların Kıbrıs ile Türkiye
arasındaki saat farkı
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
443
nedeniyle gecikmeli olarak gelmiş, uçaklarımızın hava akınının ardından
torpidolar, getiren helikopterlerin inme alanı. düşman tarafından
kesif bir ateş altına alınmıştır.
Torpidolar 3 Agustos 05.00’den itibaren düşman topçu ateşi altında
ateş fasılarından istifade edilerek A. K. Yrd. tarafından tahliye edilerek
28 nci. Tümene teslim edilmiştir. Bu malzemelerle açılan gediklerden
taarruz başlamıştır. Barış Gücünün düşman lehine yaptığı istihbarat
faaliyetlerinin artması üzerine üst komutanlıktan alınan emirle Barış
Gücü Birlikleri A.K. Yrd. tarafından muharebe alanı dışına çıkarılmıştır.
Gözetleme yerleri ve yerleşim yerleri bazı ufak çaplı direnişlere rağmen
tahrip edilerek kullanıl-maz hale getirilmiştir. Fin kontenjan Grupları
Lefkoşa’ya teslim edil-miştir.
KTKA Kıbrıs saati ile 13.04.30 Ağustos 1974 günü saat 05.30- 06.10
arasında yapılan hazırlık
ateşini müteakip
kati neticeli taarruz
başlamış oldu. Karşılıklı
yer yer etkili olan
ateşler devam etmekte
ve düşmanın yer yer
birliklerini kaydırmakta
olduğa tesbit
edil-di. 14 Ağustos
1974 günü 07.50 den
itibaren Hava Alanı
Grubu 50 nci Piyade
Alayı ‘ 2nci P. Tb. Yunan
Alayı kışlası istikametinde
ilerleyerek
kampı ile ele geçirmiş.
ve keşif takımının
motorlu hale getirilerek
Ortaköy Grubu
emrine verilip müteakip
hareket için güçlendirilmiştir.
Bilahare
karşılıklı ateşlerin
ALİ DENİZLİ
444
ardından Alayın kati neticeli harekatı için Tank takımı ile takviye
edilerek 16 Agustos 1972 günü saat 17.50’de Yunan Alayı tamamen ele
geçirilerek düşmanın panik halinde kaçması sağlanmış ve Alay sancağı
esir alınarak kolorduya teslim edilmiştir.
Bilahare ele geçirilen bu bölgede düşmanın müteakip bir harekatına
karşı A. AK Yrd. tarafından yeniden tertiplenme yapılarak savunma
düzenine geçilmiş, oldu. Zira, bu gibi durumlarda, en büyük
tehlike düşmanın mahdut ölçüde bir karşı taarruz yapma olasılığına
karşı tedbir alınmıştır. Alayın birlikleri Ortaköy Grubu ile cepheden,
Gönyeli Grubu ile Yunan Alayı istikametinden Hava Alanı grubu ile
Yunan Alay istikametinden yapılan kati neticeli taarruz harekatının
muhteşem seyri görülmeye değerdi. Askerler coşmuş, Allah Allah sesleriyle
düşmana saldırıyor kalleşçe şehit edilen arkadaşlarının kanlarının
yerde kalmaması için savaşıyordu. Bu muhteşem manzara karşısında
gurulanmamak ve hissiyata sahip olmamak ok zor bir olaydır.
Yaşamadan izah edilmesi mümkün değildir.”138 Diye anlatmaktadır.
NEVŞEHİR Jandarma Komando Taburunun 2’nci Bölük Komutanı
üsteğmen Halis DEVECİ şöyle anlatmaktadır.
(Zira bu görevi, Alay Komutanı Jandarma KOMANDO Bölüğüne
vermişti. Bunu birleşmeden sonra öğrenmiştik.) Tabur Komutanımız J.
138 E. P. Alb. Gültegin Alpugan (KTBK Alayı Komutan Yrd.) yaşı 80, 11 Şubat 2014
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
445
Binbaşı Hasan Cemil ERDEM hastanede olduğundan Tabur Harekât
Subayı J. Kd. Üsteğmen İbrahim MUTLUER ona vekâlet ediyordu. Saat
15.00 sıralarında beni çağırdı, 5 dakika içinde bölüğümle hazır olmamı,
bir saatlik motorlu yürüyüş mesafesinde bir yere gece harekâtı yapmak
üzere intikal edeceğimi bildirdi. Derhal hazırlanıp hareket ettik.
Beni bölüğümle, LEFKE’de 14’üncü Piyade ALAY Komutanı
Kurmay ALBAY Hayri ÜNDÜL’e teslim edip döndü.
14’üncü Alay Komutanı yanında Topçu Tabur Komutanı, bana şu
andan itibaren emirlerinde olduğumu, gece saat 24.00’te bölüğümle
A.M.H. (ASIL Muharebe Hattı)’dan hareketle, düşman bölgesinde bulunan
ve daha önce önümüzden kaçan Rumların sıkıştırdığı, köylerini
kahramanca savunan YEŞİLIRMAK’ lılarla temas kuracağımı belirten
emrini verdi.
Saat 18.00 sıralarında da harekât bölgesini görebilecek bir yere
birlikte çıkarak araziyi ve düşman durumunu açıkladı. Köye kadar
(GALİNİ) olan bölgede gece tehlike yoktu.
Harekât sırasında kendileriyle telsiz teması sağlayacak bir telsiz
ve operatörü ile her ihtimale karşı üzerinde 57 mm.lik Geri Tepmesiz
Top bulunan bir Jeepi mürettebatı ile birlikte emrime verdiler. Topçu
Taburu da istediğim yerlere baraj ateşi yapmak üzere hazırlıklı bulunacak
ve benimle telsiz temasında olacaktı.
Saat 24.00, Gemi konağı bölgesinde son hazırlıklarımı yapıp saat
24.00’te Gemi Konağı doğusunda bulunan A.M.H.’ndan hareket edeceğimi
bildirip başarı dileyerek ayrıldılar.
Aynı tepeden, Takım Komutanlarına kısaca görevimizi söyleyip
araziyi tanıttıktan sonra, son hazırlıkları yapacağımız ve hareket saatini
bekleyeceğimiz Gemi Konağına hareket ettik. Bölük aldığı emir gereğince
hazırlığını yapıp dinlenirken takım komutanlarıma uygulayacağımız
harekât planımızı anlattım.
Bugüne kadar aldığı görevleri başarıyla tamamlayan 2’nci Jandarma
Komando Bölüğü ön, yan, geri emniyet unsurları ile emniyet
tedbirlerini almış olarak saat tam 24.00’te A.M.H.’ndan muharebe yürüyüş
kolunda harekete başlayacaktı.
ALİ DENİZLİ
446
1 nci Takım, 2’nci Takım, 3’üncü Takım ve Silah Takımı birbirlerini
takip edecek, en geriden artçıların önünden de üzerinde G.T. Top
bulunan Jeep ve doğabilecek acil durumlarda kullanmak üzere bölük
Jeep aracı gelecekti.
GALİNİ’ye yaklaşıldığında
“Erikler çiçek açtı”
diye telsiz çağrısı duyduğunda
Geri Tepmesiz
Top, köyün doğusuna yanıma
gelecekti. Köye yaklaştığımızda
1’nci Takım
Komutanı J. Üsteğmen Tuncel
TOPRAK, köyü sağdan
yarım ay şeklinde çevirecek,
2’nci Takım Komutanı J.
Başçavuş Ömer ÇAY Takımı
ile ortada kalacak,
3’üncü Takım Komu-tanı J.
Üstçavuş Cuma ALP köyü
soldan yarım ay gibi çevirecek,
Silah Takım Komutanı
J. Başçavuş M. Ali HERDEM de Takımı ile bizi 2’nci Takım gerisinden
takip edecekti.
Ben 2’nci Jandarma Komando Bölük Komutan vekili J. Ütğm.
Halis DEVECİ, gerektiğinde Silah Takımına hemen ulaşabilmek için
2’nci Takım ile birlikte olacaktım. Zamanın dolmasını beklerken, evli
olanlar ailelerini, çocuklarını düşünmeye başlamışlardı. J. Başçavuş
Ömer ÇAY daha önce BEŞPARMAKLAR’da BUVAFENTO Kalesine
bayrak çektiğimizi biliyordu. Buraya çekilecek bayrağı kendisinin taşımasını
teklif etti, olur dedim, itina ile katladığı TÜRK BAYRAGINI,
göğsüne ceketinin içine yerleştirdi.
Daha önce öldürdüğü Rumlardan edindiği kalaşnikof silahını
(Kendisine bir şey olursa) elimle götürüp Türkiye’deki oğluna vermemi
benden istiyordu. Sanki içine bir şeyler doğmuştu. Söz verdim, fakat bu
tür konuşmasını men ettim. Allah’ın izni ile hiçbirimize bir şey olmayaKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
447
cağını, kendi eliyle silahını oğluna götüreceğimi söyledim. Nihayet
harekât zamanı geldi. Planlanan şekilde hareket ettik. Ancak, 2’nci Takımla
birlikte olacakken, köye yaklaşıncaya kadar Uç Mangasıyla birlikte
yürümek zorunda kaldım.
2,5 saatlik yürüyüşten sonra köye iyice yaklaştığımızda, planlanan
şekilde, eski Osmanlı Orduları gibi, yarım ay şeklinde tertiplendik.
Ve hep beraber sessizce köye girdik. Ve hiçbir direnişle karşılaşmadan
köyün diğer tarafına geçtik. Tepeye 50 m. kadar yaklaşmıştık ki tepeden
Rumca parola sorar gibi seslenildi. Hemen yere yapıştık. Tepeden seslenen
cevap alamayınca ateşe başladı. Yanımda bulunan Ömer ÇAY heyecanla
“Komutanım hücum emri verin, Allah Allah nidalarıyla tepeye
çıkalım” diyordu.
Ben kabak gibi meydanda olduğumuzu, bu hareketin çok zayiat
vermemize sebep olacağını, kendilerinin kıpırdamadan beklemelerini,
silah takımının yanına gidip birkaç havan atışı yaptırırsam ateşin kesileceğini
(Ki böyle yaparsam silahlarını da bırakıp kaçacaklarını BUVAFENTO
Kalesinden biliyordum) söyleyip onun sol gerisine doğru sürünerek
iki üç adım kaydım kaymadım, Ömer “Vuruldum Komutanım”
diye bağırdı. Hemen yanına vardım, ağzını kapatıp susmasını söyledim
ve yere yatırdım. Silah sesi devam ediyordu ama artık mermiler bize
doğru gelmiyordu. Bulunduğumuz yerde toprak yol yapılmış, onun
kenarındaki kayan, toprak bayır üzerinde idik. Koltuk altından tutup
birlikte gerideki taşın arkasına kadar kayarak indik. Orada Ömer’in başını
göğsünü ellerimle yokladım, öldürücü yerlerinde bir şey yoktu. Bir
yandan da yok bir şeyin diyordum.
Dizim dedi, dizini yokladığımda elime ıslaklık değdi. Hemen
orada bacağını uyluktan bağladım. Geride olan jeepin yanına gönderip
hemen Alaya götürmelerini emrettim. Yanımda bulunan habercimin sağ
yanında bulunan şarjörü isabet alıp o taraftaki tüm mermileri patlamış.
Altı yanmıştı. Alaydan verilen telsizcim kalbinden vurulduğunu söyledi,
açtım baktım beyaz atletinin üzerinde bir leke var ama çok kanama
yok. Mermilerden seken bir taş parçası hafif kanatmış. Gene 2’nci Takımdan
çevremde bulunan safça bir er vardı.
Çapraz tutuşta dururken silahı kapak takımından isabet almış, sağ
elinin bir parmağı hafif yaralanmış, tüfek kullanılmaz hale gelmiş, ama
ALİ DENİZLİ
448
kalkan görevi yapmış. Bütün bu kontroller çok kısa bir zamanda oldu
herhalde.
Hemen Silah Takım Komutanının yanına gidip, köyün son evinin
arkasından havan attırmasını emrettim. M. Ali Erdem bu kadar
yakından havan atılamayacağını anlatmaya çalışıyordu ki hemen onu
kenara itip, 60’lık havan borusu ile bacak arasından çok seri havan
atabilen J. Eri İzzet CİHAN oturtturup iki havan attırdım, derhal ateş
kesildi. Beş-altı havan daha attırdım. Meğer atılan havanlar tepenin
arkasındaki Rumların bulunduğu yerlere yakın gitmiş. Kaçmaya başlamışlar
ama araç sesini duyan, sol taraftan tepeye çıkan 3’üncü Takım
Komutanı tankların geldiğini bildirdi. Bu arada biz havanı bırakıp, bize
biraz evvel ateş edilen tepede mürtesemi havaya düşen, ayakta duran
adam gibi görünen beton sütuna, toprak yolun solundaki sonradan bölük
karargâhı yaptığım evin duvarı kenarından ateş ediyor düşüremiyoruz.
Bu kadar ateşle düşmediğine ve cevap ta vermediğine göre adam
olmadığını anladık.
Tankları karşılamak için aşağıya bıraktığım geri tepmesiz topu çağırmaya
başladım. Müteaddit çağrılarıma rağmen cevap alamadım ve
başında gözlüklü, uzun boylu, korkak bir asteğmen bulunan topu yukarı
getirmek mümkün olmadı. Çağrılarımı ve de seslerimi geriden
duyan Alay Komutanı Kurmay Albay Hayri ÜNDÜL gerekirse köyü
ateşe verin aslanlarım, topçu ateşi istiyorsanız yaptıralım, hedef bildir
diyor. Biz ise baraj ateşi planlanan yerlere gelmişiz, istesek kendi üstümüze
ateş ettireceğiz. Gerek olmadığını bildirdim. Tepeye iyice çıktığımızda
üstümüze geliyor denen araçların tank değil biraz önce attığımız
havanlardan korkup kaçan Rumların Landrover araçları olduğunu gördüm.
Geri Tepmesiz top gelseydi onları kuş gibi avlayacaktık. Gelmedi,
düşman kaçtı. Etrafta artık iyice görülmeye başladı. Yukarı getiremediğim
asteğmene adam gönderip yanıma gelmemesini. Gözüme
görünmeden gitmesini emrettim. Gün doğmadan hakim tepelere
mevzilendik, karşımızda kimse kalmamıştı. Köyün alındığını ve emniyetli
olduğumuz hakkındaki raporumuzu alaya verdim. Sabahleyin
Astsubay Ömer ÇAY’ın sağ bacağının kesildiğini öğrendik.
Karşılığında can alamamıştık ama bir köy ve bırakıp kaçtıkları silah
ve cephanelerini almıştık. 4 Eylül 1974 günü saat 09.00’a doğru TüKIBRIS
BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
449
men Komutanım, Alay Komutanım ve beraberindekiler gelip bizi kutladılar
ve cephemizin sağ tarafında yolda, Yeşilırmak’tan gelen Cavit Beyle
buluştular. Galini’de bulunurken köyün üstünde bize ateş edilen
yerde bulunan beyaz duvara, büyük siyah yazılarla ÖMERLİ yazarak
köyün yeni ismini belirlemiştik.“ diyor. Rum halkı zaten kaçmaya
hazır bekliyorlardı. Hatta, eli silah tutanlar da dahil, çocuklarını ADA
dışına göndermek için gemi kiraladıkları bile gelen haberler arasında
idi.” ”139 Diye anlatmaktadır.
G. 39 NCU PİYADE TÜMENİ HAREKATI (26 AĞUSTOS 1974)
1. 14 ncü Alay 1 nci Tabur 2 nci Bölük Komutanı Üsteğmen Şükrü
Tandoğan Şöyle Anlatmaktadır;
26 Agustos 1974, “Taburumuz 2 nci harekattan sonra 10 gün Değirmenlik
Köyü çevresinde toplanma bölgesinde bekletildi. Daha sonra
Lefke’ye İntikal ederek Komando Taburundan savunma görevini
devraldı. 1 nci P.Taburu Lefke’nin güneyinde; doğudan batıya doğru, 2
nci P.Bl.ğü, 1 nci P.Bl.ğü ve 3 ncü P.Bl.ğü birinci hatta olmak üzere tertiplendi.
Bölüğümü, tahsis edilen bölgede, 2 P.Tk.nı birinci hatta , 1
P.Tk.nı ihtiyatta olmak üzere tertipledim. Düşman, bakır madeni çıkarılan
ve Maden Tepe olarak tanımladığımız geniş bir masa görünümlü,
hakim bir arazide başlangıçta çok az bir kuvvetle savunma tertibi almıştı.
139 Sever, age., s.197-205.
ALİ DENİZLİ
450
Maden Tepe, Lefke ve Güzelyurt’a hakim, kritik bir arazi arızası
idi. Lefke- Lefkoşe asfaltı 2 nci harekattan sonra ateşkes hattı olarak
tespit edilmişti. Bu kritik arazi bu hattın 500 metre güneyinde kalmıştı.
Ateş-Kes nedeni de olsa bu tepenin düşmanda bırakılmaması gerekirdi.
Ateş-Kes hattının tespit edilmesinde bölgedeki birliklerle koordinasyon
yapılmalıydı. A.M.H’daki P.Tk.ları Komd.Bl.’ce yapılan mevzileri işgal
etmişlerdi. Tepeler hattında yapılan bu mevziler savunmaya elverişli
değildi. Hiçbir görüş ve ateş sahası sağlamayan bu mevzilerden sadece
düşman mevzileri görülüyordu.
Düşman, görünmeden mevzilerimizin önüne kadar gelebilirdi.
Komd. Bl.nun bu savunma anlayışı bize uygun değildi. Bu mevzileri
görüş ve ateş sahası sağlayacak şekilde ileri aldırarak A.M.H.’nı uygun
yerde tesis ettirdim.”140 Diye anlatmaktadır.
140 E. P. Alb. M.Şükrü Tandoğan (39 ncu Tümen 14 ncü A. 1 nci Tb. 2 nci. Bl. K.) yaşı 67,
18 Mart 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
451
SONUÇ
Kıbrıs davası, bir Türk-Yunan davasıdır. Yunanlıların milli hedeflerinde,
“Megali İdea”larında, ilk günlerden beri hiç değişmeyen
“ENOSİS ve yalnız ENOSİS” hedefleri vardır. Kıbrıs davası, Türk
milli güvenliğinin, yaşamsal çıkarlarının bir parçasıdır. Yunan başı
ezilerek MEGALİ İDEA isteklerine dur denilmiş ve KIBRIS’ın TÜRKİYE
için ne derece önemli olduğu vurgulanmıştır.
Yunan Başbakanı Papandreu şöyle söylemektedir; “Benim arzum
ve ihtirasım Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmektir. Kıbrıs’ı Yunanistan’ın
ayrılmaz bir parçası olarak ilhak ettiğim zaman Yunanistan’ın
hududu Kuzey Afrika’ya kadar uzanacaktır.” Demek ki Yunanistan
megali ideadan vazgeçmemiştir. Hedefleri doğrultusunda kollarını,
Kıbrıs’tan öteye Afrika’ya uzatmayı hayal ediyor. Kıbrıs Barış Harekâtı’yla
Yunanistan’daki bu hayalperestlere “dur” denmiş ve “Aklınızı
başınıza toplayın” ikazında bulunulmuştur.
TÜRKİYE Anlaşmalardan doğan milli hak ve menfaatlerini gerektiğinde
silahlı kuvvetlerini kullanarak koruyacağı konusundaki kararlılığını
bütün dünyaya göstermiştir. Yunanistan, Kıbrıs’ta darbeyi düzenlemekle
garantör devlet vasfını kaybetmiştir. Türkiye meşru haklarının
korunması için, İngiltere ile müşterek, adadaki İngiliz üslerinden
faydalanarak Türk toplumuna denizden bir kapı sağlayacaktır. Eğer
İngiltere, bu hareket tarzına yanaşmazsa, Türkiye müdahaleyi tek
başına yapacaktır denilmiş ve icra edilmiştir.
Bu görüşe göre, Türk toplumuna denizden bir kapı sağlayacak en
sağlam plân yapılmış ve uygulanmıştır. Bu kapı sağlandıktan sonra, ele
geçirilen bölgenin yetersizliği, ikinci bir harekât ihtiyacını doğurmuştur
ve icra edilmiştir. Harekat sonunda batı kamuoyunda yaratılan, Türk
düşmanlığı artan haçlı zihniyetinin değişmediğini bir kez daha göstermiştir.
Harekat sonunda TÜRK MİLLETİ’nin gücü düşmanlarınca
tekrar hatırlanmış ve asırlardan beri icra edilen içten yıkma politikasına
hız verilerek gücünün çökertilmesine çalışılmıştır.
ALİ DENİZLİ
452
Aynı pakt içindeki devletlerin bile gerektiğinde birbirlerine karşı
silahlı harekata girişebilecekleri böylece ittifakların bile kendi içinde
harbi önlemeye yeterli olmayacağı gerçeği ortaya çıkmıştır. Yılların doldurduğu
acı anıların tesiri altında bulunan Türk halkı ve ordusunda his,
fikir ve irade birliği kendiliğinden meydana gelmiş halkı ve ordusu ile
bir bütün olarak kader ve kıvanç birliği içinde görülmüştür. Bu milli
birlik ve moral üstünlüğü, silahlı kuvvetlerimizin başarısını sağlamış,
Türk birliklerine cüret ve cesaret kazandırmıştır.
Ordunun başarısı, sadece Türkiye ve Türklük dünyasında değil,
bütün İslâm dünyasında sevinç yaratmış ve zafere susamış Müslümanlar
Kıbrıs Barış Harekâtı ile gururlanmışlardır. Kıbrıs Türkü biz gelinceye
kadar gerek İngilizlerin, gerekse Rumların çeşitli eziyetlerine,
sindirmelerine maruz kalmış, eza ve cefa çekmişti. Bütün olumsuz
koşullara rağmen. Türklük duygularını, benliklerini kaybetmemişlerdi.
Rum köylerinde azınlıkta kalan Türklerin evlerinin hemen hemen
hepsinde Türk Bayrağı ve Atatürk’ün fotoğrafı asılı idi.
Harekatta canla başla bizimle beraber savaştılar. Bize ellerinden
geldiğince yardımı oldular. Kıbrıs Türklerinin varlıklarını bu şekilde
devam ettirmede şüphesiz TMT (Türk Mukavemet Teşkilatlanın büyük
rolü olduğu aşikardı.
KIBRIS Barış Harekatının başarılmasında en önemli faktörlerden
birisi, harekatın stratejik ve taktik alanda tam bir baskın yaratmış olmasıdır.
Müşterek harekatın icrası taktik baskın sağlamıştır. Çıkarmanın,
GİRNE-MAGOSA-GÜZELYURT kıyılarından hangisine yapacağı indirme
ve uçarbirlik harekatının hangi bölgeye ve hangi saatte icra edeceği
düşmandan tamamen gizlenmiştir. 20 TEMMUZ 1974 günü GİRNE
batısında ilk çıkarma yapılmasına rağmen düşman bu çıkarmanın
asıl veya tali olup olmamasında tereddüt göstermiş ve 22 TEMMUZ saat
10:30’a kadar, kıyıbaşında bulunan birliklerimize önemli bir karşı taarruz
yapılmamıştır.
Baskın ve gizlilik prensipleri öylesine uygulanmıştır ki, GİRNE
batısına yapılan çıkarmanın asli mi, yoksa ikincil mi olduğuna
dâir kesin kanıya düşman, 22 Temmuz sabahı 2 nci Dalganın da çıkarılmasıyla
varabilmiştir. Baskın nedenlerinden biriside 11 yıldan beri
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
453
yapılan hazırlıklara rağmen TÜRK kuvvetlerinin ADA’ya çıkmamış
olmasıdır. Bu yüzden ada halkında Türklerin adaya çıkmayacağı çıksa
da süratle yok edileceğine dair kanaatler yerleşmiştir. Türk çıkarma,
atma ve indirme birlikleri 15 TEMMUZ’dan 20 TEMMUZ’a kadar, garnizonlarından
süratle hareket ederek gizlice hazırlık bölgesine, MERSİN,
SİLİFKE ve ALATA’ya oradanda adaya ayak basmaları baskının
başarısını kolaylaştırmıştır.
20 TEMMUZ günü kıyıya ayak basan, inen ve atılan birlikler harekat
planı gereğince bir an önce GİRNE boğazını ele geçirerek birbirleri
ile birleşmek gayretini gösterememişler, çıktıkları ve indikleri
bölgelerde savunmaya geçmişlerdir.Ancak 22 TEMMUZ günü YAVUZ
çıkarma plajına çıkarılan birliklerin, vakit geçirmeden ve karaya ayak basar
basmaz birleşmek amacıyla GİRNE’ye doğru taarruza başlamasıyla muharebenin
seyirini değişmiştir. YAVUZ çıkarma plajı ile GİRNE arasında
22 TEMMUZ akşamına kadar yapılan muharebelerden sonra GİRNE boğazı
düşürülmüş ve saat 16:30’da birleşme sağlanmıştır.
Hava başına yetişen çıkarma birlikleri önde tanklar olmak üzere
hava ve kıyıbaşını genişletmişlerdir. Bu bakımdan, üçlü harekatta çıkan
inen ve atılan birliklerin harekat ve işbirliği, manevra prensibi ve her kademedeki
komutanların insiyatifleri, genel maksat çerçevesindeki hareketleri
ile süratle kritik arazi kesimlerine el atmaları ve bir an önce birleşmeleri
önemli bir talimname maddesi olarak tekrar doğrulanmıştır.
Amerikalı Dz.P.Bnb. PATRİCK LTOVVSEND’in KASIM
1977’de PROCEEDİNG mecmuasında: “Dikine kuşatmada ABD Deniz
Piyade Birlikleri dünyanın en önde gelen ustaları değildir. Ortaya koydukları
performansa göre TÜRKLER’dir. 20 TEMMUZ 1974’de TÜRKİYE,
paraşütle atılan, helikopterlerle indirilen ve denizden taşınan
kıtaların koordineli bir şekilde kullanılması ile KIBRIS’I başarılı bir
şekilde işgal etmiştir” diye yazmıştır.
Hava indirme, uçarbirlik ve amfibi harekatın hemen hemen aynı
zamanda ve farklı yerlere yapılması, çeşitli yönlerden gelen bu tehditlere
karşı YUNAN ve RUM Kuvvetlerini tereddüte düşürerek yerinde
tutmayı başarmıştır. Başarı nedenlerinden en önemlisi de şüphesiz
küçük birlik komutanlarının cesaret ve fedakârlıklarıdır.
ALİ DENİZLİ
454
Kara, Deniz ve Havadan harekâta katılan subay ve astsubayların
kişisel kahramanlıkları ile küçük birlik sevk ve idaresindeki ehliyetlerinin
övünülecek bir seviyede olduğu görülmüş genç subaylarımızın
ve astsubaylarımızın Kıbrıs davasına olan inançları başarının
başlıca dayanaklarından birisi olmuştur. Kıbrıs’ta, Türk ordusunun
varlığı ile, 150 bin Türk, can ve mal emniyetine, güvenli ve onurlu yaşama
kavuşmuştur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin sağlam temelleri
de Türk Barış Harekâtıyla atılmıştır. Rumların 1960’lardan beri soydaşlarımıza
uyguladığı ekonomik ve psikolojik baskıya son verilmiş,
soydaşlarımızın ADA’yı terk etmeleri ve TÜRKİYE dışındaki yerlere
yerleşerek benliklerini kaybetmeleri önlenmiştir.Soydaşlarımız KIBRIS’ta
güvenlik ve özgürlük içinde yaşayabilecekleri ve kendi geleceklerini
kendilerinin tayin edebileceği bir vatana ve bir devlete kavuşmuşlardır.
“14 Ağustos’un ilk saatlerinde bir anlaşmaya varılmadan dağılan
İkinci Cenevre Görüşmeleri’nden hemen birkaç saat sonra başlayan
İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı, BM’nin ateşkes kararına Türkiye Cumhuriyeti’nin
uyması ile 16 Ağustos saat 19.00’da son buldu.
Bütün Kıbrıs’ta her yerde silâhlar sustu. İkinci Cenevre Konferansı’nda
Mavros uzlaşmaz bir tutum sergilediğinden, çaresiz kalan
Türkiye, üç gün içinde, hem de bölgeyi Rumlardan arındırarak bugünkü
hatlara ulaştı. Bölgedeki on binlerce Türk, hürrriyetine kavuştu, vatanına
sahip oldu. İkinci harekât devamınca beklenen Türk-Yunan savaşını,
fanatik Yunanların kışkırtmalarına rağmen, henüz bir ayını bile
tamamlamamış olan Karamanlis Hükümeti göze alamadı.
16 Ağustos saat 19.00’da bugün ulaşılan hatlar dışında Erenköy
gibi Akıncılar’da da mücahitler savunmalarına devam ettiklerinden, bu
köy de hâlen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarına
dâhildir. 16 Ağustos’ta Akıncılar’ı Gaziler’e bağlayan yol kontrolümüz
altında olduğu için sınır da yolun iki tarafından geçirilerek güneye Larnaka’ya
doğru bir çıkıntı yapmıştır. Bugün KKTC, Kıbrıs adasının %
34’ünü kontrol etmektedir. Adanın en verimli Mesarya ovası ile Güzelyurt
bölgesi Türk toprakları içindedir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
455
1955 yılından 1974 yılına kadar tam 29 yıl, Rumların kan ve vahşet
adası hâline getirdiği Kıbrıs, şimdi bir huzur adası, eşsiz bir tatil
beldesidir.1571’den tam 403 yıl sonra ada yeniden barışa kavuşmuş,
Türk ordusunun varlığı ile 25 yıldır kimsenin burnu dahi kanamamıştır.
Kıbrıs Türk Halkı, 1974 sahip olmak için çıktığı ince uzun yolda
çok acılı günler geçirmiş, azgın Rumların insanlık dışı vahşetine
ve hayasız saldırılarına, 1672 şehit ve binlerce yaralının kanı ve canı
ile karşı koymuştur.
20 Temmuz-16 Ağustos 1974 tarihleri arasında, Kıbrıs Barış Harekâtı
sırasında Türk ordusuntın kaybı, 498 şehit ve 1200 yaralı; Rumların
kaybı ise 4 bin ölü ve 12 bin yaralıdır..”141 diye anlatmaktadır.
Kıbrıs Barış Harekâtı’yla Adada yıllardır devam eden Rum işkencesi
sona erdirilmiş, Türklerin insanca yaşayabilecekleri bir ortam sağlanmış
ve hürriyet özlemi Türkiye’nin yerinde müdahalesiyle sona ermiştir.
Rum-Yunan ikilisi tarafından Kıbrıs’ın Türkiye tarafından işgal
edildiği dünya kamuoyuna propaganda edilmesine rağmen, Atina Yüksek
Mahkemesi 21 Mart 1979 tarihinde aldığı kararla Türkiye’nin müdahalesinin,
Garanti Anlaşması’nın IV. maddesine göre yasal olduğunu
onaylamıştır. Avrupa Konseyi de 29 Temmuz 1974 tarihinde almış olduğu
873 sayılı karar ile Türk müdahalesinin yerinde olduğunu kabul
etmiştir.
Cenevre’de devam eden II. Konferans’ta Rum ve Yunan delegeler
I. Konferans’ta Yunan dışişleri bakanının kabul ettiği konulan inkar yoluna
saptılar. Rum-Yunan ikilisi meseleyi sürüncemede bırakmak taktiğiyle
görüşmelerde olmadık tekliflerde bulunuyorlar ve ilgili-ilgisiz bazı
devletleri meselenin içine çekerek bir takım masabaşı oyunlarıyla oyalama
taktiği yürütüyorlar ve bu zaman zarfında Yunanistan’ın gerekli
askerî hazırlıklarını tamamlayarak adaya kuvvet göndereceğini hesaplıyorlardı.
Türkiye, Rum-Yunan ikilisiyle anlaşmanın mümkün olmadığını
görerek 22 Temmuz’da başlayan fakat ateşkes sonucu tamamlanamayan
harekatın tamamlanmasına karar verdi. 14 Ağustos’ta başlayıp
141 Evcil, age., s.114.
ALİ DENİZLİ
456
16 Ağustos’ta sona eren üç günlük harekât neticesinde bir taraftan Magosa’ya
diğer taraftan Lefke’ye varılarak Türk tarafının sınırları çizildi.
Kıbrıs Türk Barış Harekatı’nı incelemek üzere, İngiltere Parlamentosu
tarafından kurulan özel komite 1976 yılında verdiği raporda;
“Türk Kuvvetlerinin I. Barış Harekâtı’nda ulaşmış olduğu yerler askerî
bakımdan savunmak için yeterli olmadığından dolayı II. Barış Harekâtı’nın
yapılması kaçınılmazdı” denilmektedir. Ayrıca Lord Neval da
“1974 yılında Türk askerî müdâhalesi olmasaydı, Adada Türk kalmayacaktı”
demiştir.
Barış Harekâtı sonrasında ortaya çıkan Muratağa, Atlılar, Sandallar
vb. katliamları harekâtın ne derece yerinde bir karar olduğunun göstergesidir.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın çizdiği sınırlar Türk tarafına devlet
kurma imkânı verdi ve 13 Şubat 1975 tarihinde “Kıbrıs Türk Federe Devleti”
ilan edildi. Bu gelişme üzerine Rumlar ,28 Nisan-3 Mayıs, 5-7 Haziran
ve 31 Temmuz-2 Haziran 1975 tarihlerindeki görüşmelere katılmak
zorunda kaldı. Son toplantıda Güney Kıbrıs’taki Türkler ile Kuzey Kıbrıs’taki
Rumların gönüllü olarak yer değişimi hususunda anlaşmaya varıldı.
8-10 Eylül 1975 tarihlerinde de mübadele gerçekleştirildi. Böylece
Kıbrıs Adası fiilen iki toplumun temsil edildiği iki devlete ayrılmış oldu.
142
Türk milleti olarak binlerce yıl öncesinden süregelen devamlılığımızı
aziz şehitlerimizin mübarek kanlarına, onların kalelerimizde
istiklal meşalesini yakan yüce hatıralarına borçluyuz. Asırlardır
Türklüğün şanını yüceltmek ve milli istiklalimizi ebedi kılmak için
can veren aziz şehitlerimizin hatıralarını saygı ile anmak, onlara olan
minnet ve şükran duygularımızı her fırsatta dile getirmek milli görevimizdir.
Yurt için seve seve kanını döken ve canını veren kardeşlerimiz
Türk Milletinin Ralbinde kutsal varlıklar olarak yaşamaktadır.
Rum ve Yunanlıların Enosis emellerini gerçekleştirmek, Kıbrıs’ta
Türk varlığını ortadan kaldırmak maksadıyla giriştikleri kanlı saldırılar
sonucu kadın, çocuk, genç-yaşlı demeden yüzlerce Türk öldürülmüş,
evinden, tarlasından, bağından, bahçesinden, işyerinden ve yollardan
142 Süleyman Özmen , Avrasyanın Kırılma Noktası Kıbrıs , İstanbul 2007,s.292-293..
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
457
alınıp götürülen yüzlercesi de kayıplar listesine girmiştir. Rum ve Yunan
saldırılarına dur demek, evini, ocağını, namusunu korumak, bayrağını
yere düşürmemek maksadıyla silaha sarılan Türk Mücahidi yıllarca
kahramanca direnmiş, kanını akıtarak kutsallaştırdığı bu toprakları
düşmana çiğnetmemiştir. 1974 yılında Rum ve Yunanlıların Enosis yolunda
attıkları büyük adım ve Kıbrıs’ı Yunan adası yapma girişimleri Üzerine
Türkiye Adaya müdahale etmiş aynı kanı taşıyan mücahit kardeşlerinin
yanında Mehmetçik de kanını akıtmış, canını vermiş ve şehit olmuştur.
Kıbrıs’ta Rum ve Yunan mezalimi sonucu şehit olan kardeşlerimiz
bir taarruzi harekat sırasında can vermemiş, Kıbrıs’ta Türk olarak doğduğu
için, Türk olarak yaşamak istediği için, elindeki bir avuç toprağı Enosis
emelleri uğruna terketmediği için Rum ve Yunanlıların saldırısına uğramış
ve şehit düşmüştür. Şehit olurken bir kısmının kendini savunacak
silahı dahi yoktu. Aralarında birkaç günlük bebekler, 90’lık ihtiyarlar
vardı. Yıllardır yaşadığı toprakları Rum ve Yunanlılara terketmediği için
Ayvasıl’da elleri ve kolları bağlanarak buldozerlerle diri diri çukurlara
gömülen, saklandığı banyo küveti içinde şehir edilen Türk kadın ve çocukları
vardır.
Rum ve Yunan mezalimi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı esnasında
şehit düşen 1856 Kıbrıslı soydaşımız vardır.
1974 BARIŞ HAREKATI ŞEHİTLERİ :
Kıbrıs Barış Harekatı esnasında 35 Subay, 41 Astsubay, 421 erbaş
ve er ile 1 sivil işçi olmak üzere toplam 498 şehit verilmiştir.
498 şehit personelden 58’i kayıp olup; Karaoğlanoğlu şehitliğinde
70, Boğaz şehitliğinde 287, Lefkoşa şehitliğinde 57, Mağosa Canbulat
şehitliğinde 1, Türkiye’de 25 şehitimiz ebedi istirahatgahlarında yatmaktadırlar.
Bu şehitlerden; 411’i Kara Kuvvetleri, 69’u Deniz Kuvvetleri,
5’i Hava Kuvvetleri ve 13’ü de Jandarma Genel Komutanlığı personelidir.
KORKUNÇ ŞEKİLDE TAHKİMLİ MEVZİLERDE SAVUNAN,
12.7 MM.LİK UÇAKSAVARLARI ASKERLERİMİZE KARŞI KULLAALİ
DENİZLİ
458
NAN , TOP VE HAVANLARLA KIBRIS ADASINI CENENNEME ÇEVİREREK
ORMANLARI DAĞ TAŞ YAKAN ,YUNAN RUM İKLİSİNİN
OLUŞTRDUĞU BU ATEŞ CEHENNEMİNDEN 498 ŞEHİTLE ÇIKILMASI
,ÇOK BÜYÜK BAŞARIDIR. BU KAHRAMANLAR NUR İÇİNDE
YATSINLAR , VATAN ONLARA SOSUZA DEK MİNNATTARDIR.
TÜRK VE KIBRIS DEVLETİ , GENELKURMAYI BU ŞEHİT ASKERLERİ
VE AİLELERİNİ DAİMA ARAMALI SORMALI BAŞTACI
ETMELİDİR.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
459
SEÇİLMİŞ BİBLİYOĞRAFYA
Andre, Prens, Felakete Doğru , Erkân-ı Harbiye Umumiye Matbaası, İstanbul 1933 .
Akar, Reşat, Atatürkçü Kıbrıs Türkleri, İstanbul 1981.
Akritas Planı, “Türk’ü İmha Planı”, Lefkoşa 1972.
Akritas Planı ve Gençliğe Sesleniş , Lefkoşa 1994.
Alagöz, Cemal Arif, “Kıbrıs Tarihine Coğrafi Giriş”. Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkiklerl
Kongresi (14-19 Nisan 1969) Türk Heyeti Tebliğleri,Ankara 1971.
Alasya, Halil Fikret, Tarihte Kıbrıs, Ankara 1988.
Alasya, Halil Fikret, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tarihi, Ankara 1987.
……………………., “Kıbrıs’ta Türk İdaresi Altında Nüfus”, Kıbrıs ve Türkler, Ankara
1964.
…………………….., “Yunanistan ve Kıbrıs Meselesi”, Kıbrıs ve Türkler, Ankara 1964.
………………………, “İngilizler İdaresinde Kıbrıs’ta Tatbik Edilen Politika”,Kıbrıs ve
Türkler, Ankara 1964.
……………, “Kıbrıs’ta Kayıplar Meselesi”, Türk Kültürü, Sayı:309 (Ocak 1989).
Alpuğan , M. Gültekin, Kilit Üçgen Kıbrıs Barış Harekatı, Ankara 2011.
………………………., Türk Yunan İlişkileri, Ankara 2013.
Armaoğlu, Fahir H., Kıbrıs Meselesi, Ankara 1963.
……………………., 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Ankara 1983.
Artuç, İbrahim, Kıbrıs’ta Savaş ve Barış, İstanbul 1989.
Aşık, Kemal, “Rum – Yunan Gizli Belgeleri”, TAK, Lefkoşa 1983.
Atun, Ali Fikret, İkinci Kıbrıs Seferi, Harp Akademileri Basımevi, İst. 1999.
Banoğlu, Niyazi Ahmet, Kıbrıs Dosyası, İstanbul 1974.
Bedevi, Vergi, Kıbrıs Tarihi, Lefkoşa 1965.
Berling Pierre , Bellapais’e Giden Yol, Ankara 1987
Bil, Hikmet, Kıbrıs Olayı ve İçyüzü, İstanbul 1976.
Birand, Mehmet Ali, 30 Sıcak Gün, İstanbul, Milliyet Yayınları.
Boğuşlu, Mahmut, 1960-1978 Olayları, Anılar ve Yorumlar, İstanbul 1995.
ALİ DENİZLİ
460
Cyprus Question And Greek Extermination Plans, Lefkoşa 1977.
Çay, M. Abdulhalük, “II. Meşrutiyet Sonrası İhanet Şebekeleri, 111., Rum Pontus ve
Mavri Mira Cemiyetleri”, Türk Kültürü, Sayı: 227 (Mart 1982).
…………………….., Kanlı Noel, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 93, Seri
I, Sayı A 13, Ankara 1989.
Çilingir, Atilla, Girne’den Doğan Güneş, İstanbul 1997.
……………….., Unutulanlar Unutturulanlar, ya da Hatırlamadıklarımız, İstanbul 2004.
Denktaş, Rauf R., The Cyprus Triangle, Lefkoşa 1982.
………………….., Kıbrıs Davamız, Ankara, 1991.
…………………., “Küçük Asya Felaketi ve Kıbrıs”, Yeni Kıbrıs Dergisi, Ocak 1986.
Dendrinos, Andreas ,Yunanistan Uyan (Elada Sipna) , Atina1984.
Durusotis Makarios, Karanlık Yön EOKA, Lefkoşa 2005.
Edib Ali, Aykut, Türkiye’nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalıdır?, İstanbul 1974.
Erdem, Turan, Kıbrıs Barış Harekatında 3 ncü Paraşüt Taburu, Ankara, 1999.
Erkan, Mehmet ,Kıbrıs Barış Harekâtı, Işıklar Askeri lisesi yayını, Bursa 1985.
Erim, Nihat, Bildiğim ve Gördüğüm Ölçüler İçinde Kıbrıs, Ankara 1977.
Erzen, Atıf, “Kıbrıs Tarihine Bir Bakış”, Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi,
(14-19 Nisan 1969), Türk Heyeti Tebliğleri, Ankara 1971.
Evcil , Cumhur ,Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi , Ankara 1999.
Gazioğlu, Ahmet, İngiliz İdaresinde Kıbrıs 1878-1960, Statü ve Anayasa Meseleleri,
İstanbul 1960.
Gibbons, Harry Scott, The Genoside Files, London 1997.
Gökhan Mehmet, Kıbrıs Barış Harekâtında İlginç Olaylar, İstanbul 2006.
Gönlübol, Mehmet ve diğerleri, Olaylarla Türk Dış Politikası, Ankara 1974.
Günsev ,Mesut ,20 Temmuz 1974 Şafak Vakti Kıbrıs’ta , İstanbul 1999.
Gürcan ,Ali İhsan ,Kıbrıs Barış Harekatı ve Ötesi ,İstanbul 2013.
Gürel, Şükrü S., Kıbrıs Tarihi (1878-1960), C. I-II, İstanbul 1984.
Gürkan, Haşmet M., Kıbrıs Tarihinden Sayfalar, Lefkoşa 1982.
…………………….., Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Lefkoşa 1986.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
461
Gürsoy, Cevat R., “Kıbrıs’ın Coğrafi Durumu”, Kıbrıs ve Türkler, Ankara 1964.
Güvenç, Nazım, Kıbrıs Sorunu Yunanistan ve Türkiye, İstanbul 1984.
Hantsoz Dimitrios K. ( E.Tuğg ) ,” Kıbrıs 1974, Neden Galip Gelmedik”, Lefkoşa 2009.
Hatipoğlu, M. Murat, Yunanistan’dakl Gelişmelerin Işığında Türk – Yunan Münasebetlerlnln
101 Yılı (1821 – 1920), Ankara 1988.
Hill, Sir George, The History of Cyprus, I-IV, Cambridge 1940-1952.
İkiz , İ. Neşet , Bir Ada Bir Dava Bir Savaş, İstanbul 2007.
İnalcık, Halil, “Kıbrıs Fethinin Tarihi Manası”, Kıbrıs ve Türkler, Ankara 1964, s. 21-26.
İsmail, Sabahattin, Kıbrıs Sorunu, İstanbul 1986.
…………20 Temmuz Barış Harekâtı’nın Nedenleri Gelişimi Sonuçları, İstanbul 1988.
…………………………Kıbrıs Sorunu (İç Etkenler), İstanbul 1986.
Karal, Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, C. III., Ankara 1983.
Kıbrıs Barış Harekâtı , Harp Akademisi yayını, İstanbul 1987.
Kıbrıs Seferi , Gnkur.Harp Tarihi Başkanlığı Yayını, Ankara 1971.
Hulusi Kaymaklı’nın Hatıraları, (2 nci Tak. Hv. K.K’nı Korg ) Akdeniz Haber Ajansı Yayınları,
Lefkoşa 2002.
Kalelioğlu ,Oğuz, Kıbrıs Barış Harekatı ve Gazimagosa Savunması , Ankara, 2011.
Kıbrıs Barış Harekâtı Şehitlerinin Biyografileri , Ankara 1976
Kuran, Ercüment, “Kıbrıs İdaresinin İngiltere’ye Terki”, Kıbrıs ve Türkler,Ankara 1964.
Kürşat, F. – Altan, M.H. Egeli, S., Kıbrıs’da Yunan Emperyalizmi, İstanbul 1978.
Manizade, Derviş, Kıbrıs, Dün, Bugün, Yarın, İstanbul 1975.
Metin, Hüseyin, Kıbrıs Tarihine Toplu Bir Bakış, Lefkoşa 1959.
Mütercimler, Erol, Bilinmeyen Yönleriyle Kıbrıs Barış Harekâtı, İstanbul 1990.
Oberling, Pierre, Bellapais’e Giden Yol, trc. Mehmet Erdoğan, Ankara 1987.
Oğuz, Süleyman, Kıbrıs Ekonomik ve Sosyal Yönleriyle, İstanbul 1975.
Olgun, Aydın, Kıbrıs’ın Anatomisi, Dört Devir, Dört Lider, Ankara 1975.
Oral, Cavid, Akdeniz Meselesi, İstanbul 1945.
Orhonlu, Cengiz, “Osmanlı Türkleri’nin Kıbrıs Adasına Yerleşmesi (1570-1580) “MilletleALİ
DENİZLİ
462
rarası Birinci Kıbrıs Tetklkleri Kongresi (14- 19 Nisan 1969). Türk Heyeti Tebliğleri,
Ankara 1971.
Özmen Süleyman , Avrasyanın Kırılma Noktası Kıbrıs, İstanbul 2007.
Parla, Reha, Belgelerle Türkiye Cumhuriyeti’nin Uluslararası Temelleri, Lozan, Montrö,
Türkiye’nin Komşularıyla İmzaladığı Başlıca Belgeler (Suriye, İrak, Iran, SSCB,
Bulgaristan, Yunanistan), Lefkoşa 1985.
Polat Yılmaz , Barış İçin Oradaydılar, Ankara 2007.
Rize, Ekrem, Kıbrıs Bir Numaralı Türk Davası, İstanbul 1965.
Sadrazam , Halil , Kıbrıs’ta Varoluş Mücadelemiz Şehitliklerimiz ve Anıtlarımız , Türkiye
Şehitlikleri İmar Vakfı yayınları No:4, İstanbul 1990.
Sebep ve Sonuçlarıyla 1974 Kıbrıs Banş Harekâtı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı
Yayınları, Girne 1996.
Sergis’in ,Yeoryios (E.Tuğg.) “Kıbrıs Savaşı, Temmuz-Agustos 1974,Trajedinin Anatomisi”,
Lefkoşa 2009.
Serter, Vehbi Zeki, “Kıbrıs’ta 15 Temmuz 1974’te Düzenlenen
Rum-Yunan Askeri Darbesi ve Mutlu Türk Barış Harekâtı’nın Başlaması (20 Temmuz
1974)”, Türk – Yunan İlişkileri Bildirileri,
Üçüncü Askeri Tarih Semineri, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1986.
…………………………. ,Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi I. Cilt , Lefkoşa, 1974; II. Cilt: Lefkoşa,
1975.
…………………………..Kıbrıs ve 1974 Barış Harekâtı, Lefkoşa 1976.
Sever , Muzaffer , 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Bitmeyen Gece, İstanbul 2010.
Smith, Michael Llewelly, Anadolu Üzerindeki Göz, trc. Halim Inal, İstanbul 1978.
Sonyel , Salahi Ramadan, Türkiye Yunan Anlaşmazlığı, Lefkoşa 1985
Şahinler, M., Türkiye’nIn 1974 Kıbrıs Siyaseti, İstanbul 1979.
Tarakçı , Mustafa ,Kıbrıs’ın Dünü Bugünü Yarını Uluslararası
Sempozyumu, Kıbrıs, Doğu Akdeniz Üniversitesi Yayınları 1991.
Terzioğlu, Said Arif, Kan, Gözyaşı ve Barış, İstanbul 1989.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
463
Tevetoğlu, Fethi, Kıbrıs ve Kominizm, Ankara 1966.
Toluner, Sevin, Kıbrıs Uyuşmazlığı ve Milletlerarası Hukuk, İstanbul 1977.
Türk Yunan İlişkileri ve Megalo İdea , Ankara 1985
Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi III. Cilt, 3. Kısım Eki, Kıbrıs Seferi (1570 -1571), Ankara
1971.
Türsan, Nurettin, Yunan Sorunu, Ankara 1987.
Uçarol , Rıfat , Kıbrıs Sorunu ve Osmanlı İngiliz antlaşması , İstanbul 1978
Üçler Ertuğrul, 35. Yılında Kıbrıs Deniz Çıkartmasının iç yüzü
Kıbrıs Çıkartması, Yeniyüzyıl Yayınları.; 15, İstanbul-2009.
………………….., Kıbrıs Çıkartması , İstanbul , 2009.
Ünlü, Cemalettin, Kıbrıs’ta Basın Olayı, Ankara 1982.
Yamak Kemal , Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler , İstanbul 2006.
Yüceten, Hasan, Hedef Meriç Son Durak Magosa, En nihayet Geldiler, Ya gelmeselerdi,
Lefkoşa 2007.
Zeki, Vehbi, Kıbrıs Tarihi, Lefkoşa 1971.
Zekai, Ali Sencer ,Girne’den Yol Bağladık Anadolu’ya
Ziya, Nazım, Kıbrıs’ın İngiltere’ye Geçişi ve Adada Kurulan İngiliz İdaresi, Ankara 1975.
Dergiler
Akis, sayı: 14-20/26 Temmuz 1987
Akis, sayı: 15-27 Temmuz/2 Ağustos 1987
Akis, sayı: 16-3/9 Ağustos 1987
Belge, sayı: 52/7, Temmuz 1984
Güvenlik Kuvvetleri, sayı: 2, Temmuz 1987
Güvenlik Kuvvetleri, sayı 7, Temmuz 1989
Güvenlik Kuvvetleri, say.: 8, Temmuz 1989
Hayat 25 Temmuz 1974
Hayat l Ağustos 1974
Hayat 8 Ağustos 1974
ALİ DENİZLİ
464
Hayat 15 Ağustos 1974
Hayat 29 Ağustos 1974
Hayat 5 Eylül 1974
Hayat 19 Eylül 1974
Yıllarboyu Tarih Temmuz 1978
Yıllarboyu Tarih Temmuz 1979
Yıllar Boyu Tarih Temmuz 1980
Yıllar Boyu Tarih Temmuz 1984
Barış Harekatının 24 İsimsiz Kahramanı, Yıllar Boyu Tarih Dergisi (Temmuz 1980), s.5-
6.
Gazeteler:
Erbil Tuşalp, “Orgeneral Bedreddin Demirel’in Anıları, Kıbrıs’a Nasıl Çıktık?
”Cumhuriyet Gazetesi , 17 Temmuz 1989.
To Vima Gazetesi, 70 Kritik Gün, Stavro Psikaris, Günaydın Gazetesi, 1-15 Aralık
1975.
Türk-Yunan Savaşı, Kora. Arapakis’in Hatıraları, Günaydın Gazetesi Ağustos-Eylül
1975.
Gn.Yuannides haberi , Hürriyet Gazetesi , 17 Ağustos 2010
Mülakat ve Görüşme Yapılan Kıbrıs Gazileri ve yeri
E.Korgeneral Muzaffer Sever (6 ncı Kolordu İsth. Ş.Md.) , yaşı 80, 1 Mart 2014 tarihinde
İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. Tümgeneral Zeki Doğdu (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. K.) yaşı 81, 12 Haziran
2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. Tümgeneral Hasan Cemile Erdem (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. K.) yaşı 80, 22
Nisan 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. Tümgeneral Cumhur Evcil (Kayseri Hv.İnd.Tug. İsth. Ş.Md) yaşı 77, 17 Kasım 2013
tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. Tuğgeneral Cemal Eruç (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. K.) yaşı 80, 10 Mart 2014
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
KIBRIS BARIŞ HAREKATI (20 TEMMUZ 1974)
465
E. Kurmay Alb. Şinasi Can (61 nci Piyade Alay Komutanı ) yaşı 86, 13 Ağustos 2013
tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. Dz.Gv. Alb.İ.Neşet ikiz (Amfibi Alay Komutanı) yaşı 80, 23 Kasım 2013 tarihinde
İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Gültegin Alpagun (KTBK Alayı Komutan Yrd.) yaşı 80, 11 Şubat 2014 tarihinde
Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Saldıray Hakgüder (Meriç Köyü Tb.K.) yaşı 70, 19 Şubat 2012 tarihinde Ankara’da
görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. Top. Alb. Mehmet Biran (Yaman Tabur K- Senthilerion Kalesi) yaşı 72, 16 Aralık 2013
tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Yüksel Ötüş (Kayseri Hv.İnd.Tug. 3 ncü Tb. Kh. Bl.K.) yaşı 72, 12 Mart 2014
tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Orhan Ceylan (Kayseri Hv.İnd.Tug. 3 ncü Tb. 2 nci Bl.K) yaşı 70, 10 Ağustos
2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Mustafa Başel (Bolu Komd Tugayı 3 ncü Komd Tb. 3 ncü Bl.K ) yaşı 70, 18
Eylül 2013 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Cahit Koparır (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. 2 nci Bl.K.) yaşı 68, 2 Ağustos
2013 tarihinde Edremit’de görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. J.Alb. Veysel Gani (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. 2 nci Bl.K.) yaşı 70, 1 Mart 2014
tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. M.Şükrü Tandoğan (39 ncu Tümen 14 ncü A. 1 nci Tb. 2 nci. Bl. K.) yaşı 67,
18 Mart 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Alb. Ertan Demirbaş (Kayseri Hv.İnd.Tug. 1 nci Tb.) yaşı 67, 20 Ocak 2012 tarihinde
Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. J.Yb. Halis Deveci (Nevşehir Jandarma Komd. Tb. Tk.K. bilahare 2 nci Bl.K. V.) yaşı.
65, 15 Mart 2014 tarihinde Ankara’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Bnb. Haluk Üstügen (Bolu Komd Tugayı 1 nci Komd Tb. 2 nci Bl.K.) yaşı. 70, 14
Aralık 2013 tarihinde İstanbul’da görüşülüp anıları kaydedilmiştir.
E. P. Bnb. Mete Ebinç (Kayseri Hv.İnd.Tug. 3 ncü Tb. Hrk İsth.Ş.Md.) yaşı 68, 2 Ağustos
2013 tarihinde Edremit’de görüşülüp anıları kaydedilmiştir.__